ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Kahvaltı.
Ben gidiyorum.
Hoşçakalın demek istemiştim.
Beyler, tekrar iyi şanslar. Kendinize iyi bakın.
İyi şanslar ve hoşçakalın.
Sizinle olmak eğlenceliydi.
Buyurun efendim.
- Teşekkürler. - Bir şey değil.
Gizli Servis'in müdürünü görmek için geldim.
Tamam, teşekkürler.
Çantalarımı koyabileceğim bir yer var mı?
- Şuraya götürün. - Teşekkürler.
Tamam.
Tebrikler, çok zor bir iş başardın.
Teşekkürler efendim. Aslında o kadar da zor değildi.
Summersville, Ohio kainatın merkezi değil elbette ama...
oldukça güzel, küçük bir yer.
Bayan Carlisle'ın koruması olmak...
bana yükseklisans için çalışma fırsatı verdi.
Harika.
Tabii şimdi daha aktif bir göreve geçebilmeyi umuyorum.
Tekrar Beyaz Saray'da olabilir.
Ya da New York veya L A. dışında bir görev.
- Tabii. Baksana, neden şuraya oturmuyorsun? - Tabili efendim.
Joan.
- Biraz kahve alabilir miyiz? - Elbette, hemen hazırlarım.
O nasıl bugünlerde? Nasıl biri?
Şey, bilirsiniz, bir yanda herkesin tanıdığı, hayranlık duyulan insan var.
Bir de durumu nasıl idare edeceğini bilmezsen anlaşılması oldukça zor olan...
özel hayatı içindeki insan var.
Sen de idare ettin.
Sanırım herkesin yapabileceği kadar.
Yerimin doldurulmasından rahatsız değilim. Bunu belirteyim.
Diğer yandan, kocasıyla Beyaz Saray'da çalıştım ve daha iyi zamanlarını görmüştüm.
Şimdi hem iyi hem kötü günleri var.
Onun da çoğu insan gibi birden fazla kişiliği olduğunu...
söyleyebilirsiniz.
Şey, o kişiliklerden biri dün akşam Beyaz Saray'ı aradı ve Başkan'dan...
senin kendisiyle bir dönem daha kalmanı sağlamasını istedi.
Başkan'dan mı?
Oraya geri dönemem.
Orada üç yıl daha kalamam. Orada üç dakika daha kalmaya dayanamam.
Bu, Servis'teki en kötü görev.
O zaman bir sorunumuz var, çünkü Başkan kendisine bir iyilik yapıp...
Bayan Carlisle'a dönmeni istiyor.
Ya hayır dersem?
Onu arayıp hayır dediğini söyleyeceğim.
Neden bu konuyu biraz daha düşünmüyorsun?
Kahveye bakayım.
New Jersey, Seabright'ta buzullar üç yunusu hapsetti.
Çarşamba günü kurtarma grubunun hüsranla biten kurtarma çabaları...
Columbus gazetesi nerede? Kim aldı?
Sadece falıma bakıyordum.
Sana söylemiştim, biri gazeteyi kendisinden önce okuyunca anlıyor.
Afedersin.
- Günaydın Doug. - Günaydın.
- Burada ne işin var? - Uzun hikaye.
“Washington'da her şey yolunda mı? - Evet.
Accoutrement'larını almaya mı geldin?
- Anlamadım. - Pisliğini toplamaya mı geldin?
Sigara içme.
Neden içmeyecekmişim? O asla buraya inmez.
Fark etmez. Bu bir kural.
Bak, aslında seni tekrar burada gördüğüme çok şaşırdım.
- Öyle mi? - Evet.
Artık Jackie Onassis'in koruması olduğunu...
kendisi lüks mekanlarda leziz pastacıklar yiyip arkadaşlarıyla sohbet ederken...
senin buz gibi havada...
saatlerce dışarıda beklediğini düşünmüştüm.
AI.
- Bunu bu sabah halledeceğim. - Teşekkürler.
Günaydın.
Kahvaltı.
Girin.
- Douglas, hayatım... - Evet hanımefendi?
Galiba bazı eşyalarımı yere düşürmüşsün.
Benim için onları toplar mısın?
Tabii hanımefendi.
Aferin sana.
Bu küçük, kötü kasabada hala nüfuzum var mı...
- yoksa beni unuttular mı? - Haniımefendi, söyler misiniz neden ben?
Çünkü senden hoşlanıyorum. Ve şunu söylemeliyim ki...
biri benden kaçmaya çalıştığı için biraz alındım.
Şey, elbette alınmanızı istemem Bayan Carlisle...
ama buradaki görevim bitti ve Washington'a dönmek istiyorum.
Washington, kariyer açısından ölü bir şehirdir.
Tabii sırf para kazanmak peşinde değilsen. Eminim ki senin amacın o değil.
Geri dönmek isterdim.
Üzgünüm ama burada sana ihtiyacım var.
- Bayan Carlisle... - Evet?
Sadece buraya hür irademle geri döndüğümü bilmenizi istiyorum.
Bir S-Ö-A olarak bu görevi reddedebilirdim, ama yapmadım.
- S-Ö-A mı? O da ne? - Bunun ne olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.
- Hayır bilmiyorum. Gerçekten. - Evet biliyorsunuz.
Bana neyi bilip neyi bilmediğimi söyleme genç adam. Bu senin haddin değil.
"S-Ö-A" ne?
S-Ö-A, Sorumlu Özel Ajan demek.
Anladım. Bir özel ajan, öyle mi? Üstelik de sorumlu.
Her zaman bir gizli ajanla, hem de sorumlu olan biriyle tanışamazsın.
Peki neden sorumlu? Çünkü o çok çok özel.
Sen buraya kendi hür iradenle gelmedin.
Hür iraden olsaydı, buradan çok uzakta olurdun.
Sana heyecan verici haberlerim var.
Ameliyat edilemeyen bir beyin tümörüm var.
Sen ve adamların için bir Scud füzesi aldım.
Columbus'taki aperaya gidiyoruz. Sence bunlardan hangisi doğru?
Ne zaman?
Cuma'dan itibaren bir hafta Columbus'a gitmek istiyorum.
Peki efendim. Tekrar dışarı çıktığınızı görmenin iyi olduğunu belirteyim.
- Öyle mi? - Evet efendim.
Teşekkürler, çok ilgilisin.
Herhalde operayla hiç ilgilenmiyorsun.
Evet. İlgilenmiyorum.
Tabii ilgilenmezsin. Sen tipik mert Amerikan erkeğisin.
Muhtemelen televizyonda Bay Ed'in tekrar yayınlarını izlemeyi yeğlerdin, değil mi?
Söyle bakalım.
Opera ve Bay Ed arasında tercih yapman gerekseydi...
Bay Ed'i seçerdim.
Tereddütsüz.
- Çok dürüstsün. - Evet efendim, olmaya çalışıyorum.
Aferin sana Ajan Dougie.
Şimdi gülümü tepsinin üstüne koy ve çık.
Gördüğün gibi son derece meşgulüm.
Peki efendim.
Her an gelebilir. Gelir gelmez ona söyleyeceğim.
Tamam. Hoşçakalın.
- Merhaba. - Merhaba.
Seni görmek istiyor.
Az önce oradaydım' Başkan'ı aramış.
Bir dönem daha çalışmamı istemiş. Buna ne dersiniz?
- Neden? - Çünkü benden hoşlanıyor.
Sence gerçek neden bu değil mi?
Bilmiyorum. Onu anlayan beri gelsin.
Benden hoşlandığına dair bir şey söylemedi, değil mi?
Bunun hoşlanmakla ilgisi yok.
Yeni birinin buraya gelip düzenini bozmasını istemiyor.
İşlerin yolunda gitmesi için uğraşıyorum. Beni istediği gibi yetiştirdi. Gitmeme izin vermez.
İşte eeendim yine beni çağırıyor.
Şuna bir bakın beyler.
Evet, Agua Dulce şehrinde yerel saatle 1430'u biraz geçe...
silahlı çatışma başladığında, Başkan hızlı bir şekilde olay yerinden uzaklaştırıldı.
Sivil giyimli görevliler...
Şu Özel Taktikçileri görüyor musunuz? Her yerdeler.
...a32 önce Amerikan liderini tekrar tekrar alkışlıyorlardı.
Silah ve tüfeklerle görülen adamlar:
- Birleşik Devletler gizli servis ajanları mı? - İnanıyoruz ki...
Meşgul olduğumu söyle. 15 dakika sonra gideceğim.
15 dakika sonra orada olacakmış. Bayan Carlisle?
Yukarı çıkmalısın.
Ne istiyormuş? Çikolata mı?
Kahrolası bir meyve kokteyli mi?
Bizi garson mu sanıyor?
Garson muyuz? Orada olmak istiyoruz!
...bir konuşma yapacak. Bir fikrimiz yok...
Tamam!
Geliyorum.
Buna üç yıl daha katlanamam.
Bu odaya silah getirmemeni söylemiştim. Şimdi çıkar onu buradan.
Peki efendim.
Buraya nasıl silah getirirsin!
- Bağışlayın Bayan Carlisle. - Önemli değil.
Bu acil alarmı sadece...
Bu alarm bana ait ve ne zaman uygun görürsem o zaman kullanırım.
Sanırım komşuları rahatsız ediyor. Afedersiniz.
- Ne istiyorsunuz? - Golf oynamak istiyorum.
- Ne? - Golf. Bu bir oyun.
Kocam ve ben eskiden oynardık. Hatırlıyor musun?
Bayan Carlisle dışarıda sıcaklık 3 derece.
Teşekkürler. Yarım saat içinde arabayı hazırlatır mısın?
- Peki efendim. - Teşekkürler.
Şimdi, hadi. Kış kış! Hadi.
Orada durmasan olmaz mı?
Hayır oraya değil. Şuraya, seni görebileceğim bir yere geç.
Ford veya AÂgnew gibilerinin koruması olmamış mıydın?
- Hayır efendim. - Hep golf oynarlardı.
Evet efendim.
- Bu da ülke için gerçek bir nimetti. - Evet efendim. Hayır, ben çok gençtim.
- Ne? - Ford ya da AÂgnew'a hizmet için çok gençtim.
- Arabaya dön. Arabaya git! - Peki efendim.
Bütün bunlar ne demek oluyor?
Beş yıldır odasında oturuyordu, şimdi başımıza bir de golf çıktı.
Ve opera.
Ve opera. Ya sonra?
Senkronize yüzme.
Niye gürültü yapıyorsunuz? Atış yapıyoruz.
Afedersiniz efendim.
Neden faydalı bir şeyler yapmıyorsunuz?
- Gelip sopayı tutar mısın? - Peki efendim.
Atış!
Lütfen ilk topumu getirir misin?
Ben bir gizli servis ajanıyım Bayan Carlisle, taşıyıcı değilim.
Topu istiyor musunuz? O halde gidip kendiniz alın.
- Ralph! - Evet!
Kalmam için ısrar ettiğinize göre...
şunu bilmelisiniz ki, ben işimi kitabına göre yapmaya kararlıyım.
Bu da ayak işlerine bakmadığımız, yiyecek hazırlamadığımız...
ve silahlarımızı kapıda bırakmadığımız anlamına gelir.
Şimdi, eğer bunlar hoşunuza gitmiyorsa Washington'u arayıp...
başkasını istemenizi öneririm.
Yerinde olsam çok dikkatli olurdum ajan. Çok ileri gidiyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.