The first 200 lines.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Ne kadar kaldı?
Neredeyse hazır.
-Nolwazi, buraya gelme demiştim. -Halata neden ihtiyaçları var?
Önemi yok. Mary'nin yanına geri dönmelisin.
Söylediklerimi unutma.
90 saniye.
Anladım. 90 saniye.
Siz hazır mısınız?
-Hazırız. -İyi.
Pekâlâ. Saat 21.50.
Tarih 12 Haziran ve ilk defa odaya gireceğiz.
Birlikte yapacağız. Tetikte olun.
-Tamam. -Tamam.
O neydi öyle?
Eric, ne oluyor?
Eric.
İyi misin?
Eric!
Eric!
Dur orada! Seni uyarıyorum!
JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA
Bu bir şaka olmalı.
LONDRA, İNGİLTERE
Merhaba Will. Yeni evin nasıl? Yerleştin mi?
Yerleşmedim, resmen düştüm!
Bu ne böyle? İntikam mı alıyorsun?
Hadi ama Will. O kadar da kötü değil.
Hatta biraz şey olursa hoşuna gider diye düşündüm… Nasıl denir?
-Otantik. -Başını ne kadar büyük bir derde soktun?
O ne demek?
Buzdolabından bir şey akıyor. Ceset olduğuna eminim.
Burada yaşayan kedili kadındır.
Tamam. Dinle, işler biraz durgun, tamam mı?
Hepimiz zor durumdayız.
Senin işin, satabileceğim bir kitap yazmak. Tamam mı?
-Eski günlerdeki gibi. -Kitaplar değişmedi Ben.
Biliyorum ama piyasa değişti.
Bu yüzden bir plan yaptım.
Nasıl bir plan?
Hemen delirme ama…
Sana yardım etmesi için birini tuttum.
Ne yaptın?
Will, eğer değişmezsek
işimiz biter, tamam mı? Biter.
Hoşuna gitmediğini biliyorum
ama yapabileceğim hiçbir şey yok. Başka seçeneğimiz yok.
Bu kişi tam olarak neye yardım edecek?
Gençlere daha fazla hitap etmeni sağlayacak.
O kadar.
Kapıyı o mu çalıyor acaba?
Yok. Evet. Belki.
Tabii oda servisi çağırmadıysan.
Hiç komik değil ve bu konu kapanmadı.
Seni görünce bıçaklayacağım.
-Merhaba. -Kelly?
Merhaba. Sana ev hediyesi getirdim.
Ben, evinin biraz hüzünlü olduğunu söyledi.
Öyleymiş.
Ben seni mi tuttu?
Evet.
Tam olarak ne yapman için?
Araştırma yapmak,
randevularını falan ayarlamak için.
Seni sosyal medyaya sokmak için.
Onu unut.
Bakarız.
Bak Kelly, seninle çalışmayı çok isterim
ama bu kötü bir fikir.
Tehlikeli olduğunu biliyorsun. Canın yanabilir.
Evet. İlk olmaz.
Ölebilirsin. Daha önce öldün mü?
Hep böyle negatif misin?
Bunu değiştirmemiz gerekecek
çünkü bu tavrınla kimse kanalını izlemez.
Kanalım mı? Dinle… Komik.
Dinle, şunu açıklığa kavuşturalım.
Ben bir yazarım. Doğaüstü güçlerle ilgili kitaplar yazıyorum.
Sosyal medyayla işim yok.
Merhaba. Güzel.
Neye benziyorlar?
Hadi ama. Abartacak ne var?
Çoğu zaman insana benzerler.
Onun dışında?
Onları göremezsin.
-Varlıklarını nasıl anlıyorsun? -Onları hissedersin.
Ağırlar ve havayı çekerler.
Öldüklerinin farkındalar mı?
Çoğu zaman.
Ne istiyorlar?
Bazıları yaşamaya devam etmek, ailelerinin yanına dönmek ister.
Peki diğerleri?
Bizi sevmiyorlar ve aralarında olmamamızı diliyorlar.
Tüylerim ürperdi.
Bana inanmıyor musun? O zaman neden çekiyorsun?
Büyüdüğünde arkadaşlarına eskiden deli olduğunu göstermek için.
Kamerayı bana ver.
Gel de al.
Will! Hey!
-Ne var? -Beni dinlemiyor musun?
Hayır.
Neden korkuyorsun, dedim.
Korkmuyorum.
Sadece hoşuma gitmiyor.
Bir sürü megaloman nefret kusuyor ve gerçek hayatı çarpıtıyor.
Üstüne alınma.
Sosyal medyadan bahsediyoruz Will. Soykırım değil bu.
Soykırımın bir amacı var en azından.
Neredeyse hazırım.
Ne dememi istiyorsun?
Ne istersen. Kişiliğini göster.
Abartmayalım da.
Azı karar, çoğu zarar.
Şu an bulunabileceğin başka bir yer yok mu?
-Yok. -Buzdolabında yemek var.
Ne? Yemek mi? Nerede?
-Teşekkürler. -Ne demek.
Bak, üstünde fazla düşünme. Sadece
kendini tanıt ve kanaldan bahset, tamam mı?
-Tamam. Hazırım. -Tamam.
Üç, iki, bir.
Merhaba. Gösterime hoş geldiniz.
Adım Will Stone, Dead Places isimli kitap serisinin yazarıyım.
-Evet! -Önümüzdeki birkaç hafta boyunca
Güney Afrika'nın en hayaletli yerlerini gezeceğim.
Son on yıldır yaptığımın aksine, tecrübelerimi yazmak yerine
burada sizinle paylaşacağım.
Anladığım kadarıyla ücretsiz olacak.
Sonrasında her şeyin sahte görünmesinden ve ne denli çirkin
bir alçak olduğumdan yakınabilirsiniz.
Heyecanlıyım ve sabırsızlanıyorum.
Umarım siz de öylesinizdir.
Yuh!
Haberin olsun, ücretsiz yapmıyorsun.
Kanalımdan gayet iyi geçiniyorum.
Bu tartışmalı bir konu.
Gabriel?
SON İHTAR
İki şartım var.
Parayı peşin ödeyeceksin ve kameraya konuşacaksın.
Ve odaya erişimim olacak.
Öyle istiyorsan öyle olsun.
-Ne zaman? -Yarın eve gel.
Dokuzda.
Tamam. Teşekkürler.
-Gabriel mıydı? -Evet.
Fikri neden değişmiş?
Her zamanki gibi sosyal medyadan.
Öyle mi?
Para.
Bu odanın özelliği ne?
Nasıl söylesem?
Muhtemelen hayaletli.
Tamam. İkinci denemeyi yapalım mı?
-Evet, hadi. -Üç, iki, bir.
İşte orada.
Tepedeki eski ve hayaletli bir ev. Hiç de klişe değil.
Muhtemelen alkolik olan, talihsiz eski polis söylüyor bunu.
Alkolikler alkolü bırakmak ister, bilgin olsun.
Ben bir sarhoşum.
Şu şeyi suratımdan çeker misin?
-Ama süper görünüyorsun. -Evet. Hadi.
Vay canına! Burası kaç yıllık?
1905'te inşa edilmiş.
Joburg'deki ilk köşklerden biri. İki yangın atlatmış.
22 şöminesi olduğunu düşünürsek hiç de şaşırtıcı değil.
Merhaba.
Adın ne?
Nolwazi.
Memnun oldum Nolwazi. Benim adım Kelly. Burada mı yaşıyorsun?
Sahibi babam.
Harika. Biz de o yüzden geldik. Onunla bir görüşmemiz var.
Burada mı?
Nolwazi.
Mary'yle konuştum.
Pasta aldım. Mutfakta.
Nolwazi yabancılara karşı soğuktur.
Akıllı bir kız.
Bu, iş arkadaşım Kelly.
Merhaba.
Şartlarımı hatırlıyor musun? Sadece sen.
Kelly sadece gözlem yapacak.
Son iki kişi de gözlem yapacaktı ama öldü.
Evin diğer kanadında kalacak.
Kesinlikle.
Gel benimle.
Eşin mi?
Evet.
Hâlâ birlikte misiniz?
Birlikteliği nasıl tanımladığına göre değişir.
Üç yıl önce öldü.
Başın sağ olsun.
Bütün yazarların alkol kullandığı doğru mu?
Doğru sayılır ama saat daha çok erken.
Artık normal nedir bilmiyorum.
-Kötüleşti mi? -Öyle denebilir.
-Açık konuşabilir miyiz Will? -Tabii ki.
Bunu neden yapıyorsun? Kitaptan bahsetmiyorum.
Bu benim işim.
Gerçeği istiyorsan, yaptığım tek şey bu.
No comments yet. Be the first to leave one.