Broker

Broker (브로커)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Broker 2022 2160p UHD Blu-ray Remux DV HDR HEVC TrueHD 5 1-CiNEPHiLES
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne

ടാഗുകൾ

Blu-ray
blu-ray
HEVC
HD
Blu-Ray
REMUX
BluRay
1080
x265
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-04-08
ഡൗൺലോഡുകൾ: 56
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Busan Aile Kilisesi

Terk edeceksen çocuk yapma.

Şu kadını takip et.

Kimse var mı?

Kaçmış herhâlde.

Muhtemelen.

Bir havlu versene.

"Woo-sung, özür dilerim. Seni almaya geleceğim."

Yine bir "Geri geleceğim" vakası.

Telefon numarası yok.

"Woo-sung, özür dilerim. Seni almaya geleceğim."

Asla geri gelmeyecek.

Videoyu sil, çabuk.

Şu parlak gözlere bak.

Kaş namına pek bir şey yok ama yine de çok sevimli.

İnsan bunu nasıl bırakıp gider?

Yani sen Woo-sung musun?

Evet, Woo-sung.

Umarım hep birlikte mutlu oluruz.

BEBEK SERVİSİ

Ekspres otobüse binecek yolcular burada inebilirler.

Busan Şehirlerarası Otobüs Terminali için 3 numaralı çıkışı kullanın.

Dizin nasıl? Ağrıyor demiştin.

- Şimdi iyi. - Geçti mi?

Daha iyi.

Sık sık dışarı çık. Egzersiz iyi gelir.

Buraya geldiğimde dinlenmem gerekiyor.

- Çamaşırhane işi nasıl? - Eh, idare eder işte.

Kardeşim Sokrates...

Yine de...

insan kaçakçılığı için bebek kutusu kullanmak çok cesur bir hareket.

Böyle bir kutu yaratmak sorumsuz annelerin sayısını çoğalttı.

Bence sen özünde iyi birisin.

Ne?

Bebeği dışarıda bıraksaydın, çoktan ölmüş olurdu.

İyiyimdir ben. Bilmiyor muydun?

Erkek miydi, kız mıydı?

- Merhaba! - Merhaba, iyi günler!

Geçen sefer çok lezzetliydi.

Adı neydi? Şu...

Schweinshaxe?

Schweinshaxe. Yediğimin ertesi günü cildim o kadar parlaktı ki inanamadım.

Alt tarafı paça.

"Choucroute" diye bir şey duydunuz mu?

Onu yapmayı deneyeceğim, bize katılırsanız çok memnun oluruz.

Bildiğin yahni işte. Yavan.

Beyazlar temizlemede,

o yüzden siyahları getirdim. - Teşekkürler.

- Her ihtimale karşı... - Teşekkürler.

Tamam.

- Hoşça kalın. - İyi günler!

En azından nezaket gereği arabadan inmen gerekmez mi?

Gerek yok.

Zaten bütün gün evde. Egzersiz yapmış oluyor.

- Tam evlenilecek adam. - Gerçekten mi?

Nasıl yani? Onu istiyor musun?

Bebeğiniz olursa, evde yazı yazıyor olacağı için onunla ilgilenebilir.

Anne geri mi döndü?

Tuhaf bir şey mi var?

Evet. Onu dışarıda bırakmış. Kutunun dışında.

O an kafası karışık mıymış?

Polisi arayacağını düşünüyorsan onu buraya getir.

Getiririm.

Evet.

Kayıtlarımızda hiçbir şey yok.

Papazı çağır. Bir de lütfen Su-kyung'u yıkar mısın?

Tabii ki.

Dong-soo, dün çalışıyor muydun?

Evet, hep pazar günlerini alırım.

Lütfen buradaki bebekleri bu kadına göster.

Burası büyük çocuk oyun odası. 19 çocuk var.

Hepsi bebek kutusuna bırakıldı.

Bu geçen hafta geldi. Annesi 15 yaşında.

Bunun annesi Pakistanlı.

Bebek bakıcısı olduğunu duydum.

Bu kadar mı?

Şimdilik.

Not falan bıraktın mı? Ya da başka bir şey?

Evet.

Adın ve numaranı yazmış mıydın?

O zaman bebeği bulsak bile, annesinin sen olduğuna dair kanıt yok.

Neler oluyor?

Bir bebek arıyor. Adı Woo-sung.

Dün gece kutunun önüne bir bebek bıraktığını söyledi.

Kutuya koysaydın çalışanımız dışarı çıkıp seninle konuşurdu.

Evet, ben de öyle dedim.

Hiç de bile.

Kaçırma mı? O kelimeyi nasıl kullanabiliyorsun?

Yanlış mıyım?

Onu bir kenara atan sensin.

Hayır, kutunun orada bıraktım!

Biz evcil hayvan oteli değiliz.

Notta geri döneceğimi söylemiştim!

Notta "Geri döneceğim" yazıyorsa, evlat edinme listesinden çıkarılır.

Yetimhaneye gitme ihtimali %100. Bu ne demek biliyor musun?

Eminim sevgi dolu bir niyetle yazdın ama

bu onun için gelecekteki tüm yolları kapatıyor.

Demek istediğim, Woo-sung'ın...

Woo-sung'ın öyle karanlık bir gelecekten kurtarılmasını istiyoruz.

Yetimhanede büyümek yerine

sevgi dolu bir ailenin yanında olmak çok daha iyidir.

Bu evlat edinme.

Onu büyütecek anne-baba arıyoruz.

Bunu yapmaya hakkınız yok.

Onu terk ettikten sonra senin de yok.

- Hırsızlık bu! - Koruma.

Elbette buna hakkımız yok ama...

Aslında buna şöyle diyebiliriz. Hayırseverlik diyelim.

Hayırseverlik...

Bu kelimeyi yıllardır duymamıştım.

Çocuk sahibi olamayan çiftleri

ve uzun evlat edinme inceleme sürecini bekleyecek sabrı olmayanları,

kendince sebepleri olan annelerle buluşturuyoruz.

Senin adın neydi?

Sun-ah. Moon Sun-ah.

Bayan Sun-ah, bizi değerli çocuğunu kucaklayan aşk tanrıları olarak düşün.

Woo-sung için en iyi ebeveynleri bulacağımıza söz veriyoruz.

Aşk tanrısı mı?

Peki, öyle demeyelim o zaman. Şey desek...

"İkiz Leylekler" nasıl? İki kişiyiz çünkü.

Duruma göre değişiyor ama makul bir ödemesi var.

Ödeme mi?

Ne kadardı?

Erkek çocuk için yaklaşık 10 milyon won.

Parayı kim alıyor?

Elbette sen. Biz de anlaşmayı ayarlıyoruz.

Hayırseverlikmış. Siz sadece komisyoncusunuz.

Öyle de diyebilirsin.

Ne zaman gidiyoruz?

Bu annesi galiba, değil mi?

Emin değilim.

Pek öyle görünmüyor.

Merhaba Tae-ho. Hayırdır?

Merhaba.

Bugün kapalıyız.

Bu leke çıkar mı bilmiyorum.

Bu...

Bu... kan mı? - Kan olduğu çok açık.

Deneyeceğim. Paraya gelince de, önümüzdeki hafta...

Burayı tavuk lokantası yapmayı düşünüyoruz.

- Ödeyemiyorsan kumarhaneye uğra. - Hayır, oraya asla dönmem.

Seçeneklerin var demek ki.

Gelecek haftaya kadar 50 milyon. O gömleği de temizle.

Tamam.

Güle güle.

Tae-ho.

Ne zamandan beri gangsterlerle çalışıyorsun?

Beğenemedin mi? İhtiyar, sen kendi işine bak.

Annenle birlikte erişteci işletmiyor muydun?

Erişte deyince kusasım geliyor.

Dertleri neymiş?

Hiçbir şey. Şikayet etmeye gelmişler.

Şunu yaptır artık.

Onun bir hilesi var. Sola iteceksin!

Onu almamız gerekiyor mu?

Annesi yanındayken daha az şüphe çeker.

Sun-ah! Gel, gel.

Sırf para için yapıyor. Ama yüzde 50...

Aynen. En azından üçe bir olmalı.

Gyeongbu Otoyolu üzerinden Yeongdeok'a iki buçuk saat.

Öğle yemeğinde Gyeongju Dinlenme Tesislerinde olacağız.

Orada mola veririz.

Böyle bir arabayla çok uzağa gidemezler, değil mi?

Sence Ulsan mı yoksa Pohang mı?

Duş alıp kıyafetlerimi değiştirmek istiyorum.

Unutma, onları suçüstü tutuklamamız lazım!

Sun-ah, memleketin neresi?

Ben Busan'lıyım.

Bu adamsa Seul'lü olduğunu iddia ediyor.

İddia mı?

Sen nerelisin peki?

Yeosu.

Ah, Yeosu.

Orada bir tek gondol var.

Onun adı teleferik.

Dilbalığını çok güzel yapıyorlar. Bir de "gatkimchi"...

Yıllar önce oraya bebek satmak için gitmiştik.

Eşcinsel çifte, hatırladın mı?

Ah, doğru, doğru! Orası Yeosu'ydu. Hatırladım, evet.

Çocuk nasıl acaba? Şimdi ilkokula başlamıştır.

Yeosu'da gece denizi...

Aptalca bir şey söyleme. Pazarlığı biz yapacağız.

Evet, sonuçta müşteri önce gelir.

Onları müşterin olarak düşün. - Geldiler.

Bay Im Chang-ho?

Busan'dan geliyoruz.

- Bebeği göster. - Elbette. Daha yeni uyandı.

Çok tatlı değil mi?

Acaba, Photoshop mu kullandınız? Fotoğrafta daha tatlıydı.

Yeni uyandığı için böyle.

Ama şimdi baktığımda kaşları çok ince geliyor.

Çünkü o bir bebek. Genelde gözleri böyle...

Çok sevimli. Woo-sung, gözlerini aç!

Dört milyon ödeyeceğiz.

Ama dün 10 milyon won demiştin.

- Ona dört milyon bile fazla. - Evet.

- Taksitle ödeyebilir miyiz? - 12 ayda.

Hiç böyle bir şey duymadım.

Bu kadar ani koşulları kabul edemeyiz.

Bebeğin babası kim?

More Turkish subtitles for Broker

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left