ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
BU YAPIM GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADIR.
BAZI İSİM VE AYRINTILAR DRAMATİZE EDİLİP
KURBANLARA VE AİLELERİNE
SAYGI NEDENİYLE DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.
TÜM KONUŞMALAR HAYALİDİR.
1997 yılında Amerikalı bir haber ekibi Charles Sobhraj’ı
özgür birey olarak yaşadığı Paris’te buldu.
Siz tehlikeli biri misiniz?
Öncelikli soru cinayet işleyip işlemediğim olmalı.
İşlediniz mi?
Mahkemeler kararını verdi. Hayır.
Çok defa yargılandım.
Çok defa suçlandım.
Ve mahkemeler bir karar verdi.
Ama sorumun cevabı bu değil, değil mi?
Benim cevabım bu.
Yanınıza kâr kaldığını söyleyen insanlar var.
Time dergisi öyle dedi.
Belki doğrudur.
Sonuçta artık dünyanın hiçbir yerinde...
yargılanmam mümkün değil.
27 KASIM 1975 BANGKOK, TAYLAND
KANİT APARTMANI
Eğlenme zamanı kızlar!
Hadi.
Durun, durun.
Alain!
Bu Alain. Size bahsettiğim kişi.
-Kanit apartmanına hoş geldiniz. -Merhaba.
-Onlara içki getir Ajay. -Memnuniyetle.
Eğlenceli bir gece oluyor sanki.
Her zamanki gibi meleğim.
Sakin ol. Ateşini düşürmemiz lazım.
Eve gitmek istiyorum.
Çantasını getirir misin?
PASAPORT KONTROL
Şu an merkezimiz Bangkok.
Ama önümüzdeki yaz Paris ve Zürih’te ofis açacağız.
Asya ve batı Avrupa'nın her yerinde kurye ağımız var.
Böyle cazip fiyatlar sunabiliyor olmayı buna borçluyuz.
-Pardon. -Önemli değil.
Kime alıyorsunuz?
Alıyorum sayılmaz.
-Hollandalı mısın? -Evet.
Ama tam bir beyaz değilsin.
Benim gibisin.
Evet. Babam Endonezyalıdır.
Benim babam Hint.
Annemse Vietnamlı.
Ama beni dinleyince Fransızım.
Bazen kafa karıştırabiliyor.
-Adım Alain. -Willem.
-Wim. -Ve karım Monique.
-Merhaba. -Enchantée.
-Wim. -Fiyatını merak etmiyor musun?
Evet, ediyorum.
Şununkini.
Kesin birine alıyorsun.
-Evet. -İsmi ne peki?
-Lena. -Lena mı?
-Vay be. Profesyonelmiş. -Öyledir.
Gayet emin ellerdesin.
Ne kadar?
Almak istersen fiyatını düşürmesini sağlayabilirim. Şu kadara.
Teşekkür ederim. Üzgünüm ama...
Gitsem iyi olur. Üzgünüm.
Dostum!
Ülkenden ayrılalı ne kadar oldu?
-Bir yıl. -Paran tükenmedi mi?
Hayır, biz... temkinli davrandık.
Yine de Lena’ya onu sevdiğini söylemek istedin.
Evet tabii ki.
Peki ya sana...
pırlantalı bir safir set yaptırabilirim desem?
Platin yüzüğün üstüne. Hem de az önceki fiyatın tam yarısına.
Buna ne derdin?
A. GAUTIER DEĞERLİ TAŞ SİMSARI
Biz buraya mücevher için gelmedik.
HOLLANDA MALI
O para bizi Kathmandu’ya götürmeye yeter. Hatta Kabil'e bile.
Ama illa ki ülkemize döneceğiz.
Eve dönmek mi istiyorsun?
Bizi ne bekliyorsa ona.
Bir daire.
Belki bir yüzer ev.
Yaşlı evli bir çift gibi yani?
Yaşlı evli bir çift mi?
-Merhaba Wim. -Lena.
-Merhaba. -Merhaba.
Mon dieu! Ne kadar güzelsin!
Almanız şart değil.
Taksana.
Vay canına.
Yine de çok para.
Anlıyoruz.
Hemen karar vermeleri gerekmiyor, değil mi?
Tabii ki hayır.
Sonra Bangkok’ta görüşeceğiz, değil mi?
Şey... pekâlâ.
Kalmamızın gerçekten sakıncası yok mu?
-Hayır, tabii ki yok. -Evimiz arkadaşlarımıza daima açıktır.
Bırak da yüzüğü alsın Lena.
Olur mu?
-Emin misin? Eğer değilsen... -Evet, tabii ki.
Dans edelim!
2 AY SONRA HOLLANDA BÜYÜKELÇİLİĞİ, BANGKOK
-Evet? -Bay Knippenberg?
Evet, Lawana?
Diğerleri saat kaçta gitti?
Demek çok oldu.
Bir beyefendi var. Bay Hilgers.
Karısının kardeşi Helena Dekker ve Willem Bloem’u bulmamızı istiyor,
kadının sevgilisi.
Faydası olur diye tatil fotoğraflarını ve mektuplarını koyduğu
bir de paket yollamış.
Ama o paket bize gelmedi.
Kahrolası fotoğraflarını kaybetmişken onları nasıl buluruz ki?
Acaba bunu bana bıraksanız?
Tabii ki.
Ne diyorlar Yotin?
Komünistlerden bahsediyorlar efendim.
Vietnam, Laos ve Kamboçya’daki.
Tayland’da da devrim olabilir mi diye soruyorlar.
Bakarsın trafiğe bir faydası olur.
Yasemin çelengi efendim?
Hayır, teşekkür ederim.
Lanet olsun.
Yotin, oyun saat dörtte başladı ve çeyrek geçmiş bile.
Yürüsem daha hızlı olur. Burası Athidhaya Caddesi.
Spor kulübü dört-beş blok ötede zaten.
-Ama Bay Knippenberg... -Burada böyle bekleyemem.
Affedersiniz.
-Herman! -Merhaba.
İyi misin sen?
Büyükelçim. Özür dilerim, inanılmaz bir trafik vardı.
Yarım saatte bir metre yol alamadık. Bir de yağmur…
Bu, Bay Knippenberg. Üçüncü sekreterim.
Knippenberg, bu Bay Giles Easton, İngiltere Büyükelçiliğinde mevkidaşım.
-Nasılsınız? -İyi günler.
-Güzel vuruş! -Büyükelçim, konuşabilir miyiz...
O da Bayan Knippenberg.
Angela’ya De Jongh’la oynamasını söyledim. Çünkü sen geciktin.
-Bana Tayca öğrendiğini söylememiştin. -Söylememiş miyim?
Zaten bildiği dört beş dile ilaveten hem de.
Alman olmasaydı ona iş teklif ederdim!
Hollandalı olmasaydınız belki kabul ederdim.
Sayın Büyükelçi, elçilikle ilgili bir konuda kısaca görüşebilir miyiz?
Ofisin kapalı olduğunu sanıyordum.
Evet kapalı. Ama bu acil bir konu gibime geldi.
İki genç Hollandalı sırtçantalı gezgin.
Aileleri iki aydan uzun süredir haber alamamış.
Knippenberg, annenle en son ne zaman konuştun?
Senin kayıp olduğunu bildiren mektuplar yazıyor mu?
Uzun saçlı serserilerin peşine düşmek bir diplomatın işi değildir.
Bu iş tamamen Tayland polisine düşer.
Bu kadar endişeleniyorsan durumu onlara bildir.
Peki efendim, tabii Büyükelçim.
Güzel vuruş!
İşte yine bir Hollandalı siz İngilizleri yendi.
Bakar mısınız?
Merhaba Herman.
Tebrik ederim.
-Merhaba. -Deminki konu neydi?
İki kayıp Hollandalı.
Aile endişeli. Ama polisin işiymiş.
Annem beni bu konuda uyarmıştı.
''İşini fazla ciddiye alıyor.
Bir gün bile izin alıp seninle Siam Point’un
15. katında sevişmek istemeyecek.''
Orası 8 katlı bir yer. Yani teknik açıdan haklıymış.
BANGKOK 2 AY ÖNCE
HONG KONG - İNDİ
SANTA CRUZ OTELİ
Neden öyle yazıyorsun? Alain onlarda kalabileceğimizi söyledi.
Çünkü çok fazla. Fazla cömert.
Ama Alain bizi bekliyor.
Daha sonra gider görürüz onları.
HAVAALANI OFİSİ
Wim!
Lena?
Siz misiniz?
Evet.
Ben Ajay.
-Alain gönderdi. Ona çalışıyorum. -Bizi nasıl tanıyabildin?
Şey, turuncu renkten.
Ama aslında bundan tabii ki.
Çantalarınızı alayım, sizi bekliyorduk.
Biz önce Santa Cruz’a gitmeyi planlıyorduk aslında.
Santa Cruz’a mı?
Olmaz, Alain buna izin vermez. Arkadaşlarını bırakmaz.
Orası her hafta daha beter oluyor.
Musluk suyu doğruca Klong nehrinden geliyor.
İnsanlar soyuluyor.
-Biz şeye gitmek istemiyoruz... -Hayır.
Bangkok’a hoş geldiniz. Hadi gidelim.
KANİT APARTMANI
Bakın kimleri buldum.
-Hoş geldiniz. -Lena!
Gelmişsiniz!
No comments yet. Be the first to leave one.