ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
AgathA all Along'un Önceki Bölümlerinde...
Seni özlemişim.
En güçlü hâlimi istemiyor musun?
Morumu geri ver.
Sonra gel, beni bul.
Peki Agatha.
Kimsin sen?
Benim adım...
Birisi bu çocuğu mühürlemiş.
Mühür dediğiniz şey bir büyü mü?
Gulliver! Hep başıma iş açıyorsun.
Annesi hem cadıydı hem de meşhur bir rock'çıydı.
- Lorna Wu mu? - Sakin ol.
Balat'ın meşhur versiyonunu yazdı.
Söylentiye göre Lorna Wu, Cadılar Yolu'nda kaybolmuş.
Yol gerçek değil.
Hayranlar anlamıyor. Altı üstü saçma bir şarkı.
Dövmeni çok beğendim.
Annem zorla yaptırdı.
Ailemizdeki tüm kadınlar lanetliymiş.
Sağlığı bozulmuştu.
Anne?
Bugün anneannen öldü.
Artık sıra bende.
Beni öldürecek.
Öyle deme.
Seni koruyamam!
"Korkunu yen."
Bizi bekleyen bu işte. En kötü kâbuslarımız.
Sharon öldü.
"Ulaşamazsam Sana Şarkım Öğretsin Sana"
Yapamazsın sanıyordum.
Kim, neyi yapamaz sanıyordun?
Herkes çok sessiz.
Saygı göster.
Annesi de Yol'da ölmüş olabilir.
Annem yolda öldü zaten.
Kesin olarak bilmiyoruz.
Belki hâlâ buradadır.
Turnede öldü.
Otelde yangın çıktı.
Buraya onu bulmaya gelmediysen
neden geldin?
Yol'un beni kurtaracağını söylemişti.
Neden kurtaracakmış?
Huzur içinde yat Bayan Hart.
Evet, devam edelim mi? Pekâlâ.
Tamam.
Bu sefer sorun ne?
Bir kadın öldü Agatha.
Evet, Alice ve Genç de bir iyilik yapıp mezar kazıyorlar.
Bize sonra yetişirler. Hadi!
Peki.
Bayan Hart yanlış bir seçimdi.
Yol'da ölmesi normal. Bizim yolumuz açık olsun.
Bu kadar vurdumduymaz olmanı bir kenara bırakalım,
meclisimizde cadı eksiği olması sorunu da var.
Tamam. Peki. Kafanızın karışmasını anlıyorum.
Yol'a erişmek için eksiksiz olmamız gerekiyordu.
Ama sonrasında her şey serbest.
Balat'ta diyor ya,
"Yanın, mayalanın, ikinci mecliste zafer sizin olsun."
"Doğru mecliste zafer sizin olsun" diyor.
- Öyle mi? Hayır, "ikinci meclis." - Hiç mantıklı değil.
Balat'ı biliyorsan mantıklı.
Balat'ın en meşhur versiyonunu annesi söylüyordu.
- Alice'e mi sorsak? - Tamam.
Geçen sefer Yol'dan seninle birlikte kaç cadı çıktı?
Neyse. Yine de bize bir Yeşil Cadı lazım.
Benim uzmanlığım olmasa son sınavdan sağ çıkamazdık.
Bazıları çıkamadı zaten.
Bayan Hart ihtiyaç duyduğunda sen neredeydin?
Yanlış saymadıysam
Bayan Hart zehirli şaraptan iki bardak içmişti.
Peki kaç doz panzehir aldı İksir Cadısı?
- Senin suçun. - Vay canına.
Hepimizin suçu.
Birbirimize göz kulak olacaktık ama öyle yapmadık.
En büyük hatamız o oldu.
Bayan Hart'ın ölümüne mal oldu.
Keşke eve dönebilsek.
Olmaz. Geri dönemeyiz.
Devam etmek de olmaz. Yeşil Cadı'nın yerini alacak biri lazım.
- Yerini almak diye bir şey yok ki. - Yok mu?
Yedek Yeşil Cadı çağırsak nasıl olur?
Yol'a mı?
Ters gidebilecek o kadar çok şey var ki.
Bir sürü terslik yaşadık zaten.
Hepimiz aslında meclissiz cadılar değil miyiz?
Yani kuralları zaten çiğnemedik mi? Öyle değil mi?
Dikkatli olalım ve detay verelim. En önemlisi dikkatli olmak.
Evet. İyi dedin.
Peki, büyü kitabı olan var mı?
Evet. Tamam.
Güçlü ve bilge olsun, işinde usta olsun.
Zeki olsun, gıcık olmasın.
Fazla hesapçı da olmasın.
Güzel görünümlü olsun.
Bir de ağrı kesici getirse?
Evet. Tamam.
Şimdi ne olacak?
Bekleyeceğiz.
Gerçek büyü vakit alır.
Büyü marine olacak, gelişecek...
Agatha, ne yaptın sen?
Ne demek ne yaptın? Hep birlikte yaptık ya.
Bayan Hart'ı zombiye mi dönüştürdük?
- Ne büyüsü yaptık biz? - Bu yazılar niye bu kadar küçük?
Bayan Hart, sen misin?
Parti verdiğinizi duydum.
- Sen nasıl... - Buralardan geçiyordum.
Sürpriz. Leydim.
- Biz çağırdık. - İhtiyacımız var.
Ne yapıyorsun?
Agatha, bekle.
N'aber? Ben Rio.
- Merhaba. - İyidir.
Selam.
Sen bir Yeşil Cadı mısın?
"Bir" kısmını çıkaralım.
Yeşil Cadı benim.
Yürümemiz gerekiyor, değil mi?
- Evet. - Bu taraftan.
- Evet, öyle. - Öyle mi?
Cadılar Yolu mu? Tamam.
Evet, güzelmiş.
Evet, tehlikeli ama karizmatik leydi geri döndü.
Konuşmak ister misin?
Başımız dertte mi Agatha?
On dakika öncesine göre yani.
Vay canına.
Şuna bakın.
Evet, ne düşünüyoruz? Ona güvenebilir miyiz?
Hiç tanımıyoruz ki.
Agatha ondan nefret ediyor. Bence bu bir artı.
Ben ne düşüneceğimi bilmiyorum.
Ondan nefret mi etsem, telefon numarasını mı istesem?
- Ben de öyleyim. - Değil mi?
Evet. Yani...
- Selam. Nasılsın? - Merhaba.
Merhaba.
Ödümü kopardı kaltak.
Yine başlıyoruz.
Ben almayayım.
Şimdiden isyan mı çıktı?
Alice.
Alice.
Planın ne Alice?
Geri dönmek. Etrafından dolaşmak. O eve girmek hariç her şey.
Katılıyorum ama Yol belli ki aynı fikirde değil.
Gireceğiz o zaman.
Büyüyen ay.
Ateş evresi.
Tamam.
Hadi.
Hiçbir şey içmeyin. Hiçbir şey yemeyin.
Hiçbir şeye dokunmayın.
Bir şey yaşadınız herhâlde.
Bana bakın.
Tam albüm kapağına çıkacak gibi olmuşuz.
Yol, meclise göre değişiyor.
Fazla bariz olmuş.
Şimdi ne olacak?
Bir sınav.
Bu sefer hile yok.
Ben mi?
Evet Genç?
Şöminedeki davet aklıma geldi.
Belki bunda da bulmaca ya da başlatacak başka bir şey vardır.
Tamam.
Bö!
Hayır.
Konserleriyle Yol'u açmaya çalışıyordu, değil mi?
Onun meclisi hayranlarıydı.
Bu turneden iki yıl sonra
evi kurtarabilmek için yayın haklarını sattı.
Hangisi? Hassas mıyım, tuhaf mıyım?
Açıkçası ikisi de.
Alice.
- Alice yapma. - Neyi?
- Anlamadım? - Neyi yapma?
Neyi yapma derken?
Nasıl...
Tak tak.
Güç arayışı nasıl gidiyor?
Gidiyor işte.
Bu insanlar kim?
Yeni kankalarım.
Sabırsızlanıyorum.
Biraz zarar vermek istiyorum.
Erken geldin.
Ben istemedim.
Büyü her zamanki gibi en kolay yolu seçti.
Aşağıdan veya yukarıdan en yakın, en uygun ve istekli adayı getirdi.
Şu çocuğu neden getirdin?
Sayımız çok olsun diye.
Yol'u İsviçre gibi düşünelim.
Ateşkes yapalım mı?
Şey gibi olsun... Bilemiyorum.
Büyük bir maceraya daha çıkmışız gibi.
No comments yet. Be the first to leave one.