La Grande Bouffe

La Grande Bouffe

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

TheBigFeast(LaGrandeBouffe)(1973)
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne

ടാഗുകൾ

other
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-04-30
ഡൗൺലോഡുകൾ: 42
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

La Grande Bouffe (Marco Ferreri, 1973)

CITÉ FILMS ve Fondazione Cineteca di Bologna tarafından

Fransızca ve İtalyanca versiyonları için orijinal kamera negatifinden

4K olarak restore edildi.

Fransızca ses, orijinal ses negatifinden restore edildi.

İtalyanca ses ise Cineteca di Bologna'nın elinde bulunan

birinci nesil baskıdan restore edildi.

Bu çalışma Eclair Classics ve L'Immagine Ritrovata tarafından

2022 yılında gerçekleştirilmiştir.

BÜYÜK ZİYAFET

BİR MARCO FERRERI FİLMİ

Voilà!

Fotoğraf çıktı mı?

O kadar güzel ki sahte gibi görünüyor.

Pekâlâ, ben gidiyorum. Güle güle.

Güle güle.

Reçelleri de alıyor musun?

Evet, bir hediye götürmek zorundayım.

Tariflerini ve bıçaklarını da alıyorsun.

Zavallı babacığın sana en iyi Alman bıçaklarını almış.

14 yaşında Carpugnino'dan ayrılırken de bıçaklarını yanına almışsın

Carpugnino!

O zaman da onları yanına almışsın. Bize bunları anlattın.

Ama asıl anlamadığım şey,

bu hafta sonu o kahrolası bıçaklarla ne yapmayı planladığın.

Limonlu bulaşık deterjanınız var mı?

Evet, o da var.

Limon ferahlığı, doğanın sunduğu bir temizlik.

Lastik eldivenleri unutmadınız değil mi?

En yenisinden.

Daha hassas.

Ev işlerinde…

…eldivenin önemi büyüktür.

Esneklik ve dayanıklılık.

Esneklik, eldeki nesnenin yarattığı hissi kaybetmemek için.

Dayanıklılık ise…

…işi layıkıyla yapmak için.

Tam olarak dört hafta boyunca banttan yayınlanacak.

Gözüm arkada kalmayacak. Tanrım, ne duygu ama!

Ama sonra ne olacak?

Sonrasında sana bahsettiğim proje var.

Şu anda ihtiyacım olan şey dinlenmek ve yalnızlık.

Neyin var? Sakin ol.

Senin hayatın televizyondan ibaret değil. Kendi hayatını düşün.

Evet, öyle yapsam iyi olacak. Yogayı deneyeceğim.

Gitmeden önce, iyi bir şey yapacağım. Kızıma bir hediye vereceğim.

45 dakikadır bekliyorum.

Bir insan kaçmaya karar verdiğinde…

Nereye gidiyorsun? Gelmemi neden istedin?

Gitmeden önce seni göreyim diye.

Senden haber çıkmasını bekleyemezdim…

- Anneni gördün mü? O nasıl? - Bilmem, iyi galiba.

- Anladığım kadarıyla onu pek görmüyorsun? - Babalık otoritesi mi gösteriyorsun baba?

Ben gidiyorum.

Bir dizi röportaj yapacağım.

- Daireyi kullanmak ister misin? - Evet, tabii ki.

Ortalığın altını üstünü getirmek yok.

Komşulara dikkat et. Hepsi yaşlı aptallar.

Babalık otoritesini de siktir et.

- Mersi. - Mersi mi? Başka?

Gitmeden önce ona bir iş bulmanı istiyorum.

O harika bir dansçı. Ona iş bulmanı istiyorum.

Merhabalar.

Servis kalmadı, otobüs de ayrıldı.

- Öyle mi? - Evet.

İşte buradalar. Dikkatli ol. Çok ağır.

Yuvarlayabilirsin.

10.00.

10.00.

Uyan.

Şu tadilat hâlâ bitmemiş!

Sana ulaşabileceğim bir numara ver.

Acil bir durumda.

Neden her zaman nereye gittiğimi sana söylemek zorundayım?

Bilmek zorundayım.

Terliklerin!

Tanrım, bana sabır ver.

Mahkeme heyeti,

deliller doğrultusunda görüşünü bildirmiş ve mahkumiyet kararı vermiştir.

Keşke meslektaşlarım beni görebilseydi.

Beni ciddi bir adam sanıyorlar!

Son kez soruyorum, nereye gidiyorsun?

Sana söyledim ya zaten!

Londra'daki bir hukuk konferansına.

Bu doğru değil. Sen bir yalancısın.

Kavga etmeyelim, özellikle de bugün.

Bugünün ne özelliği varmış?

Merak etme.

Bankada bir vekaletname ayarladım.

Anladın mı?

Sen neden bahsediyorsun?

Hayır, o olmaz.

Ailene karşı sorumluluğun var, zavallı ailen.

Ama beni bu işe bulaştıramayacaksın! Bu resim burada kalacak.

Hayatımı ne diye harcadım?

Nereye gittiğini bilmemek için!

Nicole!

Peki, tamam. Anlıyorum.

Yine fahişelere gidiyorsun.

- Bana resmi ver. - Asla!

Sen delisin.

- Hadi, lütfen Nicole. - Hayır, olmaz.

Yapma. Gitme oraya.

Kariyerini düşünün!

Bunu yapmayacağına söz ver.

Ben kendimi yine feda ederim, her zaman yaptığım gibi.

Bu işi aile içinde tutabiliriz.

Nicole, ne dediğinin farkında mısın?

Seni kollarında kim salladı? Seni kim emzirdi?

Olmaz Nicole.

Gitmem gerek.

Bana hep tecavüz ediyorsun.

Sence fahişeler benim yerimi tutabilir mi?

Hayır Philippe.

Yalnız mı yiyorsun?

Bu evi babam almıştı.

I. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra, Polonyalı bir mühendisten...

Anneme vermek için.

Ama annem asla burada yaşamadı.

Şapkanı ödünç verir misin?

Bunu çok anlamsız buldu.

Biz de Paris'teki dairede kaldık.

Bizim ihtiyar Hector.

Babamın eski şoförü.

Kaç yaşında?

Bilmiyorum ama onu oldum olası tanırım.

Artık burada yalnız yaşıyor.

Köpekle birlikte.

- Merhaba Hector. - Merhaba Mösyö Philippe.

Bu Ugo.

Bu da bizim Catherine.

Memnun kalacağınızı düşünüyorum. Hiçbir masraftan kaçınmadım.

Her şey en iyi kalite.

Çok güzel, teşekkürler.

- Marcello! - Girebilir miyiz?

Arkadaşlarına köpeğin yaramaz bir köpek olduğunu söyle.

Köpeğe dikkat edin. Pek uslu değildir.

- Nasılsın Hector? - İyiyim, Bay Philippe.

- Her şey yolunda mı? - Evet, Bay Philippe.

Çok güzel.

Pardon.

- Nereye gidiyorsun? - Üst kata.

Bu beyefendi kim Hector?

Çin Elçiliği'nden bir adam. Hediye getirmiş.

- Merhaba. - Merhaba.

Müsaadenizle, hemen misafirlerimle ilgilenip geleceğim.

- Zamanım bol. - Teşekkürler.

Keşif mi yapıyorsunuz Kaptan?

Beni burada bulmanız büyük bir şans diyebilirim.

Bu eve nadiren gelirim.

Benim olmasına rağmen ya da babamındı.

Affedersiniz, efendim. Sayın Başkan, Mutfağı görmeliyim.

- Yapılacak işler var. - Lütfen oturun. Ben hemen döneceğim.

Hector, mutfakta yarattığın harikaları görelim.

Tadına bak!

- Kan sosisi? - Hayır, teşekkür ederim.

- Rüzgâr hâlâ senin oradan mı esiyor? - Evet.

Peynir nerede?

Kan sosisi isteyen yok mu?

Marcello, dostlarımız seni çağırıyor.

Efendim, müsaadenizle size küçük bir karşılama tabağı ikram edeyim.

Burada bir gastronomi semineri için toplanmış bulunuyoruz.

Size küçük bir hediye sunmama izin verin.

Bu, tiyatrolarımızda yer alan "Kırmızı Fener" adlı bir karakter.

"Kırmızı Fener!"

Gerçekten şahane!

Ama ne demişler?

"Hediye getiren Yunanlılara dikkat edin."

Değil mi?

Marcello!

Seni çağırıyorlar.

Ben Çin odasını alıyorum.

Nazik teklifinizi reddetmek zorunda kaldığım için

gerçekten çok üzgünüm.

Araba anahtarları. Bavulumu arabada bırakmışım.

Tadına bakabilir miyim?

Küçük olan.

Reddetmenizin sebebini çok iyi anlıyorum.

Eğer bir evin kendine has bir hissi yoksa,

hiçbir duvarında aile geleneklerine ait bir şey yoksa

ev fikri boş bir fikir olur.

Vahşi bir yabandomuzu.

Tüm marinatlara uygun.

Bu iyi bir et.

Güzel gözlü iki muhteşem geyik!

Etleri Couves ormanının kokusunu taşıyor.

Dondurulmuş mu bunlar?

Ne olacak ki? Ben gerektiğinde ilerlemeden yanayımdır.

Bu iyi bir et!

On düzine yarı vahşi gine tavuğu.

Tahıl ve ardıçla beslendiler.

Dostlarımız seni çağırıyor.

Güzel kazak.

Güzel araba, değil mi?

Çok güzel.

Biliyor musun Bugatti, ayakkabılarını sipariş usulüyle,

özel olarak başparmağı ayrı olacak şekilde yaptırırdı.

- Gerçekten mi? - Evet.

- Araba kullanmak için mi? - Hayır, günlük hayatı için.

İçinde bir sanatçı vardı!

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left