ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Güzel bir sabah. İşler yolunda.
Ahoi! Yukarıya bakın!
Bana ok ve yay verin.
Bak!
Kaptan! Kaptan Sinbad!
Göğe bak! Kuş bir şey taşıyor.
Abdullah.
Salim! Bu altın.
Albatrosa benzemiyor.
Saksağan! Parlayan şeyleri çalar.
Saksağandan büyük.
Ömer!
Sersem! Bize talihsizlik getirdin.
Kaptan...
Suya at. O Uğursuz.
Hissediyorum.
Kaptan!
Allah aşkına, güverteden at.
Saklayacağım.
Sinbad!
Sinbad!
Sinbad!
Sinbad!
Kaptanı uyandır! Buraya gelsin!
Kürekleri tutamıyoruz. Rüzgara kapıldık gidiyoruz. Bak!
Kayalara çarpacağız.
Ana direğe! Gerekirse onu kesin.
Abdul!
Allah’ım bana kuvvet ver!
Sinbad!
Sinbad!
Marabia.
Bu Marabia olmalı.
Rotamızdan çıktık.
Hayır, Raşit! Gördüğüm rüya! Her şey onunla alakalı.
Esrarengiz bir kuvvet bizi buraya sürükledi.
Kaderde akıllı bir adamın
rüyasını Gerçekleştirebilmesi için gerekenleri yapması yazılı değil mi?
Bazıları Allah'ın rüyalar vasıtası ile kullarına haber yolladığına inanır.
Ve bir rüyadan vazgeçmek... - Ondan vazgeçmektir.
Kaptan, ateşte yürüyen, ayaklarını yakar.
Kaptan?
Karaya yüzüyorum.
İlerde bir liman var. - Orada buluşuruz.
Söyleneni yapın! İstikamet, liman!
Sen Kaptan Sinbad mısın?
Evet. O benim.
Sen bir hırsızsın. Hırsızlar yakalanıncaya kadar kraldır.
Boynundaki kolye bana ait. Onu bana geri ver.
Yoksa canına mal olur.
Söylediğimi yapmazsan, ölürsün.
Benim habercimden çaldın.
Nasıl istersen.
Koura! Prens! Koura!
Uzun zamandır seni bekledik.
O kurtuldu, Ahmet.
Atını şehre doğru sürüp benden kaçtı. Sultanın askerleri ona yardım etti.
Size bir şey olmadı değil mi?
Şehrin kapılarını, yüzlerine kapattım.
Efendim, eliniz.
Acele etmemiz lazım. Gerçeği arayanlar oyalanmaz.
Sinbad vezirle beraber. Ne konuştuklarını dinlemem lazım.
Duvarlarda fareler olur Farelerin kulakları vardır.
Benim de kendi casusum var.
Bir defa beni zora soktu, aynı şeyi tekrar yapmaz.
Garip bir hikaye anlatıyorsun, Kaptan.
Buna rağmen anlattıklarına inanmaya hazırım.
Boynunda taşıdığın madalyon
bizi aynı düşmana karşı müttefik yapıyor.
Bu konuda o da, benim kadar istekli.
Kader bizi buluşturdu. Umarım bizim için hayırlı olur.
Neden?
Ülkemiz Prens Koura belası, yüzünden zor durumda.
Koura?
Bana saldıran mı?
Kara büyüleri bilen biri.
Amacı, bu ülkeyi hakimiyeti altına almak.
Benim de sana anlatacak bir hikayem var.
Sultanımız öldüğünde varisi yoktu. Ölmeden önce
beni sadrazamı yaptı. Bana 2 şey verdi.
Büyük bir sırrın parçaları olan 2 şey.
Nedir bu şeyler?
Göreceksin.
Bu ilki.
Bu resimler bir destanın hikayesini anlatıyor. Ama tam değiller.
Görünenler fazla değil. Sultan öldüğünde,
ben, sırrı çözmek için buraya koştum.
Odaya, havadan büyük bir ateş topu düştü.
Benim yüzümü de mahveden ateş.
Etrafta gördüğün bu yanık izleri ona ait.
Bir ateş topu mu? - Koura’nın marifetiydi.
Bana bırakılan iki şey var demiştin.
İkincisi de bu. Ateşin yok edemediği, bir madalyon.
Bir işaret. Bir bilmece.
Söylentilere göre, bu bilmece bir gün çözülebilirmiş.
Bu ve boğazında taşıdığın amuletin
çok suratlı tapınaktaki, yüksek rahibe gösterilmesi gerekliymiş.
Karışık gibi görünüyor.
Aslında bunlar birbirine uyuyor.
Görüyorsun, ben haklıyım Kaptan. Alın yazın seni buraya getirdi.
Ama hala bir bilmece daha var.
Bu mu? Bu?
Büyük bir sırrın anahtarı bu mu?
Nasıl bir sır? Neyin açıklığa kavuşması lazım?
Güç. Gerçek güç.
Bu memleketi Koura'nın kötü amaçlarından koruyacak güç.
Ya bu güç Koura'nın eline geçerse? - İşte beynimi kemiren de bu.
Eğer Koura bu memleketin tek hakimi olursa
Marabia için özgürlük ve mutluluk yok olur.
Gerçek güç mü?
Bunun için Allah'a dua ediyorum, ama o beni duymuyor.
O zaman Prens Koura'dan önce, sırrı bizim çözmemiz lazım.
Allah isterse olur.
Onun bir kısmının burada olması lazım.
Ben bir gemi görüyorum. Uzun bir yolculuk.
Bir ada. - ya bu korkunç semboller?
Ölüm tehlikesi olabilir.
Belki de bir hazinedir. Kayıp bir hazine.
Bir şey ifade etmiyor da olabilir.
Üzerinde ne kadar çok düşünürsem, o kadar karışıyor.
Peki bu resim? Bunun nesi var?
Üçüncü bir parça daha lazım.
Ya o parça bulunacak, ya da ülkemize yazık olacak.
Üçüncü nasıl bulunacak?
Görmüyor musun?
Meridenler. Oradaki derinlikler ve adalar.
O bir harita sadrazam. Denizci haritası.
Sen de kaptansın.
Allah büyüktür.
Sen! Sen evine gidebilirsin.
Bu bir gemi mi, yoksa mabet mi? - Cezirle beraber denize açılıyoruz.
Sadece 2 peçe düşürebildi.
Eğer rüzgar yardım ederse, Venüs çıkmadan önce bu kıtaya ulaşırız.
Sonra Orion'u takip ederek, bilmediğim sularda yelken açarız.
Neden bana bakıyorsun? - Artık kehanete inanıyor musun?
Bizi o bir araya getirdi. - Olabilir.
Allah isterse zafer kazanırız.
Eski bir deyim vardır. Ben ona uyarım.
Allaha güven ama deveni de bağla.
Bu Koura’nın casusu. Onun takip köpeği.
Acele et!
Orada!
Mutlaka haber vermiştir.
Allah adına, o neydi?
Koura’nın yaratığı. Yaşayan bir Homunkulus.
Onun sayesinde görüp duyabiliyor. Gene onun yüzünden
artık bizim bildiklerimizi biliyor.
Yani bir yarış. Bir düello.
Bir ada arayalım. Çok uzaklardaki adayı.
O da aynısını yapacak.
Bana bir gemi ve güvenilir bir kaptan bul.
Bir dahaki cezirde yola çıkmaya hazır biri olsun.
Tamam, tamam!
Harika! Sen namından bile, daha iyisin.
Sen Sinbad'sın değil mi? Limandaki geminin kaptanı.
Benim adım Hakim. Bu güzel mağazanın sahibiyim.
Senden bir ricam var.
Gemim cezirle beraber kalkıyor. - Bana ufak bir iyilik yap.
Gel beraber bir kahve içelim. Fazla uzun sürmez.
Hayır, hemen burada. Sadece bir dakika.
Bana bir iyilik yap. Bu benim oğlum Harun. Bir işe yaramıyor.
200 altın. Eğer onu yanına alırsan.
Bunu mu yanıma alacağım?
Bundan ağırlık bile olmaz. - 300 altın.
Sen bir koltuğuna 2 karpuz sığdıramazsın, ben de bir mucize gerçekleştiremem.
Çanaklar.
Gel, otur.
Kız çocuğu... - Kız çocuğu mu? Değersiz bir köle.
Senin hoşuna mı gitti? Görünüşünü beğendin mi?
O sana ait.
Benim oğlumla beraber karşılıksız veriyorum. Ayrıca 400 altın.
Adın nedir? - Mariana.
Bu işaret.
Nasıl oldu? - Çocukluğumdan beri var.
Kem göz. - Hayır, hayır.
O bir dövme ve çıkmıyor.
Bu belki iyi bir işarettir - Mutlaka kötü ruhlara karşıdır.
Peki başka, anlatacak başka şey yok mu?
Kıvrımları yerinde ama benim hoşuma gidecek kadar şişman değil.
önemli değil karanlıkta bezelye mi, inci mi olduğuna anlamazsın bile.
Onu beğendim. Evet mi? Tamam anlaştık.
Kız, oğlum ve 400 altın.
Bu Allah'ı mutlu edecek. - Bence o bana kahkahalarla gülecek.
Onları gemime götürün.
Öyle olsun.
Garip bir seyahat olacağa benziyor.
Sadrazam! - Bak, kim geliyor.
Selam aleyküm.
Altının bir insanın düşüncelerini değiştireceğini duymuştum, ama bu...
Demir alın. - Demir alın!
Demir alın!
Ana yelkeni açın. - Ana yelken yukarı.
Rüzgar iyi esiyor, kaptan.
hatta iyiden bile iyi.
Her yolculuğun kendine göre bir çekiciliği vardır.
Senden ne istendiğini biliyorsun değil mi? - Evet, efendim
Bir kaç dakika içinde Sinbad'ın gemisi karanın ucunda görünecek.
Onu takip et, kaptan. Dikkatli ve becerikli ol.
Arada öyle bir mesafe bırak ki, sen onu, anca gör.
Sabreden çok şey kazanır.
No comments yet. Be the first to leave one.