ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
THE APARTMENT JOB
Seongwon Büyük Suçlar Bürosu. Bay Park Hae-kang?
Zimmet ve görevi kötüye kullanma
suçlarından tutuklusunuz.
Kaçma şüphenizden dolayı savcılık talimatıyla gözaltındasınız.
Avukat tutma, savunma yapma
ve sessiz kalma hakkına sahipsiniz.
Söyleyeceğiniz her şey aleyhinize…
Gidelim.
Geldi!
Bir saniye.
DOLANDIRICILIĞIN İÇ YÜZÜ
MERHAMET DEĞİL, CEZA GEREK
İlerleyelim.
Seni desteklemiştim!
İhanete uğradım resmen!
Durun!
Beyler! Yapmayın!
Bir de anne olacaksın, nasıl yaptın?
Bay Park!
Ailemiz sana emanet.
Patron!
Patron!
THE APARTMENT JOB
Bay Kim, harika metinler bulmuşsun.
Aferin sana.
Fotoğrafları da beğendim.
Uzun zamandır bu kadar heyecanlanmamıştım.
Salonuma mı assam acaba?
Canım sıkıldıkça bakarım. Beni depresyondan çıkarır.
Siteye yaklaşık 1.000 afiş astık,
herkesin posta kutusuna bıraktık.
Yarın herkesin Park Hae-kang'dan haberi olur.
Tabii.
Sitede yaşamanın korkutucu tarafı da budur.
Bir kez dolandırıcı damgası yedin mi dışarı adımını atamazsın.
9.800 hanenin gözü onun üzerinde olacak.
Bunu nasıl kaldırabilir ki?
- Bay Kim. - Buyurun.
Bugün sağlıklı beslenmeyiverelim.
Şöyle bol acılı bir pirinç keki mi yesek? Canım acı çekti.
O kadar acı olsun ki
insanın gözünü yaşartsın.
Durumunu biliyorum ama defteri vermelisin.
Patronu kurtarmalıyız.
Ha-ri, defteri ver.
Acil durum gözaltısıydı.
Tutuklama kararı çıkmazsa 48 saatte bırakırlar.
Ama 48 saat içinde ya başına bir şey gelirse?
Deftere gerek yok.
İçinde
Lee Chung-won'un adı geçmiyor zaten.
Başkan Seo ve Bay Choi'nin adı geçiyor.
Lee Chung-won ile uzaktan yakından alakası yok.
O zamanlar bu işin arkasında Lee Chung-won'un olduğunu bilmiyordum.
Ama onunla şahsen tanıştım, yani tanıklık edersem…
Anlamıyor musun?
Her şeyi Lee Chung-won planladı.
Defteri ortaya çıkarırsak ekmeğine yağ sürmüş oluruz.
Defteri ele geçirince suçu Bay Choi, Başkan Seo
ve Bayan Kang'ın üzerine mi atacak yani?
Her şeyi kaydettim. Suçu üzerimize yıkması
işten bile değil.
Ben…
O zaman…
Ya patron?
Lee Chung-won bize baskı yapıyor.
Sahte ailemizin dağılıp
bu siteden çekip gitmesini istiyor.
Lee Chung-won'un istediği,
Park Hae-kang'ın tutuklanma görüntüsüyle
sakinleri sarsmaktı.
Ne yani? Oturup bekleyecek miyiz?
48 saat içinde salınacak.
48…
Ayrıca,
Bay Park'ın aileyi bize emanet dediğini duymadınız mı?
Birlik olmalıyız.
Birlik olup ne yapacağız?
Tam burada, aile olarak kalmalıyız.
Bu sebeple kaçışırsak gerçekten dolandırıcı oluruz.
Sahte bir aile olduğumuz doğru olabilir
ama para falan çalmadık.
Yani kaçarsak dolandırıcı,
kalırsak aile mi olacağız?
O hâlde burada kalıp gerçek bir aile olmalıyız ki
Bay Park geri dönüp savaşabilsin.
Evet.
9.800 hanenin gözü üstümüzde.
Sistemde 17,8 milyar görünüyor.
Hesap nasıl boş olur?
Hesabın sistemle uyuşmadığından haberimiz yoktu.
Biz de bugün öğrendik.
Bakım fonunu zimmetine geçirmek için sahte aile kuran birine
kasanın anahtarını teslim etmişsiniz!
Hiçbir fikrimiz yoktu.
Safça onu övüp durduk, bir de "Başkan Park" dedik.
Özür dileriz.
Gerçekten hiç bilmiyorduk.
Mühür ve hesap yönetimi bizzat Başkan Park'taydı.
Mazeret mi bu?
Gelecek ay temizlik şirketine bile ödeme yapamayacağız.
Sitenin dönmesi için
hane başı yaklaşık 1,82 milyon won
ek aidat toplamak zorundayız.
Ne? 1,82 milyon mu?
Dalga mı geçiyorsunuz siz?
Park Hae-kang'ın cebine indirdiği parayı niye ben ödüyorum?
Beş kuruş vermem!
Şu an sorun o 1,82 milyon won değil!
Kreş çürük inşaat yüzünden kapandı,
aidatlar kontrolden çıktı ve bakım fonu da buhar olup gitti.
Duyulacak olursa
ev fiyatlarımız çakılır!
Sitemiz bir gecede yerle bir olabilir.
O dolandırıcı ailenin mal varlıklarını dondurmalı,
elektrik ve sularını kesmeliyiz!
Sizce gerçekten dolandırıldık mı?
Ben de inanamıyorum.
Sorun adamın tipi.
Hiç dolandırıcı tipi yok.
Çok da iyi rol yapmış.
Tipini falan boş ver.
Paralarımızı zimmetine geçiren
bir dolandırıcı o.
Vay be.
Hiç vefa duygunuz yok.
Ona bu şekilde davranmamalısınız.
Unuttunuz mu? Kreş meselesinde kim elini taşın altına koydu?
Hepsi bu da değil.
Peki ya kargolarla ısınma faturaları için yaptıkları?
Ya bu?
Bankadaki fotoğrafı ortada.
Artık neye inanacağımızı şaşırdık.
Kolay. Paraya bakmak lazım.
17,8 milyar won az para değil.
O kadar parayı gerçekten çaldıysa neden burada kalıp
canla başla çalışsın ki?
Bir mantığı var mı?
17,8 milyarı zimmetine geçirmiş olsaydı
kimliğini değiştirip
çoktan yurt dışına kaçmaz mıydı?
Doğru diyorsun.
Park Hae-kang'ın dolandırıcılığından önce
şu 17,8 milyar won'un peşine düşmeliyiz.
Genç anneler, biraz kafanızı çalıştırsanıza.
Zor iş.
Tanrım.
KİRACILAR KOMİTESİ BAŞKAN JANG SUK-JIN
17,8 milyarı iç eden birinin yüzü nasıl böyle olabilir?
Asıl soyulup soğana çevrilmiş olan o gibi duruyor.
PARK HAE-KANG'IN YOLSUZLUĞU
Yemin ederim ki
tek bir kuruş haksız kazanç elde etmedim.
Her türlü soruşturmada
iş birliği yapacağıma söz veriyorum.
Son olarak tüm True Value sakinlerinden
içtenlikle özür dilerim.
Kestik! Tamam!
Aferin.
Bay Choi,
geçen sefer Başkan Seo'yu gördün.
Ortadan kaybolmak
temiz ve zahmetsizdir.
Ceset yoksa kanıt da olmaz.
Yalnızca ailelerine
bir parça umut kalır.
Başkan Seo'nun başına gelenleri biliyorsun, değil mi?
Evet.
Ne isterseniz yaparım efendim.
Sana güveniyorum.
Yaşamam lazım.
Önce hayatta kalmalıyım.
Bay Choi.
Ne?
Nereye?
Acil bir işim var.
Acaba
kaçıyor olabilir misiniz?
Kaçmak mı? Hayır, gitmem gerek…
Konuşalım.
Doğru mu,
Başkan Park bakım fonunu zimmetine mi geçirdi?
Geçirmedi. Başkan Seo yaptı, değil mi?
Başkan Seo'yla fonu iç ettiniz, değil mi?
Değil mi?
- Bırak beni. - Sakın ha.
Derdin ne senin?
Yakalayın!
Yakalayın şu hırsızı!
Taksi! Dur!
Taksi!
Sürün! Hadi.
Nereye gideceksiniz?
Beyefendi?
Saklan, saklan
Ne?
Hey, iyi ki gördüm sizi!
Alın şunu. İyi ki gördüm.
Yakalayın şu pisliği!
No comments yet. Be the first to leave one.