ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Zamanın Akışında 1975'te 35 mm siyah beyaz Orwo film ile çekildi.
Dünya prömiyerini 1976'da Cannes'ın yarışmalı bölümünde yaptı.
Filmin dijital restorasyonu 2014'te yapıldı. Bu amaçla 4K çözünürlükte
orijinal negatif tarandı, rötuşlandı, renk düzeltmesi yapıldı.
Filmin bazı planlarında ciddi yıpranmalar mevcuttu
ve film tabanı zamanla çekmişti. Bu da filmin uzunluğu düşünüldüğünde,
son derece zorlu ve kapsamlı bir rötuş ve stabilizasyonu gerektirdi.
1 Temmuz ile 31 Ekim 1975 tarihleri arasında
Doğu Almanya sınırındaki Lüneburg ile Hof arasında 11 haftada çekildi.
Bana geçen sefer sinema müzisyeni olduğunuzu söylemiştiniz.
Öyleydim, evet.
Bir de...
Karım piyano çalardı.
Ben de keman çalardım.
Eğer büyük bir filmse,
Nibelunglar ya da Ben Hur gibi, başka müzikler de olurdu.
Bir çello, bir kontrbas ve bir armonikamız vardı.
Hatta bazen davul ve zil de olurdu.
- Çalmak kolay değildi. - Herkes işini kaybetti o zaman?
Zor günlerdi, sesli filmlerin gelmesi falan...
Gerçek sesli filmlerden bahsediyorum. İlk başta kayıttı çünkü.
Kocaman plaklar vardı.
Bu filmlerin her birinde 12, 14 küçük makara vardı.
Şeyi çok sık yaşardık,
film kopardı bazen,
geride kalan parçalar birbirine uymazdı.
Bu yüzden gece boyunca
parçaları birleştirmeye çalışırdık.
Gel gör ki sonuç berbat olurdu.
Ertesi gün bizi ıslıklarlardı. İşte böyleydi.
En sevdiğiniz müzik hangisiydi?
"Nibelunglar" sanırım.
İki bölümlü bir filmdi.
İlki "Siegfried'in Ölümü"ydü, ikincisi "Kriemhild'in İntikamı".
"Ben Hur" da iki bölümdü.
Galiba.
Çok da emin değilim ama Nibelunglar'ın iki bölümden oluştuğunu biliyorum.
Bir tek sinemayla yaşayabiliyor muydunuz?
İmkânsız, artık olmaz.
Birkaç yıl içinde küçük kentlerde sinema da kalmayacak gibi.
Bence, sinema nerede ayakta kalabilir biliyor musun...
Buradaki gibi yerlerde mesela.
Schirnding, Hohenberg, Heckstädt, Tiersheim...
Eskiden her yerde, küçük pazar kasabalarında bile sinemalar vardı.
Bugün hiçbiri yok artık.
Ama kalmış olsa bile o da on yıl içinde giderdi zaten.
Tabii hâlâ film çekiyorlarsa!
Yani filmler hâlâ yapılıyor olursa...
Ama eskiden sinemadan geçiminizi sağlıyordunuz.
Daha sonra, 1951'den itibaren.
Yıllarca işletmeme izin verilmedi.
Üçüncü Reich falan nedeniyle.
Neden izin verilmedi?
Çünkü parti üyesiydim.
SPD'yi biliyor musun?
Yani "NSPDAD" ya da adı her neyse, biliyor musun?
1950-1951 yıllarında sinemamı geri almak için dava açmak zorunda kaldım.
Birçok sinema sahibinin başına geldi bu.
ZAMANIN AKIŞINDA
Bu saçmalıklar nereden geliyor aklına?
Ses geliyor.
Bu ıslak kıyafetleri çıkarsanıza. Size benimkilerden vereyim.
Kamyon için su lazım.
Günü uyuyarak geçiriyorum!
Bunu alabilir miyim?
KUDÜS'TE TERÖR SALDIRISI
SİNEMA
İşemem lazım.
Kıyafetleriniz kurumuş artık.
Sıradaki büyük şehir neresi?
Wolfsburg'dan geçiyorum.
Ben, Bruno Winter.
Benim adım Lander.
Nasıl?
Robert Lander.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Bu kamyon ve sinema işini ne kadar zamandır yapıyorsunuz?
İki yıldır.
Tek başınıza mı?
İki yıldır?
Nerede yaşıyorsunuz? Eviniz nerede?
Kamyon Münih'e kayıtlı. Oradan satın almıştım.
Yalnızlıkla...
...nasıl başa çıkıyorsunuz?
İdare ediyorum.
Her geçen gün daha iyi.
Ben yapamam.
Nereye gideceğinize dair bir fikriniz var mı?
Bakacağız.
Bu, Lehrte'ye gidiyor.
Magdeburg, Dessau,
Braunschweig,
- Helmstedt... - Bu öğleden sonra Helmstedt'te olacağım.
"Roxy"de.
Bitti mi?
Evet.
Bugün günlerden ne?
Pazartesi.
Az önce bira içtim.
Daha dün Cenova'daydım.
Anlaşıldı!
Yoruldum. Devam etmeyeceğim.
Araya bir yatak daha koyabilirim.
Yürüyüşe çıkacağım.
Demiryoluna doğru.
Dalgıç kuşunu...
...bilir misiniz?
"Deli bir insan...
Biraz anlamsız.
Cümlenin tamamı nasıl?
"Gölün üzerinde gri bir ışık vardı
Dalgıç kuşunu işitince
Ne olduğunu hemencecik anladı
O boğuk, aptal sesi duyunca"
Bir su kuşu.
Dalgıç kuşu.
Günaydın.
Hadi gidelim...
Biraz müzik açayım mı?
Gitmiş.
Gitmiş bile, Kamikaze.
Cesur dostumuz, ölüm sürücüsü.
Ah, özür dilerim.
Kahvaltı için bir şeyler aldım.
Peki.
Bardak boku yedi.
Bir başkasını verir misiniz?
Nerede ki?
Bir şey olmamış.
Öyle yine düşer o!
İçeri geçin çocuklar!
Ne zaman başlayabiliriz?
Çocukların hepsi çok heyecanlı.
Hoparlörü tamir edeceğim aklıma gelmemişti. İyi ki yedekte bir tane vardı.
Yarım saattir bekliyoruz. Çocuklar daha fazla durmaz.
Bunu kurduk mu tamamdır.
Herkes sessiz olsun lütfen!
Tamir edilmesi gereken şeyler var. Beş dakika sonra başlayacağız.
Bitmek bilmiyor ama!
Herkes sessiz olsun yoksa hepimiz sınıfa döneriz!
Hiçbir şey görmüyorum!
Filmi sesli izlemek istiyorsanız hoparlörü tamir etmeleri gerek.
Sessiz olun!
Tatil yarın başlıyor, o zaman istediğinizi yapabilirsiniz.
Işığı kapat!
Bir sonraki sapak "Dermansız" köyüne gidiyor.
Oraya giden tek bir yol var,
o da çıkmaz.
Gidiş-dönüş yaklaşık 6,5 kilometre.
Değmez. Diğer köylerden bir farkı yoktur.
- Sen hiç gittin mi ki? - Bir defasında haritada gözüme çarptı.
Ben de gittim,
"Dermansız"a.
Tepenin diğer tarafındaki köyün adı "Huzursuz".
Tepenin adı ne?
- "Mevta". - Mevta.
"Dermansız", "Huzursuz",
"Mevta"...
Olaya bak!
Birkaç şey satın aldım.
Gömlek bulamadım.
Sadece yüksek yaka vardı.
İnsanın boynunu sıkıyor.
Hava yapış yapış.
Rüzgâr yakıyor.
Daha sonra biraz yüzeyim diyorum hatta.
Bir çakıl yatağında.
Zamanım yok.
Yola kendim de devam edebilirim.
Dokuz haneli bir sayı!
Ölüm kalım meselesi.
- Hangi kasaba dedin? - Schöningen.
Orada merdivenin tepesinde dururken
birden korkuverdim.
Gölgemi seyrettiğim sırada
senin beni izlediğini fark ettim.
Tam o anda durmak istedim.
Çok öfkeliydim.
Çok...
...çaresizdim.
Neden bu işe bulaştıysam?
Ama sen aptalı oynamaya devam ettin, mecbur kalıp sana tekrar katıldım.
Bu beni daha da sinirlendirdi.
Benim için de aynı şey geçerli.
Ne?
Kes şunu!
Bir daha kabinde uyumam.
Nerede istiyorsan orada uyu.
- Sosis nasıldı? - İyi.
"Test sürüşü" dışında bir şey yapıyor musun?
- Ben çocuk doktoruyum. - Ne?
Çocuk doktoru sayılırım.
Cenova'da karımdan ayrıldım.
Sana bunu sormamıştım.
Bana hayat hikâyeni anlatmana gerek yok.
Peki ne duymak istersin?
Kimsin necisin...
Hikâyemden başkası değilim.
Yatak arkada.
Kilitli değil.
No comments yet. Be the first to leave one.