A Series of Unfortunate Events

A Series of Unfortunate Events

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

സീസൺ 1

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

ASeriesofUnfortunateEventsS01E06-WEB-DL
കമന്ററി എഴുതിയത് Spectral

ടാഗുകൾ

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
TS
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2022-03-13
ഡൗൺലോഡുകൾ: 56
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Değiştir, değiştir kanalı

Değiştir, değiştir kanalı

Bu dizi insanda ne huzur bırakır Ne de ağız tadı

Ki her bölümde Apayrı bir can sıkıntısı

O yüzden değiştir kanalı, Değiştir kanalı

Bu yeni vasi gölgesinden de korkan biri

Kardeşler Titanik gibi bir tekneye bindi

100 kişiye sorduk doksan dokuzu dedi ki

Muhakkak vardır bir şeyler daha izlenesi

Değiştir kanalı, değiştir

Çünkü burada göreceğin tek şey Keder ve dehşettir

Aklı başında birinin Sana diyeceği şey tektir

Değiştir, kanalı değiştir

Değiştir, değiştir

LEMONY SNICKET'in kitap serisinden uyarlanmıştır

Değiştir, değiştir

UÇURUMA BAKAN PENCERE: İKİNCİ KISIM

"Violet, Klaus ve Sunny.

Eğer bu mektubu okuyorsanız benim hayatım sonu bulmuştur.

Kalbim Ike kadar soğuk ve hayatım bir o kadar katlanmaz.

Sizden bir dulün hüzünlü yaşantısını anlamanızı beklemiyorum,

ya da beni bu vayim eylemi yapmaya

neyin ittiğini.

Ama böyle daha mutlu olduğumu bilin lütfen.

Son arzum ve vasiyetim olarak,

üçünüzü Kaytan Üçkağıt'a teslim ediyorum.

O iyi kalpli ve şerefli adama.

Böyle korkunç bir şey yapmış oluyorsam da lütfen beni iyi hatırlayın.

Josephine Anwhistle."

-Olamaz. -Olamaz.

Sizin için önemli birini kaybettiğinizde

kederli zihninizde dolaşan sözcük genellikle "olamaz "olur.

Benim için bu kadar önemli biri ölmüş olamaz.

Onu hiç görmeden güzel bir hayatım olamaz.

Olamaz, olamaz...

...olamaz.

Benim adım Lemony Snicket.

Baudelaireların geçmişini anlatmak benim işim

ama sizin yapacak daha iyi bir şeyiniz olmalı.

Baudelairelar, Josephine'i bir daha göremeyeceklerini düşünerek yanılıyorlardı

ama onun son sözleri boş ve lanetlenmiş evinde yankılanırken

çocukların çektiği acıyı izlemek istiyor olamazsınız.

Olamaz.

"Son arzum ve vasiyetim olarak,

üçünüzü Kaytan Üçkağıt’a teslim ediyorum.

O iyi kalpli ve şerefli adama.

Böyle korkunç bir şey yapmış oluyorsam da lütfen beni iyi hatırlayın."

Evet, tamam. Anlıyorum, onlara söylerim.

Elbette söylerim. Söyleyeceğim, söz.

Görüşürüz.

Bay Poe, Mulctuary Para İdaresi'ne daima güvenebileceğimizi söylüyor.

-İnanamıyorum ya. -Titreye titreye yazdığı şeyler ortada.

Josephine teyze öldü. Bizi Olaf'a emanet etti.

Bu notta bir saçmalık var.

Bir kadının kendini camdan atmasına saçmalık mı denirmiş?

Saçma derken öyle değil. Garip yani işte.

Göstereyim.

Daha ilk cümlede "Hayatım sonu bulmuştur" diyor.

-Evet, buldu. -O manada demiyorum.

"Sonu" demiş, "son" değil.

"Son" demek istemiş. Büyük bir dil bilgisi hatası.

Dil bilgisi kimin umurunda? Kadın camdan atladı.

Josephine'in umurunda olurdu. Dil bilgisi hayatının en büyük neşesiydi.

Dil bilgisini ne kadar severse sevsin, hayatına katlanamıyormuş işte.

O da bir hata. "Katlanılmaz" dememiş.

"Katlanmaz" demiş.

Yapım eki eksik.

Durumumuz "katlanmaz" değil, katlanılmaz.

Josephine bizi Kaptan Üçkağıt'a bıraktı. Ne yapabiliriz, bilmiyorum.

Keşke Bay Poe'ya o notu hiç okumasaydık.

Yırtıp içinde Kaptan Üçkağıt olmayan

bir not yazabilirdik.

El yazısını taklit etmek zor olmaz mıydı?

Belki de bu zaten onun el yazısı değildir.

Olaf.

Evrakta sahtecilik mi? Bu ciddi bir suç.

-Cinayet kadar değil. -Olaf da bunu yaptı zaten.

Josephine teyzeyi öldürüp sahte not yazdı.

Yine mi Kont Olaf?

Camda orta yaşlı bir kadın boyutunda bir delik dışında

mücadele izi göremiyorum. Ya da haneye tecavüz.

Size söyledik. Olaf'ın, Josephine'in evine zorla girmesine gerek yoktu.

Kaptan kılığını balıkların yemi yuttuğu gibi yutmuştu.

Balıkçılık şakasının yeri değil.

Bunu kimin yazdığını saptamak basit.

Josephine teyzenizin el yazısıyla karşılaştırsak yeter.

Bu... aslında harika bir fikir.

Zeki çocuklarsınız

ama zeki insanların dahi bankacıların yardımına ihtiyacı olur.

Sen burada bekle.

İşte Josephine teyzenin alışveriş listesi. Bununla karşılaştırabiliriz.

Bakın, "bol bol sirke"deki "S" harfi,

"Klaus"taki "S" harfiyle tıpatıp aynı.

"Soğuk Çorba Malzemeleri"ndeki "K" de

"Kaptan Üçkağıt"taki "M" ile aynı.

"Bence alışveriş korkunç" dediği yere bakın.

"Böyle korkunç bir şey yapmış oluyorsam da lütfen beni iyi hatırlayın"la uyuyor.

"Böyle korkunç bir şey yapmış olsam da" olmalıydı.

Gerçekten korkunç. Eminim okumak bir ızdıraptır.

Ama bu not sahte değil.

Haklısınız.

Kaptan Üçkağıt denen kişi, neden sizi almak için bunca zahmete girsin ki?

Size söyledik. Kaptan Üçkağıt aslında Kont Olaf çünkü.

Biliyorum, üçünüzün başından korkunç şeyler geçti

ama hayal gücünüzün kölesi olmayın.

Monty amcanızla kalırken ne olmuştu?

Asistanı Stephano'nun aslında Kont Olaf olduğuna kesinkes emindiniz.

Stephano gerçekten de Kont Olaf'tı ama.

Demek istediğim, hemen karara varmamalısınız.

Bu notun sahte olduğu kararına hemen varmıştınız.

Şimdi de hemen

ailenizin servetini almaya yemin etmiş şeytani bir adamın

ailenizin servetini almak için komplo kurduğu kararına varıyorsunuz.

İnanmanız gerekmiyor. Gözlerinizle görün.

Tiyatro grubu bütün gece evin önünden bizi gözledi.

Yaklaşan bir kasırga görüyorum ama grup falan yok.

Garip.

Tıpkı dediğim gibi. Hayal gücünüzün kölesi olmuşsunuz.

Hayal gücü iyidir, güzeldir ama kitaplar ya da sanal eğlence için,

gerçek hayat için değil.

Kaptan Üçkağıt aslında Kont Olaf, bize inanmalısınız Bay Poe.

Teyzemin notu sahte olmayabilir ama bu işte bir iş var.

Dil bilgisi hatalarıyla dolu.

Kılık değiştirmek, dil bilgisi hataları,

bunlar ağır suçlamalar ama aslını öğrenmesi kolay.

-Brunch'ta hepsini çözeriz. -Brunch mı?

Kahvaltı ve öğle yemeği arası bir öğün.

Brunch ne demek, biliyoruz.

O zaman menüyü okurken zorlanmazsınız.

Kaptan konuşmak için bizi lokantaya çağırdı.

Kaptan Üçkağıt'la konuştunuz yani?

İlginç bir tesadüf, birkaç çocuğa sürpriz yapmak amacıyla

bıçak almak için bıçakçıyı aramak yerine kazara beni aradı.

Josephine'in ölümünü duyunca çok şaşırdı

ama sizi yetiştirme fikrine bayıldı.

Hangi denizci bunu istemez ki?

O şeytanla brunch'a gitmeyeceğiz.

-Biz burada kalıp notu inceleyeceğiz. -Hayır, olmaz Baudelairelar.

Bu meseleyi nihayete erdirmek istiyorum.

Herman Kasırgası çok büyük ve yıkıcı olacakmış,

tüm şehirde elektrik kesilebilirmiş.

Bu meseleyi, sizleri yeni tanıştığım bir denizciye

emanet ederek çözüp şehre dönmek niyetindeyim.

Söz veriyorum, Kaptan Üçkağıt'ı soruşturacağım çocuklar.

Bankacı kabiliyetlerimi sonuna dek kullanacağım.

Eğer söylediğiniz gibi aslında başkasıysa Poe'nun gözleri bunu anında görecektir.

Sen daha sapağı görmüyorsun.

BUYURUN, GELİN! HUZURSUZ PALYAÇO LOKANTASI

Sinekkapan bitkisini duymuşsunuzdur,

tropik bölgelerde ve bazı yalnız kişilerin dairelerinde yetişir.

Bitkinin üst kısmı, kenarları diş benzeri dikenlerle dolu bir ağıza benzer.

Bir çiçeğin kokusuna kapılan sinek,

sinekkapana konduğunda

bitkinin ağzı kapanmaya başlayıp korkmuş sineği hapseder

ve sinek yavaşça, çok yavaşça...

...yok olana dek erir.

Baudelairelar, Olaf ile yapacakları brunch'a,

Bay Poe dönüşü kaçırdığı için biraz geç geldiklerinde...

...Kont Olaf'ın şeytani planı

onları hapsederken kendilerini birer sinek gibi çaresiz hissettiler.

Ne yazık ki uzun süre, orada kendilerine

yardımcı olmak için çırpınan biri olduğundan haberleri olmayacaktı.

Ben Larry. Huzursuz Palyaço'ya hoş geldiniz,

burada herkes eğlenir, istese de istemese de.

Ailecek bir öğle yemeği yenecekse,

Ekstra Eğlenceli Özel Aile Aperitifi'ni öneriyorum.

Kızartılmış, soslu bir sürü şeyden oluşuyor.

Kulağa harika geliyor!

Ekstra özel bir aile için Ekstra Eğlenceli Özel Aile Aperitifi.

Benim ailem.

Ben su alayım, sağ olun.

Ben de. Küçük kardeşime de bir bardak buz lütfen.

Ben sütsüz kremalı kahve alayım.

Hadi ama Poe. Güzelinden bir kırmızı şarap içelim.

Yok, sağ ol. Banka mesai saatlerinde alkol almıyorum.

Bu bir kutlama brunch'ı. Kadeh kaldırmalıyız.

Sonuçta insan her gün üç çocuk babası olmuyor.

Lütfen Üçkağıt. Onları seve seve yetiştireceğini bilmek güzel

ama teyzelerini daha yeni kaybettiler. Epey üzgünler.

Ben de üzgünüm.

Hatta muhtemelen daha üzgünüm.

Josephine benim...

Josephine benim en eski, en kadim dostumdu. Sağ ol.

Dün pazarda tanıştınız yahu.

Gerçekten insana dün gibi geliyor ama aslında yıllar önceydi.

Gastronomi okurken tanışmıştık.

Gelişmiş Fırın Teknikleri dersinde fırın partneriydik.

Fırın partneri falan değildiniz.

Josephine teyze bir fırının yanına bile yaklaşmazdı.

Kısa sürede dost olduk ve günün birinde bana dedi ki,

"Olur da birkaç yetimi evlat edinip zamansızca ölürsem

onları kendi çocuklarınmış gibi yetiştireceğine söz ver."

Elbette kabul ettim ama gerçekleşeceğini hiç tahmin etmezdim.

Josephine öldü mü?

Evet.

Josephine Anwhistle, dün gece saatlerinde

evinin camından aşağı atladı.

Duymadın mı?

Bunun kederli bir buluşma olduğunu bilmiyordum.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left