ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
"I",
bir karmaşık sayı.
Eksi birin karekökü.
Bir zamanlar varlığı mümkün görülmeyen bir sayıydı.
Ama sonrasında bu sayının varlığının sadece mümkün olmakla kalmayıp
evrenin en temel kavramlarından biri olduğu tespit edildi.
1997'de ben de hayatımda olması
mümkün ile imkânsız şeylerin arasındaki farkı anladım.
Pi sayısı.
Dairenin çevresinin çapına bölünmesiyle elde edilen oran.
Tüm dairelerde saklı bir pi sayısı vardır.
Âdeta sihir gibi.
Bir başka sihirli sayı ise "e".
Euler sayısı.
Doğal bir oranda artan her şey,
"e" tarafından belirlenir, mesela bakteriler.
Bu iki irrasyonel sayıyı karmaşık bir sayıyla birleştirdiğimizde
matematikteki en güzel denkleme ulaşmış oluyoruz.
Evimden ayrılırken
gözümde yaş,
aklımda Euler özdeşliği vardı.
GOMTI BARAJI
HOŞNUTSUZLUK GELİŞMEYİ TEŞVİK EDER JAWAHARLAL NEHRU
Baroni'den Bandra Terminali'ne giden Avadh Express…
Ayağına külçe mi bağladılar? Hızlı yürü.
Bizim yolculuk Surat'a, siz nereye?
Bundela Hanım'ın Koçluk Merkezi'ne.
Öyle mi?
Ders verdiği birçok öğrenci bu sene.
Hindistan Teknoloji Enstitüsü'ne girdi, değil mi?
Ülkenin her yerinden sürüyle bebe onun merkezine girmeye çalışıyor.
Onun derslerine katılmak için önce sınava girmek gerekiyor.
Sadece kaymak tabakaya ders veriyor.
Artık herkes ITT rüyasının peşinde!
Başarının anahtarı ginsengli içecekte saklı!
İş.
İtibar.
Lüks.
IIT'ye giden öğrenci
don terlikle bile medeni görünüyor.
Beyefendi.
Ama lütfen beyefendi.
- Birkaç fırt sadece. - Çocuk izliyor.
Kusura bakma.
Babamın canı gizliden gizliye sigara çekiyordu.
Ama sigara içmenin insanın hayatının kontrolden çıktığına
delalet olduğuna inanıyordu.
FARGO GAZ FİTİLİ
Sigaraları kendinden bile saklardı.
Nefsini köreltmek için sadece millî bayramlarda sigara içerdi.
Yani yılda üç kere.
Kontrol bizim evde hep gündemde olan bir mevzuydu.
Annem tatlılara takıktı.
- Yürü git! - O kadar çok yerdi ki,
kolesterolü tavana vururdu.
Kontrolü geri ele almak için tek umut artık bendim.
Bunu başarmak için de evimden uzaklara gönderilmiştim.
LUCKNOW'DAN KOTA'YA AVADH EXPRESS
YATAKLI VAGON
Ver bana.
Nereye?
Bilim Şehri'ne, kantinin yanındakine.
- 30 rupi. - Cehenneme gidelim dememiştim.
20 veririm.
Tamam, 25 rupi olur, gelin!
Vicky'nin odası nerede?
IIT'NİN CANI CEHENNEME
- Bu kim? - Bilmiyorum.
Vicky?
Ben Singh amcan.
Baban haber vermiştir.
Kahretsin, sakız.
Kapıyı kapat.
Toparlanıp çıkarız.
PERİYODİK TABLO
Sınavı düzgün yap.
Lucknow'a geri dönerim umuduyla bilerek çuvallama.
Bu şehir koçluk merkezlerinin Haridwar'ı.
İlla seni alacak bir tapınak bulurum.
Lucknow Üniversitesi'ne de gidebilirdim.
Üniversite, kara yılanın gölgesi gibidir.
İçi zorba doludur.
Haysiyetli çocuklar IIT'de okur.
Yürü.
Alo?
Söyle oğlum.
Sağlığın nasıl?
Telefon kulübesine geri döndüm.
Merkeze giriş sınavını geçtin mi?
Evet anne, geçtim.
Biliyordum.
Sen çok başarılısın.
Vicky'yle buluştun mu?
Evet. Valizleri odasında bıraktık.
İçerisi darmaduman. Odayı resmen çöplüğe çevirmiş.
Hiç şaşırmadım.
Evleri de lağım gibi kokar zaten.
Baban nerede?
Yanımda.
Birkaç güne oda işini halledeceğiz.
Sonra babam geri dönecek.
Para üstü yerine şeker al.
Şeker para üstünü karşılamıyor.
Odalar pahalı mı?
Evet.
Aylık 1.000 rupi.
Babam yalnız yaşa, oda arkadaşıyla olmaz, diyor.
Sen kafanı yorma oğlum.
Bir çaresi bulunur.
Baban birikimlerini kullanıyor.
Anne.
Efendim oğlum?
Anne, ben burada kalmak istemiyorum.
Biliyorum oğlum.
Ama babanı nasıl ikna ederiz?
Burası çok kötü. Hem hüzünlü hem de ruhsuz.
Sen olmayınca bizim ev de ruhsuz oldu.
Anne, Lucknow'da çok iyi okurum. Sana söz veriyorum.
Vivek.
Burası tiksinç bir yer!
Zamanla alışırsın Vivek.
Dört dakika doldu dolacak. Daha konuşmak istiyor musun?
Yok.
Verdiğim laddu'ları ye, tamam mı?
Bütün yıl yetiririm onları.
Ama sen tatlı yeme. Doktor uyardı.
Yemem, yemem. Tamam mı?
Eskiden yaşıyorduk ormanda.
Şimdi pahalı yemekler tabağımızda.
Eskiden yürürdük bozkırda.
- Şimdi köpek yolluyoruz uzaya… - Ne kadar garantisi var?
Kaliteli plastiktir. Kırılmaz.
Ama bir dayanım süresi olmalı. Bir yıl mı, iki yıl mı?
Dedim ya efendim. Kaliteli üründür.
Yere fırlatsanız bile kırılmaz.
Fırlatsam bile kırılmaz mı?
Evet.
Ne yapıyorsunuz?
Deli misiniz siz?
Alayım bunu.
Çok savaş verdik.
Çok cesur adamı rahmetli ettik.
Newton'un bir yasası için Şairleri göz ardı ettik.
Bu dünya.
Bu dünya Böyle gelmiş böyle gider.
Ama burada olmak için Öldürürüm önüme geleni.
Son nefesime dek dans edeceğim.
Ama burada olmak için Öldürürüm önüme geleni.
Bu benim hakkım tabii!
Bu benim hakkım tabii!
Kitapları dik koy.
Annen için endişelenme.
Ona bir şey olmaz.
Esaretin Bedeli'ndeki sonu istiyorsan lağımda sürünmeyi göze alacaksın.
Tek yolu bu.
-Düşmanla karşılaşınca -Anladın mı?
Kullanırız dy/dx anında.
Hesaplarımızla tıkarız onları.
Mantık kapılarının ardına.
Bilgiye açız, bu uğurda her şeye varız.
Mantık bize işlemez.
Bize ister inek de ister takıntılı.
Ama vasat deme, o sıkıntılı!
Sürat muhteşem, frenler patladı.
Bilmiyoruz biz.
Nasıl duracağımızı.
Nasılsın? İyi misin?
Bizim ülkemizden iyisi yok.
Hindistan'ın bağımsızlığının 50. Senesiydi.
Ama benim özgürlüğüm elimden alınıyordu.
90'larda serbest piyasaya geçildi
ve biz X Kuşağı'nın yaşam sevinci söndü.
Babamın kuşağı stressiz bir hayat yaşamış.
Köyde doğ.
En yakın kasabada oku.
En yakın şehirde işe gir.
Ama artık televizyonda pazarlanan hayallerin dünyasında yaşıyoruz.
Ve bu hayalleri sadece IIT gerçekleştirebilir.
Amerika'nın MIT'sine benzer şekilde
ilk Hindistan Teknoloji Enstitüsü 1956 yılında İngilizler Dönemi'nde.
Kharagpur civarındaki tecrit kampında kuruldu.
Cezaevini kampüse dönüştürmüşler!
1990'larda IIT rüyası büyüdü, koçluk merkezleri mantar gibi bitti,
milyonlarca öğrenci merkezlere kayıt oldu,
IIT'nin 2.500 kişilik kontenjanı için yarışmaya başladı.
Nasıl Dünya Savaşları'nda ergenler askere yazıldıysa
biz de kendi savaşımızı vermek için adımızı yazdırıyorduk.
Ama ister asker ister öğrenci olsun,
beyin hâlâ 17 yaşında hormonları tarafından yönetilen,
fanteziler diyarında yüzen,
zevkin duvarlarına çarpmak isteyen çocuk beyniydi.
SEKS
Ben Rinku, bu da Chandan.
Siz yeni misiniz?
Yeni miyiz?
Herhâlde cildimizin güzelliğinden yaşımız anlaşılmıyor.
Üç senedir IIT'ye hazırlanıyoruz.
Fazladan mumunuz var mı?
Evet, var. Ama önce bize odanı göster.
Burası, değil mi?
No comments yet. Be the first to leave one.