The first 200 lines.
Ben kim miyim?
İşte bu asla söyleyemeyeceğim bir sır.
Beni sevdiğinizi biliyorsunuz.
Öptüm, Dedikoducu Kız.
MONTE CARLO
4 AY ÖNCE
Ne kadar sıcak. İyi ki açık tenli değilsin.
Yoksa Tuscan güneşi altında geçen yazın
cilt kanseriyle sona erebilirdi.
Benim fikrimdi biliyorum ama niye İtalya'dayız?
Şu an diğer yazarlarla atölyede çalışıyor olmalıydım.
Atölyede çalışamazsın. Noel Baba'ya yardım etmiyorsun.
Ayrıca içerideyken nasıl ilham alabilirsin ki?
Ama öte yandan
eğer gerçekten ödeşmek istiyorsan.
Yukarı Doğu Yakası'nı Karanlık Çağlar'dan kurtarmak için
Rönesans'ın beşiğinden iyi bir yer olabilir mi?
Da Vinci, Galileo ve Humphrey.
- Ya Underwood? - Tanrım, hiçbir şey öğrenmedin mi?
Teknoloji çalınabilir.
Eski yöntemlere döneceğiz. Orada dikilme, yazmaya başla.
Teşekkürler. Kavrulmuştum.
Benim olanı aldığımda alırsın.
Bu defa gerçek isimler kullan. Herkes gerçekleri tüm öğrenecek.
Daha hızlı, daha hızlı. Daha kısa sürse olmaz mı?
Bütün gece boyunca buna bineceğim.
Trenleri sevmiyorum. Affedersiniz, bacağınızı çeker misiniz?
Tanrım!
Bunu...
...tekrar...
...yap.
Acelen ne?
Daha çok zamanımız var.
Tekrar hoş geldiniz, Yukarı Doğu Yakalılar.
Batıl inançlı diyebilirsiniz
ama bu sonbahar göreceğim son mevsim olacakmış gibi geliyor.
Hadi yüzleşelim. Bu işi uzun zamandır yapıyorum.
Yaşla birlikte bilgelik de gelir ve bildiğim bir şey varsa,
o da en güzeli daha gelmedi.
BUGÜN
İyi dinlenmişsiniz.
- Hamptons iyi gelmiş sanırım. - Evet, Hamptons güzeldi ama
Bart'la birlikte nikah tazelediğimiz Seyşeller kadar değil.
Çok rahatlatıcıydı.
Eric'le Afrika sahillerindeki zaman en iyisiydi.
Bay Chuck'dan haber var mı?
Charles'ın da yazın en az bizim kadar dinlendiğini umuyoruz.
Ne kadar mutlu bir çift olduğunuzu görünce
eminim mutlu bir aile olacaksınız.
Emin değilim.
Şunlara bak.
Halletmek haftalar alacak.
Serena burada sanıyordum.
Anlaşmamız buydu.
Temel iletişim şeklimiz olan mesajlaşmayı kestiğinde,
işleri hallediyor sanmıştım.
Vanya?
Serena ne zaman dönecek?
Bayan Serena mı? Bütün yaz hiç görmedim.
Zaman ayırdığınız için gerçekten minnettarım.
Soru soracak başkasının olması güzel.
Ayrıca Profesör Peiser, Columbia'da öğretmenimdi.
İşe yaramış demek ki. Ne kadar başarılı olduğuna bak.
- Bunu göreceğiz bakalım. - Bence bu çok cesurca.
Spectator 'ı tek başına idare etmek.
Yatırımcılar, ortaklar ve güvenlik ağı olmadan.
Beni korkutmaya mı geldin yoksa haber yazmaya mı?
Üzgünüm, sadece çok etkilendim.
Başaracağımı düşünmesem tek başıma bunu yapmazdım.
Ve şirketin geleceğini güvenceye alacak bir hikayem var.
Profesör Peiser'ın sınıfına özel röportaj verir misin?
Hayır, ama girişkenliğini sevdim.
Mezun olduğunda hâlâ piyasada olursak
belki seninle iş için görüşebiliriz.
Lily, nasılsın?
Serena mı? Hayır, yaz boyu ondan haber almadım.
Turks ve Caicos Adaları'yla Tulum arasında bir yerdedir sanıyordum.
Endişelenme. Serena daha önce de kaybolmuştu.
Ama her defasında onu bulduk ve hep iyiydi.
Evet.
Tamam.
Son teslim tarihinin farkındayım anne. Baskı yapmana gerek yok.
Stresten saçlarım dökülüyor.
Şapkama şükürler olsun.
Eğer Olsen ikizleri, patronluk taslayarak
moda imparatorluğu kurabiliyorlarsa, ben de yapabilirim.
Gitmeliyim. Gerçekten konuşmak istediğim birisi geldi.
Yakında görüşürüz anne.
Selam hayatım.
Nasılsın?
- Görüşmen nasıldı? - İyiydi.
Bittiğine göre, burada seninle olabilirim.
Siz Fransız erkekleri yüzünden sürekli Paris'e geliyorum.
Yine mi annen?
Keşke öyle olsaydı.
Arkadaşım Nate.
- Tanıdığımız biri kayıp. - Ne olmuş?
Kim bilir? Her zaman böyle yapıyor.
Önemli değildir.
İkna olmamış gibisin.
En son ne zaman görüştünüz?
Onu kovup, hayatımın onsuz daha iyi olacağını söylediğimde.
Anlaşılan mesajı almış.
- Ne yapacaksın? - Ne yapılması gerekiyorsa.
Görüşme ayarlayıp, taslaklara göz atarak
üretimi öne almalarını söyleyeceğim.
Not alman gerekmiyor.
- Asistanım değilsin. - Hayır.
Ama seni önemsiyorum.
Bu yüzden New York'a bilet alıyorum.
Şu an olman gereken yer orası.
Arkadaşın için.
- Birinci sınıf mı? - Pencere tarafından.
- Teşekkürler. - Önemli değil.
Bu cidden oldu mu? Sen ve Serena.
Campbell barında. Edepsiz detayların tümünü olduğu gibi yazdım.
O değil. İşe koyulduğunuz kısım, Sıkıcılığın Elli Tonu gibi olmuş. Alınma.
Seks kaseti olduğunu fark ettiğinde
sana sildiğini söyledi ama bunu yaptığını cidden gördün mü?
Bilmiyorum. Yapacağım dedi. Eminim yapmıştır da.
Yani hâlâ onda olabilir.
- Şuna bakacak mısın? - Hayır.
Blair arıyor. Belki inanmayacaksın ama
Blair'i dinlemektense seni dinlemeyi tercih ederim.
Dan, nihayet. Cevap verdiğin için sağ ol.
Yaz boyunca telefonlarıma çıkmadın ama Nate ile konuştum
ve kimse Serena'yı görmemiş.
Oturmuş benden nefret ediyorsunuzdur dedim.
- Onunla mısın? - Selam Blair.
Georgina.
Kibirli sessizliğinden sen olduğunu anlamalıydım.
Dan'in telefonunu niye açtığını bilmek bile istemiyorum
ama lütfen ona ver. Bu ciddi bir mesele.
Serena'yı aylardır ortada yok. Dedikoducu Kız bile yazmadı.
Daha kötü ne olabilir ki?
- Seninle konuşmak güzeldi Blair. Ciao! - Bekle. Hayır!
Tamam, mekanı değiştiriyoruz.
Ne? Niye? Blair ne dedi?
Serena'yı diğerlerinden önce bulabilirsek
kitabına yeni bir son yazabilirsin.
Burada ne yaptığımızı anlamıyorum, Chuck.
Ben de öyle.
Anlamaya çalışıyorum.
Bu babamın şeyden önce üzerinde çalıştığı son projeydi.
Nasıl anlatsam?
Sahte ölümünden.
Miami'deyim demişti ama onunla burada, Dubai'deydin.
Çevirmeni olarak.
Bildiğim her şeyi sana zaten anlattım.
Bass Endüstri'nin yönetimindeyken kayıtları inceledim.
Dubai'deki proje hakkında hiçbir şey yoktu.
Ve böylesine nefes kesici bir manzara
babamın zamanını ve ilgisini üzerine çekebilirdi.
Chuck, keşke yardımcı olabilseydim.
Baban anlaşmayı bırakınca bağlantıyı kaybettim.
Başka ne yapabilirim bilmiyorum.
Belki benim için çevirirsin. Dengesiz psikopat dili biliyor musun?
Selam Georgina, bu tatsız görüşmeyi neye borçluyum?
Dünyanın her tarafından, takipçilerimiz aynı şeyi soruyorlar.
Serena nerede biliyor musun?
Ama umurumda değil.
Serena van der Woodsen öldü.
En azından benim için.
Görüldü. En sevdiğimiz Yukarı Doğu Yakalılar evlerine dönmek üzere
JFK ve Teterboro'da görüldüler.
Bu ani okyanus aşırı seyahatin sebebi ne?
Bu yaz damgalanmamış bir pasaport yüzünden olabilir mi?
Hayır. Pasaportu diğer eşyalarıyla birlikte kutudaydı.
Buraya yakın yerlere bakalım.
Teşekkürler, memur bey.
Charles.
Eve dönmek zorunda değildin.
- Ama gelmene sevindim. - Elbette.
- Yalnız değilsin. - Ben Amira Abbar. Selam.
Arkadaşım. Dubai'de tanıştık.
Güzel şehir.
Güzel kadınları olan.
Ben Bart Bass.
- Oğlum, yazın dinlendiğine inanıyorum. - Gerçekten öyle, baba.
Kafa dağıtmak için seyahat etmek gibisi yok. Dubai muhteşemdi.
İleriye dönük ama geleneksel bir şehir.
Doğru. Chuck'a en sevdiğim yerleri gösterdim.
Genelde Chuck bir kadının hoşlandığı yerleri kendi bulabilir.
Blair dönmüşsün. Yanında da arkadaşın var.
- Gizemli konuğun kim? - Tam onu tanıştırıyordum.
- Nerede kalmıştık? - Gidiyordum.
Ofiste halledeceğim işler var.
Evet, ben de çıkıyorum. Serena'yı arayacağım bir yer daha var.
- Tanıştığımıza memnun oldum. - Otelde buluşuruz.
Evet, geçerken onu annemin yerine bırakabilirsin.
- Direksiyona reçel bulaşmış. - Reçelse şanslısın.
Bebeklerle ne kadar zaman geçirdin?
Benimmiş gibi davranırken seninkiyle sadece.
Sürekli altına yapma, yemek fırlatma, her deliğinden çıkan rastgele şeyler.
Bebekler mide bulandırıcı.
Anne olmayı seviyorum.
Gizli görevler kadar çekmiyor tabii.
Seçmek zorunda kalmamalıyım.
Kime mesaj atıyordun?
Serena'yı gören son kişi benim ve nerede olduğunu bilmiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.