ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Lizzie'ye Eyfel Kulesi'nde falan evlilik teklif etsin diye...
Dom'u darlıyor musun dedim. Bana dedi ki...
- "Aslında istemezdim. Çok klişe." - Bayılırdı bence.
Aynen! En iyi kısmı daha anlatmadım.
Çocuğa diz çöktürmüş, bekletmiş.
Sakın kıpırdama demiş. Üstünü değiştirmiş, makyaj yapmış.
Sırf pijamayla teklif etmesin diye.
- Tam Lizzie'den beklenecek şey. - Yazık çocuğa.
Yok ya, acıma. Başına ne geleceğini biliyordu.
Yine de özenme ona.
Sence Cam'in ailesi düğün için uçak biletlerimizi alır mı cidden?
- Kendimiz hayatta gidemeyiz. - Öyle zengin olmak vardı.
Şunlara bakın.
Iyy.
- Bize mi bakıyorlar? - Bilmiyorum.
Sana bakıyorlar bence.
Gel.
Bence sana bakıyorlar.
Merdivenlerde dikkat et onlara.
Iyy.
Sikik lezzolar!
Niye böyle yaparlar ki?
Meg!
Meg! N'oluyor! Bırakın!
Meg!
Kız arkadaşın mı?
Yapma! Meg!
Yapma! Meg!
Devam!
Meg! Meg!
Meg!
BİR YIL SONRA
NEFES AL
Derin nefes alın.
Bedeninizde olabilecek o sıkıntıları düşünün...
ve onları dışarı salın.
Yürürken dikkatinizi ayaklarınızın altındaki o zemine verin.
- MEG! SÖZ VER BANA KIZMAYACAKSIN? - ???
Bırakın gerginlik düşüp gitsin.
Siktir!
Geçmişi geride bırakmak...
SENİ KAYLA ALACAK
Merhaba.
Merhaba.
- Merhaba. - Dedin zaten.
- Dur... - Hayır, gerek yok. Ben taşırım.
- Peki o zaman. Gidelim mi? - Olur.
Kayıtlı bir mesajınız var.
Meg, benim Ruth.
Cam bana şimdi söyledi. Seni almaya Kayla'yı göndermiş.
O kadar zaman sonra onu görmek tuhaf olmuştur.
Umarım iyisindir.
Görüşmek için sabırsızlanıyorum. Seviyorum seni!
Mesajı tekrar dinlemek için...
Nefesinizi verirken geçmişi geride bırakmak.
Kendi sesinizi duyarak tekrar tekrar söylemek...
- Benim... - Ben iyiyim.
Ben güvendeyim.
Ne?
Benim fikrim değildi sana haber vermemek.
Ben istedim ama Lizzie benim geldiğimi bilirsen gelmezsin diye düşündü.
Bu arada tam şirret gelin modunda.
Şey gibi...
Özür dilerim. Haber vermedim.
Önemli değil.
Kasmamıza gerek yok.
Ee nasıl gidiyor?
Ben...
Meg! Meg!
Bir şey yok.
Mallar saçıldı sadece.
O da böyle derdi!
Hoş geldiniz.
Oha ya!
Oha ya!
Dedin zaten.
Çok kızdın mı bana? Gelip sarılabilir miyim?
Seni görmek çok güzel!
Söyleyebilirsin. Berbat bir arkadaşım.
Gelinimiz ne durumda?
İyi. Bizi çileden çıkarıyor ama...
- İşte geldi! - Merhaba!
İnanmıyorum!
İnanmıyorum, bakar mısın!
Harika olmuşsun! Yüzün...
LA'de hayat nasıl? Dom ne yapıyor?
İyi. Evet, çok iyi.
Dom da heyecandan altına sıçıyor.
Konuşma hazırlığına yardım etmemi istemedi, ona şaşırdım.
- İyi bari kurtulmuşsun. - Tamam, tek eksiğimiz Ruth.
Ondan sonra Çılgın Beşli yeniden bir arada. Sonunda!
Gidelim mi? Evet?
Bip bip!
VIP hatunlar geliyor!
Meg, inanmıyorum! Oh be geldin.
Bu ikisi başımın etini yedi, her zamanki gibi.
Biraz yavaşlamayacak mısın?
Neden?
Sebeplerim var.
- Nasılsın? - Hayır. Olmaz! Hayır.
Psikanaliz yapmak yok. Bugün olmaz, şeytan! Tatildeyiz, unutmayın.
İyiyim!
Pardon ama bu aslında benim düğünüm.
Tatil ve parti ve düğün. Neyse işte.
Evet bacılar!
Haydi mekanın altını üstüne getirelim!
- Hayır! - Evet!
Anlıyorum, zamana ihtiyacın vardı. Onu görmeye dayanamıyordun.
Keyif al, tamam mı?
Gıcık bir kız kardeşiniz olmasının iyi yanı da oluyormuş. Sadece bir tane yalnız.
- Bi' siktir, Dominic! - Ben de seni seviyorum, Camilla!
Ama hayır, cidden.
Beni bu muhteşem kadınla tanıştırdığı için Cam'e her zaman minnettar olacağım.
Dünyanın en kibar, en tatlı, en sevecen insanı Lizzie'm.
Ve yaklaşık 42 saat 37 dakika sonra...
kocan olma onuruna erişeceğim.
- Lizzie'ye! - Lizzie'ye!
Seni seviyorum.
Daha çok insan olur sanmıştım. Yani bayağı çok.
Lizzie bize bize olsun istedi.
Bizimkilerin pek hoşuna gitmedi ama.
Dom'un annemlere karşı gelmesine şaşırdım. Hayatında ilk defa.
İnanmıyorum, Lizzie'nin annesi gelmemiş bile.
Onun ailesi biziz.
- Mafya ailesiymiş gibi konuştun. - Mafya olsak çok feci olurdum.
- Tıpası var. - Senin tıpan var!
Ne?
Bekarlığa veda partinde içebilirsin bence.
Haydi! Haydi!
Kalk kalk kalk! Meg!
Uyanma vakti! Lizzie'yi kaçırıyoruz bugün.
- Ne? - Lizzie'yi kaçırıyoruz.
Onu tamamen kaybetmeden...
- beşimiz beraber son kez... - Sen buraya nasıl girdin ki?
Tanıdığım insanlar vardır benim.
Haydi yürü bakalım!
Program yaptık herhalde!
Acayip güzel olacak!
Acayip güzel olacak!
Şuna bak, çok güzel.
Bu bizimki galiba. Buz kovası var.
Var ya, şu an şampanya çok iyi giderdi.
Çivi çiviyi söker misali.
Kesin yatta şef de vardır.
- Diyorsun? - Tabii ki.
Bunlarda her şey oluyor.
- Evet, şu kesin. - Belki de bu?
O da çok hoşmuş.
İşte!
- Ciddi olamazsın! - Karizma, değil mi?
Daha büyük bir şey bekliyordum.
Birincisi, önemli olan işlevidir.
Şaka şaka. İkincisi, bu bir macera turu.
Öyle lüks yatlarda düzgün bir macera yaşayamazsınız.
Herkes bilir bunu.
Ayrıca, bulabildiğim tek tekne buydu...
Yok artık.
Nereye gidiyoruz peki?
Adımına dikkat et.
Denizlerin efendisiyim!
Şimdiden söyleyeyim. Olay Titanic'e dönerse ben bu tekneyle batmam.
Merak etmeyin, leydim. Siz first class'sınız. Filikada yeriniz garanti.
- Ama şunun sonu nanay. - Hey!
- Şu andan itibaren telefon yasak. - Hayır. Yok öyle bir şey.
Telefon. Çantaya. Hemen.
- Hayır. Ya acil bir durum olursa? - Düğünle ilgili acil bir şey çıkarsa?
Himalaya tuzu istediğin pembelikte olmazsa falan mı?
Siktir be! Ayrıca onu zaten kontrol ettim ben.
- Biraz uzaklaşman iyi gelir belki. - Senin de elinden düşmüyor ki!
Lizzie, canım, bize odaklanmalısın.
Bu birlikte son günümüz.
Ben evleniyorum, Cam. Ölmüyorum.
- Ver işte şu telefonu. - Haydi.
Her neyse, Dom'a spaya gidiyoruz dedim.
O da gelmek istedi. Ben de bağırsak temizliği yaptıracağım dedim.
Zekice.
Belki de gerdek gecesi için herifi heyecanlandırdın.
Nasıl yani?
Iğğ! Hayır!
Hayır! İnanmıyorum, hayır!
Denemeden konuşma, tamam mı?
Peki.
Cam? Biraz yavaşlar mısın lütfen?
Hastir!
- Evet, tamam. - Oh be geldik!
Sen burayı nereden biliyorsun ki?
- Kime verdin, kız? - Hakaret sayarım!
Müdür yardımcısına.
Mükemmel.
Davetiye mi bekliyorsun, Meg?
N'oluyoruz, kızlar?
- Cam? - Evet, tamam. Haha, çok komik.
Sizi biraz baş başa bırakacağız, konuşun diye.
Şaka mı bu? Bizi ıssız adaya mı terk ediyorsunuz?
Şu ağaçların o tarafa gidiyoruz.
Resifin orada değişik balıklar malıklar varmış.
Evet, siz de sonra gelirsiniz. En az bir saat sonra.
Telefonumuz yok ki!
Tahmin edersiniz.
Neyse işte, o güzel yüzlerinizi meselelerinizi halledene kadar görmek istemiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.