ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Louna'yla tanıştığım gün,
hayatımı değiştireceğini hemen anladım.
Hazır mısın?
Hiç değilim.
Hadi gidelim buradan.
4x4'ü çalalım!
Ben sürerim.
4x4'üm! Hadi, onları yakalayalım!
Takip ediyorlar!
Sola dön!
- Ne? - Sol!
- Yapsak mı? - Kesinlikle!
Düğün sırasında oldu.
Pek iyi hissetmiyordum.
Senin gibi başka arkadaşım yok.
Hayır, hayır.
Hayır, hiç yok.
Sevgili Gala.
Kan kardeş gibiyiz.
Hayır, "kan" olmaz. Kaygı uyandırır.
Bugün düğünün var. Büyük bir gün.
Biraz müzik ile kutlayalım.
Müzik ile.
Ne yapıyorsun?
Bilmem. Sana sarılıyorum.
Evet ama buna vaktim yok.
Paul, lütfen bugün keyifli ol.
Benim için önemli bir gün. En iyi arkadaşım evleniyor.
İlgiye ihtiyacım var.
Sophie'yi al, ben de hazırlanayım.
Şahane bir gün olacak.
Düğün sevmem.
Moralin bozuksa
aptal masa planlamasına, çikolata fıskiyelerine
ve mutlu olma zorunluluğuna
katlanmak daha da zor.
Özellikle de kendi tanıdığının düğünü değilse.
Çok fena.
- Onu buldun mu? - Kimi?
- Kızımızı. - İşte burada.
Gelinlerin en güzeli o.
Hayır, şeyden bahsediyorum…
- Louna mı? - Evet.
Odasında değildi. Kim bilir nerededir.
- Arkadaşlar! - Bu Luc!
Lütfen sessiz olalım!
Lütfen sessiz olun! Luc'u dinleyelim.
- Teşekkür Jordi. - Devam et Luc.
Aslında…
Öncelikle, selamünaleyküm.
Aleykümselam Luc.
Sağ ol Jordi, geleceğim.
Baba, yeter artık.
Herkese selam.
Selam Justine.
- Nasılsın? Unutmadın mı? - İyiyim.
Neyi? Düğünümü mü?
- Her şey yolunda mı burada? - Yolunda.
- Kızınla hâlâ evlenebilir miyim? - Asla!
Evli olmasan seni alırdım.
- Şuna bakın. - Aman Tanrım!
- Küçük sürtüğüm nasıl? - Geldi!
İşte bu! Adamım!
- Harika! Evet! - Harika!
Düğünleri gerçekten sevmiyorum.
Sevgili Gala.
Arkadaşım.
Kardeşim.
Senin için.
Senin gibi arkadaşım yok Hayır, hayır.
Hayır, hiç yok.
- Bitirdi mi, yoksa… - Bilmem.
Bravo Justine!
Bravo!
İşte bu yüzden görüşemedik.
Çok sıkı prova yapıyordum, bu da çok ama çok zaman alıyor…
- Bravo! - Çok teşekkür ederim.
Şimdi de baş nedime ve Gala'nın ablası.
Louna karşınızda!
Git.
- Bir şey hazırladığını sanmıyorum. - Göreceğiz.
İyi akşamlar.
Nasılsınız?
- Gördün mü? - Bekle.
Pazartesi.
Salı.
- Çarşamba. - Kim bu?
Perşembe.
- Sevgilin değil mi? - Olabilir.
Cuma.
Cumartesi.
Cumartesiden sonra?
- Pazar mı? - Güzel.
Evet, gündelik hayat dediğimiz şey.
Geçip giden günler,
birbiriyle aynı haftalar,
uçup giden yıllar.
Ve sonunda da
ölüm.
Gündelik hayat aşk ateşini körükleyen rüzgârı sevmektir.
Kıvılcım olanı söndürür ama yananı coşturur.
Ve asla ama asla,
onlarınkinden daha büyük bir aşk olmadı. Luc ve…
Gala.
Aferin.
Birlikte, gündelik hayatın lanetini bozdular.
Birlikte, neşe tuğlalarıyla muhteşem bir saray inşa ettiler.
Zaman ve mekânın ötesinde,
gündelik hayatın onlara ulaşamadığı bir saray.
Kadehleri kaldırın dostlar,
bu iki ruhun birleşmesini kutlayalım.
Luc ve…
Gala'ya.
Mükemmel.
Bravo!
- Dediğimiz gibi yapalım mı? - Tabii.
Hanımlar ve beyler.
Arkadaşlar, lütfen.
Geldiğiniz için teşekkür etmek
ve ikinci evim Fas'a saygımı göstermek için,
"Ya rayah."
Gel!
- Gel! - Olmaz!
Gel.
Planda bu yoktu.
Hadi!
Hadi!
Hep birlikte!
Evet!
"Ya Rayah" Cezayir şarkısı, Fas şarkısı değil.
Yelekli aptal.
O yeleği alıp bir tarafına sokacaksın.
Bir ucunu da benzine batırıp yakacaksın,
ateş bağırsakları boyunca ilerleyecek,
sindirim sistemini patlatacak.
Harika olurdu.
Net bir tarif oldu.
Evet. Detaycıyım.
İki votka lütfen Nadia.
Tanışıyor muyuz?
Nadia, benim.
Şam gül suyu ve biraz portakal çiçeği.
Bildim mi?
Tabii ki bildim.
Evet, parfümüm.
Peki, şerefe!
Aynısından verir misin?
- İyi geldi. - Biraz daha?
En azından kibarsın.
Bu düğün için çok emek harcadın.
Konuşman için tebrikler. Kişiseldi, içtendi, dokunaklıydı.
Yazman ne kadar sürdü?
Paul. Memnun oldum.
Louna.
Az öncesi için sağ ol, hayatımı kurtardın.
- Birbirimizi kollamalıyız. - Öyle mi? Neden?
Bu bitmeyen düğünü atlatmak için.
Yani aşkın büyüsüne inanmıyorsun.
ChatGPT'ye "Düğün Konuşması" yazdım.
Céline'e katılıyorum.
Aşk dediğin sefaletin ta kendisidir.
Diğer bir deyişle, yalnız doğarsın,
yalnız ölürsün ve ikisi arasında da mümkün olduğunca çok içersin.
Kesinlikle kardeşim.
Artık dayanamıyorum.
- Neye? - Bu saçmalığa.
Gel, gidelim.
- Nereye? - Bilmem, nereye olursa.
Tamam. Kız arkadaşın hoşlanmayacak.
Buradaymış, nasıl bildin?
Sezgi.
Hayır, yaptığım doğru değil…
Bu korkunç. Bir şey yapmayacak mısın?
İyi vakit geçiriyor en azından.
Dur!
- Durmamı mı istiyorsun? - Evet.
Yok, ben özgürüm.
Evet, hayır!
Çelişkilerle dolu bir kadın.
Karmaşık bir kadındır.
Çok zevk alıyor gibi.
Takıldığı kişiye bağlı.
Evet, sen…
Gururun, öz güvenin hiç kalmadı mı?
Sıfır mı?
Ruh hâlimi iyi özetledin.
Benim durumum da senden pek iyi değil.
Yarışmada değiliz.
Güzel çünkü seni yenerdim.
- Sen başla. - Hayır, önce sen.
Israr ediyorum.
Hayır, hayır!
Bayıldım! Yaptığım doğru değil.
Sadece başkasıyla ilişkisi olan erkeklerle yatarım,
sünger gibi içerim,
kardeşim benden önce evleniyor
ve annem adımı hatırlamıyor.
Tamam, kazandın. Saygı duydum.
Tekrar, tekrar! Hayır!
Şey yapalım mı…
No comments yet. Be the first to leave one.