ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Amira!
Muhammet!
Muhammet!
Abdullah!
İbrahim!
İbra!
İbra!
Fatma!
Fatma!
Fatma!
Abdul!
Fatma!
Tanrım.
Andrea.
-Selam Adele. -Ne oldu?
O da ne demek? Geldim. Açacak mısın?
-Ama çok erken. Neredesin? -Kapıdayım. Hadi.
Söyle bana, saat sabahın beşinde evime geleceksen
ayrı olmamızın ne anlamı var?
Hadi, aç kapıyı.
Hayır. Neden geri vermediğin anahtarların yanında değil?
Bekle. "Reşit olmayan 480 göçmen çocuğun velayetini alıyorum."
Günaydın, Büyük Ana.
GÖÇMENLERİN VELAYETİNİ ALIYOR 480 OĞLUM
-Günaydın. Bu da ne? -Oku.
Röportajı diyorsun.
Bir jinekolog olarak doğurttuğumdan daha fazla çocuğa sahipsin.
Beni, bunun için mi uyandırdın?
Eğer doğru hatırlıyorsam
tam yedi sene önce aşağı yukarı bu saatte
beni uyandırıp "Suyum geldi. Hastaneye gitmeliyiz." dedin.
Elbette. Kızının doğum gününü kutlamaya sabahın beşinde geldin.
Az önce doğumhaneden çıktım. İkiz doğdu.
"Silvia'ya bir sürpriz yapayım." diye düşündüm.
Sayın Bilirkişi beni içeri alın
yoksa eski kocan ve çocuklarının babası için
kabul süreci daha çok süreçten mi geçsin istersin?
Gel içeri.
Işığı yakacağım.
Büyük Ana!
Hazırlan çünkü herkes sana Büyük Ana diyecek.
Ben sadece bir vasiyim.
Bu sadece gazetecilerin uydurduğu bir terim. Bir önemi yok.
-Ah! -Ne oldu? Boynun mu ağrıdı?
Güzel bir masaj ister misin? Ellerim iyidir bilirsin.
Andrea, bana mı asılıyorsun?
Dinle, bakanın bile yarın protokolü imzalamaya geleceğini duydum.
Bu iyi, değil mi?
-Kahveye ihtiyacım var. İster misin? -Al bakalım, burada sıcak kruvasan var.
Bakan önemli bir insan. Sevinmedin mi?
Sevindim diyebilirim.
Herkesle anlaşabilmek için tam iki senedir çalışıyoruz.
Ne şanslılar, seni iki senedir görüyorlarmış.
Görüşler dışında
reşit olmayan kimsesiz çocuklar için bir kanun yok.
Umalım ki bu imzadan sonra olsun.
Ben bundan memnunum. Herkes de memnun olmalı.
-Neden? Sen memnun değil misin? -Bana öyle bakma. Ben de memnunum.
Reşit olmayan yabancılar için velayet sistemini düşünen
Avrupa'daki ilk devletiz.
Bunun farkında mısın? Herkes onların bakımını üstlenebilecek.
Bakmam gereken çocuk sayısının azalacağını söylemiyorum bile.
Belki o zaman daha küçük bir Büyük Ana olurum
ve çocuklarımız için daha büyük bir küçük anne olurum.
Anne, sabah mı oldu?
Hayır canım. Hâlâ gece. Git uyu.
-Selam baba! -Selam canım.
-İyi ki doğdun. -Burada olman ne kadar güzel!
Hadi canım. Hâlâ gece. Biraz daha uyumalısın.
Uyandığında kutlama yapacağız. Tamam mı?
Hadi bakalım!
İşte böyle.
-Artık uykum yok baba. -Bay Uyku gitti mi?
Kerataya bak! Onu şimdi arayıp geri gelmesini söyleyeceğim.
Babası bu kadarı yeterli. Git Bay Uyku'yu ara.
-Herkese güvenmemelisin. -Anne, pastayı sipariş ettin mi?
-Elbette. -Kirazlı mı?
-Evet. -Partime gelecek misin?
Elimden geleni yapacağım. Söz veriyorum. İşimi bitirdiğim an geleceğim.
Bu doğru değil anne.
Sen hep çalışıyorsun. Doğum günümde bile.
Benim hayatımın aşkı sensin biliyorsun. Seninle tüm ömrümü geçirebilirim.
Ama yarın bile şehri daha fazla güzelleştirmem gerekiyor.
Ne yapacaksın?
Yaya geçitlerine
çok yumuşak çimenler ekmeyi düşünüyorum.
Böylece karşıdan karşıya geçen her insan ayakkabılarını çıkarıp
ayaklarının altındaki yumuşak çimeni hissedebilecek.
-Bu fikri beğendin mi? -Evet.
Anne, mumları üfleyeceğim için sabırsızlanıyorum.
İnanılmaz bir şey dileyeceğim.
Ama kimseye söylememelisin yoksa gerçekleşmez.
Uyu şimdi canım.
Uyu!
Uyandığında yedi yaşında olacaksın. Sadece bunu düşün!
O zaman…
İşte burada.
Andrea, bunu Silvia ve Marco'nun görmemesi daha iyi olur.
Er ya da geç gerçekte ne yaptığını çocuklarına söylemelisin.
Evet ama Silvia daha çok küçük ve bunu anlayamaz.
Marco tamamen ergenliğe girdi ve benimle neredeyse hiç konuşmuyor.
-Ne oldu Caterina? -Aurora Merkezi'ni kapatıyorlarmış.
Hayır, buna inanmam.
Polis orada. Buna gerek yoktu!
-Kesinlikle yoktu! -Saat 4.00'ten beri buradayım.
Dinle, bana bir saniye ver. Üstüme bir şey alıp geleceğim.
-Selam baba. -Hey! Selam koca çocuk.
-Neden bu saatte buradasın? -Bugün kız kardeşinin doğum günü.
-Saat sabahın beşinde mi? -Seni uyandırdık mı?
-Hayır, tuvalete gidiyordum. -Ben çıkıyorum.
-Nereye gidiyorsun? -Merkezi kapatıyorlar.
Görüşürüz. Belediyeye geleceksiniz, değil mi?
Hayır, sana söylemeyi unuttum. Ödevi artık senin hakkında yapmıyoruz.
Öyle mi?
Scooter tamircisi olan arkadaşımın babası hakkında yapıyoruz.
Sınıftaki kimse sosyal politikalar bilirkişiliğini umursamıyor.
İyi geceler!
Acele ediyorum çünkü çocukları okuldan zamanında almak istiyorum.
Ah!
Dinle, masaj istemiyorsun ama en azından bunu tak.
-Masada kahvaltı bıraktım. -Harika.
-Tamam mı? -Hoşça kal. İyi günler.
PALERMO 11 HAZİRAN 2016
Geçici izniniz sonlandırıldı.
Bu bina böyle bir işlev için onaylı değil.
Affedersiniz. Saat sabahın beşinde böylece kapatacak mısınız?
İçeride olması gerekenden fazla 40 kişi var.
Bu akşama kadar tüm çocuklar taşınmalı.
-Hayır. Gerçekten bu akşama kadar mı? -Üzgünüm. Kurallar böyle.
-Elbette. -İyi sabahlar.
-Her şey yolunda mı Adele? -Evet.
Ama belki de boynumun daha fazla uykuya ihtiyacı var.
Ofiste sana iyi gelecek birkaç hapım var.
Teşekkürler.
Ben ne yapabilirim?
Hiçbir şey anlamıyorum!
Bu kargaşa da neyin nesi?
Bu gürültü ne? Hiçbir şey anlamıyorum!
Ne istediğinizi anlamadan size nasıl yardımcı olabilirim? Sorun ne?
Kalmak istiyoruz!
Bir çözüm bulmaya çalışıyorum. Tek yaptığım şey bu!
Çözüm bulmaya… Hey! Beni dinliyor musunuz?
-Palermo'yu terk etmek istemiyoruz! -Doğru! Kalmak istiyoruz.
Çocuklar bir sorun çıktı.
Bugün bir gemi geliyor ve tüm merkezler ayırtılmış.
Buradan gidemeyiz.
-Gitmek istemediğinizi biliyorum. -İstememek değil. Gidemeyiz!
Okul, final için birlik olmalı.
-Bu önemli! -Bu doğru!
Bu ne finali?
Sivil bir turnuvanın finali. Bu işe gönül verdiler.
Finaldeyiz ve haftaya oynayacağız.
-Beraber kalmalı ve antrenman yapmalıyız. -Bunu çok önemsediğinizi görüyorum.
Size bir şey soracağım. Bir futbol maçı
kalacak yer bulmaktan daha mı önemli?
-Ne yapıyorsun? -Sakinleşmeyeceğim!
Sakin ol!
-Ne yapıyorsun? -Anlamıyorsun!
Herkesle ilgilenmek istiyorsun ama kimseyle aran iyi değil!
Bunun için çok çalıştık!
-Formalarımızı aldık. -Biliyorum.
Dersler aldık! Çalıştık!
-Şimdi bizi götürmek mi istiyorsun? -Hayır.
Ama biz gitmeyeceğiz. Gitmeyeceğiz!
Kalacağız!
Gitmeyeceğiz!
Bitti mi?
Öncelikle bir daha benimle bu şekilde konuşmaya cüret etme.
Sosyal hizmet uzmanlarıyla
Palermo'da kalabilmeniz için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Anlaşıldı mı?
Bu akşama kadar!
Yani çok az vaktimiz var.
Bana bunun için yardım edeceğinize vaktimi harcıyorsunuz.
-Anlaşıldı mı? -Hadi git!
-Defol! -Gel Adele. Kızların yanına gidelim.
Bravo!
Yazıklar olsun!
Merkezin sahibi daha bulunamadı!
İtalya'da değil gibi duruyor.
Elbette. Buradan kazandığı kolay paranın zevkini sürüyordur, değil mi?
-Geri döndüğü an… -Eğer geri dönerse.
Doğru. Onunla konuşmak istiyorum.
Bizi nasıl zor duruma soktuğunu ona anlatacağım.
-Selam herkese! -Selam!
Adele!
-Gethru! Nasılsın? -Ben iyiyim, sen nasılsın?
İyiyim. Biraz boynum ağrıyor. Kötü bir rüya gördüm.
-Rania iyi değil. -Rania iyi değil mi? Nerede o?
Yatakta kaldı ve kalkmak istemiyor.
Beni ona götür.
Orada.
IRKÇILIĞA HAYIR DE
Rania.
Rania.
Ufaklık.
Nasılsın?
İyi değilmiş.
Doğum ne zaman?
-Bir haftası var. -Kontrollerini oldu mu?
Evet, her gün.
No comments yet. Be the first to leave one.