ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
THE APARTMENT JOB
Yaklaşık 300 metre ilerinde bir otobüs durağı olacak.
Görüyor musun?
Evet, görüyorum.
Orada duran kadına
çarp!
Lütfen ablama yardım et.
Nasıl yani?
Ablam
Kang Ha-jeong.
Kang Ha-jeong mu? Muhasebe müdürü mü?
Bence…
Yapmaması gereken bir şey yaptı.
Ne demek istiyorsun?
Bir defteri var.
Apartman fonlarının iç edildiğini belgeleyen bir defter.
Muhasebe müdürü Kang Ha-jeong,
Ha-ri'nin ablasıymış.
Ne?
Bakım fonunun nasıl iç edildiğini belgeleyen kayıt defteri ablasındaymış.
Defter mi?
Asıl kayıt defteri mi?
Lee Chung-won için çalışmıyor muydu?
Lee Chung-won'un da haberi yok gibi.
Bayan Kang muhtemelen kendini korumak için tutmuştur.
Patron, bu ona karşı kozumuzun olduğu
- anlamına gelmiyor mu? - Evet.
Tabii ele geçirebilirsek.
Siz şimdilik Kang Ha-jeong'un üzerinden gözünüzü ayırmayın.
Tamamdır.
Bizim için bir ölüm kalım meselesi olabilir.
Sana söylüyorum, bunu yapamam.
Bunu duymamış gibi davranacağım.
Evet, 125 numaralı otobüsün arkadan üçüncü sırasında oturdu.
Evet, şu an evine giriyor.
Ne? Ne oldu? Yakalandın mı?
Hayır, yok bir şey.
Sadece sürmek için 10 milyar mı?
Patron, kesin birini indirmeyi planlıyor.
Patron, bunu yapamazsınız.
Patron, ben yaparım.
Yıllardır en küçük benim.
Sizden daha iyi şoförüm.
Bahsettiği şu "şeytan tırnağı" Kang Ha-jeong olmalı.
Reddetsem de durur mu ki?
Paraya sıkışmış birini bulup ona yaptırır.
Kang Hanım'ı kurtarmak için
dümene benim geçmem lazım.
Bayan Kang, iyi misiniz?
Yardıma geldik.
Bu, 10 milyar won.
Bunu yaptığında sana parayı vereceğimi söylemiştim.
Bu parayla eski patronunu kurtarabilirsin.
Zaten hastayken onu orada bırakmamalısın.
Tek yapman gereken
tam orada duran bir kadına çarpmaktı.
Daha zor şeyleri başardın
ama en kolay işi yapamadın mı?
Kötü bir adam olabilirim
ama sen sadece çöpsün.
Çöp mü?
Seninle ilgilenen bir adama kaba davranıyorsun.
Ben çöplerle çıkmam.
O zaman benimle ne yapacaksın?
Elimde ilgini çekecek bir şey var.
Kendi inşa ettiği sitenin
bakım fonunu iç etmek için bir inşaat şirketi başkanının
yaptığı tüm pisliklerin dökümü.
Şuna ne dersin?
Defteri Park Yong-man'la
takas edelim.
Park Yong-man'ın
serbest bırakılması için o 10 milyara ihtiyacın vardı.
Yani…
EMNİYET MÜDÜRÜ KWAK JU-GWON
Evet Bay Lee.
Hayırdır bu saatte?
Müdür Bey, senden bir şey isteyeceğim.
Park Yong-man'ı
sağlık gerekçesiyle kefaletle çıkaralım.
Ne? Park Yong-man'ı mı?
Kullandığın şu Park Hae-kang'ın patronu…
Onu One Club'a alacağım.
Park Yong-man'ı salmaya hazır ol.
Tamam. Hazırlıkları yapıyorum.
Serbest bırakılmasını istiyorsan
o defteri bana getir.
Basit, değil mi?
Ablam kötü biri değil.
Yemin ederim.
Pankreas kanseri diyorlar.
Üç ay ömrü kalmış.
Her yere baktım, defter burada yok.
Başka bir yere götürmüş olmalı.
Orada yok mu?
O hâlde sadece bir belge olmaktan çıkıyor.
Artık bir silah.
Üzgünüm efendim. Tekrar peşine düşeceğim.
Sonsuza dek saklayamaz.
Aferin Bay Kim.
Harbiden yetenekli biri.
Ama öngörülemez davranmaya devam ederse…
İşte o zaman sıkıntı çıkar.
Sırtımı dönersem…
…bu işi hayatta toparlayamaz.
THE APARTMENT JOB
Ha-jeong!
Ha-jeong, iyi misin? Yaralandın mı?
İnanamıyorum!
Anlat.
O piç seni öldürmeye mi çalıştı?
Söylesene. Kimin yaptığını biliyor olmalısın!
Kim yaptı? Bunu ablama yapan kim?
Defter nerede?
Onun yüzünden canından olacaktın.
Defteri ben sakladım.
Yerini bilmiyor.
Defteri bana ver.
Bu iş senin boyunu aşar.
Bu kadar tehlikeli bir şeyi sen neden istiyorsun?
İhtiyacım var.
Anlaşma için şart.
Anlaşma mı?
Kiminle?
Ablamı öldürmeye çalışanla mı?
Kim o?
Eski başkan mı? Tesis müdürü mü?
Kim?
Bu yüzden ablamı öldürmek istiyorsa
defter onun zayıf noktası demektir.
O zaman neden sana vereyim?
Bay Park.
O defter aynı zamanda ablamın suçlarının kaydı.
Öylece veremem.
Defterin peşindeki kişi
senin başa çıkabileceğin biri değil.
Kim bu kişi, onu bile söylemiyorsun.
Defter için sana niye güveneyim?
O defter ablamın can damarı.
Hayatı buna bağlı.
Veremem.
Yani
muhasebe müdürü, Kang Ha-ri'nin ablası mıymış?
Demek ki çatı katındaki tiple çalışıyor.
Düşmanımız nasıl oldu da gelip
salonumuzun tam ortasına kuruldu?
Durun bir dakika.
Bayan Kang ve ablasına da yemek hazırlamak zor olacak.
Boğaz sayısı arttı.
Ne yapalım, durum acil.
Masaya bir tabak daha koyacağız artık.
Tamam. Bu kadar ciddileşme.
Umarım o da buradaki biri gibi obur değildir.
Nereye Gyeong-buk?
Al.
Kang Ha-ri dedi ki
şekerli şeyler strese iyi gelirmiş.
ÇİKOLATALI SÜT
Sağ ol.
Çikolata seviyor.
Utanmaz.
Yemek yemeyi sevdiği belli.
Kang Ha-jeong'un bilinen son konumundaki kamera görüntülerini aldık.
En son True Value'da Bina 114'e girerken görülmüş.
Bina 114 mü? Park Hae-kang orada yaşıyor.
Evet.
Onun evinde olduğunu düşünüyoruz.
Ne yani? Sevgililer mi?
Kang Ha-jeong'un Kang Ha-ri diye
bir kız kardeşi var.
Kendisi Park Hae-kang'ın eşi.
Ne dolaplar dönüyor?
Baldızı mı yani?
Aslında daha da karmaşık.
Park Hae-kang ve Kang Ha-ri resmî olarak evli değiller.
Sözde kardeşleri de kumarhaneden adamları.
Babası aslında aranan bir kumarbaz.
Ailesinin tamamı sahte.
Ne?
Yok artık. Dalga geçiyorsun herhâlde.
Saçmalığa bak.
Peki ya karısı?
Gelin rolü için figüran ajansından tutulmuş.
Yani tüm bu olanlar
bir işten mi ibaret?
Sadece bir iş anlaşması.
Para kokusunu alınca
kuyruk sallayarak gelirler.
Çocuk oyuncağı.
Defteri güvenli bir yere sakladım.
Kimse bulamaz.
Özür dilerim.
İşler bu noktaya varmaz sanıyordum.
Kim?
Parayı iç etmeni kim emretti?
Ben yaptım.
Kararı veren benim.
Kimse emir vermedi.
Yani ben.
Sebep olan benim.
No comments yet. Be the first to leave one.