The Last Stop in Yuma County

The Last Stop in Yuma County

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Last Stop in Yuma County 2023 1080p WEBRip 1400MB DD5 1 x264-GalaxyRG v2
കമന്ററി എഴുതിയത് Takaya
v2 @TakayaSubs (Fixed errors & better sync)

ടാഗുകൾ

webdl
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-06-07
ഡൗൺലോഡുകൾ: 85
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

- Günaydın. - Günaydın.

- Benzin alacaktın galiba? - Evet, niyetim oydu.

Maalesef pompalar boş. Tankerin gelmesini bekliyoruz.

- Benzinim kalmadı. Yakında istasyon var mı? - En yakını 150 km mesafede.

Tüh.

Yandaki restoranda bekle istersen. Tanker gelince haber veririm.

Gerek yok. Arabada beklerim.

RESTORAN

RAVENTLİ TARTIMIZA BAYILACAKSINIZ

YUMA ŞERİF DEPARTMANI

- İyi günler. - Sana da.

- Çok yorma kendini. - Dikkatli ol.

- Seni seviyorum. - Seni seviyorum.

Polisin yaptığı açıklamaya göre...

iki şahıs Arizona Buckeye Bankası'ndan yaklaşık 700 bin dolar çalarak kaçtı.

Bir görgü tanığı sabah altı sularında yeşil renk arka tamponu hasarlı bir Pinto'yu bankadan ayrılırken...

YUMA'DAKİ SON İSTASYON

AÇIK

Merhaba?

- Günaydın. - Günaydın.

- Nasılsın? - İyiyim.

- İstediğin gibi oturabilirsin. - Sağ ol.

- Önden kahve vereyim mi? - Evet, çok iyi olur.

- Krema? - Hayır, teşekkürler.

Benzinlikteki durumdan haberin var mı?

- Ne olmuş? - Pompalar boş. Yakıt tankerini bekliyormuş.

- Umarım acelen yoktur. - Var aslında.

Yarın kızımın doğum günü ve bugünü onunla geçirecektim.

- O zaman umarım tanker çabuk gelir. - Evet.

Kızın nerede?

Carlsbad'da. Annesi ve üvey babasıyla.

- Carlsbad. Nerede bilmiyorum. - California'da. Buradan dört saat falan.

Güzel yer. Her yer çiçek, plaj dolu. Benim memleketin tam tersi yani.

- Güzelmiş. - Öyle.

Çantada ne var?

En kaliteli bıçak seti.

- Pazarlamacısın sen. - Evet.

Hazır beklerken belki satış yaparım dedim.

- Bıçak ihtiyacım yok. - Kimsenin yok.

Bak ne diyeceğim. Kahvemi bitireyim.

Tüm maharetimi göstereyim. Bakarsın fikrini değiştiririm.

- Olur, tamam. - Tamam?

Menüyü görmek ister misin?

- Hayır, teşekkürler. - Tartımız meşhurdur.

Evet, bir şeyler gördüm. Sanırım şeyli tart hiç yemedim. Rav...

- Raventli. - Evet, sağ ol. Hayır, tatlı için çok erken.

Belki paket yaptırırsın. Kızının doğum günü için.

- Tamam. - İyi.

- Buraya nereden geldin? - Çok yer dolaştım.

- Sen peki? - Ben buralıyım.

- Kızının adı ne? - Sarah.

- S-A-R-A? - S-A-R-A-H. Gazeten var mı?

- Var ama dünkü. - Olsun.

- Teşekkürler. Ah çok güzel! - Umarım kızın beğenir.

- Çocuğun var mı? - Hayır. Biz eşimle o şansa erişemedik.

- Üzüldüm! - Üzülme.

Eğer arayıp kızına geç kaldığını söylemek istersen telefon şurada.

- Tamam. Teşekkürler. - Rica ederim.

Gençler!

Yakıtımız kalmadı, tankerin gelmesini bekliyorum. Her an burada olabilir.

Bizim işimiz acil. Bidon midon yok mu oralarda?

Bidonumuz çok da içini dolduracak bir şey yok.

Yandaki restorana geçip tanker gelene kadar bekleyebilirsiniz.

Biz bir sonraki benzinlikte dolduralım, sağ ol.

150 km götürecek benzininiz yoksa...

maalesef tanker gelene kadar buradasınız.

O zaman restoranda bekleyelim.

MOTEL MÜŞTERİLERİNE ÖZELDİR

- Ben açarım o boku ya! - Bırak.

Nereye?

Restorana gidiyorum. Kahve alacağım.

Tanker gelene kadar arabada bekliyoruz.

- Ciddi misin? - Ciddiyim.

Arabanın içi hamam gibi ya! Kim tanıyacak ki bizi burada!

- Bilemezsin. - En azından klimaları vardır.

Bir daha aylarca düzgün kahve içemeyebiliriz. Meksika'da bize kim bilir ne boklar içirirler?

Buranın kahvesi muhtemelen Meksika'dandır.

- Hadi be? - Arabada bekliyoruz.

Bu kadar kasmasan diyorum?

Siktir.

BAŞKAN ADAYIM KOCA AYAK

- Günaydın. Nasılsın? - Merhabalar!

- Tankeri mi bekliyorsun? - Evet, efendim.

İstediğin gibi oturabilirsin.

Kahve alır mısın?

Evet. İki tane, lütfen.

- Krema? - Hayır, sade olsun.

Vay anasını! İçerisi daha sıcak.

Sağ ol, güzelim. Hey, sana zahmet klimayı falan açsan?

Maalesef klima arızalı.

- Yiyecek bir şey ister misiniz? - Yok, belki sonra. Sağ ol.

- Tamam. Haber verirsiniz. - Olur.

Hay sıçayım. Klima da çalışmıyor. Lanet tanker çabuk gelse iyi olur.

Gelmezse?

Şu denyonun arabasını alırız.

Muhtemelen onun da benzini yoktur.

Tamam. O zaman karınınkini alırız.

- Dışarıda başka araba görüyor musun? - Herif dedi ya işte...

"Tanker her an burada olabilir."

PARAYI ALIP KAÇMAK

Neye bakıyorsun? Kusura bakma. Korkutmak istemedim.

- Dalıp gitmiştin. - Öyle denebilir.

Bıçakları gösterecek misin?

Tamam.

Çok güzelmişler.

Peki. Bunlar Odaçi bıçakları.

Japonya'da en sert çelikten üretiliyorlar.

Hakiki Japon kılıçları kadar keskin ve dayanıklılar.

Sapları el yapımı oyma ahşap.

Koyu ağaçtan.

- Maun? - Maundan sapları. Teşekkürler.

Normalde sunumu yaparken keskinliği göstermek için domates ve alüminyum kutum oluyor.

Gerek yok. Ne kadar keskin oldukları belli oluyor zaten.

- İyi gidiyorsun. - Sağ ol.

İyi misin?

Şu masadaki beyler bize bakıyor mu?

Evet.

Bu sabahki banka soygununu duydun mu?

- Buckeye'daki? - Evet.

Sen miydin?

Bakma. Bu o araba.

Ne dersin?

Tipleri müsait derim.

Ben de öyle düşündüm.

- Ben kocamı arayayım. - Hayır, acele etme.

- İnsanlar hakkında önyargılı olmamalıyız. - Daha şimdi o araba dedin.

- Öyle dediğimi biliyorum... - Şüphe çekiyoruz. Numarana devam et.

- Ne? - Bıçakları pazarla bana.

Yapamam ki. Domatesim yok.

- Domatessiz yapamaz mısın? - Hayır.

Göz yaşartıcı gaz gibi.

Gözüne sıkınca çok pis yakıyor. Kurtulamıyorsun.

Gözüne biber gazı gelirse, sakın su tutma. Ben o hatayı yaptım.

Bunlar ne yapıyor?

Ne bileyim ben. Konuşuyorlar işte.

Şerif Departmanı.

- Hey, Virginia. Charlie geldi mi? - Geldi tabii. Bir saniye.

Charlie!

- Evet, Virginia. - Karın telefonda.

Hemen geliyorum.

Kapat.

Evet?

- Hayda! Kapattı. - Sen de bir gelemedin!

- Ne dedi? - Hiç.

Tekrar ararsa haber ver.

- Sen onu aramayacak mısın? - Hayır.

Muhtemelen klima için arıyordur.

Kendine ne zaman yeni telefon alacaksın, Charlie?

- Kiminle konuşuyordun? - Kocamla.

Kim olduğumuzu biliyor musun?

Benzin için bekleyen iki kişisiniz.

Bence daha fazlasını biliyorsun.

Sabah bankayı soyan adamlarsınız.

Tam isabet.

- Hey, lütfen bırak onu! - Sus lan sen!

Kalk onun yanına otur. Çabuk.

Sen gözcülük yap.

Ellerini indir.

Kutuda ne var?

- Ucuz mutfak bıçakları. - Bıçak pazarlıyorsun?

Normalde gırtlağını keser arabanı alırdım, şanslısın.

Anladığım kadarıyla o külüstür arabanda benzin yok. Doğru mu?

Hayır, yani evet.

- Senin araban nerede? - Beni kocam bıraktı.

İstasyondaki şişko herif. Onun arabası var mı?

- O burada yaşıyor. - Burada mı yaşıyor?

Yandaki moteli işletiyor. Motelde kalıyor.

- Aşçı yok mu? - Bugün yok.

Hastir.

Anlaşılan tanker gelene kadar buradayız.

O yüzden söyleyeceklerimi iyi dinleyin.

Eğer aptalca bir şey yapmaya kalkarsanız kafanıza sıkarım.

Anlaşıldı mı?

İyi.

Şöyle yapacağız.

İşine normal şekilde devam edeceksin.

Kahvemizi eksik etmeyeceksin.

Yemek yiyeceğimiz zaman da güler yüzle gelip siparişimizi alacaksın.

Eğer gelen olursa, benzinleri olup olmadığını öğren. Tamam mı?

Tamam mı?

İyi.

Sen de burada oturup uslu uslu bulmacanı çözeceksin.

- Tanker gelir gelmez... - Birileri geldi.

Tanker gelir gelmez gideceğiz.

Şimdi kendini toplayıp işinin başına geçsen iyi edersin.

Ağzını açayım deme.

Aferin.

- Merhaba. - Merhaba, yavrum.

- Tankeri mi bekliyorsunuz? - Evet.

Buyurun oturun.

- Kusura bakmayın. Klima çalışmıyor. - Önemli değil. Sıcağa alışığız.

Ne büyük ayıymış.

Adı Duke. Dedem vurmuş.

- Açıldığımızdan beri burada. - Aile işletmesi mi?

Evet, efendim. Annem 1952'de açtı. Raventli tartımız meşhurdur.

- Ravent? Sebzeydi, değil mi? - Öyle.

- Yok, sağ ol. - Sen iyi misin, kızım? - Hay senin, Earline!

Alerji falan sadece. İçecek bir şey alır mısınız?

- Ben kahve alayım. - Krema?

- Aman, yok. - Bir bardak su sadece.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left