Quartet

Quartet

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

quartet 1981 1080p bluray x264-gazer
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne
MUBI

ടാഗുകൾ

other
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-02-25
ഡൗൺലോഡുകൾ: 24
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Cuma günü öğlen üçten sonra

Lyon'dan gelecek iki kişi ayrıldı.

- Anladım. - İyi akşamlar Bayan Hautchamp.

- Posta geldi mi? - Odanıza verildi.

Teşekkür ederim.

Bay Zelli ile gerçekten evliler mi merak ediyorum.

Kirayı ödesinler yeter, niye kafaya takıyorsun?

Mado, şuna baksana.

Napolyon'un.

- Napolyon'un mu? - Evet, Napolyon'un kılıcı.

"Abukir'in kahramanı Napolyon Bonapart'a

teslimiyetimizin, saygımızın ve hürmetimizin nişanesi olarak.

Murad Bey."

Kılıçlarından biridir herhalde.

Bir sürü kılıcı vardır.

Napolyon gibi bir adamın kesin vardır.

Stephan?

Evet?

O kılıcı nereden buldun?

De Coligny isminde bir Fransız'dan. Ailesine aitmiş.

- Neden satıyorlar peki? - Paraya ihtiyaçları var da ondan.

Herkesin paraya ihtiyacı vardır. Sen de biliyorsun.

Ben de biliyorum.

Ama müzeye vermesi gerekmez mi?

Gizlice satmak zorunda.

Amcası ile annesi satmasını istemiyor.

Bilseler onu durdururlar.

Annesinin rızası olmadan satmaya hakkı yoktur muhtemelen.

Annesine söz düşmez.

Kılıcı ne yapacaksın?

Amerika'ya göndereceğim.

Ama bunu yapmak yasadışı.

Bugün Jean Veron'un vitrininde bir elbise gördüm.

Şeftali rengi gibi.

Kayısı da denilebilir.

- Sana yakışır. - Gerçekten mi?

Fazla solgun değil miyim sence?

- Güçlü renkleri kaldıramazsın sen. - Muhtemelen haklısın.

Siyah dışında. Siyahı sana yakıştırıyorum.

Siyah ipek elbisemi giyince. Çok şık değil mi?

Küçük bir rahibe gibi oluyorsun onu giyince.

O elbiseye uyacak beyaz dantelli gerdanlık almalıyız sana.

Yumurta, fırında tarhun. Montespan çorbası.

Biber soslu jambon fileto.

Tours'dan çömlekte et. Rus çerezleri.

İşte geldin Anna.

Lola, Select'te. Az sonra gelir.

Fransızların tabiriyle "havamda değilim" bugün.

Ne yapacağız şimdi?

Erkeklerin mi kadınların mı daha kötü olduğuna karar vermeye çalışıyorum.

- Siparişe hazır değil miyiz? - Kadınlar daha kötü.

Fırsat verirsen canını okurlar.

Bu kadar depresif olma canım.

H.J, Lefranc'ı çağır. Sipariş vermeye hazırız.

Bay Lefranc.

Teşekkürler.

Cri-Cri beni nasıl görmezden geldi, gördün mü H.J?

Daha cumartesi günü partime gelmişti bir de.

Kafaya takma canım. Şu anın tadını çıkarıyor.

Ressamı onu kapının önüne koyana kadar.

Kendine has bir karakter. Cins biri.

Şimdilik anın tadını çıkarıyorlar, yakında ikisini birlikte göremeyeceğiz.

- Marya. - Merhaba.

Küçük Zelli kızına da bakın.

Yarın da gelemez misin?

Keşke gelsen. Seninle konuşmak istiyorum.

Gelemem. Kocamla buluşacağım.

Nereli? Bilen var mı?

Uzak ve egzotik bir yer olması lazım.

Martinik olabilir mi?

Her neyse, annesi Batı Hintli galiba.

- Kreol yani. - Kreol ne demek?

Tavuk pişirme yöntemi sanıyordum ben.

Heidler'ları tanıyorsun değil mi?

Fazla değil.

- Tanımaman daha iyi. - Neden?

Aklında bir şey varsa söylemeni istiyorum.

Olayın tüm detaylarını bilmiyorum ama

Heidler'ın intihar eden bir kızla ilişkisi varmış.

İntihardan sonra Heidler sinir krizi geçirince

karısı onu Mallorca'ya götürmüş.

Bayan Heidler ressam sanırım.

Bu bölgede resimle uğraşan yüzlerce kadın olduğunu düşünmek korkunç, değil mi?

Çpk zarif birisi.

Sana modellik yapmasını teklif etmelisin Lois.

- Ne iş yapıyor? - Çok önemli biri.

Buluşlar yapıyor. Gençlere yardım ediyor.

Doğuştan yetenekli.

Parasının çok olmasının da başarısında payı var tabii.

Canları çıkana kadar çalışıyorlar.

Bir şey yapmasına gerek yok. Hizmetçilere ödeme yapmasına gerek yok.

Gelsene.

Öyle şeylerden hiç hazzetmem. Astral beden zırvalarından.

Astral bedenler felsefedir.

Bizi ihmal ettin.

Paris'te İngilizlerden kaçmak istiyorsun.

Jambon.

H.J ile ikimiz seninle aynı fikirdeyiz.

Paris'te sadece Anglo-Amerikanları göreceksen

burada olmanın ne anlamı var ki?

Kocan Fransız'dır muhakkak, öyle değil mi?

Polonyalı.

- Peki... - Sanat taciri.

Satış yapmak isteyen Fransızlar ile yabancılar arasında aracılık yapıyor.

Genelde yabancılar satın alıyor.

Fransızlar ne satıyor peki?

Resimler, kürk mantolar...

Madam du Barry'nin dua rahlesi. Aklına ne gelirse.

H.J ile ikimiz, yemek yemenin hayattaki en büyük zevk olduğuna kanaat getirdik.

Öyle değil mi H.J?

Öyle ama değil mi?

İnsanı daima memnun eden ender zevklerden biri.

Peki ya müzik?

Peki ya seks? Cidden, seks ne olacak?

Niye hepiniz seksi unuttunuz?

Ne?

- İyi akşamlar Bayan Hautchamp. - İyi akşamlar.

Vaktiniz varsa sizinle bir konuyu konuşmak istiyorum.

Eşim geldi mi?

Edouard, Bayan Zelli'ye yer göster.

Kocanız bu akşam gelemeyecek.

Aradı mı? Restoranda onu bekledim.

Yaklaşık bir saat önce tutuklandı.

Bir müfettiş ve polis onu aramak için buraya geldiler.

Bu günlerde en ufak bir şey için tutukluyorlar.

Kafalarına esince.

Paris'te Bolşeviklerin komplo kurduğunu düşünüyorlar.

Çok saçma.

Bir şey söylemedi mi?

Gitmeden önce bir şey söylemedi mi?

Kocanız size mektup bırakmak istedi ama müfettiş müsaade etmedi.

Gerçekten mi?

Herkes için tatsız bir olay.

Ama bir hata olmalı.

Öyle olmalı.

Hiç kimse bu tür olaylarla dahil olmayı istemez.

Herkesi tutukluyorlar.

Suçlular hariç.

Hanımefendi.

Bir yanlışlık olmalı.

O kadar emin olmazdım.

Böyle insanlar beladan uzak durmaz.

Zelli denen kızın kocası hapse atılmış.

Bir yıl.

Çıkınca da Fransa'dan sınır dışı edilecekmiş.

Bay Stephan Zelli, Paris hafif suçlar mahkemesince

kaçakçılık ve çalıntı sanat eserleri bulundurma suçundan

bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Diğer bir deyişle, hırsızlıktan.

Yine de ona acıyorum.

Başına gelenleri anlayabiliyorum.

Onun gibi kızların gözünü kolayca boyuyorlar.

Onun için bir şeyler yapmalıyız.

Zavallı kızcağız.

Aklından ne geçiyor?

Onu boş odaya yerleştirebiliriz.

Parasız kalmıştır.

Ama hiç tanımıyoruz ki. Nereli olduğunu bile bilmiyoruz.

Batı Hint Adaları'nda, Martinik veya o tarz bir yerde

doğduğunu söylüyor

İyi bir şey mi dedin kötü bir şey mi?

İyi ya da kötü demiyorum. Gerçeği söylüyorum sadece.

Kocasının hapiste olması dışında hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.

Gerçek bu.

Bu seviyesizlikte bir tartışmaya girmeyeceğim.

Bence yine canın sıkılmaya başladı.

Bu yüzden ne pahasına olursa olsun biririlerine evini açmak istiyorsun.

Tek niyetin beni susturup, kısıtlamak ve uysal bir kocaya dönüştürmek.

- Sanki bunu yapmaya gücü yetecek biri var da. - Böyle yaşamayacağım!

İnsanlara fazla iyilik yapmaktan fayda gelmez H...

- Beni mi çağırdınız efendim? - Hayır, çağırmadım.

Teşekkürler Annie. Gidebilirsiniz.

Fazla iyilikten fayda gelmez.

Sen de biliyorsun H.J.

Şimdiye kadar boş odamızı açmak dışında hiçbir şey yapmadık.

Kibarlık yaptığımız o tiplerin başımıza ne belalar açtığını bilmiyor musun?

Kimseye kibarlık yapmakla ilgilenmiyorum.

Onlarla ilgileniyorum ben.

Karakterleriyle.

Yaşam biçimleriyle.

Borsacının biriyle evlenip South Kensington'da kalmalıydın.

Haksızlık yapıyorsun H.J.

Sadece senin iyiliğini düşündüğümü gayet iyi biliyorsun.

Kendimizi zor durumların içinde bulmak istemiyorum.

Kendini dışa kapatmanın kadar tehlikeli olduğunu farkında değil misin?

Korkmanın...

Yalnızca geçmişteki tatsız bir deneyim yüzünden korkmanın.

Oda küçük ama idare edecek.

Zelli. Polonyalı adam mı?

Diğerlerini takip edin, orada.

Zelli, ziyaretçi odasına!

Hadi, çabuk olun.

Sıraya geç. Kaynak yapma.

Merhaba Mado.

Canım sevgilim.

Nasıl bir talihsizlik bu?

Mado, dinle.

Bu olayın en kötü yanı hiç param yokken başıma gelmesi oldu.

Ne yaparsın sen şimdi? Senin çok endişeleniyorum.

Bir şekilde idare ederim.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left