ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Hayır! Hayır!
Hayır! Hayır!
BEYAZ MİNİBÜSLÜ ADAM
FLORIDA'DA YAŞANAN GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADIR
Gidelim.
Rebel!
Rebel! Çabuk, gel buraya!
Sağ ol be!
Ciddi misin? Haydi, yürü.
Teşekkürler.
Geç kaldın.
Kızım! Ah senin o atın!
Direkt banyoya çıkacaksın, tamam mı?
Saçını yıka, tırnaklarını temizle. Bacaklarını da tıraş et lütfen.
Tıraş mı?
Margaret, şuna tıraş olmayı göster.
Baş üstüne.
Sen yine attan mı düştün?
Hayır.
Şık giyin.
Ayağını buraya koy. Ben sana göstereyim.
Çok yavaşça.
Gördün mü? Çok kolay.
Tüm hanım kızlar bacaklarını tıraş eder.
Hanım kızlık umurumda değil benim.
Şimdi olmayabilir ama olacak.
Ah!
Bırak, ben kendim yaparım.
Helen aslında bölge üzerindeki etkilerine dikkat çekiyordu dün.
Sadece istihdam değil, getireceği yeni ailelere de.
Eğer satın alma gerçekleşirse, bu güneydoğu bölgesinin en büyük maden yatırımı olacak.
- İşte yönetim kurulunu ikna etmek gerek. - Onlara iyice anlatılması gerekiyor.
Kanıt isterler. Sağlam olmalı.
İnanmaları için kendi gözleriyle görmeleri gerek.
Belki yaklaşımımız yanlış.
Belki de küçük ölçekli mülkler satın almalıyız. Portal ve Proctor gibi.
Altı ay elimizde tutarız. Sabrederiz! Sabır şart. Bırakırız ufaktan üretime başlasınlar.
Sonra başlarız, varlıkları temsil etme şansımız olur.
- Varlığı severim. - Varlık iyidir. - Varlık iyidir.
Duyduğuma göre çalışkan öğrenciymişsin. Yaşıtların arasında da gözdeymişsin.
Teşekkür ederim.
Evlilik çağına gireceğim günü heyecanla bekliyorum.
Çok güzel bir genç hanım oldun, Margaret.
Teşekkür ederim.
Bugün beni neredeyse yılan ısırıyordu!
- Annie! - Öyle mi? - Gerçekten?
Hattâ atım Rebel ürküp kaçtı.
- Ne? - Evet. Yılan 2.5-3 metre falandı.
- 3 metre? - Evet. Burun buruna geldik.
Yani, işim bitti dedim resmen.
Yılan birden döndü ve bana doğru geldi.
Ama ben sağlam durdum ve bana bulaşmaması gerektiğini biliyordu.
- Sonra başını indirdi ve dönüp işine gitti. - Süper!
Neler olmuş neler!
İyi olmana sevindik.
Yalan söylüyor.
- İlgi çekmeye çalışıyor! - Gerçekten oldu.
Çok ayıp, kızlar! Yeter.
Kusura bakma, Jim.
Hayatım.
Beni hayal kırıklığına uğrattın, Annie.
Babanı utandırdın bu akşam.
Yılan vardı.
Abartmayı bırakmalısın.
Genç bir hanıma yakışmaz.
- Ben genç hanım değilim zaten. - Yeter!
Evimize misafir geldiğinde sizden saygılı olmanızı bekliyoruz.
Sana o atı aldığımıza pişman olmaya başladım bile.
Sattırma bana o atı.
Peki, efendim.
Ne yaparsak yapalım kız o attan düşmeye devam edecek.
Önemli olan düşünce kalkabilmesi.
- İyi geceler, anne. - İyi geceler, bebeğim.
Tamam. Sanırım uyudular.
Ben 11'e kadar dönerim.
Ama belli de olmaz. Tamam, görüşürüz.
Günaydın, kovboy.
Anneciğim?
Çok ayıp, Daniel!
Anneciğim, Annie kiliseye böyle gidemez. Lütfen elbise giydir şuna.
Annie, elbiseni yatağına koydum. Kahvaltıdan sonra giy onu lütfen.
Ne fark eder ki? Kilisede ne giydiğim tanrının umurunda değil.
Mesele haline getirme lütfen.
Ayrıca teke gibi kokuyor.
Dün o pis ata bindikten sonra duş aldığını sanmıyorum.
Rebel pis değil!
- Leş gibi. - Senin ağzın leş gibi!
Günaydın, kızlar.
Günaydın, babacığım.
Hey, baba! Bana atış yapmayı ne zaman öğreteceksin?
Ho! Hayır! Ver onu bana.
O sana yasak.
Ama sen hep gidiyorsun. Benim evi savunmayı öğrenmem gerek.
Richard, sana o tüfek iyi fikir değil demiştim.
Ve Daniel!
Savunmayı gerektirecek bir şey yok.
Vahşi Batı'da değiliz.
Tanrı bizi kollar.
Bu onun taahhüdü.
Koruyucunuz o. Kurtarıcınız o.
Muhtemelen o sebeple şükran sunmak için buradasınız.
Ve birbirinizin kardeşliğine katılmak için.
Dolayısıyla bugünkü mesajıma geliyorum.
Mezmur 91:4.
Rab seni kanatlarının altına alır.
Onların altına sığınırsın.
Onun sadakati senin kalkanın, siperin olur.
Ben alırım.
- Fıstık? - Fıstık.
Cadılar Bayramı'na çok az kaldı.
Anneciğim, milyon kere söyledim.
Sınıftaki bütün kızların odasında hat var.
Lütfen! Bana çok lazım. Mahremiyet için, biliyorsun?
Mahremiyet? Odana hat çektirecek kadar gizli neyin varmış?
Oğlanlarla konuşacak. "Ah, Kyle! Çok romantiksin, Kyle!"
Duyduğuma göre bütün gece telefonda konuşunca kulağında siğil çıkarmış.
- Gerçekten mi? - Annie! - Tabii ki hayır.
Her zamanki gibi uydurdu.
Daniel, hayır!
Rebel'ın arkasına aniden geçme, tamam mı? Ürküyor.
Çifteyi yersin kafana.
- Anladım. - Tamam.
Kıs şu rezil müziği!
Duanı edip yatmanın vakti gelmedi mi?
Tanrım...
Creedence, Skynyrd ve Allman Brothers için şükrediyorum.
N'olur atım Rebel'ı ve düzgün ailemi koru.
Kendini beğenmiş ablam Margaret'ı bile.
Ve tanrım n'olur 16 yaşıma gelmeden öpüşmeme izin ver.
Hayır! Hayır!
Hayır! Hayır!
BROOKSVILLE LİSESİ
Ee, yeni çocukla ilk adımı nasıl atacaksın?
- Adını öğrendin mi? - Ne? Hayır.
Nereden geldi acaba?
Cennetten!
Yeni komşum kendisi. Öncelik bende, kızlar.
Sona kalan dona kalır.
Kimin umurunda?
Senin. Senin umurunda.
Peki.
Ev ödevini yapmış olanlar için bugün kurbağaların yaşam döngüsünü işleyeceğiz.
Dişi kurbağalar suda yumurtlar.
Hoş geldin.
Çocuklar, bu Mark Newsome. Aramıza Memphis'den katılıyor.
- Blues sever misin? - Pek değil, hocam. Ben rock severim.
Yürü be!
Güzel, Charlie'nin yanına otur.
Devam edelim. Arkadaki laboratuvarı görüyor musunuz?
Solucan, kurbağa, hattâ domuz kesip inceleyeceğiz.
Bayan Engram! Kantinde dolaşan kediyi de keseceğiz diye duydum. Doğru mu yoksa...
Tamam, tamam.
Kitaplarınızda üçüncü üniteyi açın. İlerlemeye devam edeceğiz.
Bö! Yakaladım!
Daniel!
Gebertirim seni!
Sakın bir daha yapma öyle!
Peki.
Yarın çıkarırım seni, tamam mı?
Ne istiyorsun?
Özel mülk bura.
Charlie'nin geçen yazdan beri var.
Anne?
Dediğimizi yapacaksın ve kararımıza saygı duyacaksın.
Ama çok utanç verici.
Sınıftaki bütün kızların odasında telefon var.
- Anne. - Şimdi olmaz, Annie.
- Bunun seninle ilgisi yok. - Rebel'ın yanındayken bir ses duydum.
- Araba sesi gibiydi. - Annie, biraz müsaade eder misin?
- İşte ahırdan çıkmaya çalıştım ama... - Ne var, Annie? Yine ne hikâyesi anlatacaksın?
Dev yılan mı saldırdı? Ahıra araba mı daldı?
- Hayır, minibüstü ve ahırın yanına park etti. - Minibüs!
Hikâye dallanıp budaklanıyor! Peki. Minibüs ahıra daldı yani?
- Hayır. - Herkes iyi mi?
Rebel'ı hastaneye götürelim mi?
Ahıra dalmadı! Orada durdu ve bana ışık çaktı!
Çok ilginçmiş.
Anneciğim, ben kendim telefon şirketini aradım ve dediler ki...
Sanırım beni takip ediyordu.
Uydur uydur!
Kimsenin sana baktığı yok.
Kimse seni takip etmiyor, Annie. Sen güzel bile değilsin.
Margaret Williams!
Diyorum sana, çok tuhaftı.
- Tuhaf olan sensin, Annie! - Kızlar, yeter!
Annie, bıktım senin şu hayal dünyandan!
Margaret, sen de hemen özür dile.
Pardon.
Yatma vakti.
- İkiniz de, gidin hemen. - Ama anne!
Başka şey duymak istemiyorum.
Evet, kızlar. Haydi, ısınmaya başlayın. Haftaya sınav var!
"Fransız işi" deniyor.
Fransa'da başladı. Ne olduğunu biliyor musun, Annie?
Dil kullanıyoruz, değil mi?
Göstereyim size, kızlar.
Annie, şimdi sen dene.
Bence Patty denesin. Ben gözcülük yaparım.
En iyisi gidip üstümüzü değiştirelim.
Hey, Annie!
No comments yet. Be the first to leave one.