The first 200 lines.
NETFLIX SUNAR
NETFLIX ORİJİNAL FİLMİ
"ÇOĞU ZAMAN İNSANLARI ŞEKİLLENDİRMESİ İÇİN TANRI'NIN ONLARI ERİTMESİ GEREKİR."
AMİŞ ATASÖZÜ
Önemli bir iç doku hasarı var.
Düzelteceğime dair söz veremem ama denemezsek
Leo bir daha konuşamaz.
Oğlunuz için elimizden geleni yapmalıyız.
Kendinize özgü inançlarınız olduğunu biliyorum
ama Tanrı bazen en iyi eserlerini insan eliyle gerçekleştirir.
Hayır.
Gel, yavrum, yardım et.
O iyileşecek.
Onu eve götürmeliyiz.
Tanrı, Leo'yu iyileştirecektir.
30 YIL SONRA
GELENEK ANA VATANINA GERİ DÖNÜYOR
...sadece bir müşteri değilsiniz, makinenin parçalarısınız.
YABANCI RÜYALAR
Duvarlara yazı yazıldığını görürseniz
lütfen yetkililere bildirin.
Tüm Amerikalı askerî personelin geçerli belgesi olmalı.
Leo!
Merhaba!
Çok özür dilerim.
Geciktim.
Çok üzgünüm.
Tamam, gidelim.
Leo, sana bir şey vermek istiyorum.
Biraz beklemelisin.
Hadi. Açlıktan ölüyorum.
Lütfen başınıza dikkat edin. FlyMeal geliyor.
Yine bunu yiyecek misin?
İnsanın canı çekiyor, değil mi?
İşte.
Beni yanlış anlama. Kendine özgü
yaşam tarzını çok seviyorum ama...
...işleri çok daha kolaylaştıracak.
Bulabildiğim en eski, en basit telefon.
Şimdi şuraya... Dur, sana göstereyim.
Tamam, işte böyle açıyorsun ve...
Ne?
Leo, saklanma.
Çok güzelsin.
Da stargo tora.
Gözlerimin karası.
Da stargo tora.
Kendimi güzel hissettiren şey anlamında.
-Merhaba! -Merhaba.
Bir tane daha?
Bu gece dans eden kaput süsü çok seksi.
Yukarı.
Şunlardan iki tane daha.
Şimdiye dek en sevdiğim bu.
Ama bu çok kolay.
Denizatı istiyorum.
-Tamam dostum. İşte geldi. -Gel tatlım.
-Teşekkür ederim. -Çok teşekkürler.
Hanımlar.
Baksana tatlım. Dostumun sana bir sorusu var.
Üstle alt uyuyor mu diye merak ediyorum.
Çekici değil mi?
-İçkini al. -Baksana Naadirah.
-Tatlı kız. -Naadirah, bir ara verelim.
Hadi.
-Hoşuna gitti. -Aynen.
Nicky seninle konuştu mu?
-Evet. -Şimdiye kadar ne kadar biriktirdin?
-Fazla değil. -Peki o neden yardım etmiyor?
Bilmiyor. Luba, arabanın üstünden kalk.
Ne? Bilmiyor mu?
Hem dilsiz hem de aptal. Kekliğe bak.
Onu hâlâ eve getirmedin. Umarım benimle ilgisi yoktur.
Luba.
Kapı koluna bir çorap asabilirsin, ben de içeri girmem.
Ya da ben uyuyana kadar bekle. Zaten sessiz biri.
Kes şunu.
Bu arada, neden konuşamıyor?
Karışık bir durum.
Annesinin hatası.
Ameliyata ihtiyacı var. Ama annesinin inancına aykırı.
Annem konuşmamı engelleseydi onun ağzına sıçardım.
Kötürüm olmasına rağmen.
Kelimelere ihtiyacı yok.
Kibar biri.
Onu neden sevmeyeyim?
Sevmek mi?
Evet.
Ben sevmiyor muydum?
-Luba... -Söylesene.
-İçeriye gidiyorum. -Dur. Nicky kimi önerdi?
Oswald.
İstediğin kadar Grace'e sürtün Luba,
asla onun kadar güzel olamayacaksın.
-Kalk arabamdan. -Tamam.
-İşe dönün. Hemen. -Tamam.
Mavi en sevdiğim lolipop rengidir. Onları yalarken...
Bak, ne diyeceğim.
Belki de önerdiğim para az geldi.
-Çek elini üstümden. -Karşı koymazsan belki...
-Çek elini üstümden. -Kim olduğunu... Hey!
Ne yapıyorsun? Dur! Rob!
-Ne bok yiyorsun? Dur! -Sorun yok. Bırak adamı.
-Seninle olduğunu bilmiyordum. -Bırak adamı.
Çek ellerini üstünden!
-İyi misin? -Paramı aldı dostum.
-Hırsız pislik. -Bana dokunma.
-Bu pahalı bir takım. -Değmez.
Leo.
Leo!
Bu işi kaybedemem.
Evet, kaltağına kulak ver Leo.
Evet, bas git. Yürü, seni sırık pislik.
Hadi, dışarı.
Pislik.
Beni itmeye kalkma!
Hoş geldiniz. Lütfen koltuklarınıza oturun ve emniyet kemerlerinizi bağlayın.
Öyle mi? Annenin sevdiği gibi.
Alo?
Evet.
Tamam. Yazıyorum.
Teşekkür ederim.
Hadi aşk çocuğu. Gidelim.
Burası benim hayalim, adım adım inşa ettim.
Arabam, kulübüm, güvenliğim.
Kolay olmadı.
Benim olana karışmaya kalkarsan...
Bir kere uyarırım.
Bir kere.
Seni bir daha burada görmek istemiyorum.
Bu akşam bir şey oldu.
Hayır. Yaralanmadım.
Ama...
Sana bir şey söylemem lazım.
Sana birinden...
Birinden bahsetmem lazım.
Hayır! Seni terk etmiyorum ama...
Kendimle ilgili bir şey söylemeliyim.
Tanrım, Leo. Senden ayrılmak, isteyeceğim son şey.
BAŞKA HİÇBİR ŞEYİN ÖNEMİ YOK
Devamlı ne karalıyorsun?
Bir yatak mı?
Bizim için mi?
Leo, nereye gidiyoruz?
Donuyorum.
Leo, araban mı var?
Bir masaldan fırlamış gibi.
Seni hak etmiyorum Leo.
Seni seviyorum.
Seni çok seviyorum.
Hep seveceğim.
Ama beni tanımıyorsun.
Josie'yi daha çok görse yakandan düşebilir.
Nasılsa günün yarısında buradasın.
Kızımın yeri benim yanım.
Peki Josie ne istiyor?
Bir dakika.
Hiçbir bok göremiyorum.
Biliyor musun? Pantolonunu kesmeliyiz.
-O daha çocuk. Kendine söyleneni yapıyor. -Anası benim Yankee kıçımı yesin.
Bacağı kurtarmaya çalışıyorum.
New York'a dönünce Josie'yle telafi ederiz.
SIHHİYE
Ne hoş bir külot.
-Club Kamo mu? -Jartiyere de tam uyuyor
Burada ne var? Bunu atıyor musun?
Çöp. At gitsin.
Kovanı görebiliyorum, sadece...
-Evet, evet... -Sakin ol...
Biliyorum. Çok acıtıyor.
Biraz baskı uygular mısın doktor?
Bak miyop arkadaşım, bu 38 kalibreliktir.
Aynen öyle. Şahin gibi gözlerin var.
O mavişleri bana bırak, işime yararlar.
Şah ve mat.
-Daha sonra biraz dağıtalım mı? -Elbette.
İyi mi?
-Beş kere mi vuruldu? -Gunther...
-Da. Beş. -Evet.
O zaman... İyi.
Daha siz fark etmeden soyguna başlar bile.
Devam et, kapat onu.
Memnuniyetle dostum.
-Bu adam aileden mi, adamlarınızdan mı? -Aileden değil.
Öyle mi? Dikişleri büyük at.
Aileden hiç kimse beş kurşun yiyecek kadar aptal değil.
Öyle mi?
O zaman söyle, dikkatli olsun
çünkü buralarda kalıp sosyal hayatını düzeltmeye niyetim yok.
Yani, gidiyor musun?
Bilmiyorum Akim. Gidiyor muyum?
Patron iki gün diyor. En fazla üç gün.
Bana mazeret gibi geldi tatlım.
Öyle, değil mi? Bana da.
Yine de güzel olmalı, değil mi?
Arayınca cerrah gelecek. Özel ameliyatlar yapacak.
Bu benim. Bira zamanı.
Ya sen, Akim? Bir şey içmek ister misin? Belki bir Black Russian?
Seni ülkeden çıkaracağını söylediyse, çıkarır.
Hassas bir konu.
No comments yet. Be the first to leave one.