ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
THE APARTMENT JOB
3 YIL ÖNCE
Herkese günaydın.
-Günaydın efendim. -Merhaba.
Günaydın efendim.
Bu ne?
Bunu hazırladık
çünkü bugünkü özel konuğumuz Kore kültürüne bayılıyor.
Japon yakuzasıymış, çok da zengin.
Devamlı müşterimiz olmalı.
Tadayoshi…
Sakın hırgür çıkarmayın.
-Tamamdır. -Tamamdır.
Dikkat et.
Dikkat.
Bu üst başla giremezsiniz.
Yaylanın.
Bizi Bay Kim davet etti.
Ne diyor bu ya?
Burayı hamam mı sandınız?
Her önüne gelen giremez buraya. Yallah.
Bizi ne sanıyorsun sen?
Ne diyorsun sen be?
İkileyin.
Bay Tadayoshi!
Kendisi özel konuğumuz.
Hoş geldiniz!
Bu taraftan.
Bu taraftan lütfen.
Vay be.
Harika. Devam.
Ne seversiniz bilemedik
ama her şey var diyebilirim.
Rulet, bakara, hold'em,
go-stop, poker…
Ne arzu ederseniz.
Önce bir çayımızı içer miydiniz?
Tadayoshi.
Özledim seni.
Japonya'ya sağ dönemeyeceksin.
Ichigaro, ta buraya kadar peşimden mi geldin?
Pekâlâ.
Burada bitirelim şu işi.
Saldırın!
Ne yapacağız?
Hey! Şu pisliği öldürün önce!
Güle güle!
Dur!
Birbirimizi tanımıyoruz bile.
Beni niye kurtardın?
Çünkü müşterimsiniz.
Bundan böyle
kardeşiz.
Söz veriyorum,
bir gün borcumu ödeyeceğim.
THE APARTMENT JOB
-Teşekkürler. -Merhaba.
Merhaba.
Her yerim ağrıyor.
Bina temsilcisi de oldun. Bunu daha ne kadar sürdüreceğiz?
Seçilmemde en büyük pay senin.
Nasıl yani?
Hey, niye koşuyorsunuz?
100 metreyi 10 saniyede koşarım. Denemeyin bile.
Niye kovalıyorsun bizi?
Ödümüzü kopardın.
Derdin ne senin?
Derdim mi?
Videoyu siz çektiniz.
Yüklemeden önce izin aldınız mı?
Görüntü haklarını ihlal, hakaret
ve yalan haber yaymaktan
iki yıl hapis veya beş milyon won
ceza yersiniz.
Hadi oradan. Ben reşit değilim…
Sakın "çocuk suçlu" muhabbetlerine girme.
Çocuklar.
Çok da küçük sayılmazsınız,
14 yaşında falan değilsinizdir.
Bunun içinde dün olanlar var.
Gerçeği ortaya çıkaracağınıza güveniyorum.
Güvenlik müdüründen her şeyi öğrendim.
Teşekkür ederim.
Kafamdan bir şey uydurmuş değilim.
Niyetim başkaydı. Başarısızlığa gelemem, biliyorsun.
Tabii.
Başkan olana kadar bunu sürdüreceğim.
Sonra ne yapacaksın peki?
Yetkimi kullanıp kargo araçlarının içeri girmesine izin vereceğim.
Son dakika gelişmesi. Oman, yeni yerleşim projesi için
resmî onayı aldı.
Çoğu kişi bu karar için eşi benzeri görülmemiş bir adım diyor.
Yeni yerleşim projesi aday listesinden çıkarılmış olan
Oman'a gelen bu nihai onay
sektörde şaşkınlık yarattı.
-Ama Oman… -Kapat şunu.
Anlaşılan o ki
meclis üyeleri bu kez işlerini layıkıyla yapmış.
Sonunda verdiğim paralar işe yaradı.
İyi bir şey, değil mi?
Paraya ihtiyacı olan parasını alıyor,
karşılığında da işini layıkıyla yapıyor.
Adil olan bu değil mi?
Yönetim kurulu başkanımız da aldıklarının karşılığını versin artık.
Ne âlemde o?
BAŞKAN SEO GANG-WON
Buyurun efendim.
Duyduğuma göre Park Hae-kang bina temsilcisi olmuş.
Çok eğleniyorum.
Bu adam ilgimi çekti.
Şey, ben…
Evet…
Ama Başkan Seo,
bu iş sadece eğlence seviyesinde kalmalı.
Anlıyorsun, değil mi?
Şey…
Evet efendim.
O zaman önce
şu kargo araçlarının giriş yasağını bir kaldır.
Ama siz öyle talimat vermiştiniz.
Peyzajı mahvettiklerini söylemiştiniz.
Şu an Park Hae-kang
sinirimi çok daha fazla bozuyor.
Anladın mı?
Bay Kim.
Belki de çok fesat biriyimdir
ama kendi sitemde birinin "kahraman" diye anılmasına
katlanamıyorum.
Ama bu kötü oldu.
Park Hae-kang
gitgide daha ilgi çekici hâle geliyor.
Afiyet olsun.
Eline sağlık.
Siyah fasulyeli erişte bile yapabiliyor musun? İnanılmaz.
-Dışarıdan söyledin sandım. -Bu daha ne ki?
-Ye hadi Gyeong-buk. -Tamam.
Yiyin ki daha fazla paket taşıyabilin.
-Tamam. -Tamam.
Al oğlum, ye.
Çok büyük.
Çok mu büyük?
Ay…
Keseyim.
Derdin hiç bitmiyor.
TESİS MÜDÜRÜ
Bay Choi, hayırdır?
Artık paket taşımanıza gerek kalmadı.
Ne?
Girişte paketlerin dağ gibi yığılması hoş durmuyor,
zaten millet de şikâyete başladı.
Biz de kargo araçlarının girişine izin verdik.
Size söyleyeyim dedim. Görüşürüz.
Tesis müdürü aradı.
Artık kargo dağıtmamıza gerek yokmuş.
Kargo araçlarına izin çıkmış.
Niye? Çok ani oldu.
Bilmiyorum. Şikâyet alıyorlarmış.
Ne şikâyeti?
Herkes paketlerini bizim taşımamızdan memnundu.
Millet şikâyetçi olduysa
yönetim ofisi mecbur kalmıştır.
Anlaşılan o ki bazı hassas sakinler yine şikâyetçi olmuşlar.
Bak sen şu işe.
Desenize artık paket taşımakla uğraşmayacağız.
Çok güzel olmuş.
Pek bir sevindin bakıyorum.
Bana mı öyle geldi?
Sesimdeki hüznü sezmedin mi?
Adını nasıl duyuracaksın artık acaba?
Ama patron şimdiden tüm sitede nam salmadı mı?
Aynen, endişeye gerek yok. Şimdiden iyi nam saldınız.
Tam 9.800 haneyi ikna etmeliyim.
Tek başına şan şöhret yetmez.
Daha vurucu bir şeyler lazım.
Bay Park.
Artistliği bırak da dışarı çık.
İkiniz birlikte.
-Ben de mi? -Evet.
Gidip bütün sakinlerle tanışın.
Seçimin ilk kuralı seçmenle yüz yüze gelmektir.
Hiç planın yok mu? Yürüyüp duracak mıyız?
Düşünüyorum.
Benden sana tavsiye,
kuru kuruya yürümek bir işe yaramaz.
Zaten hatırı sayılır bir namın var,
bunu daha fazla insanı yanına çekmek için kullan.
Yanıma mı?
Grup gibi yani.
Ya da destekçi kitlesi.
Güzel fikir.
Kendimize destekçi bulalım.
O zaman şuraya gidelim.
Çok sayıda kadın oturuyordu.
Selam verip birlikte kahve içersin.
Hadi.
Yürümekten ayaklarıma kara sular indi.
-Tebrikler. -Tebrikler.
Bina temsilcisi olduğuna inanamıyorum.
Tebrik edilecek bir şey yok.
Niye? Harika bir şey.
No comments yet. Be the first to leave one.