ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
NETFLIX SUNAR
İyi misin tatlım? Miden bulanmıyor, değil mi?
Hadi!
SİTELER
TESİSLER OTELLER - RESTORANLAR
Al. Sırt çantan.
Gel de yeni evini gör.
Önden buyurun leydim.
İyi misin tatlım?
THE GENTLEMEN NAKLİYAT
Kitap kolini buldum.
İşte en sevdiklerinden biri.
Dinozorlu olan.
Manzarayı gördün mü?
Thierry dayın geliyor.
Buradaymış benim güzelim.
Güzelim, aşkım. Güzel gözlerini göster bakayım.
İhtiyar burada mı?
Lyon'dan yöresel yemekler getirdim.
Hiç yediniz mi bilmiyorum.
Pizza!
-"Bir gün uğrarım" demiştin. -Dalga mı geçiyorsun?
Şatonu görmeye can atıyordum. Hakkında çok şey duydum.
-İşte bu. -Bu mu?
Evet. Büyüdüğün yer burası demek.
-Burada büyümedim. -Öyle mi?
Hafta sonları gelirdik.
Ailemle. Ama yıllardır terk edilmiş vaziyette.
Belli olmuyor.
Burada mutlu olacağız.
-Değil mi? -Yani…
Orası kesin.
Çok güzel. Evet.
Ürkütücü ama güzel.
Bana etrafı gezdirecek misin? Odan nerede?
Gidelim.
Beni bekle!
-Hâlâ annesinin şarkılarıyla mı uyuyor? -Evet. Benimle hâlâ konuşmuyor.
Mathilde öldüğünden beri hiçbir şey değişmedi.
-Çok başarılıyım, değil mi? -Kes şunu, senin hatan değil.
İşe bir sene ara vermeye karar verdin, ufaklık için iyiyse ben de yanındayım.
Kendini kötülemeyi bırak.
Sence buraya taşınmak iyi bir fikir miydi?
Açıkçası hayır!
Berbat bir fikir.
Toplam nüfus dört kişi, hiç dükkân yok.
Giderken ayı saldırabilir. Aklını mı kaçırdın?
Dünyanın en kötü yeri.
Tam bir pisliksin.
Ziyarete gelirsin. Beş saatlik yol bir şey değil.
Tabii ki.
Yoksa kim size içme suyu getirecek?
Çok aptalsın.
Doğru karar olması kimin umurunda?
Artık buradasın, en iyi şekilde değerlendir.
Her hafta sonu bu dağbaşına geleceğim.
Seni terk etmeyeceğim. Buraya gel.
Tamam mı?
Sonra alışverişe gideriz. Etrafa bir bakarız.
Ne istediğini düşün ve bana bir liste yap.
Ne istersen.
Çikolata, hoşaf…
Victoria, bana bak. Bir şey diyeceğim.
Yürüyüşe çıkıyorum, biraz hava almam lazım.
Ama gelmek zorunda değilsin. İstersen
bu koca evde yalnız kalabilirsin.
İstediğini yap.
Tamam mı?
Benimle gelmeni tercih ederim ama istemezsen de sorun değil.
Gidiyorum.
Yürüyüşe.
Beğendin mi?
Annenle buraya gelmeye bayılırdık.
Buraya gelip
birlikte tırmanırdık.
Sonra o…
Kötü kokuyor, değil mi?
Kokuyu almadın mı?
O ne? Bu mu kokuyor?
Bokmuş! Bok tarlasındayız. Her yerde bok var.
Hadi. Geri dönelim.
Hadi.
Hangi cehennemdeyiz?
Bekle.
Geri gel. Yine yanlış yere sapmışız.
Bekle.
Şimdi geç. Dikkat et, bir yerini kesme.
Hadi, iyiyiz.
İyi olacağız.
Birini görüyorum!
Merhaba efendim!
Merhaba!
Rahatsız ettiğim için üzgünüm ama yolumuzu kaybettik.
Burası çok güzelmiş.
Sağ olun.
-Güzel, değil mi? -Evet.
-Beğendiniz mi? -Evet, çok.
İç tatlım, çok güzel. Saf dağ suyu.
Hayır. Yağmur suyu topluyorum.
Evet.
İstersen bakabilirsin.
-Tehlikeli değil mi? -Hayır.
Buradaki en tehlikeli şey insan, hayvan değil.
Ellerimi yıkayabileceğim bir yer var mı acaba?
Uzun zamandır mı burada yaşıyorsunuz?
Çok tatlı, değil mi?
Adı ne?
Mystery.
Merhaba Mystery. Ben Victoria.
O çok özel bir hayvan, biliyor musun?
Al, ormandan bir hediye.
Teşekkürler.
Dediğim gibi, siz olmasanız
hayatta bulamazdım.
Dikkatli gidin.
Çantada olmayı sevmiyorsun.
Gel bakalım.
Dur, kıpırdama.
İşte böyle.
Victoria!
Geliyor musun?
Ne yapıyorsun?
Victoria?
Ne yapıyorsun?
İyi misin? Acıktın mı?
Hadi.
Hadi bakalım.
Akşama döneceğim.
Orada kal.
Babam seni görmemeli.
Victoria!
Akşama görüşürüz.
Yeni arkadaşların eğlenceli gibiler.
Tam bir seri katile benziyor.
-Deri katili ne demek? -Boş ver, bu…
-Ne dedin sen? -Deri katili.
Söylediğin şey harika.
Tekrar söyler misin?
Deri katili.
-Tekrar. -Deri katili.
-Tekrar. -Deri katili.
-Tekrar. -Deri katili.
-Bay Dutel? -Evet?
-Merhaba, ben yeni müdür Bay Darmet. -Memnun oldum. Stéphane. Victoria.
Yeni kızımız. Koca kız, iyi misin? Evet mi?
O da yeniymiş. Pardon. Çok mutluyuz da.
Tahmin edebiliyorum.
Ulysse! Müdüre…
-Müdüre bir şey atılmaz! -Ben gidiyorum. Görüşürüz.
Beni alacak mısın?
Tabii ki alacağım.
İstersen atıştırmalık da getiririm. Ne istersin?
Pépitos lütfen.
Ne?
Pépitos.
Tamam.
Pépitos.
Deri katili. Harika.
Hadi, acele et tatlım. Hadi, geç kalacaksın.
-Bana kötü bir anneymişim gibi bakmayın. -Hayır, niyetim o değildi.
Bir o eksikti. Eski kocamın suçu.
Hep aynı şey.
Geleceğine söz verip sonra ekiyor.
-Tamam. -Büyük bir ikilemde tabii.
Oğlunu okula götürmek için uyanmak mı, 27 yaşında bir sürtükle yatakta kalmak mı?
Zor bir karar.
Çocukları bakmak için doğuruyoruz, değil mi?
-Katılmıyor musun? -Evet.
Sen diye hitap edeyim dedim.
Sorun değil.
Karın gelmedi mi?
Hayır.
-İçi rahat etti mi? -Hangi konuda?
Okulun ilk gününü kaçırma konusunda.
Hayır. Çünkü aslında…
Vefat etti.
Sabah kalkmamak için harika bir bahane. Pislik kocam bunu hiç denemedi.
Hayır ama bu iyiymiş.
Evet, gerçekten öldü.
Dulum. Cidden.
Tanrım, çok üzgünüm.
Buna güleceğim hiç aklıma gelmezdi. Teşekkürler.
Hiç fena değil, bravo.
-Stéphane. Memnun oldum. -Anna.
-Kusura bakma. -Önemli değil.
Çantan!
-Thierry? -Evet, benim.
-Victoria. -Evet?
Konuşuyor.
Hadi canım…
Büyük bir olay.
-Nasıl oldu? -Bu sabah okuldayken birden konuştu.
-Çok konuşmadı ama… - Evet, tahmin edebiliyorum.
Ama bu harika!
-Yavaş yavaş açılacak. Ama… - Tabii ki.
Mutlu oldum.
Bu harika.
-Çok mutlu oldum. -Evet.
Atıştırmaya gelecek misin?
Victoria?
No comments yet. Be the first to leave one.