Cléo from 5 to 7

Cléo from 5 to 7 (Cléo de cinq à sept)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Cleo from 5 to 7 1962 1080p BluRay x264-USURY
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne

ടാഗുകൾ

BluRay
x264
1080
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-05-02
ഡൗൺലോഡുകൾ: 43
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Kesebilirsiniz hanımefendi.

Sol elinizle dokuz tane kart seçin.

Biliyorum. Üç tane geçmiş için,

Üç tane şu an için, Üç tane de gelecek için.

- Tarottan anlar mısınız? - Biraz.

Henüz sizi göremiyorum.

Eğer sizi görebilirsem kartlar daha çok şey anlatır.

Hah, görüyorum şimdi. Güzel.

Şimdi geçmişe bir bakalım...

Genç sevgiliniz kariyerinizi etkilemiş ya da şarkı söylemeyi öğretmiş.

- Anneniz dul muydu? - Hayır.

O zaman yakınınızda bir dul var.

Kötü tavsiyeler veriyor size.

Ama size çok bağlı.

Özgür olabilmeniz için evinizden ayrılmanızı sağlamış.

Sonra da kibar ve cömert bir adama tanışmışsınız.

Sanat kariyerinizi o sağlamış.

Yetenekli olduğunuzu görüyorum.

Müzikle mi ilgileniyorsunuz? Ya da belki müziği seviyorsunuz.

Size çok ilgi gösteriyor...

- İyi biri ama sık görüşmüyoruz. - Onu bırakalım…

Kendinizi temsil eden bir kart seçin.

Sizi kollayıp iyi tavsiyeler veren bir adam var.

Kötü niyet görüyorum. Bir doktor...

İşi çok tehlikeli.

Değişimler görüyorum, bir zorluk. Geleceğe bakalım şimdi.

Pek iyi bir kart değil bu.

Evlilik çok muhtemel görünmüyor.

Bir yol gözüküyor, bir seyahat... Üç kader tanrıçası...

- Şuradaki sizsiniz. - Neden oradayım ki?

Kartları okumak biraz zor.

Bir daha deneyelim.

Kesin lütfen.

Dört kart seçin.

Asılmış adam, değişim demektir...

Ama acı da getirir.

- Hasta mısınız? - Evet.

Venus Astarte! Hastalık kapıda.

Biriyle tanışacağınızı görüyorum,

sizi eğlendirecek,

genç, konuşkan bir adam.

Yeni gördüm onu.

Ama yanlış bir şeyler var. Bir karmaşa...

Sanırım hastalık.

Biliyordum! Ciddi bir şey, değil mi?

Evet ama büyütecek bir şey değil.

Bir kart daha seçin.

Görelim...

Gördüm. Sağ olun ya!

Bu kart illa ölüm anlamına gelmiyor.

El ve ayaklar dolgun. Tüm varlığınızda bir dönüşüm demek.

Yeter. İki gündür biliyorum.

Tahlil sonuçlarına gerek yok. Elime de bakın.

El falı bakmayı bilmiyorum.

O kadar mı kötü?

Ağlamanıza gerek yok...

Sıradaki müşterilerim ne düşünür sonra?

Kötü haber vermem ben.

Anlıyorum.

Kartlar ölüm dedi, ben de kanser gördüm.

Sonu iyi değil.

I. BÖLÜM

Kaçma, güzel kelebek.

Çirkinlik de bir nevi ölümdür.

Güzel olduğum sürece herkesten canlıyım.

Kısa bir işim vardı.

Madam Irma endişelerinizi yatıştırdı mı?

Hayır, daha beter oldum.

Kartlar hasta olduğumu söyledi.

Bunu kartlara bakarak mı gördü?

Suratımdan mı belli oluyor?

Olmadık şeyler düşünüyorsun.

Eğer dedikleri doğruysa kendimi öldüreceğim.

Şu an ölsem umurumda olmaz.

II. BÖLÜM Abartmayı çok seviyor. Mutlu olmamak için bir sebebi yok.

Abartmayı çok seviyor. Mutlu olmamak için bir sebebi yok.

Ama çocuk gibi pışpışlanmak istiyor.

Hadi, Madam Cléo… Sakinleşin biraz.

Neyiniz var küçük hanım?

Bir sorun mu var?

- Tahlil sonuçlarından korkuyor. - Hasta mı?

Doktorlar her yerde hastalık görüyor.

Test yapmaktan da bıkmıyorlar. Yeni moda bu.

Aynen öyle.

Bir sorunu mu var? Bir sorununuz mu var?

Konyak mı, kahve mi?

Kahve.

Kahve size dokunuyor ama. Kahve olmaz.

İyi o zaman. Kahve alayım.

Hayat arzularımıza ayak uydurur.

Kahve bir gün enerji verirken,

bir gün sakinleştirir.

Bugün iyi gelen yarın kötü gelebilir.

Sana bizim köyden bir hikaye anlatayım.

Her şeye sahip bir adam varmış: Eşi, üzüm bağları, çocukları varmış.

Sağlığı da yerindeymiş.

Her şeyin başı sağlık.

Bir gün hasta olmuş. Doktor öleceğini söylemiş.

Karısı üzüntüden mahvolmuş. Adam çıldırmış, yataktan kalkmış,

ateşler içinde bir kahve istemiş. Odasında volta atmak istemiş.

- Senin odan kiralık mı? - Evet.

O oda şu an senin, değil mi?

Anlamıyorsun.

Sabahın ikisinde çıkmaktan bıktım.

Ertesi gün yorgun oluyorum.

Ya seninle uyurum ya da gelmem.

Gelme o zaman.

Şaka yapıyorsun, değil mi?

Ben de yorgunum.

Ayrıca gururluyum da.

Koşa koşa geleceksin bana.

Yunanistan'a, Türkiye'ye, Mısır'a, Afrika'ya gitti.

Ve “Dünyayı geziyorum” yazılı kartpostallar yolladı.

Hiçbir zaman hasta olduğunu söylemedi.

İki yıl sonra

her zamankinden daha güçlü bir şekilde geri döndü.

Eşi bir kazada öldü.

Yaşlandı artık.

Hâlâ seyahatlerinden bahseder. Hayatının en güzel dönemi.

Doktorlar insanı ölüme ikna ediyor.

- Gitmemiz lazım, borcumuz ne kadar? - Bizden olsun.

Çok naziksiniz.

- Güle güle. - Hoşçakalın.

Şunu beğendim.

Yazın ortasında kürk mü?

Buyurun hanımlar.

Şapka istiyorum.

Deneyebilir miyim?

Elbette. İstediğiniz özel bir tarz var mı?

Şu, şu...

Çok yakıştı.

Beğendin mi? En azından yazlık bir şapka.

Hayır, hiç değil.

Deli.

III. BÖLÜM

Bana her şey yakışıyor.

Bir şeyler denemek beni heyecanlandırıyor.

Siyah bana çok yakışıyor.

Ama ilk denediğimi tercih ederim.

Çok yakıştı.

- İşte bu. - Güzel.

- Paketleyeyim mi? - Yok yok, hemen takacağım.

Hayır. Salı günleri yeni bir şey giyemezsin.

- Ama bu şapka... - Yeni olan hiçbir şeyi.

Paketlememi ister misiniz?

Aranıyorsun.

Salı günleri yanına yeni bir şey bile alamazsın.

Lütfen bunları Cléo Victoire adına, Huyghens sokağı, 6 numaraya gönderin.

Siz Cléo Victoire misiniz? Sesinize bayılıyorum.

Sizinle tanışacağım aklıma bile gelmezdi.

Dükkan için bir fotoğrafınızı imzalar mısınız?

Elbette. Hemen teslim edersiniz, değil mi?

Hoşçakalın.

Bu olmaz. Numarası uğursuz.

Bu olur.

- Citroen'lere bayılıyorum! - Bu yeni I.D.

I.D., “inanılmaz delilik”in kısaltması mı?

- Yoruldun mu? - Ölü gibiyim.

Yorgun olduğun için öyle geliyor sana.

Ailenizle mi yaşıyorsunuz?

Yüzünüz gülsün biraz. Ne kadar kendini beğenmiş!

- Müzik sever misin? - Tabii ki.

Bunu sevmedim ama.

Berbat.

Kayıt berbat. Baştan kaydetmeleri lazım.

Durun.

Durun.

Hayır, müziği kapatın demek istedim.

- Şarkıyı söyleyen benim. - Siz miydiniz?

Bu şarkıya bayılırım.

- Çok sık çalınmıyor. - Çalınıyor canım.

Sorun ne?

Midem bulanıyor.

Ama camlar açık.

- Müzik iyi gelmiyor mu? - Hayır.

Radyo dinlemeyi seviyorum.

Radio Taxis gibi, yapacak iş veriyor bize.

Bir kadın için zor iş!

Zaman zaman da tehlikeli. Ama seviyorum.

Geceleri korkmuyor musun?

Korkacak ne var ki?

Ne oluyor?

Sanat öğrencileri yolu kapamış.

IV. BÖLÜM

Eğleniyorlar işte. Biz de zamanında böyle değil miydik?

Tantanadan hoşlanmıyorum.

Geçen kış saldırıya uğramıştım.

Gazetelerde fotoğrafım çıktı.

Tam saldırı da denemez. Bazı gençler ödeme yapmadı.

Kuytu bir yerdi ve zifiri karanlıktı.

Ama arkalarından koştum. Kaçmalarına izin vermedim.

- Karanlıkta mı? - Sonra vurdular bana.

Telsizden yardım istedim.

İki meslektaşım yardımıma koştu.

- Korkudan ölmedin mi? - Kolay kolay korkmam ben.

Ne çaldılar peki?

Hiçbir şey. Beni hırpaladılar.

Olaya bak!

Burada sollayamıyorum. Radyoyu açabilir miyim?

Tabii ki, araba sizin.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left