The first 155 lines.
İntihar değildi.
Ne?
Seo Jun Ji!
Sen intihar etmedin!
Ha Rin Oh?
Seo Jun Ji,
...beni çok iyi dinle.
Acıtıyorsun.
Birkaç güne kadar...
...öleceksin.
Ne?
Sana öleceksin dedim.
10 Haziran'da, doğum günümde.
Şaka yapmıyorum!
Herkes derste. Ne diye bağırıyorsun?
Saçma geldiğinin farkındayım.
Başta bana da öyle gelmişti.
Milyon kez kendini öldürmeyeceğini düşündüm ama...
Bir dakika.
Kendimi öldürmek mi?
Kendimi öldüreceğimi mi söyledin?
Ama şu an için öyle olmadığını düşünüyorum.
Sakatken sonradan bileğini nasıl keseceksin ki?
- Hem de tek bir kesikle ölüyorsun. - Yalnız Ha Rin Oh...
Seo Jun Ji, sen kendini öldürmedin.
Bir başkası öldürdü seni...
...doğum günümde.
=Blue Birthday= Çeviri: IDPeaceM
=7. Bölüm Sensin, Değil mi?= Nereye gidiyorsun?
Ciddi söylüyorum.
Çok dizi izleme demiştim sana.
Şaka yapmıyorum ben.
- Aslında ben 10 yıl... - Bu arada...
...o günkü gösteriyi izlemeye ne dersin?
Neyden bahsediyorsun sen?
Tatilde beraber eğlenelim istemiyor muydun?
Tatil töreninin olduğu gün olacakmış.
Şarkıcılar da olacakmış.
Eğlenceli olur, değil mi?
Şu hayat dolu haline bak.
Neden kendini öldürdüğüne inandıysam.
Diyecek söz bulamıyorum.
Ne?
Zaten gidemeyeceksin.
Nesi bu kadar önemli ki?
Az önce ne dedim ben sana?
Doğum günümde öleceksin.
Şu şakayı bıraksan artık?
Gördüm diyorum!
Kendi gözlerimle senin öldüğünü gördüm!
Tamam, anladım. Bir intihar olayı var.
Ama önce bir sakin olup sınıfına dön.
- Bekle, daha bitirmedim. - Ha Rin Oh.
Demedim mi? Gidiyorum ben.
Hayır, bekle.
Derse beraber girecektik güya, tek başına mı kaçtın?
Kafa mı buluyorsun benimle?
Hayır.
Sakatlandı ya beraber revire gittik.
Doğru. Ne dediler? Çok mu kötü?
Pek sayılmaz.
Bileğini incitmiş. Şimdilik sol elini kullanamayacak.
Solaktı o. Ne yapacak peki?
Aynen.
Eğer intihar etmeyip biri onu öldürdüyse...
...peki o zaman, katil kim?
Sin U Kim.
Ui Yeong'in anlattıklarından beri sinirime dokunuyor.
Aşağılık kompleksi falan var sanırım. Korkağın teki.
Sin U Kim mi?
Boşver onu. Hadi gidelim.
Derse girmesen bile sınıf toplantısına katılman lazım.
Önce şu çocuğu bir araştırayım.
Ha Rin Oh.
Hadi, sınıf toplantısına gidelim.
Bu kadar erken mi oluyor sınıf toplantısı?
Okulda etkinlik var bugün. Ders erken bitecek.
Okul dışında takılmak yok.
Hemen eve gidip ödevlerinizi bitirin, anlaşıldı mı?
Peki!
Şuna şuna.
Nereden başlayıp da on gün içinde gerçekleri bulacağım ben?
Aklınızı başınıza devşirin.
Ne yiyoruz?
Önce Seo Jun Ji'ye gerçekleri anlatacağım.
- Ne yiyoruz diye soruyorum. - Nerede?
Ders bitince eğlenelim diye konuşmamış mıydık?
Bugün başım ağrıyor benim.
Ui Yeong Kim Hangang'da bisiklet sürelim diyor.
Seo Jun Ji sakat haliyle gidebilecek mi?
Seo Jun Ji de mi gidiyor?
Tabii, anca beraber kanca beraber demedik mi?
Ha Rin Oh, Su Jin Do,
...daha derse kalmak istiyorsunuz herhalde?
Hayır.
Susun o zaman.
Ders bitti.
Çıkabilirsiniz.
Önce kızarmış tavuk ısmarlayalım.
- Tavuk mu? - Evet, kişi başı.
Hangang'da tavuk yiyen mi kalmış?
Ben.
Yermiş bak.
Tamam, sana afiyet olsun.
Biz onun yerine ramen yeriz. Her türünden.
Her tür ramenden mi?
Sen benimle dalga mı geçtin?
Sen benim kız arkadaşıma mı güldün?
Ben mi?
Alâkası yok.
Kaşınıyor musun Eun Seong Cha?
Kaşınıyor musun yoksa Eun Seong Cha? Şu cesarete gel.
Şimdi hiç Hangang'da gezintiye çıkma vakti değil.
Su Jin, ne sürdün sen? Dudakların parlıyor.
Dünkünden güzel görünüyorsun.
Yeni bir lipstick çıktı mı asla kaçırmam.
Ha Rin Oh da daha bir güzel olmamış mı?
Az önce rujladım onunkileri de.
Aynı duruyor.
Hangang yerine daha sakin bir yere mi gitsek?
Daha sakin bir yer mi?
Evet, sana söylemem gereken bir şey var.
Kimsenin olmadığı sakin bir yere.
Kimsenin olmadığı sakin bir yere mi?
İkimiz, baş başa.
Sen ve ben, kimsenin olmadığı sakin bir yere mi gideceğiz?
Siz nereye gidelim dediniz bakayım?
Kimsenin olmadığı sakin bir yere mi?
Ne?
Hayır, onu kastetmedim.
Ha Rin Oh, seni edepsiz!
Hadi, siz önden yürüyün.
Hele bir kaytarmaya çalışın bakayım!
Ha Rin Oh da pek bir... Hadi.
Yalnız...
...benim Seo Jun Ji'ye bir şey söylemem lazım.
Boşversene!
Hiç kaytarmaya çalışma. Hep beraber Hangang'a gidiyoruz.
Aranızdan üç kişi marketten ramen alacak.
Kaybeden geri kalan iki kişiyi alır.
- Oynamayan mağlup! - Kağıt!
Taş, makas, kağıt!
Aman ne hoş!
Herkes benimle gitmeye can atıyormuş.
En mutlu seni gördüm.
Hiç de bile, asıl sen mutlu oldun.
Benimle gidecekler...
- Eun Seong Cha. - Neden?
Bir de Seo Jun Ji.
- Ben mi? Neden? - Canım öyle istedi.
- Tabii. - Hadi gidelim.
Niye erkek arkadaşınla gitmiyorsun?
- Yürü hadi. Ben... - Neyden bahsediyorsun sen?
Ben gidiyorsam Ui Yeong Kim de geliyor demektir.
Kesinlikle geliyorumdur.
No comments yet. Be the first to leave one.