ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Oğlum, yedi saate Paris'e uçacaksın!
Niye kızın verdiği bütün hediyelerle kartları yakıyorsun?
Yanındayken zaman uçup gidiyor Varun.
Sonsuza dek yanımda kal.
Başka hiçbir kız seni bu tişörtle görmeyecek, tamam mı?
Çok yakışıklı oluyorsun.
Ben de senin parfümünü kullanacağım.
Böylece hep yanımda olacaksın.
Eşyaları niye yakıyorsun?
Çünkü yakılması lazım.
Ona baktığım her ana,
gözlerinin derinlerinde hissettiğim her duyguya,
hep benim olacağına,
evlenip çocuk yapacağımıza,
aile kuracağımıza inandığıma
lanet olsun!
Bunların hepsinin yanması lazım.
Hey.
Kızlar böyledir.
Böyle kaç aşk hikâyesi gördük.
Değil mi?
Varun!
Bu devirde kızlar böyle.
- Bu dediğin hep oluyor. - Başlarım öyle işe!
Niye böyle oluyor?
Kızlardan beklenir,
bize olanlara göğüs germek düşer ne demek?
Kızları bir daha savun, seni de diri diri yakarım!
Zaten kabahat bizde.
Kalbimizi kıracaklarını bildiğimiz hâlde peşlerinden koşuyoruz.
Utanma yok bizde!
Kontrol elimizde değil ki!
Güzel kız gördüğümüz an elimiz ayağımız dolanıyor.
Salyamız akıyor.
Sadece dış güzellik yetmez.
Önemli olan kalp güzelliği.
Beynimizle düşünmemiz lazım, değil mi?
Niye kalbimizin her şeyi mahvetmesine izin veriyoruz?
Zaten,
gençlikte
insanın gözüne eşek bile güzel görünüyor!
O sanıyor ki, kalbimi kırmak yanına kâr kalacak,
ben de evde oturup ayran içeceğim, ha?
Yok öyle! Kinci bir yılan olacağım.
Tamam.
Bugünden itibaren
bir karar verelim.
Kimi seveceğimiz, ne kadar seveceğimiz,
sevgimizi nasıl göstereceğimiz
bizim elimizde olmalı.
Tamam mı?
Güzellik uğruna dizlerimizin bağının çözüldüğü günler
artık geride kaldı.
Kabahatim olmamasına rağmen kalbimi kırdı.
Hey!
Beni yetim bıraktın.
Gıkım çıkmadı.
Okudum, kendi kendimin ana babası oldum, hayatta istediğim her şeyi kendim yaptım.
Sana tek kelime etmedim.
Bana hiçbir şey bahşetmedin.
Ama elimdekini alıp beni kalbi kırık bırakmana
göz yummam!
Kabahatim olmamasına rağmen kalbimi kırıp gitti!
Geri dönüp peşimde kuyruk sallayana dek sana rahat yüzü yok!
- Kızlarla uğraşma oğlum. - Hey!
Östrojenle egoist olunuyorsa sen bir de testosteronu gör.
Bu Varun. Çocukluk arkadaşım.
Beynimizin yüzde altıyla yedisini kullandığımızı söylerler.
Varun kalbi kırıldığından beri
beyninin yüzde 10 ile 12'sini kullanıyor.
Deli geliyor.
Dışarıdan bakana da deli gibi görünüyor.
Millet, geldi!
Ve bu doğru.
Tek arzusu evlenmek, aile kurmak ve mutlu bir hayat sürmek.
Kulağa basit gelse de
bu onun için imkânsız.
Evliliği kurtaracaksa bin yalan revadır, derler.
Ama Varun dürüstlüğüyle bilinir.
Bu manyak yetim olduğundan,
aile kurmak için yapmayacağı şey yoktur.
Tanrım! Geldi!
Kahvaltı niyetine başımızın etini yemeye bayılır.
- Günaydın. - Günaydın Şef.
Bu nedir?
Restoranın geçen ayki performans değerlendirmesi.
Niye bilmiyormuş gibi davranıyorsun?
- Günaydın Abhi. - Günaydın Varun.
Geçen ay restoranımızın performansı yüzde 87'ymiş.
Bu ay yüzde 85'e düşmüş.
Müşterilerimizin yüzde ikisini kaybetme sebebimizi size söyleyeyim.
Profesyonel olmamak, tutarsızlık
ve her şeyi hafife alma alışkanlığı.
Bayan Parvathy. Karşılama.
Müşteriyi masasına götürmek senin vazifen.
Ama sen ne yapıyorsun?
Erkek arkadaşınla telefondayken.
"Düz devam edin efendim. Masanız solda" diyorsun.
Gerisi umurunda değil.
Senin işe gelme amacın bizi öldürmek mi?
Evlen de rahat et.
Arada spora git, vücudunu da şekillendirirsin.
Kovuldun.
Bay John.
- Tanrı'ya şükürler olsun! - Temizlik!
Müşteri kalktığında yeni misafire masayı hazırlamak için
tam iki buçuk dakikan var.
Aheste geçirecek 10 dakikan yok.
Burası lüks hizmet sunan bir yer. Kovuldun.
Divya.
Senin gibi öneriyle gelen çalışanların sorunu bu Divya.
Küçük barlar senden daha iyi omlet yapıyor.
Mesele tabağı saçma sapan, gereksiz şeylerle süslemek değil.
Yemek lezzetli olacak.
Hâlâ restoran açma hayalin var mı?
- Evet, Şef. - Yemeklerini kim yiyecek?
Senden başka kim yiyecek?
Ben söyleyeyim, hiçbiriniz özel değilsiniz.
Önemli olan işinizi özenle yapmanız.
İşinizi düzgün yapmayı öğrenin yoksa yapacak birilerini bulurum.
- Anlaşıldı mı? - Evet, Şef!
Tamam mı?
Evet, Şef!
Çıkın!
Mutfak dediğin savaş alanıdır.
Çarpışmayı kaybedebilirsiniz ama savaşı asla.
Yaşamak mı istiyorsunuz? Harekete devam!
Kardeşim. Gel bakayım.
Her patron sert olup hizmetkârı kovmayı hayal eder.
Ama Tanrı korusun, hizmetkâr istifa ederse
patron ayvayı yer.
Restoranda masa temizleyen çalışanla
restoran sahibi aynı tutkuya sahip olamaz.
Çalışanların eşleri, çocukları, aileleri var.
Sen yetimsin.
Senin tek işin bu.
Ama onlar için bu sadece bir iş.
Amma gıcıksın.
Bana yetim mi dedin?
Bana yetim dedin.
Gel. Dur kardeşim. Kızmak yok.
Öfkeni buradan hissediyorum.
Bu yaşlarda normal.
Ama çözümüm var.
Hey!
Parayla seks yapmam.
Çözüm tek gecelik ilişki değil.
Çözüm evlilik.
Bu hafta için birkaç görüşme ayarladım. Kızlarla bir tanış.
Piyasayı bir incelersin.
Gözünü açtığın gibi insanları kovuyorsun. Sonra geri dönsünler diye yalvarıyorum.
- Dediğini duydum. - Duy diye söyledim.
Git kızlarla tanış.
Merhaba. Ben Varun.
- Namaste. - Oh. Namaste.
Kahve? Çay?
Yok.
Bugün perşembe.
Lord Sai Baba için oruçluyum.
Vay!
Peki. Evlilik hakkında ne düşünüyorsun?
Çocukluğumdan beri evlilik hayali kuruyorum.
Evlilik benim özgürlük biletim.
Evlenince ailemi bırakıp taşınacağım.
Şimdi anladım.
Demek sigara içiyorsun?
Ne var yani? Bir tek erkekler mi sigara içebilir?
Kızlar içemez mi?
Kadınla erkek eşittir. Söyle!
Kadınla erkek eşittir. Söyle!
- Tamam, tamam. - Söyle. Söyle.
Kadınla erkek eşittir.
- Peki, çocuk ve aile? - Niye?
Niye kadınlar doğuruyor? Niye sen doğurmuyorsun?
Sen doğursana!
Dokuz ay boyunca o ızdırabı sen çek!
Tamam.
Peki. Sakin ol.
Varsha, sadede geleceğim.
Evlenirsek
anne babanla aynı evde yaşayacağız, değil mi?
Aslına bakarsan
ben ailemle yaşamıyorum.
Yaklaşık altı yedi ay önce erkek olabileceğimden şüphelendim.
Bu yüzden beni evden kovdular.
Bir anda
tıraş olasım geldi.
Tütün çiğnemek istedim.
Yolda kavga çıkınca millete vurmak istiyordum.
Ağzımla bira açmak falan!
Şu anda erkek gibi mi, yoksa kadın gibi mi hissediyorsun?
- Şu anda kadın gibiyim. - Peki.
Bunun mümkün olduğunu…
Seninle evlenirsem ailem beni kabul edecek.
Beni bunun için kullanacaksın?
Peki.
Lanet Abhi!
Ne kızıyorsun? Daha üç kızla tanıştın.
Tanışmaya devam edersen illa biri…
Hayatımı mahveder, evet.
No comments yet. Be the first to leave one.