Pig

Pig

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Pig 2021 1080p GBR BluRay Remux AVC DTS-HD MA 5 1-TeMPo
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne
BluTV altyazısıdır. Süre: 01:31:18 - https://linktr.ee/darkdefender

ടാഗുകൾ

bluray
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-06-05
ഡൗൺലോഡുകൾ: 67
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Hadi.

Al bakalım.

DOMUZ

"Birinci Bölüm Rustik Mantar Turtası"

Bir trüf mantarı ye kızım.

İyi buldun kızım.

Tanrım. Affedersin.

Hayır.

Hayır, siktir git.

Arabamdan uzak dur. Git, git. Hadi.

Hayır, hayır, benden de.

Ne haber ihtiyar?

Vay canına.

Güzelmiş.

Bu pislik bunu nasıl yapıyor bilmiyorum.

Bunu nasıl yapıyorsun?

Şu propanlı ve sıcak sulu kamp duşlarından birini...

...istemediğine emin misin?

Peki ya telefon?

Gelip seni ölü bulan kişi olmak istemiyorum.

Burada hayvanlar falan var.

Tamam.

Güzel.

Güzel sohbetti Rob.

Gelecek perşembe görüşürüz pislik.

"Robin İçin"

Çık.

Çıksana. Çık hadi, çık. Çık.

Sana sürpriz yapmak istiyorum.

Ben iyiyim.

Sadece çakallar. Yatağına dön kızım.

Sadece çakallar.

Evet, yatağa git.

İçeri gir! Gir! Hadi. Hadi!

Tuttum, tuttum.

- Bırak onu! - Aman Tanrım!

Hayır, hayır, hayır.

Yardımcı olabilir miyim?

Acaba...

Marge burada mı?

Marge 10 yıl önce öldü.

Telefonun var mı?

- Bir şey sipariş edecek misin? - Hayır.

Hadi gidelim. Hadi, hadi, hadi.

Teşekkür ederim. Seni pislik.

Vay be.

Acıttı mı?

Dinle dostum. Bu benim sorunum değil.

Sen kaynağını istiyorsun, ben de domuzumu.

Klasik besteciler, müziği biçimsel açıdan...

...en yüksek resim mükemmelliğine ulaştıran kişilerdir.

Bu nedenle klasik müziğin diğer tüm formlara üstün olduğu nokta...

...onun kalıcı gücüdür.

200 yıl önce de güzeldi, 200 yıl sonra da güzel kalacak.

Onda o kadar güçlü ve temel bir şey var ki...

Nasıl gidiyor Mac?

Mac.

Alıcıların buraya gelmesinden hoşlanmıyorum.

Evet, merhaba Mac. Üzgünüm. Ben sadece...

Sadece yeşil pikaplı çifti arıyoruz. - Turkuaz.

Kafanda kan var.

Birkaç haftadır ortalıkta yoklar.

Ne yaptılar? - Hiçbir şey.

Sadece küçük bir yanlış anlaşılma var, bunu çözmemiz lazım.

- Domuzumu aldılar. - Ne tür bir domuz?

- Trüf mantarı domuzu. - Orospu çocuğu!

Wicky, işi sen devral.

Wicky'ye bulaşan olursa parmaklarını kırarım.

Orospu çocukları!

Birlikte iş yaptığım insanlardan bazı şeyler beklerim.

Bence bu makul.

Evet. Bunu takdir ediyoruz Mac. Gerçekten takdir ediyoruz.

- Benim bölgemi kazıyordunuz. - Hayır, hayır. Yapar mıyız hiç?

Bu adam domuzunu aldığını söylüyor.

Bu, kaçak avlandığınız anlamına gelir.

Tamam. Dinle. Domuz artık bizde bile değil.

Yemin ederim ki... - Kimde?

Bilmiyorum.

Onu gördün mü?

Kimliğini sormadım herhalde, parası olan biriydi işte.

- Zengin mi? - O bize geldi.

Güzel bir araba kullanıyordu. Ne tür bir arabayla gelmişti?

Siyah. Cilalıydı.

Şehirli bir adamdı işte, bilmiyorum.

Sanırım buraya kadar. Yeni bir tane bulursun artık.

Onun yaptığını başka domuz yapamaz.

Bilmiyorum dostum. İyi bir eğitmen falan bulursun.

Ve ben asla onun kadar iyi olamayacak bir domuzu eğitirken...

...sen de sezonu kaçırırsın.

Beni şehre götür. - Ne?

Şehirli bir adam.

Ne yapacaksın, Portland'daki her lanet kapıyı çalacak mısın?

Bu sektörü bilen birini tanıyorum.

Tanıyor musun...

Seni lanet şehre götürmüyorum, tamam mı?

Orada iş yapıyorum ben.

Korkuyor musun?

Dinle, yaptığım her şeyin itibarıma etkisi var.

İnsanlar konuşur. - İnsanlar konuşur mu?

- Evet. - İnsanlar konuşur.

Bunu söylemeyi kes.

Bu arabayı seviyor musun? O gömleği seviyor musun?

Kapa çeneni.

Burası mı?

10 dolara ihtiyacım var.

Tabii ki vardır.

Bir domuz hakkında bir şey duydun mu?

Bir zamanlar adın insanlara bir şeyler ifade ederdi Robin ama...

...artık hiçbir değerin yok.

Sen artık yoksun.

Sen yoksun.

Onun gerçek adını biliyor musun?

Kapıyı aç.

O adamı nereden tanıyorsun?

Rob, onu nereden tanıyorsun?

Eskiden buralarda yaşıyordum.

O Edgar mıydı?

Edgar'ı nereden tanıyorsun?

- Saat kaç? - Ne?

Saatim yok.

Aman ne şaşırdım.

Saat 9:15.

Ne yapacağız? - 12:00'a kadar bekleyeceğiz.

Lanet olsun. Sen... Evet, git.

- Defol. - İçeri girmem gerek.

Tuvaletimiz yok.

Arkadaşımla dışarıda bir gece geçiriyorum.

Adımı söyleme.

- Amir? - Ona adımı söyleme aptal herif.

- Amir! - Lanet olsun.

Dave.

Ne haber dostum? Bu gece çalıştığını bilmiyordum.

Evet. Bu adam seninle mi?

Dinle, o babamın arkadaşı. Ona etrafı gezdiriyordum da.

- Neyse dostum. - O Budist.

Umurumda değil.

Nereye gittiğimizi biliyor musun? Rob!

Portland Otel'e gidiyoruz.

Ne? Ne oteli? Ne...

Portland Otel.

Bu şehri biliyorum. Portland Oteli diye bir yer yok.

Riske giriyorum burada.

Ve artık benim şehrimdeyiz, bu yüzden beni de her şeye dahil etmelisin.

Dahil olacak bir şey yok. Domuzumu bulacağız.

Bir şeye dahil olman gerekmiyor, sen sadece benim aracımsın.

Siktir git dostum.

Muhtemelen domuzunu siken evsiz bir pisliksin.

Senin saçmalıklarından o kadar sıkıldım ki!

O domuz olmadan benim için değerinin ne olduğunu biliyor musun?

Hiç. Sıfır!

O kulübede kriz geçireceksin ve bunu fark eden tek kişi ben olacağım.

Yani bana biraz saygı göstermeye ne dersin?

Ben domuzumu sikmem.

Siktir et. Ben gidiyorum.

Otel 50'li yıllarda yıkılmıştı.

Şimdi Pioneer Meydanı.

Ama alt bodrumu kapattılar, yani hepsi hâlâ parkın altında.

- Ne? - Artık Edgar'ın yeri.

İşte oraya gidiyoruz. Artık dahil oldun.

Bana yardım et.

Ne olursa olsun geride kal.

Bu ne anlama geliyor? "Ne olursa olsun."

Rob.

Burası tozlu.

Kapat onu. Gözlerin alışacaktır.

Edgar 30 yıldır restoran çalışanları arasında kavgalar düzenliyor.

İsminin bir değeri varsa yüksek teklif verirler.

Tek gördüğü bu.

Bunu nereden biliyorsun?

Kimsin sen?

10 saniye. Dennis'e 500 dolar.

Ve sırada...

Aman Tanrım.

Öldü mü?

Domuzumu arıyorum.

"İkinci Bölüm / Annemin Yumurtalı Ekmeği & Yapıbozum Deniz Tarağı"

Lanet olsun.

Üzgünüm. Çok sık yemek pişirmem.

Bu yeri biliyor musun?

Finway's'i mi? Evet, popüler bir yer.

Öğle yemeği için rezervasyon yaptırabilir misin?

Elbette. Tabii.

Ben çocukken...

...annemle babam randevu geceleri yapardı.

Çok sık değil tabii, babam gerçekten meşguldü.

Genellikle kavga edip birbirlerine bağırarak geri dönerlerdi.

Ve annem çok üzgün olurdu.

Ama bir gece...

...bu restorana gidip geri geldiklerinde...

...çok mutlu olduklarını hatırlıyorum.

Gülümsüyor, yemek ve şaraptan konuşuyorlardı.

Ve gerçekten çok sarhoştular.

Yıllarca o yemeği konuştular.

O ünlü şef ortadan kaybolduktan sonra bile.

Orası senin yerindi.

İnsanlar hâlâ bunun hakkında konuşuyor.

Muhtemelen annemi...

Ona ne oldu?

O...

Kendini öldürdü.

More Turkish subtitles for Pig

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left