Dexter: New Blood

Dexter: New Blood

Download Turkish Subtitle

Season 9

Release info

Dexter S09E08 720p/1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
A Commentary by RagnarLothbrok
Translated by nazo82

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
720p
720
1080
Published on: 2021-12-27
Downloads: 99
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

# Alabama - The Old Rugged Cross #

Hey psikopat!

Şimdi ne yapacaksın göt lalesi?

Ne yapıyorsun lan? Psikopat!

Siktir.

Ha siktir!

Onu öldürdün lan!

Yapma!

Bu adam kim be?

İyi günler Bay Caldwell.

Elric, şu köylü müziğini biraz kısar mısın amına koyayım?

Tamam, pardon.

Her şey yolunda mı?

Evet, her şey yolunda.

Sana bakayım dedim. İşin nasıl gidiyor?

Senin avcı herif elimde.

Çok kolay oldu. Sen oğlunu hallettin mi?

- Oğlum. - Her şeyi hallediyorum.

Görüşürüz.

Sıçtık.

Ağzına sıçayım!

Çeviri: nazo82 İyi seyirler.

# O Come, All Ye Faithful #

Az kalsın düşüyordu ya.

- Alo? - Selam Harrison.

Kamyon durağına gidiyorum, orada mısın?

- Hapistesin sanıyordum. - Yok, yok.

O meseleyi hallettik, bir yanlış anlaşılma olmuş.

Süper.

Aslında ben...

...şu an kamyon durağında değilim.

Biraz erken çıkmam gerekti. Babam geldi de, büyük bir kavga ettik.

"Büyük kavga" derken? İyi misin?

- Evet, iyiyim. - İyiymişsin gibi gelmedi bana.

Baban bir aman vermiyor, değil mi?

Şu an yanında mı?

Hayır, nerede olduğunu bilmiyorum.

Hâlini sormak için aradı mı peki seni?

Hayır.

Anladım. Bir işi falan vardır mutlaka.

E evlat, neredesin şu an?

Noel ağacı satılan caddenin karşısındayım.

Tamam, sen orada bekle.

Gelip alacağım seni.

Sana bir sürprizim var.

Bu herifi atlatmam lazım.

Sonra da pikabını alıp oğlumu bulmalıyım.

Selam, ne oldu?

Noel arifesi oldu, ne olacak. Eve git hadi.

Birazdan çıkacağım.

- İyi misin? - Olacağım.

Bir şeyler falan içmek isteyecek olursan...

Jim onu aramana çok sevinir yani.

Geçen akşam içki içtik, haberin var mı?

- Yoktu. - Gamsız biri gibi falan davranıyor ama...

...aslında sana ve Harrison'a çok değer veriyor.

Oğlu aşırı doz aldığı zaman ne kadar sinirlendi mesela.

Az kalsın öldürüyordu o torbacıyı.

Neden bahsediyorsun?

Tabii ya, sen...

...New York'taydın.

Miles O'Flynn adındaki torbacıyı tutuklamak için Crystal Bar'a gitmiştik.

Jim adamı bizden önce bulmuş. Ağzını yüzünü dağıtıyordu.

- Bunu bana nasıl söylemezsin? - Söylemek istedim de...

Sevgilini boklayan bir tip gibi görünmek istemedim.

Öfkesi gözünü kör etmişti.

Benim oğlum olsa ben de aynı tepkiyi verirdim herhâlde.

Özür dilerim, kusura bakma. Seni üzmek falan istememiştim.

Sorun yok, tamam.

Zor bir hafta oldu.

Kanaması olanın ben olmasından nefret ediyorum.

Oğlunun vebali...

...senin boynunda.

Kurtar lan onu.

Onun için uğraşıyorum.

İşte bu. Aklını başından alacak, garanti veriyorum.

Siktir. Bir bok yapmıyordum ben!

Biraz konuşacağız.

Bırak ya! Bira içiyordum sadece.

Rahat ol Miles. Sana bir şey yapmayacağım veya tutuklamayacağım.

Jim Lindsay'yle olan karşılaşmanı sormak için geldim.

- Kim? - Yüzüne bunu yapan adam.

O herif. Koduğumun delisi.

Evet, onu şikâyet etmeyi düşünüyorum.

Neler olduğunu anlatmak ister misin?

Tuzak falan değil bu, değil mi? Bana tezgâh falan kurmuyorsun yani?

Mal yok karşında.

Öyle mi? Bana yardım edersen karşılığını alırsın.

Tamam, peki.

Barda içki içiyordum.

O sırada Jim midir nedir, yanıma gayet dostane şekilde yaklaştı.

- Dostane mi? - Evet, benden bir yardım istedi.

Mavi haplardan bulabilirmişsin diye duydum.

Dışarı gel benimle.

Senden uyuşturucu mu istedi?

Sen söyledin, ben değil.

Neyse, dışarıdaki çöp konteynerlerinin oraya, yanıma geldi.

Ona şey...

Ona o yardımda bulunabilesin diye.

Aynen. Ama birdenbire üstüme saldırdı.

Durup dururken mi saldırmaya başladı?

Evet, pat diye vurmaya başladı bana.

Bak, çok saçma gelebilir ama bana vurmaya başlamadan önce...

...boynuma iğne gibi bir şeyle bir şey sapladı.

- İğne mi? - Aynen. "O ne lan?" falan oldum.

Sonra polisin geldiğini görünce "Harbiden neler oluyor lan?" falan dedim.

İşte o an yumruk atmaya başladı.

- Dur bir saniye. - Ardı ardına geçiriyordu.

Polisler gelince mi seni yumruklamaya başladı?

Aynen, onlar görünür görünmez.

Sana batırdığı şeyin iğne olduğuna emin misin?

İyi göremedim ki, her şey çok ani oldu.

Ama bak, yara izi hâlâ duruyor. Al, bak.

Kurt seni canlı getirmemi söyledi.

Ama var ya...

...anlayış gösterecek mecbur.

Değil mi?

Yani, şaka gibi.

Okul Noel tatili için kapalı sanırım.

Evet ama Matt'in güreş koçluğunu yaptığımdan beri anahtarları değişmediler.

Peki ya güvenlik kameraları?

Değerli çocuklarımız için olanlar mı?

Yok, onları beyaz geyikleri izlemek için ayırmışlar.

Asıl önemli olan onlarmış ya hani.

Bazen yaramazlık yapmak iyidir, değil mi?

Evet.

Hem ne yapacaklar? Beni yine mi tutuklayacaklar?

Sıçtığımın karı. Üç yaşındaki velet bile izimi bulabilir.

Hadi koca oğlan, o dereye doğru git de oğluma dönebileyim.

Okul tarihindeki ilk mükemmel oyun.

- Matt mi o? - Evet, senin yaşlarındayken.

Her maçına giderdim.

Baba olmanın en sevdiğim yanıydı.

Vay.

Üç spor birden mi yapıyordu?

Evet.

O çok...

...özeldi. - Şu an nasıl?

- Son zamanlarda konuştunuz mu hiç? - Aslında...

...konuşmadım. Pek iyi iletişimimiz olmadı hiç.

Sen ve ben gibi olamadık.

Noel'de eve gelmeyecek mi yani?

Onca arama yapıldıktan sonra ortaya çıkmaya korkuyor bence.

Kötü olmuş.

İnsanlar çok bağışlayıcı olabiliyor, hele de bayram zamanları.

Herkes değil.

Hadi gidip biraz eğlenelim. Gel.

Bu numaralar bayatladı be oğlum.

Oyun mu oynamak istiyorsun? Bütün gün oynarım istiyorsan lan.

Senin çok vaktin olabilir ama benim yok.

- Vay, harikaymış. - Değil mi?

Küçük kasabalar spora düşkün oluyor.

Başka ne yapacağız ki, değil mi?

Hadi bakalım.

Bakalım...

İşte bu.

Tamam.

- O topu tam buraya koy. - Tamam.

- Dur da o tarafa geçeyim. - Tamam.

Tamam.

İstediğin zaman at.

Vay. Matt senin eline su dökemezmiş.

Son sınıftayken atıcılıkta Mountain Lig'in başındaydım.

Ona bildiği her şeyi...

...ben öğrettim. Tamam, bu kadar yeter.

Caka satayım derken bir yerimi incitmeden kapatalım şunu.

Hiç oynadın mı?

- Jim hiç öğretmedi mi sana? - Hayır.

Tamam, göster bakalım hünerlerini.

Yaz kampı.

Bir seri katilin direnmesi için mükemmel bir yer.

Tamam, hazır ol!

- Affedersin. - Sorun değil, özre gerek yok.

Tamam, geliyor.

Sorun değil.

Doğru öğretilmemiş sana.

Sen bileğinle atıyorsun.

İçgüdülerin iyi ama tüm bedenini kullanmalısın.

Bacaklarını açacaksın.

Tüm bedeninle atacaksın.

İşte böyle, güzel. Bir kez daha.

Öne gel, tüm bedeninle.

Tamam, şimdi öne gel ve tüm bedenini kullanıp bileğinle savur. Hazır mısın?

Öne gel, tüm bedenini kullan ve savur.

İşte böyle, oldu.

Korkmuyorsun, değil mi?

- Hayır. - Güzel.

Şimdi...

Hazır mısın?

Tamam, rahat ol biraz.

Kafanı kaldırma, gözün topta olsun, tamam mı?

Hazır mısın?

Aferin be oğlum, işte bu.

Çok güzel, şimdi iyice asıl.

İşte budur.

Vay anasını!

Sana kolay gelmeye başladı bu.

Bir de falsolu top deneyelim, bakalım yapabilecek misin.

Tamam, geliyor.

İyi misin?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left