لومړۍ 200 کرښې.
ISAAC ASIMOV'UN ROMANLARINDAN UYARLANMIŞTIR
Orada senin olman gerekiyordu.
Kapsülde Gaal değil, sen olmalıydın.
Onu neden kapsüle koydun? Onu neden kapsüle koydun?
Putperestlik, hastalığını ilerletecek.
Putperestlik, hastalığını ilerletecek. İkinci Vakıf…
Seninle konuşmayacak, değil mi?
Ona inanırdın. Son bilmeceyi çözdü.
Son bilmeceyi çözdü.
Tanrı, şarabı intikama parası yetmeyenler için yaptı.
Tanrı, bıçakları, senin büyük planlarını hazmedemeyenler için yaptı.
Bir planım var.
Kıymetli Planını değiştirmezsin Hari. Yalan söyleme.
Bana söyleseydin Planını hiç değiştirmezdin.
Evet ama Işıksaçan tahminde bulunamaz. Bireylerin hareketlerini hesaplayamaz.
Benim suçum değil. Değil.
Bir şey bilmiyorsun!
Kontrol etmek mi istiyorsun? Bir şey bilmiyorsun!
Sen sadece asabi bir çocuksun.
Büyük Planını insanlarla paylaşsaydın
belki sana yardım edebilirlerdi.
Raven'da bana olanları gördün!
Eski bir deyiş var.
Herkes başarılı olabilir ama muhteşemlik için deli olmak gerekir.
Bir şey oluyor.
Bir şey oluyor.
Adım Salvor Hardin.
Senin kızınım.
Benim kızım yok.
Sen Gaal Dornick misin?
O zaman sana, bağışladığın
ya da bağışladığını hatırlamadığın bir embriyoyla ilgili haberim var.
Tanrılar adına.
Zaman? Ben kriyo-uykudaydım…
Evet, ben de.
Galiba ikimiz de uyuyarak geleceğe geldik.
Kaç yaşındasın? Biyolojik olarak.
Sanırım senden büyüğüm.
Salvor Hardin.
- Mari Hardin. - Beni doğurdu.
Büyüttü.
Ama her zaman senindim. Sanırım.
Bir şeyleri biliyorum.
Mesela seni bulmak için buraya gelmeyi biliyordum.
Sen de beni bulmaya mı geldin? Belki seni çağıran ses falan duydun…
Hayır.
Üzgünüm. Baştan başlayalım.
Peki.
Sana ne diyeceğim? Çünkü "anne" biraz abartı geliyor.
"Gaal" nasıl? Şimdilik.
Tamam. O zaman bana kendini anlat Gaal.
Yanaklarındaki yaralar nasıl oldu?
Bana babamı anlat, Raych'i.
Tepemizdeki halkaların nasıl olduğunu.
Her şeyi anlat.
Sular yükseldikçe bölgeler küçüldü.
Synnax'te olan buydu ve İmparator'a da bu oldu.
Her gün biraz, on yıllarca yavaş yavaş
İlk Vakıf, İmparatorluk'un sınırlarındaki gezegenleri aldı.
Ve İmparatorluk da dengeli biçimde ufaldı.
Daha sert, İmparator!
- Lütfen. - Hayır. Kendin ol. Senin sesin.
Peki, İmparator.
İmparator değil.
Cleon. Cleon.
Evet.
Yaklaştım. Evet.
Seninleyim.
Gözlerini aç Cleon. Bana bak.
Auramı aşabileceğini sanıyorsan…
Cleon.
Demerzel.
İmparator, sol deltoidinden vuruldu ve delici toraks travması yaşadı.
Bir moleküler bıçakla nanotoksin verildi.
Ödemin beyin sapını öldürmesine 12 saniye var. Ver onu.
İmparator iyileşecek. Onu stabilize edin.
Sorarsa onarıma ihtiyacım olduğunu söyleyin.
Yine sen.
Hari?
Üç boyutlu obje, iki boyutlu gölge. Akıllı çocuk.
Akıllı mı?
O kitabı ben ödedim.
Üç boyutlu gölge. Dört boyutlu obje.
Dört boyutlu uzay.
Yanna?
Aşkım.
Ama sen öldün.
Sen de öyle.
Seni özledim.
Yanna, galaksi dağılıyor.
Bir şey, geleceği parçalıyor.
Belki onu düzeltmem lazım.
Yardımın lazım.
Ah keşke bir rüya olmasaydın.
Canını sıkacak bir ay ışığı bulurdum.
Şüphelerin var.
Ben gerçeğim.
Kanıtla.
Kendimi savunmama izin mi vereceksin?
Birinci önerme, ikinci beyanı ima eder.
Adım adım.
Bir, iki, üç.
Anlatılan buydu.
Sen Yanna değilsin. Hayat arkadaşımı tanırım.
Kimsin sen?
Konuşma biçimin, ben…
Çalışmayı seviyorsun.
Çalışıp çöz.
Zihnini özgür bırak.
Salvor!
Salvor.
Orada ne yapıyordun? Boğuldun sandım.
Ben de sen boğuldun sandım.
Erken kalkıyorum.
Nerede olursam olayım çevreyi kolaçan etme içgüdüm var.
Ben de tekneni aldım ve biraz balık vurdum.
Buradaki balıklar gönüllü oluyor.
Üzgünüm.
Panikledim.
Bazen rüyalar görüyorum.
Olacak şeylerle ilgili.
Geleceği mi gördün?
Sanırım geleceği hissedebiliyorum.
Bu tuhaf çünkü ben de rüyamda geçmişi görüyorum.
Senin geçmişini.
Sanırım ortak yanımız o.
İkimiz de bok gibi uyuyoruz.
Aynı şey değil.
Doğru.
Demek ortak yanımız yok.
Sanırım o hariç.
Neden onu hâlâ çalıştırmadın?
Doğru araçlara sahip değilim.
Sana bahsettiğim içgüdüler vardı ya…
- Yalan söylendiğinde anlayabiliyorum. - Yalan değil.
Param aksini söylüyor.
Vakıf, Terminus'a sürüleli 173 yıl oldu.
Tıpkı Synnax gibi, şimdi karanlık sular her yerde yükseliyor.
Vakıf serpildi
ama serpilen bir Vakıf tehdit oluşturdu.
İmparator'un boğulan bir adam gibi çöpe atılması ne kadar sürecek?
Anlaşıldığı kadarıyla çok sürmeyecek.
Bekçi. Bu sireni daha önce hiç duymadım.
138 yıldır kimse duymadı.
Mahzen'den geliyor.
- Bu, sandığım şey mi, bekçi? - Boş arazi kesinlikle azalıyor.
Birkaç saniye sonra, yaklaşmak güvenli olacak.
Seldon döneceğini söyledi ama bunu göreceğimi hiç ummazdım.
Görememe ihtimalin var. Benimle yürü.
Yirmi dakika oldu. Kapı yok.
- Seldon yok. Henüz. - Henüz mü?
Sanırım peygamber, hazırlanmamız için zaman veriyor.
- Neye? - Savaşa. İmparator'la.
Hâlâ inşa aşamasındayız. Diyordum ki, bu, sıcak savaş olacaksa…
Seldon kaçınılmaz dedi.
- Zamanımızın kısıtlı olduğunu biliyorduk. - Bekçi.
Tuğgeneral, ordu hep daha çok hazırlık yapılmalı diye düşünür.
Ama Seldon'ın getireceği haberlere hazır olduğumuzu sanıyorum.
Keşke çoktan getirmiş olsaydı.
Bana sorarsanız Hari Seldon her zaman biraz tuhaftı.
Erken yaşta yükselen denizlerin farkındaydı.
Hangi soruların sorulamayacak kadar çılgın olduğunu öğrenmeden önce.
Düşünceleri onu tuhaf yeni sonuçlara götürünce
onları reddetmedi.
Kimsin sen? Bana neden Yanna olarak geldin?
Çok uzun süre yalnız kaldın ve güvenebileceğin bir yüze ihtiyacın vardı.
Güven sağlamak hayat arkadaşının değil bir sorgucunun tekniğidir.
Konuşma biçimin, o ahenk.
"Yalnızdım…" Ve sonra bir şey
- "sözlerin ritmi" yle ilgili bir şey. - Sözlerin ritmi.
Nedir o? Bir alıntı ama kimden?
Gaal Dornick, işkencecim.
Çok uzun zaman önce dediği bir şey.
Düşün Hari.
Dörtlüklerle konuşuyor.
İki vurgusuz hece, bir vurgulu.
Her satırda dokuz hece.
İki kısa, bir uzun heceli. Çok az şair kullanır.
Ama bunu kullanan bir şair-matematikçi tanıyorum.
Kalle.
Dokuzuncu Katlama İspatı'nın yazarı.
Çok güzel. Şimdi nerede olduğunu biliyor musun?
Bir hapisteydim, şimdi bir başkasındayım.
Yanna'yla, senin formüllerini kullanarak katladığımız boşluğa alınmıştım.
Işıksaçan'dayım.
Hari Seldon'ı içine hapsettim.
Ama Hari'yi Terminus'taki mahzende bırakmıştım.
Terminus'un onsuz devam etmesine izin vermeyeceğini bilmeliydim.
Demek ki benliğinin ikinci bir kopyasını yaptı
çünkü buraya indiğimde bir tanesi yanımdaki veri saklama cihazındaydı.
- Yani artık iki Hari mi var? - Eh, öyle görünüyor.
Onu dün gece sen uyurken Işıksaçan'a aktardım.
- Neden? - Çünkü ona güvenmiyorum.
Ama Vakfı Hari yarattı. Ve Planı da işe yarıyordu.
Hari, Plan için herkesi feda ediyor Salvor.
Onu benim gibi tanımıyorsun. O…
Her zaman sakladığı bir şey var.
Planının tamamını,
insan ırkının geleceğini, bunun içine sakladı.
Ne düşünüyorum, biliyor musun?
No comments yet. Be the first to leave one.