ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
SPOOKY IN LOVE
Seni köşeye sıkıştırdım Cheon Yeo-ri.
8. BÖLÜM
Kusura bakma. Mahkemede olduğum için telefonu açamadım.
Mesajını görünce atölyeye polis gönderdim.
Tamam.
Yani bu binada yeni bir ceset mi var?
Dağılın. Acele edin.
Bu taraftan.
Burada!
Burada bir ceset olduğunu nereden biliyordu?
Jang Eun-ju'nun cesedini de böyle mi buldu?
Size Si-o olduğumu söyledim. Demek ki öyleyim!
Bırakın beni!
Yapmayın.
Korkmuş olmalısınız.
Cheon Yeo-ri, sen gerçekten…
Neler oluyor?
Bu kez bombayı patlatsam mı?
Kızım Ha-ri bizzat çekmiş.
Çok garip ve rahatsız edici değil mi?
Sıradan bir insan olsa hayaletler görmesi
bizi ilgilendirmezdi.
Ama Reina Grubu'nun başkanı olabilecek birinin
ortalıkta böyle garip şeyler yapması…
Kabul edilemez bir durum, değil mi?
Şirket kritik bir kavşakta
ama o, başını belaya sokacak işler yapıyor.
Zaten altı yıl önce nişanı bozulduğu için hissemizin fiyatı çakılmıştı.
Bu konu açılmışken söyleyeyim,
yakında olağanüstü genel kurul çağrısı yapmak istiyoruz.
Direktör Gong, genel kurulda
merhum başkana sadık olan diğer önemli isimlerle birlikte
bizi destekleyeceğinizi umuyoruz.
Olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlersek
gündemi…
Reina'nın CEO'sunun görevden alınması önergesi olacak tabii.
Ne söylemek istiyordun?
Söylemek için Yeo-ri'yi bekliyordun.
Yeo-ri'nin hakkındaki söylentilerle ilgili.
Hep beraber izlesek iyi olur.
Seung-jae'nin olayında da benzer bir şey yaşanmıştı.
Yeo-ri'nin Jang Eun-ju'nun cesedinin bulunduğu
yerde görüldüğünü biliyorsun.
Bir kez daha Yeo-ri'nin gittiği yerde ceset bulundu.
Sanki biri ona söylemiş gibi
tam nerede olduğunu buldu.
Ölünün Si-o olduğunu duydum.
Reina'nın sanat direktörü değil miydi?
Si-o'nun öldüğü
doğru.
Cesedinin orada bulunduğu da.
Buna da tesadüf diyemezsin artık.
Cha Gi-u da bana aynı şeyi söyledi büyükanne.
Ama tanıklık etmekten vazgeçince Yeo-ri yırttı.
Önce Jang Eun-ju'nun ölümü ve şimdi de bu olay.
Sürekli tekrarlanan tesadüflerin
nedenini aramak gerekmez mi?
Büyükanne, hayaletlerin hâlâ Yeo-ri'ye musallat olduğu açık.
Hayaletlerin sözüyle ceset arayan biri bir şirketi nasıl yönetir?
Olay nedir?
Gerçek şu ki…
…Ma benden yardım istedi.
Si-o'nun bizimle çalışan bir sanat direktörü olduğunu öğrenmiş
ve benden onu teşhis etmemi istedi.
Ma'yla beraber gidecektik
ama işi çıktığı için ben oraya ondan önce vardım.
Büyükanne, bunun mantıksız olduğunu biliyorsun.
Belli ki şimdi böyle bir bahane uydurdu.
Nesi mantıksızmış?
Sana ne demeli?
Beni takip mi ettin?
Bu numaralarla ne elde etmeye çalıştığını
biliyorum ama beni böyle alt edemezsin.
Ha-ri.
Sen gidebilirsin.
Büyükanne.
Sana da kızdım.
Sebebi ne olursa olsun, ona böyle kozlar vermemelisin.
Özür dilerim.
Başta Gong olmak üzere iştiraklerin direktörleri
altı yıl önce olduğu gibi bunun üstüne gidecekler.
Şöyle yapacağız.
Bay Ma konusunda…
Geleceği parlak bir savcı gibi görünüyor
ve hukuk çevrelerinde dürüst ve namuslu biri olarak biliniyormuş.
Eli yüzü de…
…düzgün bir çocuk sonuçta.
Nişan töreni için bir tarih belirleyelim.
Gang-uk.
Yarın buluşalım mı?
Geldin demek.
Siena Salonu burası mı? Görünüşü ve havası güzel.
Babamın anneme onuncu evlilik yıl dönümü hediyesi.
Anladım. Çok özel bir mekân o zaman.
Nasıl tanışmışlar?
Babam mimarlık okumuş.
İspanya'da okurken İtalya'ya, Siena kentine gitmiş ve annemle
orada tanışmışlar.
Mekâna da onunla tanıştığı yerin adını mı vermiş?
Ne kadar romantik.
Direktör Ok, Reina Grubu'nun başına geçerse
ilk işi bu binayı yıkmak olacak.
Geri kalanını da sanat galerisine dönüştürecek.
O zaman
bu mekânı korumam imkânsız olur.
Buna izin veremeyiz. Ben de Siena için savaşacağım.
Ha-ri'nin o gün çektiği videoyu açıklayabildin mi?
Açıkçası o video işimizi daha da zorlaştırdı.
Büyükannem, söylentiler daha da yayılmadan önce
en kısa sürede nişanlanmamızı istiyor.
Ne yapacağız?
Bir nişan töreni düzenlemek zorunda kalabiliriz.
Bu çok büyük bir talep olur, değil mi?
Olmaz.
Aslında bunu tercih ederim.
Başlangıçta
sana yakın olmaktan korkuyordum.
Hayaletlerden de.
Ama bütün bu yükü tek başına omuzlamışsın.
Bana ya da çevrendeki hiç kimseye yük olmak istemedin.
Bu herkesin yapabileceği bir şey değil.
Senin ne kadar
sıcak ve iyi kalpli bir insan olduğunu gösteriyor.
Keşke başkaları da bunu görebilseydi.
Artık
ne zaman seni düşünsem
sevgiyle doluyorum ve kalbim pır pır ediyor.
Gökyüzü bana daha güzel geliyor.
Burada karşında durmak bile bana bir nimet gibi geliyor.
Yani nişanlanmamız gerekiyorsa
bundan memnun olurum.
Çünkü sana karşı hislerim…
…gerçek Yeo-ri.
Çünkü sana karşı hislerim gerçek Yeo-ri.
-Singapur'dan aradılar. -Evet?
Hafta sonuna kadar katılımımızı onaylamamızı istediler.
Onlara şimdilik
sadece katılacağımızı söyleyin.
Benim mi yoksa Bay Bong'un mu katılacağını daha sonra bildiririz.
Peki efendim.
-Gidebilirsiniz. -Ha, tamam.
-Merhaba. -Merhaba.
Ne oldu? Bileğini mi burktun?
Evet, merdivende.
Hyeong-min, ağrı kesici bandın var mı?
-Gerek yok. -Hayır, yok.
Bay Ma, sen el akupunkturundan biraz anlıyordun.
-Akupunktur mu? -Hayır.
Lisansım var ama sen nereden biliyorsun?
Geçen gün arabanda gördüm.
Her ihtimale karşı bulunduruyorum.
Büyükannem evhamlı…
Büyükannem.
Ne oldu? Hasta mı?
Hayır, değil.
Siyah Maymun…
Pil-dong, ne yapacağım?
Ne konuda? Önce konuyu söylesen?
Sen evlenirken karşı çıkan ya da tasvip etmeyen oldu mu?
-Olmaz mı? -Yaş farkı tasvip
-edilmedi. -On yıl.
-Hayır, yedi. -Doğru, yedi.
Demek ki Yeo-ri'den bir yaş büyük.
-Burcu ne? -Keçi.
-Keçi mi? -Evet.
Keçi yılı. Bir yaş büyük.
-Pil-dong. -Efendim?
Karının saju'sunu ödünç verir misin? Hayatımı kurtaracak.
Sorunun ne olduğun söylemezsen seni kurtaramam.
Sorun şu ki…
Yakında nişanlanmam lazım.
Tamam, nişanlanıyorsun… Ne?
Nişanlanıyor musun?
-Evet. -Ne saçmalıyorsun sen?
-Amacın nedir? -Of.
Konuş.
Ya gerekli aile terbiyesi almamış bir kızsa?
Bana haber bile vermeden nişanlanmaya mı karar verdin?
Daha önce söyleseydin ona daha çok dikkat ederdim.
Duvardaki bir çatlaktan geçen bir yılan gibi
sinsice mi söyleyecektin?
Bak, tasvip etmeseydin bile nişanlanmaktan vazgeçmezdim.
Yeo-ri'ye garip sorular sorsaydın ve onu ürkütüp kaçırsaydın
ne olacaktı?
Bu yüzden ondan sana yakın arkadaş olduğumuzu söylemesini istedim.
Of ya.
Hadi ama büyükanne.
Çok iyi bir insan ve çok güzel.
Peki öyleyse.
Tamam. Nişanlan.
Onu gerçekten seviyorsan nişana karşı çıkmam.
-Gerçekten mi? -Ama bir şeye
ihtiyacım var.
Neye?
Ne demek "neye"? Saju'suna elbette. Burcuna.
Bu devirde kim burçları umursuyor?
Benim umursadığım tek şey.
Saju'suna ve burcuna bakmak asgari koşuldur.
Az şey mi!
No comments yet. Be the first to leave one.