The Apartment Job

The Apartment Job (아파트)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

സീസൺ 1

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

the apartment job s01e10 1080p web h264-kbbq
കമന്ററി എഴുതിയത് desprite
Alt yazı çevirmeni: Sabiha Filis

ടാഗുകൾ

webdl
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2026-08-09
ഡൗൺലോഡുകൾ: 0
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

THE APARTMENT JOB

Seongwon Büyük Suçlar Bürosu. Bay Park Hae-kang?

Zimmet ve görevi kötüye kullanma

suçlarından tutuklusunuz.

Kaçma şüphenizden dolayı savcılık talimatıyla gözaltındasınız.

Avukat tutma, savunma yapma

ve sessiz kalma hakkına sahipsiniz.

Söyleyeceğiniz her şey aleyhinize…

Gidelim.

Geldi!

Bir saniye.

DOLANDIRICILIĞIN İÇ YÜZÜ

MERHAMET DEĞİL, CEZA GEREK

İlerleyelim.

Seni desteklemiştim!

İhanete uğradım resmen!

Durun!

Beyler! Yapmayın!

Bir de anne olacaksın, nasıl yaptın?

Bay Park!

Ailemiz sana emanet.

Patron!

Patron!

THE APARTMENT JOB

Bay Kim, harika metinler bulmuşsun.

Aferin sana.

Fotoğrafları da beğendim.

Uzun zamandır bu kadar heyecanlanmamıştım.

Salonuma mı assam acaba?

Canım sıkıldıkça bakarım. Beni depresyondan çıkarır.

Siteye yaklaşık 1.000 afiş astık,

herkesin posta kutusuna bıraktık.

Yarın herkesin Park Hae-kang'dan haberi olur.

Tabii.

Sitede yaşamanın korkutucu tarafı da budur.

Bir kez dolandırıcı damgası yedin mi dışarı adımını atamazsın.

9.800 hanenin gözü onun üzerinde olacak.

Bunu nasıl kaldırabilir ki?

- Bay Kim. - Buyurun.

Bugün sağlıklı beslenmeyiverelim.

Şöyle bol acılı bir pirinç keki mi yesek? Canım acı çekti.

O kadar acı olsun ki

insanın gözünü yaşartsın.

Durumunu biliyorum ama defteri vermelisin.

Patronu kurtarmalıyız.

Ha-ri, defteri ver.

Acil durum gözaltısıydı.

Tutuklama kararı çıkmazsa 48 saatte bırakırlar.

Ama 48 saat içinde ya başına bir şey gelirse?

Deftere gerek yok.

İçinde

Lee Chung-won'un adı geçmiyor zaten.

Başkan Seo ve Bay Choi'nin adı geçiyor.

Lee Chung-won ile uzaktan yakından alakası yok.

O zamanlar bu işin arkasında Lee Chung-won'un olduğunu bilmiyordum.

Ama onunla şahsen tanıştım, yani tanıklık edersem…

Anlamıyor musun?

Her şeyi Lee Chung-won planladı.

Defteri ortaya çıkarırsak ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

Defteri ele geçirince suçu Bay Choi, Başkan Seo

ve Bayan Kang'ın üzerine mi atacak yani?

Her şeyi kaydettim. Suçu üzerimize yıkması

işten bile değil.

Ben…

O zaman…

Ya patron?

Lee Chung-won bize baskı yapıyor.

Sahte ailemizin dağılıp

bu siteden çekip gitmesini istiyor.

Lee Chung-won'un istediği,

Park Hae-kang'ın tutuklanma görüntüsüyle

sakinleri sarsmaktı.

Ne yani? Oturup bekleyecek miyiz?

48 saat içinde salınacak.

48…

Ayrıca,

Bay Park'ın aileyi bize emanet dediğini duymadınız mı?

Birlik olmalıyız.

Birlik olup ne yapacağız?

Tam burada, aile olarak kalmalıyız.

Bu sebeple kaçışırsak gerçekten dolandırıcı oluruz.

Sahte bir aile olduğumuz doğru olabilir

ama para falan çalmadık.

Yani kaçarsak dolandırıcı,

kalırsak aile mi olacağız?

O hâlde burada kalıp gerçek bir aile olmalıyız ki

Bay Park geri dönüp savaşabilsin.

Evet.

9.800 hanenin gözü üstümüzde.

Sistemde 17,8 milyar görünüyor.

Hesap nasıl boş olur?

Hesabın sistemle uyuşmadığından haberimiz yoktu.

Biz de bugün öğrendik.

Bakım fonunu zimmetine geçirmek için sahte aile kuran birine

kasanın anahtarını teslim etmişsiniz!

Hiçbir fikrimiz yoktu.

Safça onu övüp durduk, bir de "Başkan Park" dedik.

Özür dileriz.

Gerçekten hiç bilmiyorduk.

Mühür ve hesap yönetimi bizzat Başkan Park'taydı.

Mazeret mi bu?

Gelecek ay temizlik şirketine bile ödeme yapamayacağız.

Sitenin dönmesi için

hane başı yaklaşık 1,82 milyon won

ek aidat toplamak zorundayız.

Ne? 1,82 milyon mu?

Dalga mı geçiyorsunuz siz?

Park Hae-kang'ın cebine indirdiği parayı niye ben ödüyorum?

Beş kuruş vermem!

Şu an sorun o 1,82 milyon won değil!

Kreş çürük inşaat yüzünden kapandı,

aidatlar kontrolden çıktı ve bakım fonu da buhar olup gitti.

Duyulacak olursa

ev fiyatlarımız çakılır!

Sitemiz bir gecede yerle bir olabilir.

O dolandırıcı ailenin mal varlıklarını dondurmalı,

elektrik ve sularını kesmeliyiz!

Sizce gerçekten dolandırıldık mı?

Ben de inanamıyorum.

Sorun adamın tipi.

Hiç dolandırıcı tipi yok.

Çok da iyi rol yapmış.

Tipini falan boş ver.

Paralarımızı zimmetine geçiren

bir dolandırıcı o.

Vay be.

Hiç vefa duygunuz yok.

Ona bu şekilde davranmamalısınız.

Unuttunuz mu? Kreş meselesinde kim elini taşın altına koydu?

Hepsi bu da değil.

Peki ya kargolarla ısınma faturaları için yaptıkları?

Ya bu?

Bankadaki fotoğrafı ortada.

Artık neye inanacağımızı şaşırdık.

Kolay. Paraya bakmak lazım.

17,8 milyar won az para değil.

O kadar parayı gerçekten çaldıysa neden burada kalıp

canla başla çalışsın ki?

Bir mantığı var mı?

17,8 milyarı zimmetine geçirmiş olsaydı

kimliğini değiştirip

çoktan yurt dışına kaçmaz mıydı?

Doğru diyorsun.

Park Hae-kang'ın dolandırıcılığından önce

şu 17,8 milyar won'un peşine düşmeliyiz.

Genç anneler, biraz kafanızı çalıştırsanıza.

Zor iş.

Tanrım.

KİRACILAR KOMİTESİ BAŞKAN JANG SUK-JIN

17,8 milyarı iç eden birinin yüzü nasıl böyle olabilir?

Asıl soyulup soğana çevrilmiş olan o gibi duruyor.

PARK HAE-KANG'IN YOLSUZLUĞU

Yemin ederim ki

tek bir kuruş haksız kazanç elde etmedim.

Her türlü soruşturmada

iş birliği yapacağıma söz veriyorum.

Son olarak tüm True Value sakinlerinden

içtenlikle özür dilerim.

Kestik! Tamam!

Aferin.

Bay Choi,

geçen sefer Başkan Seo'yu gördün.

Ortadan kaybolmak

temiz ve zahmetsizdir.

Ceset yoksa kanıt da olmaz.

Yalnızca ailelerine

bir parça umut kalır.

Başkan Seo'nun başına gelenleri biliyorsun, değil mi?

Evet.

Ne isterseniz yaparım efendim.

Sana güveniyorum.

Yaşamam lazım.

Önce hayatta kalmalıyım.

Bay Choi.

Ne?

Nereye?

Acil bir işim var.

Acaba

kaçıyor olabilir misiniz?

Kaçmak mı? Hayır, gitmem gerek…

Konuşalım.

Doğru mu,

Başkan Park bakım fonunu zimmetine mi geçirdi?

Geçirmedi. Başkan Seo yaptı, değil mi?

Başkan Seo'yla fonu iç ettiniz, değil mi?

Değil mi?

- Bırak beni. - Sakın ha.

Derdin ne senin?

Yakalayın!

Yakalayın şu hırsızı!

Taksi! Dur!

Taksi!

Sürün! Hadi.

Nereye gideceksiniz?

Beyefendi?

Saklan, saklan

Ne?

Hey, iyi ki gördüm sizi!

Alın şunu. İyi ki gördüm.

Yakalayın şu pisliği!

More Turkish subtitles for The Apartment Job

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left