The Regime

The Regime

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

സീസൺ 1

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Regime S01E06 Dont Yet Rejoice 1080p MAX WEB-DL DDP5 1 x264-NTb
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne

ടാഗുകൾ

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
1080
XviD
720p
720
webrip
BRip
x265
HEVC
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-04-08
ഡൗൺലോഡുകൾ: 52
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Herbert?

Çıkma, çıkma.

Hayır... Neredeyiz?

Bırak da düşüneyim!

Tamam, burada kalamayız. Gitmek zorundayız.

Hemen gitmeliyiz.

- Hayır, hayır, hayır. - Evet, şimdi gitmeliyiz.

- Buraya gel. - Hayır, hayır, hayır, yapma.

Hayır!

- Hadi. - Yapamam, yapamam!

Hayır! Sadece hayatta kalmaya çalışan biri gibi...

...böyle arafta kalamam! - Gel buraya. Beni dinle!

Hayır, sen beni dinle! Eski hâlime...

- Olmaz! Hadi! - ...dönmek zorundayım!

- Beni dinle! Hükümetin düştü! - Siktir git! Bırak beni!

Hayır!

- Bitti! - Hayır. Hayır.

Anlıyor musun? Aşkım, bana bak. Her şey bitti.

- Bırak beni, sikik! - Hey!

Bana bak, aşkım. Artık gücün yok, anlıyor musun?

- Herbert... - Artık benim dünyamdasın.

Ben askerim, değil mi?

- Yaşamak istiyorsan beni dinle. - Evet.

- Elimi tut. - Evet. Anladım.

- Anladın mı aşkım? - Evet aşkım. Evet.

Evet!

Şu andan itibaren asker gibi düşünmek zorundasın, tamam mı?

- Tamam mı? - Tamam.

Asla özgür irademizle teslim olmayız.

Yakalanırsak, direnmek için...

...ve kaçmak için her şeyi yaparız. Yakın dur, tamam mı?

Evet.

Ama bir kamera ekibi ya da sosyal medyada birini bulabilirsek...

O saçmalıkla işimiz bitti!

- Ama halkım beni görebilirse... - Kimse göremez. Bizi ihbar ederler.

Seni buradan çıkarmalıyız, anlıyor musun?

Çin. Tabii ya.

- Bana hep iyi davrandılar. - Unut bunu!

Çin orada, biz buradayız. Benimle gel, hadi.

O zaman Rinnburg. Evet, benim en sadık kalem.

Orada yeniden toplanıp destek toplarız.

Rinnburg ülkenin diğer ucunda! Yaya gidiyoruz ve peşindeler.

- O zaman bir havaalanı buluruz. - Muhtemelen ele geçirilmiştir.

O zaman bizimle bir yerde buluşacak bir uçak buluruz.

Neden bu kadar zor? Sadece bir uçak bulacağız...

Nasıl Elena? Nasıl?

Bilmiyorum! Sadece yapıyorum.

Herbert...

O ne?

"Vernham rejimi yenildi. Ülke sizindir.

Aksi yöndeki haberleri dikkate almayın.

Tüm hizmetler yakında...

...Westgate Direniş Ordusunca yeniden sağlanacak."

Hepsini sikeyim!

Bana yaptıkları için hepsini ebediyen sikeyim, kancıklar!

Kapa çeneni! Kapa çeneni!

Nicky! Nicky... Nicky!

İsviçre'de nerede kaldığını biliyorum. Evet, işte bu.

Bir telefon bulup onu arayacağız, o da yardım gönderecek.

Evet, işte bu Herbert. Herbert, bir planımız var.

Sadece bir yerlerde bir telefon bulmamız gerekiyor.

Neredeyiz biz?

Bilmiyorum.

Eğil, eğil.

Hadi. Beni takip et.

İşte bu, evet!

Halkım yakınlarda. Biliyorum.

Sana bir sığınak bulmalıyız Elena. Gel hadi.

Yani, sadece kapıyı mı çalacağız? Yüzümü görünce kimse reddedemez.

Ne o?

Ordu!

Hayır, bunlar bizden!

Sokağa çıkma yasağı uyarısı!

Bu akşam saat dokuzdan sonra...

...dışarıda bulunanların güvenliğini garanti edemeyiz!

Elena Vernham veya Vernham rejimi üyelerine yataklık eden herkes...

...yakalanacak veya görüldüğü yerde vurulacaktır!

Cep telefonu hizmetleri şimdilik kapalı kalacaktır!

- Cep telefonu hizmeti yok. - Unut bunu.

Ama sabit hatlar, belki.

- Eğer birini bulursak... - Elena, bak. Elena! Bana bak.

Sana kimsenin gitmeyeceği bir yerde bir sığınak bulmalıyız. Anladın mı?

Tamam.

Yemek yok, su yok, hiçbir şey yok. Her yerde boktan şiir kitapları var.

Nicky'ye bunun anlamsız bir edebi tür olduğunu söyledim.

Bir kedi söğüdü hakkında 80 kelimelik sarhoş saçmalaması.

- Elena. - Ne var?

Bunu gerçekten yapacak mıydın?

- Neyi? - Beni şansölye yapacak mıydın?

Evet, tabii ki.

Plan bunun üstüne kuruluydu.

Öyle miydi?

Gerçekleşiyordu. Yani, ben... Ben... Söylemiştim.

Söylemedin. Tereddüt ettin.

- Öyle mi yaptım? - Evet.

- Hayır, ben... - Bana numara yapma!

Herbert...

Herbert...

Yüzüme bak ve sana ihanet edeceğimi söyle.

Sen söyle.

Söyle.

Sana asla ihanet etmem.

Sana asla ihanet etmem.

Tamam.

Eğil.

- Karanlıklarda saklanamam. - Mecbursun.

Saklanamam. Bir şeyler yapmalıyım.

Halkım orada, bana yardım edecek. Lütfen, birini bulmak zorundayız.

Merhaba dostum. Mutlu Noeller.

- Özür dilerim. Ben... - Yok, yok, başın belada değil.

Beni ve arkadaşımı gideceğimiz yere bırakabilir misin?

- Zaten geç kaldım. Sokağa çıkma... - O kadar uzak değil.

- Saatlerdir bekliyoruz. - Yollar tehlikeli...

...ve evim harap oldu.

- Kardeşlerime ulaşmaya çalışıyorum. - Bana bak. Noel'deyiz. Hadi.

- Tamam ama... - Tamam. Arkadaşım geliyor.

- Tanrım! - Nereye gidersen oraya gideriz.

- Asla olmaz! Dinle dostum... - Dur, dur. Adın ne canım?

Adın ne canım? Adın ne?

- Gregor. - Gregor. Şansölyen olarak söylüyorum.

Sokağa çıkma yasağını da yolları da dert etme.

Kafandaki sesleri yok et Gregor.

Bana güvenebileceğini biliyorsun, değil mi?

Çok yakında tüm bunlar bittiğinde, senin adını söyleyecekler.

"Gregor, onu götüren adam, Kurtarıcı, Kayıkçı" diyecekler. Anlıyor musun?

Gregor, beni dinle. Geleceğin için, ailen için ne istiyorsan verilecek.

Kahraman olacaksın.

Kahramanları hep hatırlarız, değil mi?

- Hatırlarız. - Telefonun var mı?

Ve kahramanlar insanlara telefonlarını ödünç verir!

- Hayır, Greg! - Bekle!

Lanet olsun. Lanet olsun!

- Dur! Dur, dur! - Elena!

Elena!

Yok artık, şaka mı bu?

Şansölyenize yardım eder misiniz?

Ben mi? Evet, evet. Nereye gidiyorsunuz?

Sakıncası yoksa evinize.

Hanımefendi, bu benim için acayip büyük bir onur.

Hadi be, sen de mi?

- Başka birini durduralım. - Hayır, hayır, hayır.

Hayır Onbaşı. Onbaşım. Adamın benim. Adamın benim.

- Evet, adamımız o. - Adam sarhoş.

Adamımız o. Arabaya bin. Söylenme.

- Hey, sürebileceğine emin misin? - Doğu Ganz'daki en iyi şoförüm ben.

Meleğim için.

Size sonsuz minnettarım bayım.

Aman Tanrım, bu nasıl olabilir? Nasıl oldu da benimlesin?

- Efendim, eviniz güvenli mi? - Evet, güvenli ev.

Çok temiz bir yer, efendim. Noel kadehi kaldıralım, olur mu?

- Dinle, adın ne aşkım? - Tomas.

Bana Horoz derler ama siz ne isterseniz deyin.

Yola bak!

Tomas, dinle, telefonun var mı acaba Tomas?

Evet. Telefonum var. Evde. Kullanabilirsiniz.

- Bırak da arabayı sürsün. - Lütfen kullanın!

- Önüne bak! - Yola dikkat!

Tamamen seninim, tatlı meleğim.

- Bir evde yaşadığını söylemiştin. - Evet efendim.

Büyük, güzel evim ve şişko komşularım.

- Hayır, bu çok aleni. - Merak etmeyin.

Dairede sadece ben varım. Sizi hemen götüreceğim.

Ama önce burada bekleyin.

Saklanmanız için size kıyafet getireyim, tamam mı?

- Güzel, değil mi? Olur mu? - Evet, güzel.

- Başardık! - Evet, başardık. Evet, Tomas.

- Aferin sana. - Aşkım.

Evet, aşkım.

Evet. Aşkım benim.

Çattık yahu.

Ona güvenmiyorum. Her şeyi bok edecek.

Hayır. O tam istediğimiz gibi biri.

Mükemmel bir aptal ve benim için her şeyi yapar.

Eski şansölye Elena Vernham şu anda firaridir.

Nerede olduğuna dair bilginiz varsa...

...derhal bildirin ve ödülünüzü alın.

Sadıklara müsamaha gösterilmeyecektir.

Vernham taraftarları desteklerini kaybediyor.

Eski Şansölye'nin saklanabileceği hiçbir yer yok.

Bulunacak ve yargılanacak.

- Westgate Direniş Ordusu... - Bu yalanları duymaya gerek yok.

Lanet olsun!

Ne o? Ne oldu?

Merhabalar! Hayat nasıl gidiyor?

Güle güle!

Buyurun. Benimkilerden.

Bunu da alın. Rahmetli annemin sahte kürkü.

Domuz gibiydi.

Tanrı seni korusun, aşkım.

Tanrı seni korusun.

- Hayır, sen benim aşkımsın. - Hayır. Tomas...

Sen bizim koruyucu meleğimizsin.

Başını eğ.

Bu insanlar hangi taraftan?

Burada mı? Her taraftan var.

- Her yerde olduğu gibi. - Hadi, acele et.

Sadece insanlar.

Gir! Gir!

Sana ne kadar teşekkür etsem azdır, Tomas.

Bir ulusu kurtaran adam olarak hatırlanacaksın.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left