ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
"Başkan, açılan kapının yarattığı hafif esintiden
Özel Kalem'inin geldiğini anlayıp
içinden kapıyı çalmasını diledi.
Özel Kalem ise
"Kapıyı çalıp bekleyecek türden biri değilim." diye düşünüyordu.
Başkan da, "Keşke beklese." diye düşündü.
Ama Özel Kalem bunu görmezden gelip
Peynir
Amerikan ve feta. Ton balığı.
Ofisim için votka. Zeytin.
Kuru meyve.
Orada dur bakalım. Yorumu olan var mı?
Bayıldım.
Bir "bayıldım" yorumu geldi. Yapıcı eleştirisi olan var mı?
Bir İki? Devam edelim.
Belki siz bir şeyler söyleyebilirsiniz.
Sana düşüncelerimi daha önce söylemiştim.
Son hikâyene ya da ondan öncekine bir göz at.
Pekâlâ, Jen, okumak ister misin? - Belki bir şeyler önerirseniz
oradan tartışma çıkabilir.
Hiç sanmıyorum.
Çıkabilir ama.
Yalnızca bir kez olsun bir şey söyler misiniz?
Bu tür çalışmalar akran değerlendirmesini temel alır.
Rehber değerlendirmesi.
Rehberlik etmeye çalışıyorum.
Jen?
Profesör
amacım size karşı birleşmek değil.
Ama bilmelisiniz ki bir buçuk saat boyunca
adımızı söylemek dışında tek kelime etmiyorsunuz.
Pekâlâ, elimde olmadan, basit ve yapısız cümleler içinde
başıboş salınan bir bakış açısı fark ettim.
Hayır, bakış açım başıboş değil.
Cümlenin ortasında
Başkan'dan Özel Kalem'e geçiyor, sonra tekrar ona ve tekrar diğerine.
Evet, bilerek yapıyorum.
Okuyucuyu soğutma riskini alıyorsun.
Bu riskin ödüle değer olduğunu düşünüyorum.
Ödül nedir?
Tamam, şey
Ödül şu, bir araya gelmiş
farklı bilinç akışlarını deşifre ediyorum.
Bilirsiniz
ben buna mutlak bilgi ötesi diyorum.
Havalı bir kelime.
Başkan ve Özel Kalem'in
pek mümkün olmayan bir şekilde,
konuşmadan birbirlerine cevap vermesini
umursayan
başka biri
var mı?
Tekrar söyleyeceğim
ben bayıldım ve seni Pulitzer aday listeme aldım.
Başkasının ödülü için aday listesi oluşturma.
Tamam, dinleyin. Birbirlerine düşünceleriyle cevap vermeleri
hata değil. - Kesinlikle bir hataydı.
Çoklu bakış açısını, amaçsızlığını ve telepati yoluyla
gerçekleşen sohbeti kaldıralım.
Hatta Özel Kalem'in nekrofilisini de.
Ama hikâyeden eser kalmaz.
Şimdi okuyucuyu soğutmaktan ne kastettiğimi anladın mı?
Tabii ki anlıyorum Ama bu karar bana ait.
Her yazarda olduğu gibi. Chaucer'da olduğu gibi.
Onun yazdıklarından ne kadar soğuduğumu bilirsiniz
Pek sayılmaz. Çünkü o, Orta Çağ İngilizcesiyle yazıyordu
ve kendini onunla karşılaştırman aldatıcı olur.
Evet ama sonraki Chaucer olmayacağımı kim bilebilir?
Ben.
Saygısızlık etmek istemem ama bunu bilemezsiniz.
Saygısızlık etmek istemem ama bunu bir kedi bile bilir.
Yazdığınız tek roman kampüsün kütüphanesinde bile yok.
Burada
buradasın.
Sen buradasın.
İşte esas delil, burada olman.
Burada olman gerçeği
lisede çok çabalamadığın
ya da bir sebepten pek de umut vadetmediğin anlamına geliyor.
Fazla mı sert geldi?
Sana şunu söyleyeyim, sonrasında gülüp geçeceğim.
Sen buradasın
ve bu üzgün, unutulmuş kasabadaki orta hâlli bir üniversitede olman
büyük bir yanlışlık olsa ve geleceğin dehası olacak olsan bile
ki seni temin ederim olmayacaksın
bu asla gün yüzüne çıkmayacak.
Sendeki cevheri ortaya çıkaracak kadar iyi bir yazar
ya da yazarlık öğretmeni değilim.
Peki bunu nereden biliyorum? Nereden?
Çünkü ben de buradayım
Railton Üniversitesi'nde
vasatlığın başkentinde.
Pekâlâ
Daha çok konuşmamı istemiştiniz.
İyi makale. Mutlu emojilerle doluyum.
Railton Üniversitesi Öğrenci Gazetesi
Prof. Devereaux, Railton öğrencilerine vasat dedi.
- Kim o? - İşten.
Kapat şunu.
Onu üç gün önce geri dönüşüme koymuştum.
Saklamak istediğini bilmiyordum.
Saklamak mı? Hayır
burada okumak istediğim başka makaleler var.
Şey, gece geç saatte çalışıyordun, değil mi?
Aslında geç saatte çalışmak denemez
çünkü sen uyuduktan sonraydı.
Evet, ben üniversite profesörüyüm. Bu yüzden 16.00'dan sonra çalışmak
geç oluyor.
Şimdi kimi kurtarıyorsun?
Calvin adında yaramazlık yapan bir çocuk var.
Herb kovulması gerektiğini düşünüyor.
Her neyse, annesi ve bir öğretmenle görüşüp
Bu sabah çok revaçtasın.
Kesinlikle.
Neden bu kadar çok muz aldın? Çürüyecekler.
Seni kızdırmak için.
Bence bu tekil sefilliğe ayak uydurup
hiçbir şeyi değiştirme.
Kim sefil değil ki?
Yetişkin olmak yüzde 80 sefillik.
Hayır, bence seninki öyle.
Geri kalanlarımız 30'la 40 arasında geziniyor.
30 mu? Kimse 30'da değil.
Ben 30'dayım.
Gerçekten mi? 30 mu?
O hâlde alışılmadık derecede mutlusun.
Hiç sanmam.
Bence mutluluğu biraz takıntı hâline getirdik.
Biraz fazla hatta.
Sadece günü atlatmaya ne oldu?
Acaba bu adamdaki sefillik yüzde kaç?
En az 90 olsan iyi olur.
Bir yastığa ihtiyacım var.
İnsanlar mutlu olmayı bu kadar çok istiyorsa
neden tüm kanıtlar aksini gösteriyor?
Gazeteleri, mahkemeleri, sosyal medyayı kastediyorum.
Sefalet sektörü kocaman. Milyarlarca var.
Mutlu sektör?
Muhtemelen Kanada'da yaşayan
ve tek boynuzlu atları çiftleştirip
onları porno için kayda alan bir adam.
Vasatlığın başkenti mi? Gerçekten mi?
Sizinle bir erkek gibi yüzleşmeye karar verdim.
Erkek erkeğe.
Bir kişi eksiğiz.
Her zaman yazar olmak istemiştim.
İlk hikâyemi altı yaşımda yazdım.
Wall Street'le ilgiliydi.
İş görür.
İlk romanımı yazdığımda
12 yaşındaydım.
Ne zaman üzgün hissetsem onu okurum.
Yapmak istediğim şeyi hatırlamama yardımcı oluyor.
Ve başka bir şey yapamadığımı.
Bartow?
Sözlerinizin ne kadar kırıcı olduğunu anladığınızı sanmıyorum.
Sözlerime dikkat etmedim.
Özür dilerim, Bartow.
Barıştık mı?
Evet, barıştık.
Sadece onu yazılı olarak istiyorum.
Ne?
Okul gazetesinin sitesinde paylaşmak için
özrünüze ihtiyacım olacak.
İmzalı bir şekilde.
E-imza da olur.
E-orta parmağa ne dersin?
Dekan Rose sizi aradı.
- Tamam. - Altı kez.
Evet.
Onu arayayım mı? - Hayır.
Bana yoğurt getirdin mi?
Bugün yoğurt gününüz değil.
Evet.
Lanet olsun, Rourke, mizahın arkasına sığınma.
Eğer yapabilseydin -Yetişkinler neden tartışır ki?
Ben gülüyorum.
-Çalışıyorum -Reklam dünyasının
uzun zaman önce anladığı gibi, 49 yaşından sonra
hiçbir konuda
fikrimizin değişmediğini öğrenmedik mi?
Peki bunun insanlara ne faydası var?
Cinsel suçlama?
Aslında kulağa hoş geliyor.
Oksijeni sadece bir kadına zarar verdiğinde bulur.
Senin için anlamak üzücü olmuştur ama zamanın doldu artık.
Ah, bunu yapıyoruz, millet. Pekâlâ, sözlerinize dikkat edin.
İstediğimi söylerim. Kovulamam, görev sürem henüz dolmadı.
Adi herifin tekisin.
Bu, sen ve sınıftaki çocukça patlaman yüzünden oldu.
Hayır, hayır. O yalnızca ilham aldı. Benim fikrimdi.
Bundaki payımı kabul edin. - "A partir du moment
out l'absurdite est reconnue elle devient une passion."
Camus. Anlamı -E-postamı almadın mı?
Bu sabah bir sürü e-posta geldi.
Hiç şaşırmadım, ahmak herif.
- E-postanı oku. - Neden?
Rourke, kamuya açık değerlendirme için okulun
internet sitesine yeni bir kurs talebi sundu
"Vasat Yerel Yazarların Tesadüfi Bilgeliği".
No comments yet. Be the first to leave one.