Friendly Beast

Friendly Beast (O Animal Cordial)

Download Turkish Subtitle

Release info

Friendly Beast 2017 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
A Commentary by dikistutmaz

Tags

webdl
Published on: 2024-06-30
Downloads: 65
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Altı yüz elli, yedi yüz.

Nasıl yiyor acaba?

Yemesini bilmem ama içiyor...

Üç yüz...

- Sence hızlı mıdır? - Nasıl olmasını tercih ederdin?

- Söylesene. - Bilmiyorum...

- Hızlı olmasını istiyorum. - Çok istersen olur.

Beş yüz on yedi, doksan daha...

...altı yüz yedi...

- Zavallı adam. - Zavallı ben, hâlâ buradayım.

Dışarıda yalnız yemek zorunda kalmak çok üzücü.

Yuh...

Ne kadar iri bir adam...

Tavşanı getir, Jura.

Bu yemeği isteyeceğini asla tahmin edemezdim.

Hiç öyle bir havası yok.

Hem de hiç.

Küçük bir lokma et için çok iri bir adam...

THE FRIENDLY BEAST

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

İzninizle.

Mutfak, yarım saat içinde kapanacak.

- Beni aptal yerine mi koyuyorsun? - Pardon?

- Sarımsak istemediğimi söylemiştim. - Evet, söylemiştiniz.

- Çok azı bile yemeği mahvedebilir. - Endişelenmeyin, şefe söyledim.

Endişelenmeyin.

- Başka bir isteğiniz var mı? - Yok sanırım.

Afiyet olsun.

- Yoruldun mu? - Evet. Çok yoruldum.

- İşten sonra bir şeyler yapalım mı? - Ne gibi?

Yani... Ne istersen.

Asıl ihtiyacım olan şey masaj.

Lucio.

- Onu demek istemedim. - Neyi?

Telefonla uğraşmamalısın.

Hiç profesyonelce değil.

Yakalanacaksın.

- Anahtar sizde mi? - Hayır, Bay Inácio'da.

Iyy! Bu gerçekten iğrenç kokuyor..

- Ön kapıdan geçsem olmaz mı? - Ana, lobide hâlâ bir müşteri var.

Mutfağa geri götür.

- Müşteri geldi. - Kalabilirim.

- Eve git. Dinlenmen gerek. - Sorun yok.

Ben kalabilirim, Bay Inácio.

- Kaç kişi? - İki.

Ben de kalayım mı?

Hayır, gidebilirsin. Onunla idare edebilirim.

Gidebilirsin.

Fazla oturacaklarını sanmıyorum.

Fırını kapattık...

Neredeyse her şeyi temizledik.

- Ve vardiyamız da bitti. - Aslında, on beş dakikanız var hâlâ.

Çarşamba günü bir gazeteci yazı yazmak için burada olacak.

- Bu koku da ne? - Çöpten geliyor.

Arka kapı hâlâ kilitli.

- Anahtar sizde mi? - Değil.

Özel bir menü istiyorum.

Restoranı değerlendirmek için bir eleştirmen geliyor.

- Nasıl "özel"? - Aşçı olan sen değil misin?

- Deniz ürünü mü? - Hayır, deniz ürünü değil. Kırmızı et.

Yeni bir şey düşün.

Ve bana önceden haber ver.

Böyle bir derginin kapımızı çalması nadir görülür.

Hangi dergi?

Derginin adı ne?

Yakaladın beni.

Affedersiniz... Bunu açmam lazım...

Bunu son kez yapacağız.

Bana bırakın. Bugün sınırı çizeceğim.

Ana, bıçağımı bileyiver.

Otopark yok muydu? Amına koyduğumun şehri!

- Hayatım, bana kızma. - Kızmadım canım, kızmadım.

Bu benim suçum değil. Oraya gitmek zorundaydım.

Sana kızgın değilim. Ben...

Ağzından çıkanı kulağın duysun.

Seni çok iyi tanıyorum, Inácio. Ne oluyor?

Bana bir iyilik yap.

Artık o arabayı kullanma. Dışarı çıkman gerekiyorsa, taksi tut.

Oldu mu?

Hayır, arabam varsa neden taksiye bineyim??

Şimdi geri dönmem gerek.

Beni bekleme. Bu gece işimiz geç biter.

- Tamam. Görüşürüz. - Görüşürüz.

Ben bir sanatçıyım.

Evet, tarifler gerçekten de bana ait.

Bu zor bir soru.

İlham aldığım...

...pek çok şey var...

...gezilerim, aile anılarım.

En meşhur tarifim bir rüyadan çıktı.

Uyandım ve bir yere yazdım.

Sanki ele geçirilmiş gibiydim.

Yemek bir sanattır.

Personelim birbiriyle çok uyumludur.

Personelim birbiriyle çok uyumludur, evet.

Ya başka bir iş yapıyor olsaydım?

Birisi sabunluğu kırmış.

- Onarmamız lazım. - Tamam.

Daha sipariş vermediler mi?

Hâlâ şarap seçiyorlar.

- Çok mu bulaştı? - Hayır, mükemmel.

Size nasıl yardımcı olabilirim?

Şarap menüsünü hep sonuna kadar okur.

Bana teşekkür etmelisin. Her zaman iyi şarap içeriz.

Tavsiye ister misiniz?

Buranın sahibi siz misiniz?

Hangi iyi şarabı önerirsiniz?

Bu Bordeaux Le Dome...

- ...Pomerol bölgesinden mi? - Hayır. Saint-Emillion'dan.

- Emin misiniz? - Evet.

Kız hangi şarabı önerdi Bruno?

Neydi? Chardonnay Rosso'ydu.

Chardonnay Rouge'du.

Gülme.

- Sizin bir öneriniz var mı? - Kız, yaban domuzu önerdi.

Yaban domuzu iyi bir seçim.

Yaban domuzu eti dolgun bir şarap gerektirir.

- Saint-Amour gibi. - Hayır, hayır. Chateau LaCroix olsun.

- Yarım şişe mi? - Normal.

Bir şişe ve iki kadeh getirir misin?

Saint-Amour kulağa çok romantik geliyor. Ona bayılırdım.

Asıl buna bayılacaksın.

- Senin sipariş ettiğinden hiç içmedim. - Çok güzeldir.

Bir şey daha var...

Bordeaux ise, Pomerol'den olmalı.

Şaraptan anlayan herkes bilir bunu.

- Neden şarabı bana seçtirmiyorsun? - Hoşuna gidecek.

- Fiyatını gördün mü? - Aman ne önemli.

Şarap muhteşem.

İşte geldi: Chateau LaCroix, 2006

Çok özel bir şarap.

Çok özel bir bayan için çok özel bir şarap.

Alabilir miyim?

- Mutfak ne zaman kapanıyor? - On beş dakika içinde.

- Zamanımız var. - Neredeyse kaçırıyorduk.

Acıktık. Bir partiden geliyoruz.

Çok sıkıcıydı..

- Görüşürüz. - Görüşürüz.

Çok güzel.

Meşe tadını alıyorum.

Sıcak.

Damakta kalıcı.

Harika bir şarap.

Muhteşem...

Gerçekten çok iyi. Doldurabilirsin, lütfen.

Yavaş ol, Veronica.

- Sen de mi şarap gurmesisin? - Hayır.

Ben bir şarap aşığıyım.

Ne sipariş ediyoruz o zaman? Zavallı kız bekliyor.

- Onun önerdiğini mi? - Olabilir..

Bize söylediğini alalım.

Az pişmiş mi olsun, orta mı?

- Geçen yıl Fransa'da bir şarap imalathanesindeydik.

Affedersiniz...

- Eti nasıl istersiniz? - Orta pişmiş olsun.

Şarap imalathanesinin adı neydi Bruno?

Geçen yıl Güney Fransa'da ziyaret ettiğimiz.

Chateau Petit Village.

Bakar mısınız?

Buzsuz viski.

Hemen getiriyorum. Tabağınızı alabilir miyim?

Affedersiniz.

Çok özür dilerim.

Çok özür dilerim.

- Lütfen beni bağışlayın. - Sorun değil. Viskiyi alayım.

- Her şey damak tadınıza uygun muydu? - Evet, her şey çok iyiydi.

Daha önce hiç tavşan yememiştim.

Aile tarifidir. Büyükbabam eskiden avlanırdı.

Tavşanlar küçük olduğundan tek kurşunla vurulmaları gerektiğini söylemişti.

Fazla etleri yok.

Size bir içki ikram etmek isterim.

Şıllık.

Saçını topla, yemeğe düşecek.

Neye bakıyorsun?

Pislik!

İkinci masanın yemekleri neredeyse hazır.

Çarşamba günü için konuşmaya geldim.

Çarşamba günü eşimin bir arkadaşı geliyor...

- Gazeteci mi? - Biliyor muydun?

Mutfakta konuşuyorlardı.

Ne diyorlardı peki?

Belirli bir şey yoktu.

Mutfaktakiler, kolay renk vermiyor.

Haberin olsun diye söylüyorum.

Bazı insanlar fotoğraf çektirmek için şık giyinmeyi sever.

Sence geliştirmem gereken bir şey var mı?

Yani... restoranda.

Çarşamba günkü röportaj için.

Düşüncelerin benim için çok önemli.

- Mesela masa örtüleri? - Masa örtülerini beğenmiyor musunuz?

Beğeniyorum ama şöyle. Bir intiba bırakmıyorlar.

Peki o zaman yerine ne olacak?

Servis altlıkları.

İyi olabilir.

Gerçi o zaman masaları da değiştirmem gerekecek...

Neyse, boş ver.

Saçma olur. Masa örtüleri kalacak.

- Çok güzel kokuyor. - Çiğ bu.

- Orta pişmiş istemiştim. - Tadına baksana.

Bozuğumuz yok.

Friendly Beast subtitles in other languages

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left