Big Mouth

Big Mouth

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Big Mouth S01E03 WEBRip x264-RARBG
A Commentary by chamallow

Tags

webrip
web
x264
BRip
Published on: 2017-10-06
Downloads: 27
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

BİRAZDAN İZLEYECEĞİNİZ FRAGMAN TÜM SEYİRCİLER İÇİN UYGUNDUR

Göğüs kasları...

...karın kasları...

...yarak.

Dwayne "The Rock" Johnson, seksi Paul Bunyan rolünde.

Kesmem gereken bir ağaç var.

İşte bu!

Kahretsin Paul, ıslak göğsün taşaklarımı ağrıttı.

Bu sonbahar Paul Bunyan, Büyük Elma'yı alacak

ve her bir ısırığını yutacak.

Aman Tanrım, bu film harika görünüyor.

Evet, bu film harika olacak.

İşte bu. Çıkar çıkmaz ikimize bilet alacağım.

-Aslında bana almana gerek yok. -Ne? Biz her filmi birlikte izleriz.

Artık Jessi'yle çıkıyoruz ve yani...

Ve onunla gitmen gerektiğini düşünüyorsun. Evet, bu çok mantıklı.

Ama fragmanı birlikte izleyebiliriz.

Bunu çok isterim Nick.

Pekâlâ, yükleniyor.

Bunu Bryan Singer yönetmiş.

Göğüs kasları...

...karın kasları...

...yarak.

N'aber adamım? Beni mi çağırdın? Kime ereksiyon olduk?

-Şey... -Rihanna? The Land O' Lakes'teki fıstık?

-The Rock'a kaldırmışsın. -Hayır! Ne? Hayır!

İmkânsız, bu rastgele oldu. Biliyorsun, bunu kontrol edemiyorum.

Mesela, o dolgun domatesi gördüğüm zamanı hatırlıyor musun?

Evet, rastgele olabilir ya da belki de sen bir geysindir.

Pekâlâ, bu saçmalık, tamam mı?

Tek yaptığım kızları hayal etmek.

Bunu tek bir şekilde öğrenebiliriz. Pekâlâ, otur bakalım.

-Gözlüğümü çıkarmalı mıyım? -Hayır, bu bir göz testi değil.

Bu bir gey testi.

Şimdi söyle bakalım, bir numara mı yoksa iki numara mı?

-Bir numara. -İlginç.

Bir numara mı, iki numara mı?

-İki numara. -Harika.

-Bir numara mı, iki numara mı? -Bir numarayı bir daha görebilir miyim?

-Evet. -Bir numara.

İlginç. Pekâlâ, bir numara mı, iki numara mı?

-Aman Tanrım. -İki numara, değil mi?

-Belki de ben geyimdir. -Pekâlâ, bunu bildiğimiz iyi oldu.

Yazma bunu, form mu dolduruyorsun?

Hayır, yalnızca bir tek boynuzlu at çiziyorum.

-Tatlı bir tarafın da varmış. -Mr. Clean'i götünden sikerken.

FRANCESCO'NUN RESTORANI

Su güzelmiş.

Evet, musluk suyunun iyi olduğunu duymuştum çünkü içinde florür varmış.

-Harika. -Harika.

-Andrew bugün çok komik bir şey yaptı. -Tanrım, anlatsana. Ne yaptı?

Jelibonları eriyerek tek bir büyük jelibon hâline geldi.

-Sonra ne oldu? -Sonra da onu yedi.

-Ben tuvalete gidiyorum. -Harika. El baño.

Pardon, ne?

- El baño şeyin İspanyolcası... -Tamam, şimdi tuvalete gideceğim.

Bu kesinlikle acı vericiydi benim güzel, küçük kukum.

Farkındayım, önceden birlikte çok eğlenirdik.

-Şimdi neden bu kadar garip? -Çünkü siz birbirinize uygun değilsiniz.

-Ama Nick'i gerçekten seviyorum. -Arkadaş olarak.

Ama öpüştüğünüzü hatırlıyor musun?

-Ne hissetmiştin? -Pek bir şey hissetmemiştim.

Nasıl hissettirmesi gerekiyordu ki?

Tıpkı Stanley Kowalski seni kaldırıp ve hiç ağırlığın yokmuş gibi

mutfak tezgâhına fırlatmış gibi.

O kim bilmiyorum ama kulağa harika geliyor.

O tramvaya "Tutku." demelerinin bir sebebi var.

Şimdi dışarı çık ve o çocuktan kurtul.

Kesmem gereken bir ağaç var.

Işıklar kapanıyor. Saat 21.05.

Selam baba, sana bir şey sorabilir miyim?

Bana mı? Tamam ama ışıkları kapalı tut. Con Ed'de hisselerim yok.

Kadınları beğenmeye ne zaman başladın?

-Kadınlar mı? Onlara katlanamıyorum. -Gerçekten mi?

Erkekler de umurumda değil. Genel olarak insanları sevmiyorum.

-Peki ya annem? -Anneni seviyorum

ama bunu ona söyleme. Başka kim var?

Dört kişiyi daha sayabilirim.

Terry Bradshaw tabii ki.

Metro North'ta iyi bir kondüktör var.

Kuzenim Eugene. Hayır, bu kadar. Sanırım bu kadar.

Sanırım üç kişi. Evet, üç kişiyi seviyorum.

-Andrew, bu konuşma yardımcı oluyor mu? -Sanırım.

Güzel. Çalışma odasında yere yatıp postaları açacağım.

-Yemek için teşekkürler. -Yemeğimi geri gönderdiğim için üzgünüm.

-Tilapiayı bir çeşit makarna sanmıştım. -Hayır, balık.

Evet, bunu artık biliyorum.

Biliyor musun? Düşünüyordum da arkadaşken çok iyiydik.

-Çok iyiydik. -Belki de tekrar arkadaş olmalıyız.

Buna bayıldım. Eksik olan buydu, değil mi? Arkadaş olmak.

Güzel. Aynı şekilde düşünmene sevindim.

Nick! Güzel ceket adamım.

Teşekkürler. Teyzemin ilk düğünü için almıştım.

Aşk bir yolculuktur dostum. O da bunu anlayacaktır.

-Hazır mısın jelibonum? -Evet, hoşça kal Nick.

Ve tekrar teşekkürler.

Bu harika! Sevgilimle arkadaş oldum.

Judd, okulda bugün özel bir şey olacak mı?

-Hayır. -Harika.

Çok gizemli. Bu çocuğa bayılıyorum.

-Nick, dün geceki büyük randevun nasıldı? -Biraz garip başlamıştı

ama Jessi'nin aklına tekrar arkadaş olabileceğimiz fikri geldi

ve ben de bu konuda çok heyecanlıyım.

-Tatlım. -Ne?

"Arkadaş olalım." mı yoksa "Sadece arkadaş olalım." mı dedi?

-Arasında bir fark var mı ki? -O küçük sürtüğü parçalara ayıracağım.

-Ne? -Kulağa senden ayrılmış gibi geliyor.

Hayır millet, kimse kimseyi terk etmedi. Hâlâ çıkıyoruz, sadece arkadaşız.

Bunun, senin fikrinmiş gibi düşünmeni sağladı, değil mi?

Ben de Tyler Kinney'ye tam olarak bunu yapmıştım.

Tyler'ı hatırlarsın. Ön bahçemizde kendini ateşe vermeye kalkmıştı.

Adamım, Jessi beni terk etmiş.

-Herkes bir kaybeden olduğumu düşünecek. -Bence sen bir kazanansın.

-Senin ihtiyarla bir randevu ister misin? -Hayır!

-Aman Tanrım. -Kendini ateşe ver.

DEFOLUN ENTRİKACI ÇİNGENELER!

Merhaba Matthew.

Bakın, kayıp eşya bürosu bir insan olmuş.

Yanlış anlamazsan şunu merak ediyorum,

gey olduğunu nasıl anladın?

Üzgünüm, sen tanıdığım tek geysin.

Ben gey olduğunu bildiğin tek kişiyim.

Bunu neden konuşuyoruz?

-Gey olduğunu düşünüyorsun. -Ne? Hayır!

Evet, emin değilim.

Hayır, bunu anlayabiliyorum. Yani, bir heteroseksüel olarak berbatsın.

Selam Andrew, seninle ilgilenmediğimi

-baştan söylemek istedim. -Tamamıyla anlıyorum

-ve samimiyetin için teşekkür ediyorum. -Rica ederim.

Bu. Bir de bu var. Garip bir biçimde resmîsin.

Hava Kuvvetleri'ndeyken

IBM'de orta dereceli bir yönetici olan ve evinin bir kısmını

spor salonu yapan gey bir adam gibi.

Bu, kendim için oluşturduğum güzel bir hayata benziyor.

Şununla yüzleşelim Andrew, soruyorsan muhtemelen geysindir.

"Muhtemelen gey" mi? O da ne demek?

Bu benim işim değil. Benim sabah duyurularım,

-seninse armut gibi vücudun var. -Tanrım.

MATTHEW'LA SABAH DUYURULARI

Lakros denemeleri yarın.

Rıza kavramına bağlı olmayan zengin sosyopatlar için heyecanlandırıcı haber.

Hadi gerçekten umursadığımız bir konuya geçelim. Nick ve Jessi.

Herkes kimin kimden ayrıldığını öğrenmek istiyor

ve bizlere bu bilgiyi vermek için karşınızda içeriden biri Nick.

Nick, bizlere o küçük kelimelerinle kimin kimi terk ettiğini söyler misin?

Öncelikle terk etmek kelimesinden gerçekten hoşlanmıyorum.

Saldırgan buluyorum. Kimin kimden ayrıldığı gerçekten önemli mi?

-Elbette önemli, bunu biliyorsun. -Pekâlâ, söyleyeceklerim şunlar,

bence Jessi harika bir kız

ve bu yüzden ondan ayrılmak benim için çok zordu.

Duydunuz. Nick, Jessi'yi terk etmiş.

"Sinirli."

O pigmenin götünden elimizi sokup kalbini çıkarmalıyız.

Göt kalbini!

Yarın pembe göz salgınıyla alakalı

Hasta Sıfır ile özel bir röportaj yapacağız.

Geriye dönüp baktığımda, bazı basketbol toplarında kesinlikle kaka bulunmakta.

Ben Koç Steve bu arada. Televizyonda olacağıma inanamıyorum.

Pekâlâ, normalde şu sıralarda Mets'in maçını izliyor olurdum.

Ama muhtemelen gey olduğum için belki de...

Kesinlikle gey pornosu izlemelisin.

Biliyorum ama alelade bir porno izlemekten korkuyorum.

Doğrudan gey pornosu izlemek, denize kafa üstü atlamak gibi olmuyor mu?

Daha çok göt deliğine sikle atlamaya benziyor. Çaktım lafı.

Hemen gey pornosu yazma. Önce tarayıcıyı gizliye al.

İyi düşündün.

Yoksa doğum günündeki şişman bir çocuktan daha çok çerez temizlememiz gerekir.

Yine çaktım lafı.

Pekâlâ Andrew, bu senin yolculuğun. Kendi şamanın olmalısın.

-Fareye tıkla. -Pekâlâ, tıklıyorum.

ACIKTIN MI? BURAYA TIKLA

-İşte bu. -Siktir, dur bakalım. Bu da ne?

-Şu güzelmiş. -Dur, kapat şunu.

-Kapanmıyor. Neden kapanmıyor? -Şunu açalım.

-Hayır, yakınlaştırmak istemiyorum. -Evet!

-Tıklamayı kes! -Onun da kendi hayatı var!

Virüs! Sana yazıklar olsun!

-Andrew, orada neler oluyor? -Hiçbir şey.

-Uyuyorum. -Bilgisayarda bir sorun var.

Terry Bradshaw, Howie Long'la duş alıyor

ve neden Shannon Sharpe da yanlarına girmek istiyor?

Aman Tanrım.

OKUL VE BOK BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN

Jessi'den nasıl ayrıldın? Onu ağlattın mı?

Dürüst olmak gerekirse yapmak zorunda kaldığım en zor şeydi

ama yapılması gereken buydu. Bu sana mantıklı geliyor mu?

-Sen benim adamımsın. -Nick Birch!

Görünüşe göre bu sabah doğru kıyafeti seçmişim.

Jessi, seni görmek çok güzel.

-Öyle mi? -Neler oluyor?

Göremiyorum. Gözlerim kabuklardan kapandı.

Bak, hâlâ arkadaş olabiliriz.

Arkadaş mı?

Biz arkadaş değiliz.

O tıfıla haddini bildir.

Ve yanlış anlaşılmaları ortadan kaldıralım, ben senden ayrıldım.

-Yani, karşılıklıydı. -Hayır.

-Vur onu. -Senin büyük, kedi balığı

ağzını öper öpmez bunun yürümeyeceğini biliyordum.

More Turkish subtitles for Big Mouth

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left