பவுல்வர்டு

பவுல்வர்டு (Boulevard)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

[𝗖𝗼𝗳𝗳𝗲𝗲𝗣𝗿𝗶𝘀𝗼𝗻] 𝗕𝗢𝗨𝗟𝗘𝗩𝗔𝗥𝗗 (𝟮𝟬𝟮𝟲) 𝗣𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗔𝗠𝗭𝗡 𝗪𝗘𝗕
കമന്ററി എഴുതിയത് Coffee_Prison
𝙿𝚁𝙸𝙼𝙴 𝚅𝙸𝙳𝙴𝙾 >> 𝟶𝟷𝚑 𝟻𝟺𝚖 𝟻𝟾𝚜 *𝘼𝙡𝙩 𝙮𝙖𝙯ı ç𝙚𝙫𝙞𝙧𝙢𝙚𝙣𝙞: 𝙄𝙧𝙚𝙢 𝘽𝙖𝙨𝙖𝙧𝙖𝙣 𝙂𝙪𝙡𝙢𝙚𝙯

ടാഗുകൾ

webdl
official_release
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2026-07-10
ഡൗൺലോഡുകൾ: 65
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Aşkın bu kadar acıtabileceğini söylemediler.

Güle benzediğini.

Gülü seven dikenine katlanır.

FLOR M. SALVADOR'UN YAZDIĞI WATTPAD ROMANI BOULEVARD'DAN UYARLANMIŞTIR

Günaydın.

Bugün lisenin ilk günü. Umarım harika bir gün geçirirsin tatlım.

Eminim çok sevecek ve bir sürü arkadaş edineceksin.

Hastaneye geldim bile. Bana şans dile, tamam mı?

Öpücükler tatlım. Seni seviyorum.

Pardon, ikinci sınıf nerede acaba?

- Şuradaki kapı. - Teşekkürler.

Üzgünüm, geciktim.

Kimsiniz?

Aptal.

- En parlak dönemlerimizden biri… - Merhaba.

Pardon, yeni taşındım ve…

Geç kaldın.

Hasley… Weigel?

Weigel.

- Babam Alman. - Tamam.

Efendim…

Geç kalanlar dersime giremez.

Cidden mi?

Dediğim gibi, bu yıl Altın Çağ'la başlayacağız.

Pisliğin tekisin.

- Beni attılar. - Teknik olarak atmadılar.

Çünkü önce seni içeri almalıydılar.

Neden burada oturmuş esrar içiyorsun?

Böyle havalı mı oluyorsun?

- İster misin? - İğrenç.

O ne?

Kahretsin.

Diş macunu, tamam mı?

Komiksin…

Hasley.

Weigel. Hasley Weigel. Babam Alman. Mutlu musun?

"Hasley Weigel."

Sadece Hasley.

Senin adın ne?

Hasley.

- Hasley, değil mi? - Evet.

Güzel. Ben Olivia. Bana Oli de.

- Sınıftan mı? - Evet.

Dinle, yaptığı şey berbattı.

Merak etme, o en kötüsü. Gerisi o kadar da kötü değil.

- Birazcık. - Birazcık.

Dışarıda merdivenlerde bir şeyler içiyoruz.

Bize katılmak ister misin?

- Geleyim mi? - Evet.

Peki, bir şey alıp geliyorum.

Harika. Görüşürüz.

Hasley.

Pekâlâ millet, tanıştırayım. Bu Hasley.

- Bu Dylan. - Selam.

- Zev. - Merhaba.

Neizan ve Carla.

- Merhaba. - Merhaba.

Nasıl gidiyor?

Oli, şu sarışın çocuk kim?

O mu?

O Luke Howland.

Eziğin teki. Ondan uzak dursan iyi olur.

- Neden? - Kafadan çatlak.

O bir ucube. Bazen kendini kaybeder.

- Çok acımasızsınız. - Ne?

- Neden bahsediyorsunuz? - Selam, keşten bahsediyoruz.

- Luke. - Süper.

Merhaba, ben Matt.

Memnun oldum.

Hasley.

Hasley mi?

Ne güzel bir isim. Yenisin, değil mi?

Hâlâ kaçacak vaktin var.

Onu boş ver.

Zor olacak. Annem yeni psikolog.

- Okulda mı? - Kahretsin.

Hastanede de.

Annen okulun deli doktoru mu?

Neden öyle dedin? Aptal mısın?

- Pardon ama bu kadar alıngan olma. - Derdin ne?

İyidirler, inan bana.

Rahatsız ederlerse beni ara, olur mu? Etmezlerse de ara.

Kafese dönme vakti.

Bu hafta sonu antrenman var. Gelir misiniz?

Evet, tabii.

Sen de gelebilirsin, sana her şeyi anlatırız.

Evet, tamam.

Gelmezlik etme Hasley.

Tamam Romeo.

Görüşürüz.

Ne düşünüyorsun? Harika, değil mi?

Luke denen çocukta ne terslik var?

- Her türlü terslik. - Kardeşi intihar ettiğinden beri.

- Deli, hep sorun çıkarıyor. - Yapma Carla.

Ne? Yanına yaklaşmasın diye bilmesi lazım, değil mi?

Tatlım, kaçmayı düşünüyorsan

yazım hatası yapmadan bir not yaz bana.

İyi geceler.

Seni seviyorum.

Kahretsin.

…Sevilla'da, o dönemde orada yaşayan

birkaç aileye kiralanmış olan Palacio de Dueñas'ta 35 numara.

Sekiz yaşındayken…

HAYALLER

Weigel.

Sınıfta olman gerekmiyor mu?

Haklısın Luke Howland.

Gitmek istemedim.

Adımı öğrenmişsin.

Bu kadar erkenden içilir mi?

Stresimi azaltıyor.

"Yıldızlar altında uyu."

"Paris'e seyahat et."

"Hippi minibüsünde yolculuk yap…."

Hey.

"Bir ağaç dik."

"Hiçbir şeyi umursamadan dans et."

"Havai fişek patlat."

Yeter. Bunlar özel.

Nedir bu? Yapılacaklar listesi mi?

Ölüyorsun.

Onlar hayallerim.

Biraz tuhaf ama.

Sürekli taşınmak zorunda kalmadığın belli.

Şunu bil, sana imreniyorum.

Hayallerin falan var.

Bana göre değil.

Sonuçta hayaller paramparça olur.

Hayır, katılmıyorum.

Bana umut veriyorlar.

Uğruna yaşanacak başka bir şeylerin olması.

Başka bir deyişle, boktan bir hayata anlam katmak için uydurulmuş hedefler.

Yalan dolan bir hayatın ne anlamı var?

Onları gerçekleştirmezsen yalan olur.

Sakinleş artık, senin de hayallerin vardır.

Şu anda bu sabahı atlatmak için düşündüğüm tek şey,

esrarlı kek yemek.

- Tabii, tek düşündüğün bu, değil mi? - Hayır.

Mesela yunuslarla yüzmeyi düşünüyorum.

Uçurumdan atlamayı. Bir yere varmadan araba sürmeyi.

Bir de Amsterdam'a gitmeyi.

Kek yemek için mi?

Doğru.

Tişörtündeki ışık tayfı mı?

Şaka yapıyorsun.

Pink Floyd'u bilmiyor musun?

Evet, bir şey çağrıştırdı.

Nasıl çağrıştırmaz? Tarihin en iyi rock gruplarından biri.

Radiohead.

The Offspring. The Doors.

Eminim bir ara onları dinlemişimdir.

Green Day bile mi?

Tamam, yeter. Üzerime gelme. Telefonumu çıkarayım da…

Ne? Hayır, dur.

İlk seferinse doğru yapmalısın.

Nasıl yapacağım?

Plakta.

Kaç yaşındasın, 80 mi?

Harika müzik nasıl doğdu, sana göstermem lazım.

Tam bir ucubesin.

Bir fırt ister misin? Bazen kuralları çiğnemek iyidir.

O sigarayı ağzıma sürmem.

Hey, ikiniz. Ne yapıyorsunuz? Ayağa kalkın.

Hemen müdürün odasına.

- Benim. - Hemen dedim.

Tanımıyorum bile.

Müdürün odasına git. Sen de sınıfa.

Zaten elimde olmadan dersi astım.

Ciddiyim. Yine geç kalmıştım

ve o adam beni içeri almayacaktı, işte öyle oldu.

Evet, "elinde olmadan." İyi cesaret.

Merak etme, tamam mı? Programa alışırsın.

Hasley, bugün bir işin var mı?

Hayır, neden?

Bir şey içmek ister misin?

Evet, tabii.

Harika. Sonra görüşürüz o zaman.

Tamam, yerlerinize geçin.

Matt, burada ne işin var? Sınıfına dön, geç kaldın.

İyi bir nedenden.

Taşınma telaşı falan nasıl gidiyor?

Genelde kutuları açmakla uğraşmam.

Neden ki?

Kutuları açana kadar tekrar taşınırız da ondan.

Hayatım boyunca burada yaşadım ama takımla birlikte seyahat ediyorum.

Basketbol mu?

Hem de takım kaptanı, boru değil.

Burada hayat nasıl?

Küçük bir kasabada hayat cehennem olabilir.

Ama merak etme. Senin için cennete çeviririm.

Gururum okşandı.

Yeni başlangıçlara.

Eve kadar eşlik ettiğin için sağ ol.

Benim için zevkti. Seninle biraz daha vakit geçirdim.

Geldik.

Bugün iyi vakit geçirdim.

Ben de.

Hayal ettiğimden bin kat daha iyiydi.

Hasley, tatlım.

Anne, nasılsın?

More Turkish subtitles for பவுல்வர்டு

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left