The first 200 lines.
8 Haziran 1990
Peki, baştan alıyoruz.
Bu huzurlu... Sanki daha... Huzurlu. Tamam mı?
Nota değeri aynı, ama oradaki o ufak süsleme yok.
Tamam.
-Bu huzurlu köyde -Evet!
Bir de "yoksul" var, değil mi?
-Yoksul. -Bu küçük yoksul köyde.
Doğru.
Bu küçük, bu huzurlu köyde
Günler hep aynı geçiyor
Bu köyün küçük insanları
Güne başlıyor
-Bonjour -Bonjour
-Bonjour, bonjour -Bonjour
1990 yazıydı...
DON HAHN YAPIMCI, GÜZEL VE ÇİRKİN
...Güzel ve Çirkin'in şarkılarını kaydetmek için
hepimiz New York'taydık.
Howard Ashman ve söz yazarı ortağı Alan Menken Oskar,
Altın Küre ve Grammy ödülleri almış, bir neslin yoğun ilgisini
çekmişlerdi.
Onu ilk gördüğüm gün kalbim durdu
Vuruldum güzelliğine
O da beni sevmeli Benimle evlenmeli
Bana bu köyde en yakışan kız Belle
O gün çok özel şeylere tanıklık ediyorduk.
Howard'ın dokuz ay sonra aramızda olmayacağını ise bilmiyorduk.
Howard ve ben Flannery Lane sokağında büyüdük...
SARAH GILLESPIE KIZ KARDEŞİ
...Baltimore'da. Sıra sıra evler olan bir sokaktı.
Peşi sıra on evin ardından
küçük bir boşluk gelir, sonra bir on ev daha sıralanırdı.
Howard hikaye anlatmaya bayılırdı. Ben de kardeşi olarak
onun en iyi dinleyicisiydim.
Evde yalnızdık. Yalnız kaldığımızda hep benimle ilgilenirdi.
Bana "burada bekle" dedi ve üst kata gitti.
Sesini duyabiliyordum. Kapı kapandı.
Bir şeyler oluyordu. Banyoda bulduğu havluyu
kafasının etrafına bir sarık gibi dolamıştı.
Beni yukarıda, merdivenlerin başındaki odasına çağırdı.
Uzun, ince, dik bir merdivendi. Odasında ışıklar sönük,
perdeler inikti.
Loş bir ışık vardı.
Lambanın üstüne bir şey koydu. Bana etrafı göstermeye başladı.
Artık onun odasında değildik. Yarattığı ülkeyi
gezdiriyordu bana.
Oyuncak kovboylar, Amerikan Yerlileri, asker figürleri kullanmıştı.
Onları boyamış, peçetelerle giydirmiş,
simle süslemiş, her birini özgün birer karaktere
dönüştürmüştü. Sıradan birer kovboy veya Amerikan Yerlisi değillerdi artık.
Onlara diorama gibi minik sahneler kurgulamıştı.
Bana hepsini tek tek gösterip gördüklerime
dair hikayeler anlattı.
"Bak oradaki Tinker Bell" veya "Bu Peter Pan,
Kaplan Lily" gibi. Sahnelerden birinde göl veya buz pisti
yerine kullandığı bir ayna vardı.
Yaratıcılığını tümüyle ortaya koymuştu.
Hiç bilmediğim, Baltimore'dan aşina olmadığımız bir yere
yolculuğa çıkarmıştı beni.
Howard eğleniyor, keyifle anlatıyordu
ve sizi de alıp beraberinde bir yolculuğa çıkarıyordu.
SHIRLEY ASHMAN ANNESİ
Howard arka bahçede gösteriler düzenlerdi.
Oyunlar yazar ve rolleri mahalledeki tüm çocuklara dağıtırdı.
Evdeki bütün nevresimleri, eski çarşafları
perde ve kostümlerde kullanırdı. Hiçbir şeyi atmama izin vermezdi.
Babamın adı Ray idi, Ray Ashman.
RAY ASHMAN BABASI
Birçok işte çalışmıştı. Ama içlerinden en çok hatırladığım
dondurma külahı fabrikasıydı. Kamyonetle
külahları dağıtarak başlamıştı.
Howard'ın dans dersleri alması gerektiğini söylediğimizde
babası önce "Olmaz öyle şey. Erkek adam dans dersi almaz" demişti.
Babam cidden komikti, çok komik bir adamdı.
Ondan hikaye anlatmaya dair bir iki şey öğrenmişliğim var.
Bir seferinde yaptığım bir espriye güldü ve ertesi gün
esprideki vurucu kısmı alıp kendisiyle ilgili
bir hikayeye çevirdi.
Asla "Adamın biri bara girmiş" diye başlama.
"Geçen gün bir bara girdim" de. Babam böyle biriydi.
Howard'ı balığa, beyzbola götürmeye
çalışırdı ama Howard bunlarla ilgilenmezdi.
Bir gün balığa gittiler. Nehrin kıyısında oturmuşlar.
Oltayı suya atıp öylece beklemişler. Howard hiç..
Ray de balıkçı sayılmazdı, ama bir oğlun varsa
böyle şeyler yapman gerek diye düşünürdü.
Otururlarken göz göze gelince "Howard, eğleniyor musun?"
diye sormuş. O da "Hayır, baba. Sen?" diye cevaplamış.
Babası da "Ben de. Haydi eve dönelim" demiş.
Çıkıp eve geldiler. Balık falan yok.
Annem hayatında bir dönem yarı profesyonel şarkıcıydı.
Bir keresinde yerel bir tv programında şarkı söylemiş. Yıldızmış.
O yıldızlık Howard'a geçti, ama hepimiz şov dünyasıyla hep
temas halindeydik.
Howard altı veya yedi yaşlarındayken bir gösteriye gittik.
Çocuk oyunuydu. Sahnede çocuklar vardı.
Çocuklar sahnede oynamaya başlayınca
Howard beni dürtüp "Anne, ben de oynamak istiyorum, keyifli görünüyor dedi.
Ne yapmak gerektiğini öğrenip
onu birileriyle tanıştırdım ve CTA'ya, yani Çocuk
Tiyatroları Derneği'ne kaydettirdim. Bu iyi gelir dedim
çünkü oyundaki tüm karakterleri taklit etmeyi seviyordu.
Kah Peter Pan, kah Kaptan Hook olurdu. İstediğini taklit ederdi.
"Howard, falancanın taklidini yap" desen yapardı.
Piyano çalan birçok arkadaşım vardı. Uzun süre
Rogers ve Hammerstein'in vokal parçalarını dinledim.
Ford's tiyatrosunda Mitzi Green'in oynadığı Gypsy'yi izledim.
Kim oynadı unuttum ama Benim Güzel Meleğim vardı. Klasikler işte.
Sanırım benim neslim aynı oyunlarla büyüdü,
aynı zamanda aynı oyunlara hayran oldu.
Her şeye şiir yazardı.
SHIRLEY ASHMAN ANNESİ
Doğum günleri, bayramlar, yıl dönümleri.
Şiirler hikayelere, hikayeler
oyunlara ve şarkı sözlerine dönüştü.
Şarkı sözleri hep bir hikaye anlatırdı.
Hareket eden her şeyden bir müzikal çıkartıyordum
on dört yaşındayken. Lisede,
listelerimi müzikalleştirmek bir çeşit hobimdi.
SARAH GILLESPIE KIZ KARDEŞİ
Ailede üniversiteye ilk Howard ve ben gittik.
Bizimkiler "Tiyatro okuyacaksan Yale'e gitmen
gerekir" diyen ebeveynlerden değillerdi.
Howard ilk yılında Boston Üniversitesi'ne gitti.
Ardından da Goddard'a.
Goddard gelmiş geçmiş en marjinal
üniversiteydi. Not diye bir şey yoktu.
Tam anlamıyla bohemdi.
Orada çok mutluydu, pek çok oyunda görev aldı.
Sıra dışı olan deneysel tiyatroyla ilgilendi.
Annemin anlattığına göre, Howard bir sefer
çırılçıplak yerde kıvranıyormuş.
Tam gözünün önünde. İkisi için de
pek hoş bir an sayılmaz.
Bir yazını bir tiyatro programında geçirdi ve Stuart White'la tanıştı.
Snooze derdik ona o zamanlar. Snooze White.
İşe bakın ki Snooze da Baltimore'luydu,
ama hiç tanışmıyorlardı.
KYLE RENICK İDARİ MÜDÜR, WPA TİYATROSU
O yaz bir noktada gizliden gizliye çift olmuşlardı.
Stuart yerinde duramazdı, cin gibiydi.
Muhteşem bir oyuncuydu ama asıl tutkusu,
asıl yapmak istediği yönetmenlikti.
Birbirilerine aşık oldular.
Yüksek lisans yapmak için birlikte
Indiana'ya başvurdular. Profesyonel bir tiyatro topluluğunda
görev aldıkları için ikisi de burs kazanmıştı.
Birlikte yaşamaya başladılar. Kendilerine bir yuva kurdular.
Hatırlıyorum, Howard o evde çok mutluydu.
Howard'ı 1971'de...
NANCY PARENT ARKADAŞI VE MESLEKTAŞI
...Indiana Üniversitesi tiyatro bölümünde tanıdım.
Ben birinci sınıftım, o ise Indiana Gezici Tiyatro Topluluğunda
oyuncuydu.
Kendini oyuncu olarak görmüyordu sanıyorum,
ama muazzam bir oyuncuydu. Yapmak istediği bu değildi.
Yazıp yönetmek istiyordu.
Oyun yazarlığı alanında master yapacak,
tezi Karlar Kraliçesi üzerine olacaktı.
Şarkılarına söz yazacak ve yönetmenliğini üstlenecekti.
Herkes, ama herkes bu prodüksiyonun bir parçası
olmak istiyordu.
Howard müthiş karizmatikti. Etrafı daima hayranları ile
çevriliydi.
Howard enerjik...
KYLE RENICK İDARİ MÜDÜR, WPA TİYATROSU
...capcanlı biriydi.
Stuart ise gösterişli bir oğlan çocuğuydu.
Birlikte oyunlarına sayısız
seyirci çekmişlerdi.
Stuart ve Howard birlikte canavar gibilerdi.
Çok iyi bir uyum içindeydiler, çünkü Howard yazarken
Stuart da yönetiyordu. Indiana Üniversitesi'ni birlikte
bitirdikten sonra New York'a taşındılar.
70'ler New York'u ürkütücü ve pisti.
Çok korkunçtu.
Hem büyüleyici hem de korkutucuydu.
Birkaç kez soyulsam da enerjisi yüksek bir şehirdi...
DENNIS GREEN SÖZ YAZARI
...yaratıcılık had safhadaydı ve bu hissediliyordu.
Howard New York'un tiyatro çevrelerine dahil değildi.
NANCY PARENT ARKADAŞI VE MESLEKTAŞI
Yale çıkışlı pek çok oyuncu ve yönetmenin sahip olduğu
ilişkilere sahip değildi.
Arkadaşları bizdik, Indiana Üniversitesi'nden arkadaşları olan bizler,
ki biz hiç kimseydik.
New York'a geldiğimde, yazar olarak bir
projeye giriştim çünkü artık oyun yazarı sayılırdım.
İlk geldiğimde tek tük yapımcı da buluyordum.
Tek sahneli oyunlar.
New York'a taşınınca...
SARAH GILLESPIE KARDEŞİ
...yaptığı işlerden para kazanamadı. Gün geldi
"Tiyatroda dikiş tutturamayacağım, belki de
yayıncılığa kaymalıyım" diye düşündü.
Paraya ihtiyacı olduğundan arka kapak yazıları yazıyordu.
Mickey Fare'nin Kulüpevi Albümü'nün editörlüğü işini almıştı.
Sevinçten havalara uçmuştu çünkü çocukken çizgi filmini izlemeye bayılırdı.
Üzerinde çalışması için Kaliforniya'ya gelip
No comments yet. Be the first to leave one.