ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
- Merhaba tatlım. Şeye bakıyordum... - Kızlar nerede?
Odalarında. Neden?
Tamam, sessiz bir şekilde sinemaya kaçacağız. Sadece ikimiz.
- Çantamı alayım. - Hayır, çok riskli.
- Hemen gidiyoruz. - Çantam olmadan olmaz.
- Çantana gerek yok, cüzdanım yanımda. - Ama fırçam, rujum ve kapatıcım lazım.
Neyi kapatmaya çalışıyorsun? Nasıl göründüğünü biliyorum.
Geç kalmadan gidelim.
- Neye geç? - Evet, nereye gidiyoruz?
- Sinemaya. - Hiçbir yere. - Oley!
Gitmeden hemen bir şey halledeyim.
Aaron, ailece bir şeyler yapacağız. Gitmen gerekiyor.
Aaron, ailem. Ailem, Aaron.
Memnun oldum. Güzel bir eviniz var.
- Ve çok harika bir kız yetiştirmişsiniz. - Biliyorlar.
- Sana sonra mesaj atarım. - Harika.
- Hoş biri gibi. - Evet, fazlasıyla hoş.
Ondan kurtulmalıyım.
Sadece bir gece geçirdik ve...
..."Tekrar dışarı çıkıp parkta el ele tutuşalım,...
...atlı karıncaya binelim, anılarımızı paylaşalım." demeye başladı.
Bunu kim ister?
Ben isterim.
Az önce her romantik komedideki en sevdiğim montajı tarif ettin.
O bir de fahişe olmana rağmen erkek arkadaşının...
...sana aldığı farklı kıyafetleri denediğin montaj.
Ve o kendini beğenmiş Beverly Hills tezgahtarları da...
...sahip olduğum şeyleri kıskanıyorlardır.
Yani onun.
Bakın, sonunda hepsinin pislik olduğunu anlayacak kadar erkekle çıktım.
Artık pislik olan benim. Kalplerini ben kırıyorum.
Bir kaldırımda kendi kusmukları içinde uyanıp...
...oraya nasıl geldiklerini sorgulama sebepleri benim artık.
Ve bu iyi hissettiriyor.
Martina, araya girsene. Düzelt şunu.
Bak tatlım, anlıyorum. Bazı kötü ilişkiler yaşadın...
...ama bir gün birlikte vakit geçirmek, belki de...
...evlenmek isteyeceğin biriyle tanışacaksın.
Çocuk yetiştirmek isteyeceğin.
Çocuk yetiştirmek için bir erkeğe ihtiyacım yok.
Babamla sen varsınız.
Bu mutfak beni fena daraltıyor şu an.
Şey olmadan sinemaya gidebilir miyiz...
İşte bu.
Son yıldönümü hediyesi denemenizi iade etmek için geldik.
- Evet, bu nedir onu bile bilmiyoruz. - O bir resim diski.
Tüm fotoğraflarınızı atıyorsunuz, o da ekran koruyucu gibi TV'nizde çalıyor.
Yani hepsi sırayla mı çıkıyor?
Hayır, rastgele çıkıyorlar, o yüzden hep bir sürpriz oluyor.
Yani bir fotoğrafta 20'li yaşlarda olacağım ve sonrakinde...
Bekleyin. Size kaç yaşında olduğumu söylemiştim?
Her neyse, Mike, bu hediyeyi düşünmüş olman bir şey değiştirmiyor.
Tekrar dene.
Pekala, başlamak üzere olan iki film var.
Biri "The Bodyguard" adında eskilerden kalma bir film.
"The Bodyguard" mı?
İlk buluşmamızda izlediğimiz filmdi o.
- Bob! - Ne var?
"The Bodyguard" hakkında konuşuyorlar!
- Ne? - "The Bodyguard"!
İlk buluşmamızda izlediğimiz film o!
Ne unutulmaz bir geceydi ama.
- Onu evinden aldım. - Hayır, ben arabayı ben kullandım.
Doğru, çünkü arabam tamircideydi.
Hayır, çünkü sen bir şeyler içmek istemiştin.
Doğru, içki. Tam benlik.
Sinemaya gidiyoruz biz de. Siz de gelsenize.
- Geliyoruz. - Lanet olası el çantası.
Bana kalırsa hepimiz "The Bodyguard"ı izlemeliyiz.
Alice ile ilk randevum hayatımı her açıdan olumlu yönde değiştirdi.
Ve hepinizin bu hatırayı bizimle paylaşmanızı isterim.
Bebeğim, çok tatlısın.
Pekala, süper. Yıldönümü hediyesi mi istiyorsunuz?
İşte hediye bu. Birlikte sinemaya gideceğiz ve ilk randevunuzu tekrar yaşatacağız.
Ve bundan sonra, hiçbirimiz bu garipmiş gibi davranmayacağız.
Anlaştık. Giderken Ethan'ı da alırız.
Tabii çünkü daha fazla kişi lazım.
Gidip çantamı alır mısın?
Elbette. Bütün bunların sebebi o. Bizimle de gelsin artık.
Hayır.
Hayır.
Hayır! Hayır! Hayır!
Çeviri: aytug2001
Martina kızlarla birlikte. Biriyle özel olarak konuşmam gerek.
Ve müsait tek kişi sen varsın.
Şimdi mi?
Yıldız bulmacası oynuyorum.
"Bard Tipt."
Brad Pitt o.
Sen bunu görmüşsün.
Bunu mutfakta yerde buldum. Pozitif gebelik testi.
Tanrım.
Stella'nın olmalı, değil mi?
Shea'nın olacak değil ya. O masum bir çocuk.
- O 23 yaşında. - Ne?
Yok artık.
Martina'nın olmasın? Hala yeterince genç.
Martina olamaz. Bana söylerdi.
Belki doğru zamanı bekliyordur ya da...
- Ya da... - Ya da ne?
Bebek senden değildir.
Gerçekten bu mu yani?
Baban olarak gülünç olabilir.
Ama eski bir polis olarak tüm olasılıkları düşünmem gerek.
Telefonu orada. Şüphelilere bakalım hadi.
Bunu yapmayacağım.
- Yani çocuğu kendi çocuğunmuş gibi büyütecek misin? - Kes şunu.
- Martina'nın saklayacak bir şeyi olamaz. - O zaman bakmaktan bir zarar gelmez.
İyi. Sırf seni susturmak için ama.
David Connor.
Kim o? Eski bir erkek arkadaş mı?
Tanrı aşkına!
Evet.
"Geçen gece harikaydı. Cuma günü saat 9:00'da otelde buluşalım."
Polislikte biz buna ipucu deriz.
Neler oluyor?
Bak, önce seni sevdiğimi söyleyerek başlayayım.
Sana güvenim sonsuz. Ama babamla birlikte telefonuna baktık.
Ve görünüşe göre eski erkek arkadaşınla yatıyorsun...
...ve ondan hamilesin, yani...
Düşünceleri alayım?
Neyin var?
David Connor bir otelde buluşmak için sana mesaj atmış.
Evet çünkü Marcus'la düğünü için salonu kontrol etmemi istemişti.
O şimdi eşcinsel. Önümüzdeki ay düğününe gideceğiz.
Sana bunları anlatmıştım.
Bekle. Sen konuşurken tv'de beyzbol mu açıktı?
Ve ben de başımı sallayıp "İyi fikir" mi dedim?
- Evet. - Al işte çözüldü.
Düğüne sahiden gitmek zorunda mıyız?
Düğünü boş ver. Neden hamile olduğumu düşündün?
Doğru. Lanet olsun. Birileri hala hamile.
Bak mutfağımızda ne buldum.
- Bizim mutfakta mı? - Tabii ki mutfakta.
Neden başkasının mutfağından hamilelik testini alayım?
Pekala, tamam. Sakin olalım...
...ve Stella'nın hamile olduğuna dair mantıklı ve doğru sonuca varmayalım.
- Nasıl olacak peki? - Dur. Düşünüyorum.
Buldum.
Tesisatçı, hamilelik testini mutfakta düşürmüştür.
En son ne zaman bir kadın tesisatçı gördün?
- Kadınlar da tesisatçı olabilir. - Zamanı değil.
Haklısın.
Stella'ya sorup doğrulayalım önce.
Sonra ne yapacağımıza bakarız.
- Evlatlık olarak vermek için çok mu geç kaldık? - Çocuk daha doğmadı bile.
Ben Stella'dan bahsediyorum.
Al, baba.
Teşekkürler evlat.
Tereyağlı büyük boy patlamış mısır. Tıpkı ilk buluşmamızdaki gibi.
Hayır, sen o zaman jelibon almıştın.
Doğru.
O ekşi ufak piçlere bayılırdım.
O gece nereye oturduğumuzu hatırlıyor musun?
Tabii ki hatırlıyorum.
Ortadan beşinci sıra, sinemadaki en iyi yer.
Klasik yerim.
Seni almaya geldiğimde hazır olmadığın için en önde oturmuştuk.
Evet, havalı bir gecikmeydi. Klasik hareketim.
Çok iyi hatırlıyorum.
Ben sana anlattıktan sonra hatırlıyorsun her şeyi.
Buna hatırlamak denmez, duymak denir.
Baksanıza, "Bard Tipt" kim oluyor?
Ethan, lobide duyduklarıma inanamayacaksın.
Bu gece burada "Galifron'un Tutsakları" filminin gizli ön gösterimi varmış.
Şaka mı bu? O kitaplara bayılıyorum ben!
Ben de! Düşünsene, duvarın diğer tarafında,...
...Galifronyalılar özgürlükleri için savaşacaklar.
Biz de burada boş boş oturup bakıyoruz. Fargul'un korkakları gibi.
Gidebilir miyiz diye sorabiliriz.
Ya da...
Zukon'un isyancıları gibi kimseye söylemeden gizlice sıvışabiliriz.
Onlar öldü ama.
Artı, böyle bir şey yapamam.
Ben bir kural takipçisiyim.
Daha dün donmuş yoğurt satan yerde üçüncü örneği tatmak istedim.
Ama sınır iki taneymiş.
Nasıl hissettiğini anlıyorum.
Ama bu kurallara uyma huyumuz bizi nereye getirdi, bak.
İşsiz bir şekilde ailemizle yaşıyoruz.
Cuma gecemizi ebeveynlerimizin ilk randevusunu...
...tekrar canlandırmak için harcıyoruz.
Daha da üzücü olan ise aylardır çıktığım ilk randevu bu oldu.
En son birini öptüğümde, Orion takımyıldızı henüz batı semalarında yükselmemişti bile.
Altı ay önceydi yani.
Hadi yapalım.
Biletler tükenmiş.
Kuralları ilk çiğneyişimizde bunun tadını bile çıkaramadık.
Tabii daha fazla kural çiğnemezsek.
Daha fazla kural mı?
Gizlice içeri girip arkada dikilebiliriz.
Arkada dikilmek mi? Bu, yangın yönetmeliğinin ihlali olur.
Koridor boş olmalı. Bunu herkes bilir.
Düşünürken bile bıyıklarım terledi.
Burada ne işiniz var?
Senin yeleğin nerede?
Nasıl cevaplasam bilemedim.
Vardiyanızdan önce yeleğinizi giymeniz gerek.
Üzgünüm patron. Bir daha olmayacak.
Al, giy şunu.
No comments yet. Be the first to leave one.