Sugar

Sugar

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

സീസൺ 1

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Sugar 2024 S01E03 Shibuya Crossing 2160p ATVP WEB-DL DDP5 1 HDR H 265-NTb
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne

ടാഗുകൾ

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
HD
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-04-27
ഡൗൺലോഡുകൾ: 54
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

İyi uyuyamıyordum.

Kâbuslar.

Bugünlerde tek olduğumu sanmam.

Gerçi Wiley dinlenmiş görünüyor.

- Alo. - Günaydın.

Günaydın. Her şey yolunda mı?

Evet, kontrol etmek ve günaydın demek için aradım.

Teşekkürler. Günaydın.

- Köpeğin nasıl? - O benim köpeğim değil, tamam mı?

Sıradan bir köpek. Uykusunda horlayıp tekme atan bir köpek.

Yani o... Maalesef...

Neydi o kelime?

Unhaltbar? Okungaphatheki?

Tahammül edilemez.

Evet. O, tahammül edilemez bir köpek.

İşe koyulsam iyi olacak.

Ama bir şey duydun mu diye merak ettim.

- Siegel'ların kızıyla mı ilgili? - Evet.

Dört saat önceki aramandan beri mi?

Hayır, bu taraftan bir şey çıkmadı.

Tamam. Güzel. Sonra konuşuruz. Sağ ol...

Tekrar söyleyeceğim Sugar. Bu vakanın sende olması hoşuma gitmiyor.

Biliyorum.

Neden sürekli böyle diyor? Endişesinin sebebi ne?

Uyuşturucu ve kâbusların dışında...

Bazen de elim titriyor...

Ama iyiyim.

Kaliforniya'da bir başka güzel gün.

Selam, seni çok aradım.

Üzgünüm uykum vardı, telefonumu kapattım. Sorun nedir?

Dün gece bir adam...

Pardon. Kahvaltı hazırlıyorum. Bir adam geldi,

- Carmen'la seni sordu. - Siktir.

Bir şey demedim, aptala yattım. "Ablam ve işleri hakkında

- ne biliyorum ki?" Değil mi? - Tamam.

Bana inandıklarını sanmıyorum.

Rahatsız ettim, pardon ama çocuklarım burada ve bu herif beni korkuttu.

- Sorun yok. Geliyorum. - Tamam.

Cidden mi?

İsteyerek olmadı.

Bravo sana Teresa. Süperdin.

Selam. iyi misin?

Çok üzgünüm ama seçeneğim yoktu.

İşte burada. Nihayet. Melanie Matthews.

Charlie çalışmayı sevdiğim eski bir dostum.

Evet.

Bir sivil ama ona güveniyorum.

Duştaydım.

Ne oldu?

Nerede?

Tamam. Geliyorum.

Şu anda Melanie Matthews'u izliyor.

Olivia'nın kaybolmasında Melanie'nin parmağı olduğunu sandığımdan değil.

Ama dün onunla konuştuktan sonra anladım ki

anlattığından fazlasını biliyor.

- Sugar'ın köpeği mi var? - Selam Charlie.

Benim değil. Ne zamandır içeride?

8,5 dakikadır.

Nasıldı? Nasıl görünüyordu?

Bilmiyorum Suge. Arabasıyla bir yerden bir yere giden bir kadına benziyordu.

- Sence Olivia Siegel içeride mi? - İçeride kim var bilmiyorum Charlie.

Şu yepyeni F-150 kamyoneti gördün mü?

- Evet. - Çok güzel, değil mi?

Böyle bir mahalle için çok güzel.

Yolun karşısındakini gördün mü? Aynı F-150.

Önde oturan ürkünç tipi gördün mü?

Müzik dinlemiyor. Telefonda değil. Gözleri açık.

Evet, çalışıyor.

Hoşuma gitmedi.

Gidip bakacağım.

On dakikada dönmezsem...

Anladım. Plakalarını Ruby'ye ulaştıracağım.

Tamam.

Tekrar ediyorum, hiçbir fikrim yok.

- Tabii. - Ama dostun Clifford

puştun teki, karısını dövüyor ve gördüğüm kadarıyla

Teresa'nın kız kardeşinin cinayetinin baş şüphelisi olduğundan

nerede olduğunu bilmeseydim,

sen bana sormadan çok önce polislere konuşurdum.

Bence yalan söylüyorsun.

Cidden bilmiyorum.

Tanrım, ben... Farklı bir şey deneyelim.

Vasquez. Carmen'daki gibi.

Kahvaltıcı, şeyi getirsene...

Olivia, Carmen Vasquez'le,

Clifford Carter'la, Melanie'yle bağlantılı...

Hayır, seni duydum. Kesinlikle kafama yattı. Bu...

Mantık kısmı kafama yattı

ama mantık dışı, içgüdüsel düzeyde...

...yukarıdaki kişiyle bağlantılı

- yani... - Siktir.

Şimdi olmaz. Gitmem lazım.

Şimdi olmaz.

Bence yalan söylüyorsun ama kesin emin değilim

çünkü bazı mantıklı şeyler söyledin.

O yüzden arkadaşın Teresa'nın elini bu blender'ın içine koyacağız...

Şimdi olmaz.

- ...onu çalıştırıp... - Ne?

- ...ne olacağını göreceğiz. - Ne?

Çığlık atacaksın elbette. Biliyoruz.

- Çocuklar çığlığını duyup... - Yapmayın.

...ağlamaya başlayacak.

- Ama sen ne yapacaksın? - Lütfen durun.

O zaman Cliff'le ilgili ne diyeceksin?

Esas merak ettiğim o.

Hadi.

Bakalım.

- Hayır! Lütfen! - Tamam! Söyleyeceğim!

- Biliyorum. - Hayır!

Kesin!

Kapıyı aç Teresa!

Kapıyı aç Teresa!

İçeride olduğunu biliyorum Teresa. Kapıyı aç. Hadi.

Ne kadar çok, o kadar iyi.

Hadi Teresa.

Bunu konuşmuştuk Teresa. Aradığımda açacaksın.

Kapı benim suçum. İçecek yapıyorduk.

Kim bu adamlar?

Sen kimsin dostum?

Dostun değilim. Adliye memuruyum. Teresa Vasquez de şartlı tahliye mahkûmum.

Onun sorumlusu musun?

Burası çok dağınık. Ne yapacaksın?

Bir saat sonra Çocuk Koruma Hizmetlerinden gelecekler, unuttun mu?

Randevun olduğunu unuttun. Şimdi de şeyi... Harika.

Tamam. Herkes dışarı. Hadi. Dışarı. Sen. Sen. Hepiniz dışarı.

Sen kal, toparlanmasına yardım et. Çık!

Kimlik kontrolü yapıp başka şartlı tahliye ihlali var mı diye bakacağım.

Defolun! Hadi! Dışarı dostum! Hadi!

Hayır. Hayır ahbap.

Ne "Hayır"ı? Defol!

O takım? O saat? Hayır.

Gerçek bir şartlı tahliye memuru hayatı boyunca çalışsa onları alamaz.

Takımı beğendin mi?

Gerçekten kim olduğunu söylesene.

Tuhaf bir şekilde çekici geliyor. Ama acaba onun yerine...

Ne var?

Bu Charlie.

Ne?

Bu ne be?

Benimle geliyorsunuz.

- Onlar bir yere gitmiyor. - Tamam.

Kalın.

- Çocukları al. - Neler oluyor Sugar?

Aynen öyle.

Bu kamyonete annenmiş gibi göz kulak ol demiştim.

Biliyorum...

Siktir.

- Sağ ol. - Pekâlâ.

- Tamam. Götür onları buradan Charlie. - Tamam. Köpek ne olacak?

Patron.

Dümenmiş.

Manny'yi ara.

Açmıyor.

- Tamam. Gitmeliyiz. - Ne?

Gitmeliyiz.

Beni takip ettiğine inanamıyorum.

Hadi. Bin. Aferin oğluma.

Sorun yok. Tuttum seni.

Merhaba yabancı. Bu ne hoş sürpriz.

Umarım böyle gelmemin sakıncası yoktur.

Habersizce falan.

Hayır, hiç yok.

Gelmek ister misin?

Bana bir iyilik lazım.

Tabii ki öyle.

John Steven Sugar, 2 Eylül 1976'da Ohio, Chagrin Falls'da doğmuş.

İki kardeşmiş. Babası elektrikçi.

John 12 yaşındayken ölmüş. Annesi emekli öğretmen.

Bakalım. Zeki çocukmuş.

Devlet okulunda notları iyiymiş.

Vassar'da sınıf birincisiymiş. Ondan sonra... Burası ilginçleşiyor...

Monterey'de DLI'a yazılmış.

Ordunun dil okulu. Çok yoğun bir eğitim programı.

Rusça, İspanyolca, Urduca falan.

Öğrenmesi yıllar süren şeyleri birkaç haftada öğreniyorlar.

Hadi canım.

- Buraya kim gidiyor? - Bir sürü insan.

Subaylar, geleceğin Dış İşleri Bakanlığı memurları,

- geleceğin yabancı diplomatları. - Geleceğin casusları?

Evet. Kim bu adam Kenny?

Araştırmaya devam et.

Sana bir şey olmamasına sevindim.

Yaralanmamana sevindim.

Neler olduğunu anlatmalısın.

Neden oradaydın? Teresa'yı nereden tanıyorsun?

Bir sığınma evinde gönüllü çalışıyorum.

Kadınlara, kötü ilişkilerinden kurtulmaları için yardımcı oluyorum.

Uzun zaman önce Teresa'ya kâbus kocasından kurtulmasında yardım etmiştim.

Sonra da bir ay önce kız kardeşi Carmen beni aradı.

İkisi de harika kadınlar ama boktan erkeklere denk gelmişler.

Olivia o zaman bana yardım ediyordu. Buna bayılıyordu.

Bana olduğu gibi onun da kafasının rahatlamasını sağladı.

İnsanı sorunlarından ve saçmalıklardan uzaklaştırıyor...

Carmen'ı çok sevdi. Yakınlaştılar.

Bu süreçte Olivia uyuşturucu kullanmıyor muydu? O...

Temizdi.

Ta ki...

...ne? O zaman ne oldu? Yani bir şey olmuştur.

O gece beni Carmen'ın evinden aradı.

Çok korkmuştu.

More Turkish subtitles for Sugar

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left