ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
KEIGO HIGASHINO'NUN ROMANI
THE DEVOTION OF SUSPECT X'TEN UYARLANMIŞTIR
Anne!
Acele et anne!
Acele et anne. Geç kalıyoruz.
Dırdır edip durma Tara.
- Nasılmış? Sen de bana yapıyorsun. - Sırf erken kalkıyor diye…
Tara!
Isıtıcı yine suyun içinde kalmış!
Bir şeyi de doğru yap!
- Tara! - Ne var anne?
Lütfen acele et.
Hani geç kalmıştın Dırdırcı?
Telefonumu geri ver anne.
- Dur anne. - Yakaladım seni.
Telefonumu ver anne.
- Telefonum anne! - Al bakalım.
Teşekkürler.
13 yaşındayım, biliyorsun, değil mi?
Okula kendim gidebilirim.
- Cidden mi? - Evet, ciddiyim.
Bunu bilmiyordum.
Günaydın öğretmenim. Merhaba!
Günaydın Bayan Dsouza, nasılsınız?
Siz nasılsınız?
Günaydın öğretmenim. Günaydın.
Günaydın öğretmenim.
Günaydın Bayan Dsouza. Nasılsınız? Günaydın öğretmenim.
Merhaba, günaydın Bayan Dsouza!
Bu akşam ne yapıyorsunuz?
Günaydın öğretmenim!
Günaydın!
Hayır, lütfen sorun. Tamam!
Biraz zor gözüküyor Bayan Dsouza.
- Günaydın öğretmenim. - Günaydın.
Dersten sonra dojo kursum var.
Hayır, "lütfen" demenize gerek yok.
Pekâlâ.
Tamamdır, orada olacağım.
Tabii.
- Emin misiniz? - Günaydın öğretmenim.
Merhaba efendim.
- Günaydın öğretmenim. - Günaydın.
Günaydın öğretmenim.
Günaydın.
Emin misiniz?
Pekâlâ! Orada görüşürüz.
Günaydın.
Bak! Öğretmen geliyor.
Teşekkürler.
Ne olmuş?
Her gün geliyor.
O neydi şimdi?
Buraya sırf senin için geliyor.
- Sen deli misin? - Evet, deliyim.
Sen de körsün. Sadece senin için geliyor.
Dün sen gelmedin, o da gelmedi.
Acaba niye?
İzin günümü nereden bilsin?
- Ben bile bilmiyorum. - Senin komşun.
Seni yakından takip ediyor olmalı.
Darr'daki Shah Rukh Khan gibi.
Lütfen şunu söyleme.
Günaydın!
Ya sana çıkma teklif ederse?
Günaydın öğretmenim.
- Günaydın Bayan Dsouza. - Günaydın öğretmenim.
- Dün gelmediniz. - Şey…
Dün… Ben…
Ben… Evde…
Merhaba.
Ben Maya Dsouza.
Yan dairenize yeni taşındım.
Tanıdığınız bir tesisatçı var mı?
Su sızıntım var da.
Teşekkürler.
Evdeki… Bir şey…
- Yumurtalı pilav mı? - Evet lütfen.
Babu, spesiyal yumurtalı pilav.
Hazır!
- Günaydın öğretmenim. - Günaydın.
Teşekkürler.
Beni nasıl buldun?
Yeterince ararsan Tanrı'yı bile bulabilirsin.
- Sense sadece eşimsin. - Seninle işim olmaz. Git.
14 yıl sonra seni bulmuşum.
Sohbet etmeden nasıl giderim?
- Konuşacak bir şeyimiz yok. - Var.
Konuşulacak çok şey var.
Onları saymayı başlasam
konuşacak
en az 1,5 milyon şey olurdu.
Maya! Gel.
Maya mı?
Adını mı değiştirdin?
Mesleğini de.
Şimdi konuşamam. 14.00'ten sonra.
- 14.00'ten sonra mı geleyim? - Hayır!
Burada olmaz.
Orada ol.
"Maya."
Günaydın öğretmenim.
Günaydın efendim.
MOUNT HERMON OKULU
- Günaydın. - Efendim!
- Meşgulüm Dipok. - Lütfen!
- Olmaz! - Lütfen efendim!
- Hadi bakalım. - Bugün sizi yeneceğim!
Umarım. Böylece bundan kurtulurum.
Kaybetmek mi istiyorsunuz?
- Her öğretmen öğrencisine kaybetmek ister. - Hadi.
- Hazır mısın? - Evet.
Bir, iki, üç!
Evet, başardım.
Ben kazandım.
Nasıl? Nasıl yaptın?
Dikkatini doğru şeye vermeni söylemiştim.
Hedefin parayı kurtarmak, beni yenmek değil.
Karan!
Nazik ol dostum!
Naziktim zaten.
- Evet? - Komiser çağırıyor.
- Şimdi mi? - Evet.
Üzgünüm, gitmeliyim, amir bekler.
Şanslı çocuk!
- Amir seni kurtardı. - Neyden?
Nezaketimden.
Karan!
- Kaç hadi, tam vakti. - Geç kalıyoruz, hadi.
Lütfen git.
Bir dakika lütfen, süre tut.
30 saniye.
20.
Gel.
Süre?
58 saniye.
Hadi! Gidelim.
- Dayağı yersin sanıyordum. - Ben de!
Tüm büyük kara para aklayıcılar Ajit adını verdi.
Kara paralarını aklıyor.
Onu bul, bu pis işle tek bağlantımız o.
Anlaşıldı.
Sen kim olduğunu sanıyorsun? Seni beklemek zorunda mıyım?
Bir kez daha!
Tekrar!
Kıvrıl!
Sen kimsin?
- Polis. - Kaybol.
Bu ayınkini ödedik.
"Kaybol" mu?
Dilenci muamelesi görüyorum.
Daha önce duymadın mı?
Neyi?
Kemik kırılma sesini!
Evet, duydum.
Mithun da! Ashanti! Doğru mu?
Harika. Ben de Mithun hayranıyım.
"Şüphen mi var?"
Çok iyi!
Göbeği biraz erit.
Ne istiyorsun?
Sen
ve buradaki dostun…
Artık dost değil misiniz?
Ajit'i nerede bulabilirim?
Bilmiyorum.
Çalışmaya devam et, öylece dikilme.
Bir düşün.
Ajit bulunursa
ona hiçbir şey vermek zorunda kalmazsın.
Artık ne veriyorsan.
Bir şey bildiğimden değil.
Geçen hafta buradaydı.
Tamamen sarhoştu, aynı şeyi geveleyip durdu.
Kalimpong'da piyango tutturmuş.
Piyango mu?
Soniya.
Canım Soniya'm…
Yapma.
Beni gördüğüne hiç sevinmedin.
Değiştim Soniya.
Artık öyle biri değilim.
- Ne istiyorsun? - Beni dinle.
Polisliği
bırakıyorum.
Diğer işi de.
Artık temiz bir hayat istiyorum.
Bak, giderken paramı aldın.
Yoksa çalmış mıydın?
Fikrim yok. Unutmuşum.
Geçmişi unuttum.
Sen de unutmalısın!
Ne istiyorsun?
Sakın bana dokunayım deme!
Sadece yanımda olmanı istiyorum.
Bir kez daha bir aile olamaz mıyız? Sen, ben…
Kızımız.
Tara'yı nereden biliyorsun?
Tara.
Ne tatlı bir isim.
No comments yet. Be the first to leave one.