ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
SONUN BAŞLANGICI
EKONOMİK ÖZGÜRLÜK
Günahlarımız İçin Öldü
Nasıl sürüyorum? 1-800-Bok Ye'yi Ara
TRAFİK KAPALI
Nereye gittiğini sanıyorsun?
Eve gidiyorum.
İMDAT!
Memur bey.
Herif çalılığa gitti, işemeye herhalde, ama geri dönmedi.
Yardım edeyim mi?
Araba sizin mi?
Bu, o değil. Herif çalılığa doğru gitti.
"Eve gidiyorum" dedi.
Eve mi?
Lütfen, arabalarınıza dönün.
Araba ne olacak?
Çekici çağıracağım.
Kenara itelim. Şeridi açmalıyız!
Tehlikeli olur.
Etraftan vızır vızır araba geçiyor.
Dur bir saniye.
Prendergast. Hırsızlık Masasından. İtelim.
Ben de muşambacıyım.
Tamam. Sen arabana dön.
Sen it. Ben çevireyim.
D-FANS
Seramik de satıyoruz. Polislere özel indirim var.
Polisler dizisini çok severim. Sen izler misin? Ben hiç kaçırmam.
Bana rastlaman şans.
Şans mı?
Bugün polislikte son günüm.
Ne şanslıyım.
Dokunma!
Dokunma! Şeridi aç.
Haklısın. Pardon.
Memur bey!
Tanrım! Telefon!
Hadi, gel.
Parmağına dikkat et.
Tucker'a bak.
Anne?
Anne, şunu açmama yardım eder misin?
Telefon için bozuk para alabilir miyim?
Birşey satın alacaksın.
-Seksen bes sen. -Ne?
Seksen bes sen.
-Anlamıyorum. -Seksen bes sen!
Seksen beş sent mi?
Para üstü, telefon için yetmez.
Sana 50 sent vereyim. Bana 50 sent bozuk ver.
-Hayır, olmaz. -Evet, olur.
Kola, seksen bes sen. Ya öde, ya git!
"Bes"i anlamıyorum. Ona "bes" değil "beş" denir.
Çin'de "ş" yok mu?
-Çinli değil, Koreliyim. -Her ne ise.
Ülkeme geliyorsun, paramı alıyorsun, bari dilimi öğren!
Korelisin, öyle mi?
Ülkem, ülkene ne kadar para veriyor, haberin var mı?
Ne kadar?
Bilmiyorum, ama çok. Orası kesin.
Şimdi git! Sorun istemem!
Gitmiyorum.
Buna ne diyorsun?
Tanrım!
Ne bu?
Fiji'nin son direnişi mi?
Parayı al! Parayı al!
Parayı al.
Ellerini oradan,... anlamıyo...Yeter!
Tamam. Yavaşça ve açık seçik konuş.
Parayı al.
Sence, ben hırsız mıyım?
Hırsız olan ben değilim.
Bir kola için 85 sent isteyen ben değilim!
Asıl hırsız sensin!
Ben sadece tüketici haklarımı koruyorum.
1965 fiyatlarını uygulayacağım. Buna ne dersin?
Çörek. Altılı paket. Ne kadar?
1.12 dolar.
Çok pahalı.
Aspirin. Fiyatı?
3.40 dolar.
Saçmalama!
Pil. Dörtlü paket.
4.29 dolar.
Hadi oradan.
Bu raf da tekin gözükmüyor.
Bir kola...
...12 onz.
Elli sen!
Alıyorum.
Senden alışveriş etmek büyük bir zevkti.
Çok komik.
Gerçekten çok komik.
Gerçek Arizona kumu. Alışmalısın.
Doğrudur.
Bana Santa Monica kumu gibi geldi.
Kum, kedimin lazımlığından; topaklar sende kalabilirmiş.
Eşyalarımı aldınız mı?
Hayır. Zevki orada.
-Kalemimi nasıl alacağım? -Gerek yok. Kedi bokuyla yaz.
Son günün. Dikkatli ol. Forsythe'ı hatırla.
-Emekli olmasına 5 dakika kalmıştı. -İki!
İki dakika. Adam, arabasına gidiyordu.
Çekilen bir araba kayıp, ezdi onu. Feci.
-Düşündürücü. -Hem de nasıl.
Bugün herşey olabilir.
Masa, çok tehlikeli olabilir.
Kağıt, elini kesmesin.
Aman ne komik.
Özür dilerim. Onları vazgeçirmeye çalıştım.
Merhaba, Sandra. Galiba bu şakalar zorunlu.
Başka ne dolap çeviriyorlar?
Hiç.
Hala yemeğe gidiyor muyuz? Eve erken mi döneceksin?
Neden?
Son günün.
Batıl inancım yok.
-Sandy, hazır mısın? -Bir dakika.
Zavallı masa mahkumunu rahat bırak.
Bak bakalım, arabayı çalıştırabilecek misin.
Sinirlenmeye gerek yok.
Seni özleyeceğim.
Sahi mi? Ben de seni.
Hadi, gidelim!
Yemek?
Bir saniye, tatlım.
Pastayı ne zaman yapacağız?
Birazdan. Günbatımı iyi olur diyorum.
Al. Dışarıda oyna.
Sadece birkaç çocuk. Öyle büyük bir parti yapamam.
Prendergast.
Benim.
Keşke burada olsaydın. Hemen gelebilir misin?
Sorun ne?
Bilmiyorum.
Biraz korkuyorum,...
...evde olmanı istiyorum.
Ne oldu, hayatım?
Bilmiyorum. Bardakları...
...ve diğer eşyaları paketliyordum...
...birden korkmaya başladım.
Sadece benim için taşınmıyorsun, değil mi?
Gerçekten istiyor musun?
Önemli olan, bir arada olmamız.
Evet, ama sen yoksun.
Yakında oradayım, canım.
Söyle.
-Söyle! -Yakında evde olacağım.
Hayır. Söyle.
Yakında evde olacağım ve seni seviyorum.
Ben de seni.
Daha iyi misin?
Hayır, değilim!
Londra köprüsü yıkılıyor
Yıkılıyor, yıkılıyor
Londra köprüsü yıkılıyor Söyle.
Güzel kadınım
Güzel kadınım mısın?
Evet.
-Hoşçakal. -Hoşçakal.
Ne yapıyorsun, bayım?
Hiçbir şey.
Özel mülkiyete tecavüz etmektesin.
-Tecavüz? -Ve aylaklık.
Doğru. Aylaklık da ediyorsun.
Herhangi bir tabela görmedim.
Şu ne peki?
Grafiti mi?
Hayır.
Grafiti falan değil! Bu bir tabela.
Okuyamıyor.
Ben sana okuyayım. "Özel mülkiyettir,...
...girilmez" yazıyor.
Yani, sana diyor!
-Hepsi yazılı mı? -Evet!
İngilizce yazsaydınız, anlayabilirdim!
-Espri yaptı. -Ben gülmüyorum.
-Ben de gülmüyorum. -Durun çocuklar.
İyi bir tanışma olmadı.
Burası bir çetenin bölgesi, öyle mi?
Bölge kavgası mı yapıyoruz?
Sizin çöplüğünüze girdim, ya da her ne diyorsanız.
Varlığımdan rahatsız oldunuz. Anlıyorum.
Ben de sizi bahçemde istemezdim.
Burası sizin eviniz.
Ev, evdir. Saygı duyuyorum.
Yani, bir iki adım geri çekilirseniz,...
...ben de çekip, giderim.
Tamam mı?
-Ne diyorsun? -Ücret ödemeli.
İyi fikir.
Ücret ödemelisin.
Bakın çocuklar,...
...kötü bir sabah geçirdim. Havamda değilim.
Ne ödeyecek?
Şu çanta nasıl?
İyi fikir.
Çantanı bize ver, ahbap.
No comments yet. Be the first to leave one.