Infested

Infested (Vermines)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Infested (2023) [1080p] [WEBRip] [5 1] [YTS MX]
കമന്ററി എഴുതിയത് VaeVictis555

ടാഗുകൾ

webdl
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-05-23
ഡൗൺലോഡുകൾ: 90
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Infested (2023)

Çeviri: VaeVictis555

Hepsi bu kadar mı?

Ne demek, "hepsi"? Bu Dubai'den.

Oradaki tüm piliçler bunu giyer.

Bu mu Dubai'den?

Bunun gibi plastik boklar mı giyiyorlar?

Saçmalama, kanka.

- Bana gerçek bir şeyler göster. - Gerçek ya da sahte yok.

Hepsi burada işte. Eğer istemiyorsan, bas git.

Vaktim yok. İşte.

Sakladığın mallar olduğunu biliyorum.

Ali, biraz mücevhere ihtiyacım var.

Güzel bir şeye. 16 yaşında biriyle çıkmıyorum.

Dua et kıçına kırbaç atmıyorum.

Benim malları alıp geri satan sizin gibi herifleri bilirim.

Paranoyak olma. Bunu konuşmuştuk.

Artık ayakkabı satıyorum.

Dolabım onlarla dolu.

Bunca yolu geldim, ki bana iyi mallarını gösteresin diye.

- Hediye için lazım. - Hediye mi?

Yemin eder misin?

Ben asla yemin etmem.

Güven bana.

Bana güvenebilirsin. Ben öyle rastgele biri değilim.

Şanslısın ki seni severim.

- Bilmukabele. - Hadi gel.

İşte böyle olmalısın, Ali.

Buraya bir sürü insan gönderiyorum, biliyor musun? "Gidin ve adamım Ali'yi görün."

Bir kıyağı hak ediyorum.

Diyorum ki: "Eğer Ali'nin mekana giderseniz,

sizi Kaleb gönderdi deyin." Asla söylemiyorlar.

Ne?

Vay canına...

Tüm bunlar ne?

Hayvanlarla ilgilenir misin?

Elbette tüm bu şeylerle ilgileniyorum.

- Bunu satıyor musun? - Her şeyi satıyorum.

Ali Express! İlk önce ben vardım!

Benim ismimi çaldıklarından eminim.

Vay, manyak görünüyor!

Dikkatli ol.

Evet, biliyorum. Bir sürüngen bahçesi açacaktım.

Sikimde değil. İşte, küpeler. 80 euro.

Ne puşt ama!

Evet, çok yiyor.

Fiyatı 50. İkisi 100'e, tamam mı?

Hareket etmiyor. Ölmüş bu.

Ne?

Saçmalık.

Hareket etmiyor.

Daha fazla alana ihtiyacı var.

Bak, iyi işte.

80.

100. evet mi hayır mı?

- Evet. - Tamam.

Yani, öde bakalım.

Dikkat et.

Evet, evet. Ben profesyonelim.

Zehirli olabilir bak, yeminle.

Sana yemin etme demiştim.

Keyfin bilir.

Seni eve götüreceğim.

Hadi gidelim.

Görüşürüz.

Beyler, bir el verin.

Size yardım edeyim, Bayan Zhao.

Hakladık seni!

Bana çantanı ver.

Hey!

Nedir bu? Ne yapıyorsun?

- Geri bas! - Siktir!

Terbiyeli ol!

Bana polisi oynama.

Polisi oynamam lazım. Sen pisliği oynuyorsun!

- Mekanı pisletme, sersem! - Pisletmiyorum.

- Sen değil miydin? - Zaten kirliydi.

- Bunu kim yaptı? - Bu onun işi.

- Bas git. - Bunun için ödeme yapıyoruz.

Ödüyorsun, değil mi?

Hadi be, Kaleb, çantamı ver.

El konulduğunu söyledik.

Defol git.

Maytap şakası mı? Seni velet!

Ahmak.

Üzgünüm, Bayan Zhao.

- Hep kırıyorsunuz, kirletiyorsunuz... - Ben değil.

Yardım etmeye çalışıyorum.

Elimden geleni yapıyorum.

- Siktir! - Gördün mü?

Dur!

Uza hadi.

Bu beni kızdırıyor.

Kapüşonlum mahvoldu.

Leş gibi kokuyor.

Lanet ışık!

Siktir!

Mathys...

Kimin bisikleti?

Ne?

Onları çaldın mı?

- Arka tarafta buldum. - Tanrı aşkına!

Sana mahalleden çalma demiştim.

Ödünç aldım. İnsanlar onları geri istemiyor.

Görüyorum ve alıyorum.

Daha onarmadılar mı?

Ne düşünüyorsun?

Bence onarmamışlar.

Lanet.

Siktir!

Mathys, şunları kendi yerine kilitle.

Beni bulaştırma!

Evet, haklısın, üzgünüm.

Yemin ederim onları geri vereceğim.

Yemin etme.

Söz veriyorum onları sahiplerine geri vereceğim.

Spor ayakkabılar için sana ihtiyacım var.

O yüzden, buna konsantre ol.

Odaklan!

Nelerimiz var?

Peki, elimizde

Aurélie: Air Force One var.

Evet. 8 numara.

Tamam, onları sipariş et.

Silvio: Yeezy 350.

- Hangi renk? - Susam, ama bu bir renk değil.

Elimde onlardan yok. Sonra bakarız.

Başka, Toumani var.

- TNs mi? - Evet, huyuna gitmeye çalışıyorum.

Gittikçe daha da agresifleşiyor.

İşte!

Lanet!

- Harika. - Nah harika.

- Kutu boku yemiş. - Ne?

Boku yemiş. Su çekmiş.

Kimin umurunda? Ayakkabıları istiyor, kutuyu değil.

Tavana kadar kutuları var.

Sorun o değil. Kaliteli iş yapmalıyız.

Her şeyin güzel ve temiz olmasını istiyorum.

Nokta.

Yani, bana yeni bir kutu bul ki onları alsın.

Kapüşonlun kadar mı temiz olsun?

- Kokuyor, kanka. - Kapa çeneni. Biliyorum.

Bıktım artık bundan.

Lanet!

- Annemin eşyaları hakkında ne dedim?? - Ne?

Onları böyle boktan kutulara koyma dedim.

Bunlar çöp değil.

Sen delisin.

Lanet!

Üzgünüm. O her şeyi mahvetmiş.

Tam bir baş ağrısı! Tamam, yakışıklı?

Herkes hala hayatta mı?

"Evet, Kaleb, sağolasın!" Rica ederim, çocuklar.

O çılgın kaltakla ben ilgileneceğim.

Bu güzel ve temiz.

Çocuklar, bakın size ne getirdim.

Sen ne güzel şeysin?

Sana Rihanna diyeceğim.

Çok güzelsin, güzelim.

Kıskanç olmayın, çocuklar.

Onu hoş karşılayın. Seni şimdilik buraya koyayım.

Bu güzel kutuya...

Çok kabasınız. Çok kaba.

Size güzel bir ev verdim.

Hepinize eşit davrandım. Ama saygı yok!

Dayan...

Devam et.

Şimdilik geçici.

Bu gece, sana 5 yıldızlı bir ev yapacağım.

Manon!

Neredesin?

Neden yine odamdaki her şeyi kapattın?

Sana söyledim. Nadir türlerim var. Neme ihtiyaçları var, sıcaklığa...

Konuş, bağırma.

Bunu yaparak onları öldürebilirsin.

Vaktim yok. Çekil.

Hayır. Dinle, bu önemli.

- Önemli mi? Senin böceklerin mi? - Evet.

- Çekil! - Hayır.

- Çekil! - Hayır. Senin derdin ne?

Elektrik bir servete mal oluyor.

Tamir işi de cabası.

O halde, tamir işini durdur!

Parayı alacağım, ben hallederim.

Neyi halledeceksin?

Bu mekanı.

- Yakında harika çiftler satacağım. - Bak.

Burayı satın almanı çok isterim ama meteliksizsin.

- Bekle... - 2 yıl!

Mekan parçalanıyor. Satmak zorundayız.

Satmayacağım. Asla!

Annemizin tüm anıları...

Unut artık, Tanrı aşkına.

Paraya ihtiyacın yok. Sadece yığmak istiyorsun.

- Başka yerde yap. - Tabi!

Para için çalışmaktan bıktım. Kendi işimi kurmak istiyorum.

- Kim olduğunu sanıyorsun? - Peki sen?

Sen kimsin?

Ezik. Kendine bir bak!

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left