The first 200 lines.
Nefes almaya devam et, evet.
Süpersin, süpersin adamım.
Annenin yapmanı beklediği şeyi yapacağım.
Bekle, bekle.
Çeviri: Dr Schultz Keyifli seyirler.
Köpekler yok.
Işıklar yanmıyor.
Siktir!
153 mü demişlerdi 155 mi?
Burası 153 ise...
155 de...
Burası olabilir mi?
Burası.
Güzel.
Başlıyoruz.
Başlıyoruz.
Vay...
Kocaman evler.
Siktir!
Amına koyayım!
Ulan ya!
Sikeyim!
Pekala.
Sakinleş.
Kafana takma.
İşte köpekler, evi bulduk.
Çekilin, çekilin.
Merhaba. Geri çekilin. Bir saniye.
Bu adam kimdi?
- Merhaba. - Yanlış geldim galiba. Robyn burada mı?
Burada, siz de Krisha'sınız galiba.
- Evet, sen? - Ben Alex.
Kimin...
- Briana'nın kocasıyım. - Yeni babacık.
Evet, evet.
Ben hallederim.
- Peki. - Kendim yaparım.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Ben de memnun oldum.
Bebek kaç aylık oldu?
- Üç aylık oldu, yaklaşık üç. - Krisha?
- Krisha! - Robyn, merhaba.
- Tanrım, endişelenmeye başlamıştım. - Selam canım, çok özür dilerim.
- Çat kapı geldim. - Burada olmana inanamıyorum.
Biliyorum canım.
- Biraz terledim, sıkı sarılmak istemezsin. - Sarılmak istiyorum.
Çok uzun zaman oldu, bakayım bir sana.
Hadi ama! Çıldırdın mı? Geç kaldığım için özür dilerim.
GPS yanlış gösterdi.
Yalancı sürtüğün teki.
- Ne demek ist... - Beni uğraştırdı işte.
Telefonum da bozuktu.
- Selam, seni görmek güzel. Terliyim, affedersin. - Nasılsın?
- Yardımcı olayım mı? - Hayır, hayır. Ben hallederim.
- Vicki. - Vicki, bak kim geldi.
Önünden çekileyim de herkesle kucaklaş.
Aman Tanrım.
- Seni özlemişim. - Çok güzelsin.
Evet, yaşlı ve şişmanım yine de teşekkür ederim.
Öyle değilsin. Güzelsin.
- Olamaz, olamaz! - Görecek bir sürü kişi var.
Sarı saçlar nereye gitti adamım?
Sakallar ne ara çıktı?
- Bu sabah. - Bu sabah...
Olamaz, mümkün değil.
- İnanamıyorum, canım... - Selam.
Harika değil mi? Herkes büyümüş.
Biliyordum.
- Seni görmek çok güzel. - Seni de.
Anne, babam nerede?
Ah, Briana...
- Seni görmek çok güzel. - Canım...
Çok güzel görünüyorsun.
Merhaba.
- Yeni uyandı. - Minicik.
Güzel değil mi?
- Tebrikler Alex. - Teşekkür ederim.
- Çok tatlı, değil mi? Sevimli bebek Rose. - Gülüşüne bak.
Çok tatlı. Hey, Doyle.
Hey.
Nasılsın Krisha?
- Hiç değişmemişsin. - Ne?
Her zamanki Doyle.
Kapıya noldu?
Krisha içeri girerken bozdum sanırım.
- Affedersin, şunları bir bırakayım. - Tamir edersin, olur mu?
- Krisha, su ister misin? - Evet, buzlu olsun.
Buzlu mu?
- Bavulunu alayım mı? - Hayır.
- Sorun olmaz, odana bırakırım. - Tamam.
İyi misin tatlım? İyi misin?
Çok büyümüş.
- Evet. - İyiyim.
Arabaya gidip birkaç eşya getireceğim, hemen dönerim.
Evet, iyiyim David. Hallederim, hallederim.
Hallederim. Hemen döneceğim, hemen.
Kim yaptı bunu?
Sen mi yaptın?
Aferin oğluma.
Bana öyle bakma, olur mu? Sadece birkaç gün buradayız.
Hadi bakalım...
Annesinin oğlu.
Chase, maç başladı kanka, maç başladı.
Çatıyı vurmaya çalışıyorum kanka.
Chase, durmanı rica etsem nasıl olur?
Evin büyüğü çocuğundan durmasını...
...rica eder mi? Evde yapılmaması gereken bir şeyi?
Şu topu zıplatmayı bırak artık!
- Hadi, hadi. - Şu kıllı...
...dallamaların biriyle dışarı çık.
- Krisha, nasıl görünüyor? - Mükemmel.
- Sence her şeyi almış mıyız? - Evet, harikası...
Aman Tanrım, orada ne işin var hayatım?
Dolap Tupperware ile dolu. Bir tane kapak yok.
Canım, ikinci rafta. Görüyorum, çek onu.
- Tam orada. - Hallettim.
- Sorun nedir? - Affedersin.
Keyfine bak, tamam mı?
- Telefonum çalıyor. - Telefon mu? Tamam.
- Yardım edeyim mi? - Titriyor.
Çıkar.
Kapandıysa sonra ararsın.
- Hayatım! - Kaçırdım.
Tamam, sonra ararsın. Hadi.
Alo? Steve mi? Steve, evet.
Kusura bakma.
Kocam işte, evet.
- Gizli malzeme. - Evet.
- Kırmızı soğan. - Evet, kokusu için.
Teyzelerim.
- Affedersin Krisha. - Tek başına yaşıyor, biraz ürkek.
- Özür dilerim. - Evet, ürkek birisiyim.
- Çamaşır mı atacaksın? - Evet, siyahları.
- Var mı yıkanacak? - Siyah var, iş kıyafetlerim.
Harika, makineyi doldurmam gerekiyor.
- Krisha Teyze, yıkanacak kıyafetin var mı? - Yok, yok.
Siyahlarım üstümde.
İlk onluk! İlk onluk! İlk onluk!
Pardon, canım.
- Affedersin, bitireceğiz nihayet. - Basit ve önemli...
...bir soru...
Dediğim buydu işte!
- Kanka! - Ne?
Yastıkla vurma, acıtıyor.
Yastıkta düğme var, vurunca...
- Mutant gibi. - Biliyorum, aşırı büyük.
- Ama şu insanlara baksana. - Biliyorum.
Ben geciktim, ben halledeceğim.
Kişisel alan için karşılıklı saygı.
Aman Tanrım, gürültü yapıyorlar.
Hey, BB, Augustine, buraya gelin çocuklar, size bir şey söyleyeceğiz.
Dinleyin, çok önemli.
Vicki ile ben GG'yi alacağız.
Yaklaşık 1-2 saatimizi alır.
Aşağı ineceğiz, onu giydireceğiz.
Yani bugün önemli gün, onu geri getireceğiz.
Krisha, eksik bir malzeme varsa ararsın.
Ama telefonun bozuktu.
- Benim telefonum var. - Sen arar mısın?
- Evet. - Aslında her şeyimiz var.
Ama bir şeyler eksikse işte.
Ya da bu tembel çocuklar markete gidebilir.
Tamam mı? Krisha sorun olmaz, değil mi?
- Olmaz, olmaz. - Kendin yapmak istedin.
Yaparım, benim için önemli.
Tamam, minnettarım gerçekten ama GG'yi getirmem gerekiyor.
- Onu da burada istiyorsun, değil mi? - Evet.
- Pekala,birazdan görüşürüz gençler. - Tamam.
Dave, şişeyi buldun mu canım?
- Şimdi iste. - İsterim, isterim.
İhtiyacın olan her şey var mı?
Kim temiz ayakkabılarıyla köpek dışkısı toplar ki?
Gel buraya, gel, gel. Aferin oğluma. Kimmiş koca adam?
Gel canım. Aferin yakalamışsın.
Tanrı çalışanı sever, çok fazla çamur olmuş.
Hazır mısın? Hazır mısın buna? Hazır mısın?
Bir, iki, üç.
Pardon, benim hatamdı...
- Durun. - Durun.
Görüşürüz çocuklar.
Her şey tamam. Hazır mısın?
- Hazır mısın Chase? - Evet.
Pozitif düşün.
Bir bardak versene.
Beyzbol ödülleri için her zaman model olabilirsin.
Doğru ölçülerdesin işte.
Örtünün tepesinden fırladığını hayal edebiliyorum.
Krisha, bekle, bekle.
Yardım edeyim.
- Beklediğimden daha ağırmış. - 13 kilo civarında.
Şimdi sen kesme tahtasında tut...
...ben de sıyırayım.
- Hazır mısın? - Evet.
Vay canına.
Sana küçük bir sır vereyim mi Krisha?
Köpeklerden nefret ediyorum.
Çak bir dört buçukluk!
- Lanet olası kız kardeşin. - Canım ya...
Vicki, Vicki, Vicki...
Köpeklerden nefret eden birisi olarak doğru bir evlilik yapmışsın.
No comments yet. Be the first to leave one.