The first 200 lines.
GERÇEK BİR HİKÂYEDEN UYARLANMIŞTIR
LONDRA ÜNİVERSİTESİ
Hazır mıyız çocuklar?
Hepinizin beklediğim adam!
Bay Bob Hope!
Adına Vietnam Birleşik Devletleri dediğim bu yerdeki...
Long Binh’e hepiniz hoş geldiniz.
Emekli olmam hususunda imza toplayıp, başkana gönderdiğiniz kulağıma geliyor.
HOŞ GELDİN BOB
Benden bu kadar kolay kurtulacağınızı sanıyorsanız...
bir de Raquel Welch’e sorun derim.
-Haydi bakalım! -Göster ona, Bob!
S. Alexander?
Evet.
Şimdi arkanıza yaslanıp, gevşemenizi istiyorum.
Sırada dünyanın en güzel kızını tanımak var.
Tabii bu benim fikrim değil. Onun gerçek unvanı.
Ta Viyana’dan kalkıp buralara gelen, 1969 Dünya Güzeli...
Eva Rueber-Staier.
Ölçüleri 86-60-92.
Şuna bakın çocuklar.
Gösterimiz birden daha da alevlendi.
Eva tatlım, arkadaşlara merhaba demek ister misin?
Merhaba.
Ara veren öğrenci.
-Sally Alexander? -Evet.
Evet, tarih.
İngiltere’de neden hiç devrim olmadı?
Eva Rueber-Staier.
Vay be!
Bakın ne diyeceğim, komünistleri eve gidince böyle biri bekliyor olsa...
buradaki işimiz çoktan bitmiş olurdu.
Evet!
Amerikan İç Savaşı’nı asiler kazandı...
ama o zaman bile yeni düzen, sadece bir nesil dayanabildi.
O zaman burada şunu sormak gerek:
Devrimlerimizin hepsi neden başarısızlığa mahkumdü?
Dosyanızda okulu 15 yaşında bıraktığınız yazıyor.
Gittiğim okul, akademik azmi körükleyen bir yer değildi.
Daha çok kızları evlilik hayatına hazırlamayı amaçlıyordu.
Ben de zaten bu yüzden eğitime geri dönmeye karar verdim.
Tarih bölümünden diploma aldım.
-Ruski Koleji’nden? -Evet.
Orası bir sendika geçmişine sahip olmayı şart koşmuyor mu?
Sendika geçmişim var zaten.
Eşitlik Sendikası’na üyeydim.
Demek oyuncusunuz?
Hayır.
Okuldan sonra bir şeyler yapmam gerekiyordu, annem de...
konservatuarın kulağa, sekreterlik okulundan daha iyi geldiğine karar verdi.
Ama hiçbir zaman başarılı olamadım.
İnsanların bana bakmasından hoşlanmıyorum.
-Konservatuardan sonra peki? -Evlendim, bir bebeğim oldu.
Peki, ara veren bir öğrenci olarak...
okula başvurmanıza kocanız ne diyor?
Aslında, boşandığımız için artık ne dediğinin pek bir önemi yok.
Bir çocuğunuz var, Bayan Alexander.
Bu okulun öğrencisi olmak çok talepkâr bir iştir.
Evet.
Diplomamı kızıma bakarken aldım.
Onur öğrencisi oldum.
Birlikte yaşadığım adam, çocuğun bakımını benimle paylaşıyor.
Derslere geç kalmak veya teslim tarihlerini kaçırmak gibi bir durumum asla olmayacak.
Olgun davranacağım.
Ara vermeme rağmen, olgun bir öğrenci olacağım.
Acele et, Jo.
Haydi, haydi, haydi!
KAHROLSUN PENİS KISKANÇLIĞI
UYUMSUZ
Yapmasam olmazdı!
KADIN KONFERANSI
-Selam. -Sally.
-Daha çok sandalye gerekecek. -Tamamdır.
2 AY SONRA
-Anne gelmiş! -Selam.
-Anne! -Selam.
Ne?
Sen çıktıktan sonra geldi.
Londra Üniversitesi.
Davet ediyorlar. Kabul edilmişim.
Tabii ki edeceklerdi!
Ben...
Sarıl bana! Sarıl!
“Tarih bölümümüze kabul edildiğinizi belirtmekten zevk duyarız...”
İnanamıyorum.
KREŞ
Bunun bir kadın konferansı olması lazımdı. Niye her yerde erkek var?
Pek mutlu da görünmüyorlar, değil mi?
Şu surata bak.
Tanrım! Neşelen dostum.
Kalıcı değiliz. Hafta sonu için geldik sadece.
Parti şapkan da olsun.
Endişelenme dostum. Seni dışlayacak değiliz.
Affedersiniz. Pardon. Yapmasanız olmaz mı?
Gittiğinizde birilerinin buraları temizlemesi gerekecek.
Neden, yetkililerin canını sıkarız diye mi?
Tipik Oxford öğrencisi. Mücadele ruhu sıfır.
Ben Oxford öğrencisi değilim.
Burası üniversiteye girmeye çalışanlar için.
Tamam.
Erkek egemen düzeni yıkma derdin yok. Masada bir yerin olsun istiyordun sadece.
Masada ben de olursam, erkek egemen bir düzen olmaz, değil mi?
Geldi. Oturalım haydi. Jo.
Kadın olmanın anlamı nedir?
Emeğimizin karşılığını alamamamız...
ve zihinlerimize yeterince kıymet verilmemesi.
Geçen yıl, kadın konferansı teklifiyle gittiğimiz erkekler bize güldü.
Ama şimdi burada, kurtuluş yolundayız.
Kolay olmayacak.
Nasıl şartlandırıldığımızın, güçlü olmak yerine hoşnut etmek için...
nasıl eğitildiğimizin farkına varmak zorundayız.
Hayattaki amacımızın erkekleri var kılmak, onlara hizmet etmek olduğu söylendi bize.
Şimdiye dek adını bile...
koyamadığımız bu adaletsizlikleri tarif edeceğimiz bir dil bulmamız gerekiyor.
“Irkçılık” kelimesi zorbalığa işaret ediyorsa...
“cinsiyetçilik” de başka türde bir zorbalığa işaret etmez mi?
Kadınların erkeklerden aşağı olduğu inancı.
Dünyaya yeni gözlerle bakmamız gerekiyor.
Kendimize şunu sormalıyız:
Ataerkil düzen olmasa nasıl giyinirdim?
Nasıl çalışırdım?
Nasıl düşünürdüm?
Nasıl seks yapardım?
Ya da kiminle seks yapardım?
Kimseyle.
Değişmemiz gerekiyorsa, dünyanın da değişmesi gerekecek...
bu yüzden bugün...
Kadınların Kurtuluş Hareketi’ni başlatıyoruz.
Ayrımcılığa son verilmesini talep ediyoruz.
Evet.
Bunun için de eşit işe, eşit ücret...
ve çocuk bakımında destek istiyoruz.
Kendi bedenlerimiz üzerinde kontrol sahibi olmayı...
talep ettiğimizde doğum kontrol ve kürtaja erişimimizin olmasını istiyoruz.
Şimdiye dek...
tek başımıza mücadele veren minicik birer dalgaydık. Ama birlikte...
birlikte, size söz veriyorum ki, bir devrim yaratacağız.
Bristol Güzeli.
BİRLEŞİK KRALLIK GÜZELİ FINAL, 1970
Bristol Güzeli’nin ölçüleri 87-56-92.
Haliyle hoş bir yüz. Sütun gibi bacaklar.
Çarpık bacaklı, çarpık dişli filan olamazlar tabii.
Ayrıca evlenmemiş olmaları gerekiyor...
bakire demek istiyorum yani.
Ölçüleri...
90-60-90 olmazsa kıvrımlarının...
doğru yerde olmayacağını söylememe bile gerek yok sanırım.
Ama güzelliğin sadece dışsal bir şey olmadığına da yürekten inanıyoruz.
Kızların çekicilik, zarafet ve...
-davranışları da değerlendiriliyor. -Mayoları da.
Sizce kim kazanacak?
Yani, Totnes Güzeli taş gibi. Gözleri enfes.
Hem balkonlarından verdiği fireyi...
arka bahçesiyle telafi ediyor.
Nantwich Güzeli’ni de yok sayamam.
Çok hoş kıvrımları olan bir sarışın.
Çok hoş, Nantwich Güzeli.
Peki, Dünya Güzellik Yarışması için...
bu yılın özel konuğundan bahseder misiniz?
Bu yılın sürprizi kim olacak?
Acaba kim, çocuklar? Acaba kim?
Hanımlar beyler, kocaman alkışlarınızla...
karşınızda finale kalan yedi yarışmacımız.
Kim olacak cidden?
İlk sırada karşınızda...
Nantwich Güzeli.
Golfe mi?
Biraz işim var.
İş mülakatı.
Yine mi?
Sen Joan olmalısın.
-Vay be! -Bob.
Joan Billings.
-Bu taraftan. -Teşekkürler.
-Kaç yaşındasın, güzelim? -18.
18. Bahar kadar güzel.
Günaydın Bay Hope.
-Kahkaha üssüne hoş geldin. -Vay be!
Bunlardan elimizde bir depo dolusu var.
Bob Hope Müzesi için gün sayan, 50 yıllık hatıra.
Kolları sıvayıp, o müzeyi kurmak lazım artık.
Şakalarımın hepsi burada, tam 538 bin tane.
Dolapların hepsi depreme ve yangına karşı dayanıklı. Acayip değil mi?
Vay be, Bay Hope. Vay be!
Akademi Ödülleri, reklamlar, tarım, havayolları.
A’dan Z’ye tüm sektörler elimizde.
Bir grup yazar, 7/24 arı gibi çalışıyor.
Arı vız, vız, vız...
-Sihirbazlar, Malibu, evlilik. Masaj. -Seç birini haydi.
Efendim, Mecca yine hatta.
Güzellik Yarışması ekibi.
Bununla siz ilgilenmek ister misiniz, Bayan Billings? Ne dersiniz?
Bakalım elinizden ne geliyor.
Alo.
Ben Bayan Billings, Bay Hope’un kişisel sekreteriyim.
Sürekli aradığım için özür dilerim...
ama en azından olumlu ya da olumsuz bir cevap verseniz...
bizi çok mutlu edeceksiniz.
Evet, anlıyorum.
Bir saniye bekletiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.