The first 200 lines.
İnsanlar niye giriş katta cinayete kurban gitmez ki?
-Teğmen. -Jay.
Biraz kilo almışsın ha?
-Esas olay nerede? -Şurada.
-Kimmiş? -Öğrenci. Birkaç öğrenci kalıyormuş.
-Onlardan biri mi aradı? -Hayır. Alt komşu.
Bağrışmalar duymuş.
-Bir şey görmüş mü? -Hayır.
-Neden bağrışıyorlarmış? -Bilmiyorum.
Garip bir dildeymiş.
Komşu kaç kişi olduklarını anlayabilmiş mi?
Emin değillermiş.
İki, üç. Bir kadın.
Sürpriz, sürpriz.
"Fakat kül tablasındaki ruj lekeli sigara...
...bunun bir rüya olmadığını söylüyordu.
Bir tek sorun vardı.
Kadının görüntüsünü bir hatırlayabilseydi."
Beğenmedin.
-Öyle demedim. -O kadar iyi değil, biliyorum.
Dün gece bunu tekrar okudum.
İşte bunda yeni yazdıklarında olmayan bir şey var.
Yalan söylemeyeceğim, Phil.
Yayıncılar sabırsızlanıyor. Çok satan bir kitaba ve yakında ihtiyacın var.
-Verimsiz bir dönemdeyim. -Elbette.
Yazarların başına gelir bu. Ne kadar oldu? İki yıl mı?
-Dört. -Dört.
Tanrım!
Tanrım! Sürekli araştırıyorum.
Ama yeni suçlar bulamıyorum.
Yeniden evlen. Varlığını bile bilmediğin suçları düşünürsün.
Sam, bir kadınla daha ilişkiye girmeme gerek yok.
Susan'dan beri bir kadınla olmadın ki.
Bu doğru değil. Oldum tabii.
Susan'ı unut. Seni terk etti.
Hatırlattığın için sağ ol, Sam.
Rica ederim, Phil. Tanrım.
Çok küçük düşürücü olmalı. Seni bir edebiyat eleştirmeni için terk etmesi.
Niye öyle düşündün?
İhtiyacın olan bu.
İhtiyacım olan bir hikaye.
Onunla yat ve notlar al.
Bayan?
Dene.
Hadi.
Merhaba. Adım Phil. Bunu yazdım.
Adım Karen...
...ben de bunu yazdım.
BU DOSYAYI SİLMEK İSTEDİĞİNİZDEN EMİN MİSİNİZ?
EVET
BU DOSYAYI SİLMEK İSTEDİĞİNİZDEN KESİNLİKLE EMİN MİSİNİZ?
EVET, LANET OLASICA
MUHTEMELEN DOĞRU BİR KARAR
18810439A. New York Eyaleti Richard Ryan'a karşı.
Sayın yargıç, müvekkilimin uyuşturucu maddeyle hiç ilgisi olmamıştır.
Ömründe aspirinden başka bir şey kullanmadığını iddia ediyor.
Doğrusu ona inanıyorum.
Tamam, uyuşturucu bulundurma kabul...
...ama saldırıyı unutalım. Saldıracak kapasitesi yok.
Savcının iddiasından anladığıma göre, üniformalı bir polise saldırmış...
...ve bu dört tanık tarafından görülmüş.
Merhaba, Oliver, FX, Millie.
-Merhaba, Phil. -Phil, nasıl gidiyor?
Seni görmek güzel.
Yorgun görünüyorsun. Az yiyorsun. Biraz ciğer sosisi al.
Sağ ol, Millie, aç değilim.
-Oliver. -Nasıl gitti?
Rose'un dediği gibi. Bulundurma suçu.
Saldırı iddiasını geri aldı.
Bana 5 dolar borçlusun.
Teşekkürler. Görüşürüz.
Yeni kitap nasıl?
Olmadı. Yeni bir hikaye bulmam lazım. Ne var, ne yok?
Koridorun sonunda uyuşturucu davası, ikinci katta adam kaçırma...
...ve yukarıda büyük bir görevi suiistimal.
18940326A.
-Cinayetlerde kal. Krema onlar. -Tony Bernardini'nin ön duruşması.
-Savunma ne diyor, avukat bey? -Suçsuz.
Suçsuz. Makul bir kefalet talep ediyoruz, sayın yargıç.
İmkanı yok.
Kefalet...
Beş yüz bin.
...500.000 dolar.
O surat. Katil olduğu belli.
Unutma, aksi ispat edilene kadar herkes masumdur.
-Masum mu, Rose? -Suçlu.
Bu da kim?
Mason'ın bahsettiği kız olmalı.
Bir adamı öldürmüş diyorlar.
13265790A.
New York eyaleti Nina Ionescu'ya karşı.
Bu mu? Bu birini nasıl öldürebilir?
Bıçaklamış.
23 santimlik bir makası kalbine bir kez saplamış.
Hapse girecek.
Birini öldürmenin en büyük dezavantajı.
Sayın yargıç, müvekkilim pek İngilizce konuşamıyor.
Suçlu mu, suçsuz mu?
Sayın yargıç, Rumen bir çevirmen aracılığıyla...
...müvekkilimle konuşmak için 24 saat erteleme talep ediyorum.
Verilmiştir.
Bölüm bir.
Özel dedektif Peter Swift'in taş kalbi...
...onu mahkeme salonunda gördüğü an erimiş lava döndü.
Melek gibi bir yüzü vardı.
Kırılgan. Uhrevi.
Göğüslerinin biçimini merak etti.
Geçerli bir öğrenci vizesi var. Hakkında tüm bildiğimiz bu.
Sana yardım etmek istiyoruz.
Söylediklerimden tek kelime anlamıyorsun, değil mi?
İtiraf etmek ister misin?
Onun yerine...
-...çocuklarımı doğurmak ister misin? -Dikkat et, Craig.
Ölen adam da aşığıydı muhtemelen.
Ne ölüm ama.
-Craig, büyükelçilikten geldiler. -Evet.
Merhaba, ben Craig Farrell, savcı yardımcısı.
Eugene Mason, Kamu Avukatları Bürosu. Frank Polito, Cinayet Masası.
Onu Romanya devletine teslim etmeyeceğiniz söylendi.
Üzgünüm, yoldaş. Yapamayız.
Ama kurban bir Rumen vatandaşıydı.
Kurban kendini ABD topraklarında öldürtme hatasını yapmış.
-Savcılık davayı burada yürütecek. -Onunla konuşacak mıyım?
Buyurun.
Seni mahkum edecekler.
Bize bilmek istediğimizi söylersen...
...belki sana yardım edebiliriz.
Canın cehenneme.
Amerikan hapishanelerini gördün mü?
Evet. Rumen otelleri gibiler.
Bu tavrının bedelini ödeyeceksin.
Git kendini becer.
-Affedersiniz, ne diyor? -Yardımımız için yalvarıyor.
Son kez soruyorum.
İşbirliği yapacak mısın?
Geber.
Duyduğuma göre, gardiyanlarla seks çok tatmin ediciymiş.
Bu ne demekti şimdi?
Belki Romanya'da böyle vedalaşılıyordur.
Tebrikler, Jack.
Harika bir kitap. Harika.
"Margaret'a" lütfen.
Sen neler yapıyorsun, Philip?
-Çalışıyorum, Jack. -Buna sevindim.
Yazmayı tamamen bırakmış olabileceğini düşündüm.
Senin karakteri özlüyorum. Şu Peter...
-...Swine? -Swift.
Tabii ya. Peter Swift. Çok popülist.
Jack, hayatım!
Elimden bırakamadım. En iyisi!
Muhteşem bir eser!
-Jack, şahane! -Çok sürükleyici!
-Jack çok iyi bir yazar. -Gösterişçi sahtekarın teki.
Her kelimesi çalıntı. Yazdıkları çok sıradan.
Hayır, sağ ol. Onu gözüm kapalı bir kalemde silerim.
-Neden yapmıyorsun? -Belki yaparım.
Yani?
Sanırım iyi olabilecek bir hikaye buldum.
Sorun ne peki?
Bir türlü ilham gelmiyor.
Sence Balzac ilham mı bekliyordu?
-Harold Robbins ilham mı bekliyor? -Phil!
Şehrin en gözde bekarı! Ne kadar zayıf görünüyorsun! Değil mi?
-Nasıl başarıyorsun? -Yağ aldırarak.
Ah, çok şakacısın!
Swift düşman karargahına sızmıştı.
Kılık değiştirmedeki ustalığı efsaneviydi.
Bu bir numara mıydı?
Aslında onun küstah planının farkındalar mıydı?
Swift bu kabadayıların onu bir tuzağa çekmesinden kuşkulandı.
Gelişkin İskandinav gardiyan kapıyı hışımla açtı...
...ve onu zalimce içeri attı.
-Burası, peder. -Sağ ol, canım... Yavrum.
Günaydın.
Günaydın.
Tanrı tuvaletin yerini soruyor.
Köpeğim bugün evleniyor.
Tebrikler.
Gelmemin nedeni senin...
Günah çıkarmaya, peder, spovedania denir.
Spovedania, teşekkürler.
Ne dedim peki?
"Annen bir ahtapot." dediniz.
İngilizce biliyorsun.
Peder, ben komünist bir ülkedenim. Bizde din yoktur.
Günah çıkaracağım bir şey yok.
Kimse günahsız değildir. Mutlaka bir şey vardır.
Evet.
Ayıp düşüncelerim oldu.
Sahi mi?
Yani...
...özel biri hakkında mıydı? Yoksa...
...rastgele şehvet mi?
Rastgele.
Evet, yavrum.
-Ve ben... -Ne?
Merhumu?
Mahvettin? Marizledin?
Mutsuzum.
-Bu kadar mı? -Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.