لومړۍ 200 کرښې.
ISAAC ASIMOV'UN ROMANLARINDAN UYARLANMIŞTIR
Normalden de erken kalkmışsın.
Tuhaf rüyalar gördüm.
Yabancılarla tartışmalara girdim.
Sanırım burası yüzünden.
Başkalarının rüyaları buraya sızıyor.
Mentalik olmadığıma seviniyorum.
Yürüyeceğim.
Hep güneş doğmadan kalkar mısın?
Sadece sahile bakmak istedim.
Annenin hatıraları sularla dolu.
Bunu nasıl yaptın?
Buna sessizce diyoruz.
Düşüncelerini söyleme. Sessizleştir.
Öyle değil. Sadece içinde yüksek sesle konuşuyorsun.
- Farkı anlamadım. - Tamamen farklı.
Tellem, odaklanmamız için müzik kullanmayı öğretti.
Bu benim tonum.
Sesinin nasıl olduğunu düşünürsem sessizleşir.
Sende de var.
Buradaki herkeste var.
Düdüğüm var.
Senin tonunu bilmiyorum ama o değil.
Evet, orası belli.
Bunları nereden biliyorsun? Tellem mı öğretti?
Bazılarını.
Her zaman insanların düşüncelerini anlayabiliyordum.
Bu da öyle oldu.
Sana gösterebilirim.
Hayır!
Hayır! Baba!
İnsanlar düşüncelerini bilmemden hoşlanmadı.
Ailemi de suçladılar.
Tellem seni kurtarmış.
Hepimizi kurtardı.
Çok sessiz.
Çok konuşma var ama sessizce.
Sesli yapmak kabalık sayılıyor.
Onlar hakkında bilgi istediğini söylüyorum.
Tecrübe ettikleri her şeyi görüp hissedebiliyorum.
Tüm o acı ve ızdırabı.
Ve rahatlamayı.
Artık neden saklanmaya zorlandığımızı biliyorsun.
Biz bir şeyleri biliyoruz.
Kralların palavra attığını, kocaların aldattığını biliyoruz.
Gidebileceğimiz iki yol var.
İnsanlar arasındaki tanrı ya da koyunlar arasındaki kurt muamelesi görebiliriz.
Tanrı mevzusu sıkıcılaşıyor. Güvenin bana
kurt mevzusu da sizi öldürtüyor.
Çeteler çabuk kuruluyor.
Size "Şeytan" ya da "Uzay iblisi" diyorlar.
Sonra da kanınızı akıtıyorlar. Josiah gibi.
Kendi kendimize olduğumuz planımı seviyorum.
Yardımınız lazım.
Psikotarihin yüzünden.
Net bir biçimde onun kafasında.
İlk Kriz, İkinci Kriz. Yıkılan imparatorluğu gölgede bırakan bir Vakıf.
Planın sana bizi aramanı söyledi mi? Bize İkinci Vakıf mı dedi?
Mantıklı bir çıkarım bu.
Çıkarım yapacak kalibrede değilim.
Bu bizim savaşımız değil.
İmparator umurumda değil. Vakıfların umurumda değil.
Ordunuz olmayacağız.
O zaman zayiat olacaksınız.
Yıllar sonra senin gibi bir mentalik iktidara gelecek.
Ona Katır diyecekler.
Burada inşa ettiğiniz her şeyi yok edecek.
- Gaal bunu gördü. - Gördü mü?
Geleceği mi?
Yani türümüz birçok şeyi yapabilir ama gerçek geleceği görme?
- Hayır. - Orada yanılıyorsun.
Gaal'in gördüğü gelecek gerçek.
Sana gösterebilir de.
Bana yalan söylendiğinde anlarım.
Hadi.
Bana uyar.
Bana uyduğundan emin değilim.
Yalan mı söylüyorum?
Hissettin. Gerçek olduğunu biliyorsun.
Salvor biliyor mu?
Evet.
Yaşı senin kadar gibi duruyor ama senin kızın mı?
Evet, biraz sıkıntılı bir durum.
Tüm hikâyeyi istemiyorum. Sadece hislerini söyle.
Onu kurtarmak istiyorsun, biliyorum. Çünkü onu seviyorsun.
Daha yeni tanıştık.
Onu sevmen gerektiğini düşünüyorsun ve emin olmamak sana tuhaf geliyor.
Senin çocuğun olması falan.
Sıkıntılı bir durum.
Kaçınılmaz bir geleceği kabul edemem sen de etmemelisin.
Hareketlerimizin bir anlamı olmalı.
Buna inanmayı çok istiyorum
ama sana gösterdiğimin gelecek olduğuna inanmıyorsan o zaman neydi?
Senin Hari muhtemel bir gelecek diyebilir ama bilmiyorum ve sen de bilmiyorsun
çünkü onun şekillendirdiği algıların filtrelerinden geçti.
Sen ne yapabileceğini keşfetmeye hazır olana kadar
o imgenin ne olduğunu tam olarak öğrenemeyeceksin.
Ben de sana yardım edemeyeceğim.
Kendi çocuklarımı düşünmem lazım.
Bu arada bugün Salvor'un doğum günü.
Trantor'a hoş geldiniz. Birazdan halka istasyonuna kenetleneceğiz.
Kabinden çıkarken yardım ister misiniz?
Evet, sağ olun.
Ben Birader Constant. Senin adın ne?
Parlak Işıldayan.
Çok güzel.
Daha önce hiç Uzay Gezgini'yle tanışmadım.
Biz insanız.
Evet, biliyorum. Ben...
Genetik mühendisliğin bu kadar zarif yapılabileceğini bilmezdim.
Mükemmelleştirmeye devam ettiğimiz bir sanat bu.
Gerçi 600 yıl önce köleliğimiz sahteyken
İmparator tarafından başlatıldı.
Muhteşem manzara, ha?
- Trantor gerçekten galaksinin merkezi mi? - Gerçekte değil.
O ayrım süper dev bir kara deliğe ait.
Ve doğrusu bu bence mecazen bile doğru değil.
Böyle bir yerin çökeceğini hayal etmek zor.
Dolaşım önce dış kenarlarda yok olur.
Çürümenin kalbe ulaşması zaman alacaktır.
Galaksi'nin Gururu, Trantor İstasyonu'na hoş geldiniz.
Sence İmparator görevimizi anlayacak mı?
En iyisi direnç göreceğimizi düşünmek.
İmparatorluk'un gözü Trantor'a hoş geldiniz.
En çılgın rüyalarımda bile burayı bir daha göreceğimi düşünmedim.
Pardon. Tuhaf geldi.
Çocukken bunun hayalini kurmuştum.
- Çizgiye. - Sıradaki.
Trantor'a hoş geldiniz. Öne çıkın lütfen.
Seyahatinizin amacı?
Terminus'tan gelen bir elçiyim. Uzak Sınırlar'ı temsil ediyorum.
Diplomatik kanallar açmaya geldim.
Uzak Sınırlar mı? Ne kadar egzotik.
Maalesef İmparatorluk artık oradaki birçok gezegeni tanımıyor.
Evet. Sözde "Barbar dünyalar."
Biz barbarların da dile getirmek istediği tam olarak budur Timandra.
Size geçici vize veriyorum. Şu an sistemdesiniz.
Yarın Dış İşleri Bürosuna gidin.
Tarayıcıdan geçin.
İki kişi olduğunuzu fark etmemişim.
Evli değiliz.
Onunla gidin. Sizi onun vizesine kaydettim.
Teşekkürler Timandra.
Gerçekten dost canlısı biçimde korkutucuydu.
Devam edin.
Burada yazdığına göre otelimiz Sunside Station 1.12'ymiş.
- Barışa saygı gösterin ve keyfini çıkarın. - Daha otele gitmiyoruz.
Misyoner çalışmalarının fazla getirisi yoktur.
Ama bu gece Peygamber'in parasıyla
İmparatorluk'un Merkezindeyiz.
Bir gezegen dolusu düşman psişiğin olduğu yerde çok sakinsin.
Gaal, Tellem'ı halleder. Ben sadece şansımızı zayıflatıyordum.
Ayak parmaklarım 200 yıldır ilk kez güzel ve serin suyun içine giriyor.
Doğru.
Aldığını hatırlamadığın yepyeni parmaklar.
O yüzden bana katıldın.
Birazcık sorgulama için.
Sen ölümsüzdün.
Seni bir bedene koymak daha savunmasız yaptı.
Bunu neden yaptı? O kadın her kimse.
Sanırım bana söyleyeceksin.
Emin değilim. Doğrudan görebildiğim bir çıkar yok.
Benim havadisim için çalışmak olduğunu düşünmüştüm.
Mesih hikâyesinde ölüp dirilmek gerekir.
Sen dirildin. Mahzen oydu.
Tamam. Bahsin doğru cevaba.
Tam tersi.
Belki birisi, dikkatli olmazsan herkesin sayısını azaltacağından korktu.
Belki biri oyunda senin de yatırımın olsun istedi.
Beni sevmiyorsun, değil mi?
- Öyle demedim. - Gaal'i kötü etkilediğimi düşünüyorsun.
Sadece kurtardığı tüm gezegenlerde
insanlar olduğunu unutmamasını istiyorum.
Gaal bana zalimce bir şey yaptı.
Uyanacağını bilmiyordu.
Daha önce olduğunu görmüştü.
Kendimi Raven'a yüklediğimde.
Bilmiyorsa düzgünce düşünmediği içindir.
Gaal, Raych'e ve onlara olanlar için beni suçluyor.
Ama o geceye kadar ilişkilerinden haberim yoktu.
Suçlu sen değilsen kim?
Onun basit bir cevabı yok Salvor.
Bazen kızgın olmak gerçekle yüzleşmekten daha kolaydır.
Gerçek de Raych'in her şeyi bilmesi, değil mi?
Talihsiz olduklarını biliyordu.
Bunu kendine sakladı. Yine de onunla birlikte olmayı seçti.
Kalbin istediğine karşı gelinmez.
Hepimiz şu ya da bu zamanda sihirli düşünmekten suçluyuz.
Gaal bana dönüşüp Plan'ın içinde kaybolacak diye korkuyorsun.
Öyle olmayacak.
Yanında sen olduğun sürece olmayacak.
Onun için düşündüklerine çok değer veriyor.
Beggar's Lament.
Çok hoş.
Bu çıktı. Midye değildir, değil mi?
Evet, muhtemelen.
Gelmek ister misin?
Bir kuyumuz var. Sınırsız su.
Bu sizin kuyudan ama onu filtreden geçirdik.
Bedenlerimizin kaldıramayacağı lokal organizmalar olabilir.
No comments yet. Be the first to leave one.