In for a Murder

In for a Murder (W jak morderstwo)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

In for a Murder 2021 1080p WEB h264-LAMBiC
കമന്ററി എഴുതിയത് Pinguoin

ടാഗുകൾ

web
1080
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2021-10-24
ഡൗൺലോഡുകൾ: 10
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

NETFLIX SUNAR

Bak, şah çekiyorum.

Sıra sende.

-Nika, aklını kullan. -Zaten kullanıyorum baba.

-Bana öyle gelmiyor. -Anne.

-Anne! -Anne!

-Çime basmayın, hayır… -Anne!

-Mela! -Anne!

-Daha kaç kez söyleyeceğim? -Mela!

Mela, dur.

-Mela. -Tamam, alın bakalım.

-Sağ ol. -Teşekkürler.

Birer tane alın.

Ne dedim ben?

-Trafik mi vardı? -Hayır, diyetine uygun bir şey bulmak zor.

-Ama aldın, değil mi? -Aldım. Sen niye gitmedin?

Çocukları bıraksa mıydım? Bahçeyi mahvederlerdi.

Yeni gübreledim.

-Sana iyi günler. -Çocuklara göz kulak ol.

Tatlım, o kadar hızlı yeme. Hiç sağlıklı değil.

Çiğne, tamam mı?

Makarnayı hamur etmeseydin çiğneyecek bir şey olurdu.

Yarın kiliseden sonra sinemaya gitmeye ne dersiniz?

Önce bana sorsaydın ya.

Yarın olmaz. Czerwiński'lerde iş için tenis maçım var.

Doğru, hatırladım. Restoranı olan adam.

Restorandan fazlası var. İyi bir bağlantı, bize faydası olabilir.

-İyi bir oyuncu mu? -Karısıyla oynuyorum.

Kim olduğunu biliyorum.

Yeni karısı, silikon memeleri olan.

Ne olmuş yani?

Bugünlerde moda bile sayılır.

Buranın hâli ne böyle?

Mela, bırak.

Daha bu sabah derli topluydu.

Çocuklarla hayat böyle işte. Çalış babam çalış.

Bu sene Açık Bahçe Festivali'ne biz de katılalım mı?

Olmaz, bahçemi mahvederler.

Tomek.

Ben köpeği çıkarıyorum.

Hadi Melcia, gel.

Hadi, gidelim.

Mela.

Acil mi? Yelpaze çalışıyorum.

Buna inanmayacaksın. Tomek bana parfüm almış.

Küçük numunelik şişelerden mi?

Hayır, kaliteli ve pahalı bir parfüm almış.

-Ne biliyorsun? Fişini mi gösterdi? -Hayır, fişini kendim buldum.

Güzel kokuyor mu bari?

Bilmem, parfümü henüz vermedi. Mela, gel buraya.

Parka koş.

-Belki sana almamıştır. -Başka kime alacak?

Sana ne zaman bir şey aldı ki?

Özel tasarım tahta almıştı, güzeldi.

-Sörf tahtası mı? -Tabii, üstünde ütü yapayım diye.

Kesin metresi var.

Mela!

Mela!

Magda?

Magda!

Şaka yaptım yahu, duydun mu?

Espri anlayışına ne oldu?

Magda!

-Sen iyi misin? -Evet, iyiyim.

Bu, Podkowa Leśna'da gördüğümüz ilk cinayet olabilir.

-Tanıyor muydun? -Hayır, buralardan değil.

-Nereden biliyorsun? -Üstünde parti elbisesi var.

Tren istasyonuna gidiyormuş. Burada yaşamıyor, belli.

Yani yaşamıyormuş.

Ben de öyle düşünüyorum.

-Bir şey gördün mü? -Hayır, tam 37 dakika önce buldum.

Öleli çok olmuş olamazdı. Hâlâ kan akıyordu.

Detaya girme.

-Ölüm saatini merak ediyorsan… -Etmiyorum.

-Yaklaşık 22.20'de. -Sormamıştım.

Modrzewiowa Sokak'ta Stefan'a rastladım.

-Parktan dönüyordu. -Öyle mi?

Stefan olduğu ne malum? O karanlıkta tanıdık mı geldi?

Karanlıktan değil, şapkasından tanıdım.

Tüm bunları nereden öğrendin? Scotland Yard'dan mısın?

Agatha Christie'den. Ödünç veririm.

Dedektif, Savcı sizi çağırıyor.

Kes şunu.

Jacek.

Bir cinayet işlendi diye meşhur olup çıktın.

-Anne, dondurma alacak mıyız? -Evet.

Dört top istiyorum.

Dört mü? Olmaz. En fazla iki top.

-Üç. -Madzia.

-Çocuk dediğin uslu durur. -Magdunia!

Magdunia.

-Anne, meşhur oldun. -Evet.

-Aynen öyle. -Magdunia!

-Gidip sıraya girelim. -Tamam.

-Merhaba. -Merhaba.

Duyduklarım doğru mu canım?

O kadını sen mi buldun?

-Buralardan biri miydi? -Sus, bilmek istemiyorum.

Hâlâ o kolyeyi takıyorsun. Weronika'da da benzeri vardı.

Bir ara bize uğrasana.

Çay içeriz, turta yaparım.

Bunca yıldır hiç gelmedi Wanda, şimdi gelecek değil ya.

Yok canım.

Gelirim.

Gitmem lazım, hoşça kalın.

Güle güle.

Anne, o insanlar kimdi?

-Weronika'nın ailesi. -Ölen kadının mı?

Kaybolan kadının. Kimse yerini bilmiyor, o kadar.

Sen bile mi?

Kimse bilmiyor. Ben bile.

Magda Hanım.

-Bu ne tesadüf. -Merhaba.

Tatlım, bu Doktor Walczak.

-Mela'yı ona götürüyoruz. -Sen götürüyorsun.

-Merhaba. -Merhaba.

-Aslında aklımı okudunuz. -Öyle mi?

-Doktor Milaszewski vardı ya? -Evet.

Varşova'ya taşındı.

Kliniğimde yarı zamanlı çalışmayı düşünür müydünüz?

Yani…

İşe dönmek harika olurdu.

Ama yıllardır çalışmadım, yani…

Çabuk alışırsınız, kendinize inanın.

Tatlım, çocuklar büyüyene kadar evde kalmana karar vermiştik, değil mi?

-Değil mi? Öyle demiştik. -Evet, doğru.

Kusura bakmayın.

Teklifim yine de geçerli.

Ama çocuklar evlenene kadar bekleyemeyebilirim.

-Ama iyimser olalım. -Tabii.

Hoşça kalın.

Çok komik.

ROBERT MAZUR MEDYUM, TERAPİST

Buyurun.

Arkadaşım kayboldu.

Aynısından onda da vardı.

Elimdeki tek şey bu.

Kusura bakmayın.

Kimi kastettiğinizi biliyorum ama size yardım edemem.

Neden?

Bu yetmez mi?

Bu çok ciddi bir mesele.

Enerjiler âleminde bir denge mevcuttur.

Böyle ciddi meselelerde ödeyeceğimiz bedel de yüksek olmalı.

Yoksa işe yaramaz.

Fiyatına bakmadınız bile.

Kusura bakmayın, evrenin kanunu bu.

Vay canına. Bugün çok güçlüyüm!

-Komşuya gitti. -Vay be, enerjiye bak.

Seninle oynamak bir zevk.

Hadi.

-Aşkım, gördün mü? -Evet, gördüm kediciğim.

Zuza işi ilerletti. Neredeyse profesyonel gibi oynuyor.

Antrenöre verdiğim parayla Wimbledon'ı kazanması gerekirdi.

Dün Szeliga'larda o kadar içmemeliydin.

Ne partiydi ama. Pudelek gibi ünlüler vardı.

-Fotoğraf çektim, görmen lazım. -Harika.

Bu akşam bir şeyler içmeye gelsenize.

-Rövanş yaparız. -Olmaz, bugün dinleneceğim.

Ama sağ ol.

Eşim Magda.

Zuza'yı tanıyorsun. Bu da eşi Jarosław Czerwiński.

İkisini akşam yemeğe davet ettim.

Yorgunluğunu anlıyorum. Biz de pek uyuyamadık.

Eşim parkta ceset buldu, düşünsenize.

Cidden mi? Gerçek bir ceset mi?

Nerede?

Parkta. Belediye binasının orada.

İnanılmaz.

Vay canına, çok şanslısın.

-Kalp krizi miydi? -Cinayet.

Yok artık! Tüylerim diken diken oldu.

-Baksana canişkom. -Evet.

Kaçta yiyelim?

-Hiç fena değil, değil mi? -Harika.

-Bir dizide oynuyor. -Vay canına.

-Aslen Podkowa'lı mısın? -Evet, burada doğdum.

Sana imreniyorum. Burada büyümek harika olmalı.

Evet, öyleydi.

Böyle güzel bir yerde cinayet işleneceği kimin aklına gelirdi?

Canişkom, yine başlama lütfen.

-Cesedi duydukça… -Tüylerin diken diken oluyor, biliyorum.

Nasıl oldu?

Akşam köpeği yürüyüşe çıkarmıştım.

Ortadan kaybolunca peşinden koştum.

Sonra çalıların arasında bir kadın cesedi buldum.

-Neredeydi? -Parkta, tren istasyonuna doğru.

-Kamera yok muydu? -Bir tane vardı ama kör noktadaymış.

Katilin şansı yaver gitmiş.

-Katili görmedin mi? -Hayır.

Stefan'ı gördüm. Kasabanın ayyaşıdır.

Polis ondan şüpheleniyor ama bence o yapmadı.

Neden?

Madzia, misafirlerimizin canını sıkma. Kapat şu konuyu.

-Bu o! -Ne? Kim?

Öldürülen kadın bu.

-Sikora'yı aramam lazım. -Magda…

Sikora mı? Dedektif Jacek Sikora mı?

Evet, okuldan tanışıyorlar. Buraya gelebilir, yan komşumuz.

Kusura bakmayın.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left