The first 200 lines.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Birinci kanun: Bir robot, bir insana zarar veremez
ya da pasif kalarak bir insana zarar gelmesine izin veremez.
İkinci kanun: Robot, insanların verdiği her emre uymak zorundadır.
Bunun tek istisnası emirlerin birinci kanunla ters düştüğü durumlardır.
Üçüncü kanun: Robot, birinci ve ikinci kanunlarla
ters düşmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır.
BİRİNCİ BÖLÜM
Günaydın Georgy.
Uyanma vakti geldi.
Erken kalkan yol alır.
Kes sesini Vasily!
Okula gitme vakti çocuklar.
Herkes uyandı, sadece Bay Safronov akşamdan kal...
Bu, işe yaramaz, Georgy.
Hemen kalk!
Kashirskoye Otobanı'nda ciddi bir kaza olmuş.
20 dakika sonra morgumuza beş ceset gelecek.
Kötü bir şaka bu.
Şaka yapmıyorum.
Uyandırma rutinin için
sadece senin belirlediğin kalıplardan yararlanabilirim.
- Peki kaza oldu mu, olmadı mı? - Olmadı.
Acımasızsın.
Bu saçmalıkları sana ne zaman yükledim?
- 1 Nisan... - Kes. Cevap veresin diye sormadım.
Beni bir daha sakın bununla uyandırma.
Sağ ol.
Saat kaç?
Moskova saatiyle 12.34.
Ne?
Aklını mı kaçırdın?
Beni 11'de uyandır demiştim.
Uyandırdım ama sonra bana başka bir emir verdin.
Ne emri?
Tekrar edemem.
Programım küfürlü konuşmama izin vermiyor.
Ama benimki veriyor seni külüstür!
Yetki sende.
Başüstüne patron.
Sakın!
Yapma! Ben burada çalışıyorum.
Adınıza park cezası kesildi.
Üzerine yıldırım düşesice...
Anında ihtiyaç kredisi...
- Günaydın Georgy. - Günaydın.
Sistem açıldı.
Nasıl yardımcı olabilirim?
- Komşuya bırakayım mı? - Evet. Marina gelene kadar ölür gider.
Hazır mısın Sonya?
- Neredeyse. - Acele et. Baban geldi bile.
- Merhaba. - Merhaba.
İzin kâğıdını getirdin mi?
ÇOCUĞUN YURT DIŞI SEYAHATİ İÇİN İZİN
- Sonya geliyor. Şu an giyiniyor. - Ya Egor?
Egor arkadaşına gitti.
Bugün çocukları alacağım diye anlaşmıştık.
Egor 16 yaşında. Onu kontrol edemem.
Görüşeceğimiz günleri sen ayarlıyorsun.
- Ara onu. - Telefonunu açmıyor.
Benim suçum mu?
- Baba! - Sonya! Merhaba.
Montun çok güzel.
Güle güle tatlım.
Hoşça kal anne.
Hâlâ bilmiyor, değil mi?
Alla, böyle olmaz.
Ona söyleyeceğim. Söz.
Ama sonra.
Bu nedir?
Uçurtma.
Egor da senin gibi küçükken onunla uçuruyorduk.
Atla.
Uzaktan kumandası nerede?
Uzaktan kumandası mı? Kumandası yok.
- Nasıl yani? - Yok işte.
Göreceksin.
Egor'u ara.
BABAM
BABAM
Abone cevap vermiyor.
Neredesin Dimych? Boyaları aldım.
Kantindeyim. Geliyorum.
Tamamdır.
Safronov!
Veda etmeden mi gidecektin?
Çantada ne var? Annen sandviç mi koydu?
Para nerede?
- Kolyan, iyi misin? - Beni rahat bırak!
Sen öldün Safronov.
Uçurtmanın burnunu rüzgâra karşı tutacaksın.
Onun burnu mu var?
Tabii ki var. Kuyruğu da var.
Önemli olan, uçurtmanın rüzgâr esintisine paralel olması.
Paralel olduğunda bırakacağız.
- Tamam! - Hazır. Ve koş.
Bak, uçuyor!
İnanılmaz. Uçuyor!
Vay canına.
Sıra bende.
Yetiş hadi!
Sıra bende!
Harika!
Hadi. Süper!
Maalesef kaçarken boyalar düştü.
Sadece bir sprey kaldı.
Boş ver.
Boyalardan olmaya değerdi.
Şey...
...iyi yolculuklar.
Daha demin bana kalmamı söylemedin mi?
Sadece veda etmek istemedim.
Avustralya'da yaşayan bir arkadaşı
ölü bir kahramana tercih ederim.
Şerefe.
Dua edelim de uçuş iptal olmasın.
Aynen.
- Mükemmel uçtu. - Emin misin?
- Hoşuna gitti mi? - Evet.
Siz Avustralya'dan döndüğünüzde Egor'la birlikte uçururuz.
Pek sanmıyorum baba.
Neden? Bir ay sonra da uçurtma duruyor olacak.
Oraya bir aylığına gitmiyoruz ki.
Lev amcam orada iş buldu. Annem de öyle.
Ben de anaokuluna gideceğim.
Yanlış bir şey mi söyledim?
Selam. Eğlendiniz mi?
Sonya nerede?
Hiç değişmemişsin.
Hâlâ arkamdan iş çeviriyorsun.
Gera, ben...
Bak, sana bir şey söylemedim çünkü...
- Seni üzmek istemedim. - Oldubittiye getirecektin.
İstediğini düşün.
Ben çocuklarımızı düşünüyorum. Avustralya'da rahat edecekler.
- Babaları olmadan mı? - Ziyarete gelebilirsin.
Avustralya'ya mı?
Merhaba Georgy.
- Selam. - Sonya'yı kaçırdı, Lev.
Sakin ol.
- Açıklayabilir misin? - Açıklayacak bir şey yok.
Sonya benimle kalacak. Size bunu söylemeye geldim.
- Bize ültimatom veriyor. - Sakin ol.
Hâlâ vakit var. Konuşabiliriz.
Hayır, bu kadar yeter. Artık konuşmayacağım.
Duydun mu? Yetti artık. Polisi arıyorum.
Kâğıdı imzaladın. Bu da demek oluyor ki...
O belge bir aylık seyahat içindi.
Neden çocuklarımı benden ayırmaya çalıştığını anlatırsın artık.
Bir şey değil!
Polisi ara. Onlar uğraşsın.
Sevkiyat geldi.
Harika.
Victor, yayındayız.
Üç Kişilik Sofra devam ediyor ve tekrar stüdyoya dönüyoruz.
Siberseks konusunu konuştuğumuzu hatırlatırım.
Çağımızın kâbusu mu yoksa masum bir uğraş mı?
Bugünkü programımızın konukları geliyor şimdi.
Olga, kocasını bir robotla yakaladı ve bunu zina olarak görüyor.
Dmitry'nin bakış açısı farklı.
Robot canlı bir varlık değil. O yüzden olay, aldatma sayılmaz.
Bu sıkıntılı durumda kim haklı?
Bunun gibi ilişkiler bir aileyi mahvedebilir mi?
Ne diyebilirim Maxim? Burada kelimeler kifayetsiz kalır.
Şu şeytan icadı çağdaş robot teknolojisi yüzünden
hayatları cehenneme dönen bu aileye
nasıl yardımcı olabilirler?
İnsanlara maden aramada,
uzayın keşfinde ve tehlikeli sektörlerde yardım etmeleri için
tasarlanan bu zeki makinelerin tutku ve hırslara
hizmet etmeye başlamaları onların suçu mu?
Evet, Bay Toropov'dan bahsediyorum.
Manevi değerlere önem verilen ülkemizin başına bu belayı saran odur.
Cinsel açıdan güvenilmez olan Batı toplumunun
siber çöpünü onlar getirdi.
İzlediğiniz için teşekkürler. Programın tamamını...
Sen bu pazarda öncüsün Victor.
Rusya'da satılan on robottan yedisi senin mağazalarından alınıyor.
Rakibine söyleyeceğin bir şey var mı?
Sağ ol Maxim. İlk olarak, seks robotlarında bir sorun görmüyorum.
Seks robotları yalnız kişilere psikolojik rahatlama sağlayıp
onların öfke düzeylerini düşürüyor.
Saçmalığın daniskası!
İkinci olarak, küresel istatistiklere bakarsak
seks robotları, insan fuhuşu gibi ahlaksızlıkları bitirmeye yardımcı oluyor.
Bu doğru mu?
Kesinlikle.
Olga ve Dmitry'ye gelince, aralarındaki hisler gerçekse
bir robotla seks yapmak bunun yerini alamaz.
Bir kahve makinesini ya da elektrikli süpürgeyi kıskanmazsınız.
Seks robotu da insana benzeyen
bir ev eşyasıdır.
Başka bir şey değil.
Onunla sabahları kahve içemezsiniz,
metroda el ele tutuşamazsınız,
çocuk büyütemez
ve aynı günde ölemezsiniz.
Bir bilgenin dediği gibi,
insana insan lazımdır.
Cronos'a hoş geldiniz.
No comments yet. Be the first to leave one.