لومړۍ 200 کرښې.
Lütfen öldürme…
Lütfen öldürme.
Kızım çok hasta.
Gözlerini kapat.
Yaşamak istiyorsan dediğimi yap.
246 NUMARA TARAMA TAMAMLANDI
Oyuncu 246. Elendi.
SQUID GAME 3
BÖLÜM 1 ANAHTARLAR VE BIÇAKLAR
Götürün.
Nasıl oldu da birden uysallaştın? Karakterine ters.
Biraz düşündüm.
Zaten öleceklerine göre
organlarıyla başkalarını kurtarmak kötü bir fikir değil.
İyi düşünmüşsün. Sonunda yola gelmene sevindim.
Görmek istiyorum.
-Neyi? -Ameliyathaneyi.
Niye?
Bundan böyle aynı gemide değil miyiz?
Aramızda hiçbir sır olmamalı.
Ölmüş mü?
Yaşıyor.
Yardım et de yatağa yatıralım.
-Çabuk! -Tamam.
Buraya. Bu yatağa.
Görünürde yok.
Dün gece ne kadar içti?
Zom olacak kadar içmedi.
İçerideki boş şişeleri saydım. Sağlam kafa çekmiş.
Kusmak için dışarı çıkıp denize düşmüş olabilir.
Dün tekne fena sallanıyordu.
Acaba gece yarısı duyduğum ses o muydu?
Ne duydun ki?
Dışarıda birisi konuşuyordu, ardından bir gümbürtü geldi.
-Saat kaçta oldu? -Gece üç civarıydı, değil mi?
-Evet, o saatlerdi. -Dışarı çıktım ve Kaptan Park'ı gördüm.
Herkesi uyandırıp adamı aramamız gerekirdi.
Önce buraları arayalım.
İyi de buranın akıntısı güçlüdür. Adam sabaha kadar uzağa sürüklenmiştir.
Sarhoş olup denize düştüyse kurtulamaz.
Ceset aramayla geçirecek vaktiniz var mı?
Hani adayı üç dört güne bulmalıydınız?
En yakındaki limana gidip yeni bir dron operatörü bulalım.
Hadi gidelim.
Biz saldıralım.
Birbirimizi öldürmeliyiz demek değil. Onların bizden istediği de bu.
Azınlığı mı kurban edelim?
Kurban vermek gerekse bile bu oyunu şimdi sonlandırmaya mecburuz.
Birlikte savaşıp eve gidelim.
Bize katılmak isteyenler lütfen öne çıksın.
-Neden Young-il'i değil de beni aldın? -Çünkü sen arkadaşımsın.
Beyefendi.
Aman! Beyefendi.
Yaşıyorsun. Şükürler olsun.
İyi misiniz?
Diğerleri nerede?
Ya Jung-bae?
Bu kahramanlık oyununun nelere yol açtığına iyi bak.
Gi-hun.
Dün gece toplam 35 oyuncu elendi.
Geriye 60 oyuncu kaldı.
Şu ana kadar biriken para ödülü 39,6 milyar won.
Kişi başına düşen ödül miktarı 660 milyon won.
Şimdi oyunlara devam edip etmeyeceğinizi oylayacaksınız.
Beni niye sağ bıraktınız?
Beni niye öldürmediniz?
Cevap verin! Sebebini söyleyin!
Beni niye sağ bıraktınız? Niye?
Vurun beni şerefsizler!
Evet, vurun! Beni de öldürün!
Beni niye sağ bıraktınız?
Benden ne istiyorsunuz?
Beni niye öldürmediniz?
Siz kazandınız!
Hadi öldürün beni!
Siz kazandınız!
Yalvarıyorum, öldürün beni!
Şimdilik limana döndük. Yeni bir droncu bulup tekrar açılacaklar.
Oyunlar sona erene dek adayı bulmalarına izin verme.
Emredersiniz.
Hwang, yola çıkmaya hazır olunca beni ara.
-Ararım. -Dikkatli yürü.
İşler sarpa sararsa ne yapayım?
Hepsini öldür.
Dedektifi de.
Şimdi oyunlara devam edip etmeyeceğinizi oylayacaksınız.
Yine oyuncu numaralarınıza göre tersten oylayacaksınız.
Oyuncu 456, lütfen oyunuzu kullanın.
Üçe kadar sayacağım, kalkmazsanız oyunuz çekimser sayılacak.
Bir, iki, üç.
Oyuncu 456 katılım göstermediği için çekimser oy vermiş sayılacak.
Sırada Oyuncu 448 var. Lütfen oyunuzu kullanın.
Merak etme, canını yakmayacağız. Oyunu rahatça kullanabilirsin.
Evet, istediğimizi seçelim.
Başkalarını kafana takma. Çekinmeden oyunu kullan.
Toplam zayiatımız sekiz amir ve 27 asker.
Ölen askerlerin yerine işçileri geçirin.
Hasarlı yapıları da bir an önce onarın.
VIP'ler yakında gelecek.
Emredersiniz.
Silah kullanmayı nerede öğrendin?
Doğru ya, Kuzey Kore'de kadınlara askerlik zorunluymuş.
-Yoksa orada mı öğrendin? -Evet.
Niye ülke değiştirdin?
Kuzey'de geçinmek zor muydu?
Yoksa acaba…
Başını büyük bir derde mi soktun?
Bundan böyle aynı gemideyiz, demiştin. Daha samimi olmayalım mı?
Bu iş bitince dışarıda baş başa buluşuruz. O zaman hepsini anlatırım.
O kadar bekleyemem.
Burada flört için güzel bir mekân var. Gitmek ister misin?
Anlatması uzun sürer.
-Önce ameliyathaneyi göreyim. -Peki.
Aşağıda bayıldığım bir yer var. Sen de çok seversin.
Hür ve demokratik oylarınız sonucunda yarın sıradaki oyuna geçeceğiz.
Teşekkürler.
Oyuncu 456.
Bunlar da planının bir parçası mıydı?
İnsanları ayaklanma için teşvik edip
tek seferde öldürttün, değil mi?
Ama sonra da şöyle bağırdı, "Öldürün beni!"
Hepsi numara mıydı? Bu adam beni çok korkutuyor ya.
Evet, maskeliler bir tek onu öldürmeyip buraya geri getirdiler.
Elbet bir nedeni vardır.
Neyse, sonuca bakalım. X armalı dostlarını ayıklayıp öldürttün.
Sayende ödül havuzu arttı ve oylamayı açık farkla kazandık.
Güzelce alkışlayarak adama teşekkür edelim.
Eksik olma!
Aslında bizim taraftaymışsın.
Sersem. Ben ne dedim sana?
Buraya özgür iradenle gelmedin.
Kafana tünemiş kindar ruhlar seni buraya getirdiler.
Onları duyuyor musun?
Arkadaşlarının çığlıkları kulağında yankılanıyor.
Kulaklarını tıkamaya çalışsan da nafile.
Ses daha da yükselecek.
Son nefesini verene kadar o çığlıkları duyacaksın.
-Dur, bırak onu! -Bırak!
İyi misiniz şaman hanım?
Ne durumda?
İyi mal çıkarabiliriz.
Yavaş.
Bir, iki, üç!
Sorun yok. Rahat olun.
11 Numara bizim tarafa geçti.
Adamı tertemiz gönderdik.
11 Numara'nın bize hediyesi.
Onu neden buraya getirdin?
Mademki bundan böyle aynı gemideyiz, kaynaşsak iyi olmaz mı?
Bizden önce buraya gelenler
birbirlerine güvenmeyip sır tuttukları için nalları diktiler.
Ama bizim aramızda güven var, dolayısıyla sır olmamalı.
O yüzden burada maske takmıyoruz.
Değil mi?
Meşhur 11 Numara.
Bize ne kadar para kaybettirdin, farkında mısın?
Sonra konuşuruz.
Teslimat için acele etmeliyiz. İşinizin başına.
Gel.
Sana işlemi en baştan göstereyim.
İşte senin hediyen.
-Hâlâ yaşıyor, değil mi? -Evet, sadece baygın.
Tamam o zaman. 11 Numara'nın hediyesini açalım.
-Ne oluyor? -Durun.
-Ne oluyor ya? -Bırak bıçağı.
-Peki. -Ne yapıyorsun lan?
Geri git!
-Hani bizim tarafa geçmiştin? -Manyak karı!
Niye mi ülke değiştirdim?
Komutanım da senin gibi biriydi.
Kafasına sıktım.
Beni öldürme. Bu şerefsizlerden değilim.
Sadece para için buradayım.
Bu adamı kurtar.
Kurtaramazsan ölürsün.
Jun-hee.
Tatlı patates seversin.
Beyefendi.
Az da olsa bir şeyler yemelisin.
Evet, anlıyorum.
Tek amacın hepimizi kurtarmaktı.
Kötü adamları cezalandırıp bu işe bir son vermeye çalıştın.
Özür dilerim.
Ne yapıp edip
şarjörleri size ulaştırmalıydım.
Sen niye özür diliyorsun Hyun-ju?
Hepsi Dae-ho'nun suçu.
Ben, annem, buradaki herkes şahit.
Dae-ho şarjörleri almaya geldi ama tam geri dönecekken…
Olduğu yerde kaldı.
Hyun-ju şarjörleri almaya gelince de maskeli adamlar içeri girdi.
Neyse ki annem engel oldu.
Yoksa Hyun-ju da ölmüştü. Haksız mıyım?
Ölenleri böyle oturmakla geri getiremeyiz.
Sağ kalanlar olarak yola devam etmeliyiz, değil mi?
Mutlaka bir şeyler ye.
Boğazın kurumasın diye de su iç.
Gözünün feri sönmüş.
MOTEL
4 KASIM - ARAMADA DÖRDÜNCÜ GÜN
No comments yet. Be the first to leave one.