The Beast Within

The Beast Within

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Beast Within 2024 1080p AMZN WEBRip 1400MB DD5 1 x264-GalaxyRG
കമന്ററി എഴുതിയത് Takaya
@TakayaSubs

ടാഗുകൾ

webdl
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-08-16
ഡൗൺലോഡുകൾ: 96
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

"Hepimizin içinde iki kurt var. Sürekli çatışma halindeler." (Atasözü)

William!

William!

William!

William?

Evet. Fare, belli.

Ben demiştim zaten! Tamam.

Kasabadan kapan alırım ben.

Aşkım.

Benim babanı götürmem gerek.

Hava kararmadan dönerim, tamam mı?

Tamam. Geç.

Kuralları biliyorsun, kızım.

Ama hava kararmadı daha.

Gel. Gidelim.

- Nerede kaldın? - Geldim işte.

Buna daha fazla izin veremem. Yeter artık!

İkiniz için de en iyisini kastediyorum.

Belki sen düşünmüyorsun ama ben düşünüyorum.

Kız büyüyor. Çocuk değil artık.

- Neymiş onun için en iyisi? - Bilmiyorum.

Öğrenirse...

Kaybedeceksin onu.

Evet de bunları yeni öğreniyor değilsin!

- Gerçeği öğrendiği zaman ne yapacaksın? - Öğrenmeyecek.

Ne güzel olmuşsun!

Yemek hazır.

- Haydi, bebeğim. Ye lütfen. - Güzel olmuş.

Ye çabuk, soğur yoksa.

Willow, haydi.

Bir kaşık, lütfen. Annen için.

Teşekkür ederim, hayatım.

- Hayvanların hepsi ağılda mı? - Evet.

Ben bir daha kontrol edeyim.

Tilki sadece.

Hep nereye gidiyorsun?

Baba?

Baba?

Baba, kalk!

Ne olmuş buna böyle?

Kötü bu sefer.

Ben aldım.

- Gel. - Kötüye gidiyor.

- Anne? - Evet, hayatım?

Neden gizliyorsun?

Neyi gizliyorum, hayatım? Şu tabağı uzatır mısın, lütfen?

Bir şey yok.

Madem bir şey yok neden gizliyorsun?

Uyandı.

O senin baban. Şimdi kurula lütfen.

Eve neden hep böyle geliyor?

Anne?

Anne, soru soruyorum sana.

Git işte. Winnie'yi besle. Ben bitiririm.

Git dedim!

Sessiz ol. Bir şey yok.

Haydi, uzan.

Uzan, bebeğim. Haydi.

Gittikçe kötüleşiyorum. Bak sana neler yapıyorum.

Dinlen biraz.

- Oksijenim yarıda. - En iyisi kapat o zaman.

Hepsini harcama.

- Hazır mısın, tavşancık? - Hazırım.

Ne yapıyoruz?

Anne?

Ne yapıyorsun?

İki dakika.

Buralarda bildiğin bir şoför var mıdır acaba?

Ee? Yok mu?

Ben mi? Sürebilir miyim?

Önce oksijenden bir fırt alman gerekiyorsa bilemem.

Oksijenden fırt alması gereken sensin.

Evet.

Çok güzel oldun.

Sırrımız olsun.

- Tamam. Hazır mısın? - Evet.

- Sıkıştı. - Dur bakayım.

Babana kaç kere söyledim bak diye.

Tamam. Hallettim.

Debriyaja yumuşak bas. Yavaş ama istikrarlı olan kazanır.

Yollar senin, kaptan!

Tamam.

Sen arabada bekle, minnoş.

Will?

Ee? Ne düşünüyorsun?

Çok hoş oldum sanırım.

Oldun.

Hem de çok.

Kızlarımı özlemişim.

En çok da küçüğünü.

Bu ne?

Bana hediye aldığınızı bilmiyordum.

Gel al.

- O benim! - Gel al!

Bir daha sakın beni bırakma, ha?

Gel.

Bir tanem, benim.

Açar mısın lütfen, hayatım?

En sevdiğin yemeği yaptım. Deden için de var.

Tamam?

- Peki. - Sen nereye gidiyorsun?

Hava kararmadan dönerim.

Şansını zorluyorsun.

Bir şey değişmeyecek.

Bir şey değişmeyecek.

Willow! Willow! Willow!

Dur! Dur! Willow!

Willow! Gitme oraya!

Willow, sözümü dinle!

Sözümü dinle!

Willow!

Willow!

Willow! Willow!

Haydi, hayatım!

Haydi, bebeğim. Nefes al! Haydi, nefes!

Nefes al, haydi. Haydi! Haydi, nefes al.

Lütfen, hayatım.

Nefes al. Haydi.

Haydi! Nefes al, lütfen! Nefes al!

Haydi, bebeğim.

Haydi!

Bırakma beni! Nefes al!

İşte böyle. İşte böyle. İşte böyle, bebeğim. İşte böyle.

Onu böyle tutsak edemezsin orada!

- Tutsak? - Evet.

Kahvaltı hazır işte. Gelsin artık eve.

O çocuk hayatı boyunca tutsak oldu.

- Bırak şimdi! - Yanıma geldiğinde...

- Tamam. - korkudan ödü patlamıştı.

Görmek istiyorum onu.

O seni görmek istemiyor.

Biz anne babasıyız, Waylon.

- Sen hiç konuşma! - Hey! Bırak onu! Bırak!

Hayatım, bir şey yok.

Hey!

Hey, hey, hey. Gel buraya.

Böyleyken seviyorum seni.

- Gel! - Dede!

Gidiyoruz. Eşyalarını al.

Hayır!

- Piç kurusu! İn aşağıya! N'oluyor sana? - Nereye gidiyorsun, Waylon?

- Demek buradasın, ha? Günün adamı! - Noah, sen eve girer misin lütfen?

- Evet, doğru. Sen eve dön, evlat! - Sus!

Bizimle gelmen gerek.

- Çek elini! - Sakin ol.

Canavarsın sen!

- Git! - Hayır!

- Nefret ediyorum senden! - Waylon, yapma! Sen dur.

Waylon, yapma!

Hayır! Yapma!

Annem sana katlanmış olabilir ama ben yapmam!

Sabah gideceksin buradan!

Sensin!

Canavar sensin.

- Yürü. - Hayır!

- İn aşağıya. - Bırak!

Senden nefret ediyorum!

- Senden nefret ediyorum! - Olabilir.

Olabilir ama ben senin annenim!

Ben senin annenim!

Ben senin annenim!

Gel biraz dolaşalım.

Yürü!

Onun ne olduğunu bilmek ister misin?

Merak etme.

Merak etme. Korkmana gerek yok.

Deden Waylon iyi biri.

Hepimiz o kadar şanslı değiliz.

Ben dedemi hiç tanımadım.

Anlatılanları duydum.

Kibar bir adammış genelde. Sevecen bakışlıymış.

Büyükannem de bakışlarına tutulmuş. Aynı annenin bana tutulduğu gibi.

Anlattığı hikâyelerle bilinirmiş.

Akıl almaz hikâyeler anlatırmış.

El işlerinde yetenekliymiş.

Ayı gibi güçlüymüş. Üstesinden gelemeyeceği şey yokmuş.

Bir şey hariç.

Ayda bir, dolunay çıktığında değişirmiş.

Ve her seferinde büyükannemden olabildiğince uzağa gidermiş.

Ta ormanın derinliklerine.

Ve bir başına oradayken...

kemikleri çatırdamaya kırılmaya başlarmış.

Omurgası esnermiş, parmakları...

yarılır ve büyürmüş. O acıyla...

Ruhu bedenini terk ederken çektiği o acıdan ulurmuş.

Ve asıl acıyı...

Asıl acıyı onu saklarken çekermiş.

Büyükannemi korumak için saklamış. Onu...

Onu güvende tutmak için.

Ama bütün sırlar bir gün ortaya dökülür, Willow.

Büyükannem akıllı kadındı. Yıllardır bir şeyler döndüğünün farkındaymış.

Başka bir kadın vardır diye düşünmüş.

Dedemi takip etmiş.

Ormanın içlerine kadar.

Ve onun ne olduğunu görmüş.

Dedem de onu görmüş.

Güneş yükselmiş.

Dedem kendine gelmiş ve eşine ne yaptığını görmüş.

Eve koşmuş.

Silahını almış.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left