The first 200 lines.
Hanımlar ve Beyler, öğlene kadar
devam edecek olan programımıza hoş geldiniz.
Bu kirli şehrin göbeğinde bizi dinlemeye devam edin...
Neler oluyor?
Tanrım! Öldürdü onu!
Neden yaptın, büyükbaba?
Hayatımın en önemli günüydü!
100.000 takipçim var!
Hayatının en önemli günü mü?
Deli misin sen?
Ne? Büyükbaba, altı üstü bir gösteri. Ünlü oluyorum.
Bak, bu telefon işi çığırından çıktı.
Hiç bu kadar çok müşterimiz olmadı.
Acayip popülerim. Bana saygı duymaya başladılar.
Nihayet şöhret oluyorum, büyükbaba!
Şöhret mi? Benim zamanımda şöhret olmak
bambaşka bir şeydi.
Ayrıca
çok yaşlandım.
Hayatını mahvettiğini
görmeye katlanamıyorum.
Mahvettiğimi nereden çıkardın?
Onca yıl Internet dalgası soytarısı olmak için mi okudun?
Birincisi, "Internet dalgası" değil.
Sadece "Internet."
Radyo gibi. "Radyo dalgası" değil. Sadece "radyo."
İkincisi, Internet'in olayı bu.
Şakalar, meme'ler, espriler, büyükbaba!
Gerçek bir iş bulsana!
Beyaz yakalı olmak için mi?
Mesaili işle kimse milyoner olmadı.
Dev bir kostümle de
-kimse milyoner olmadı. -Ne? Şaka mı bu?
Mickey Mouse var!
Barney var. Burbujas'taki
karakterler var!
Milyoner değiller ama çok kazandılar.
Ben ciddiyim.
Ben de ciddiyim, büyükbaba!
Şunu düşünsene.
Dinle şimdi.
"Cherry."
CHERRY ŞİRKETİ
Yeni şirketimin adı.
Başlangıç için biraz para gerek
-ama başaracağım. -Cherry dediğin şey de ne?
"Kiraz"ın İngilizcesi.
Kim şirketine meyve ismi koyar ki?
Kimse. Apple'ı duydun mu?
Cherry onun dünyadaki bir numaralı rakibi olacak.
Neden mi?
Çünkü o elma ısırılmış.
Benim kirazım kusursuz. Süper sevimli bir sapı da var.
En çok antioksidan onda var.
Elma gibi değil ama yine de havalı.
Dinle.
Neyin var?
Galiba...
Galiba bu kadar çok zırva dinlemekten
mideme kramp girdi!
Bence yediğin onca sandviçten ötürü midene kramp girdi!
Neyse, boş ver!
İşe dönmeliyim.
En azından birimiz çalışmalı. İzninle.
İhtiyar gelmiş bana Internet'i öğretiyor.
Kafataslarının içinde WiFi var.
-Ne haber, Yali? -Selam.
Çek şunu yoldan. Geçilmiyor.
Kendin çek, siktiğimin Teletubbie'si.
Büyükbaba!
Sevdiğin taco'lardan aldım. Barışalım diye!
Büyükbaba!
Alo?
Evet, benim.
Ne?
Kalp krizi mi? Sabah hiçbir şeyi yoktu.
Evet ama bu bir uyarıydı. Büyükbabanız yaşlı bir adam.
Tamam, bana açık konuşun.
Büyükbabanızın durumu kritik.
Çok pahalı bir tedaviye ihtiyacı var.
İyi bir sağlık sigortası yaptırmanızı öneririm.
Ne iş yapıyorsunuz?
İşten kaytarmak için her şeyi deniyorsun.
Doktor
ne dedi?
Büyükbaba.
Doktor dedi ki
oyuncu olmalıymışsın.
Abartıyormuşsun. Hiçbir şeyin yokmuş.
Harika.
Planımı uygulamaya koyabilirim.
-Ne planı? -Fark etmemiş olabilirsin ama
artık genç değilim.
Hayatımı bir şeyleri tamir ederek geçirdim.
Ama düzeltmediğim
tek kişinin kendim olduğunu
fark ettim.
Ne yapmak istiyorsun?
Yabancı dil öğrenmek.
Kilisede sevişmek.
Bir müzik grubunun solisti olmak.
En büyük hayalim ise
yamaç paraşütü yapmak.
Büyükbaba, serumuna ne koydular senin?
Saçmalıyorsun.
Haydi! Bak...
O dükkânda kaldığım sürece
bu deneyimlerin hiçbirini yaşayamam.
Büyükbaba.
Bunu daha sonra söyleyecektim
ama düzenli bir işe
girmeyi düşünüyorum.
Belki kötü bir fikir değildir.
Belki kendi işimi kuracak parayı biriktirebilirim, değil mi?
Ciddi misin?
-Evet. -Sahi mi?
Evet, sen tatile çık.
Ben burada kalıp büyük şirketlerin beni kadroya almak için
-nasıl kapışacağına bakayım. -Dükkân ne olacak?
Müşteriler ne olacak?
Bunu düşünme.
Onları bir profesyonel gibi bilgilendireceğim.
BUENDIA TEKNİK TATİL İÇİN KAPALIYIZ
SİZE DAHA İYİ HİZMET İÇİN ÇALIŞIYORUZ
YÖNETİM
Önce geleneksel yolla iş arıyorsun.
Yani gazeteden.
UYGULAMA GELİŞTİRME
Sonra Internet üzerinden başvuru yapıyorsun.
Internet'ten kız aramaya benziyor.
Profil hazırlıyor, fotoğraf yüklüyorsun.
Hobilerini yazıyorsun. Aynı şeyler.
Son olarak, sosyal medya.
"Arkadaşlar, iş arıyorum."
Mülakatta istifini bozmuyorsun.
Profiline göre değil.
Aradığımız kişi değilsin.
Daha tecrübeli birini arıyoruz.
Onları en iyi seçenek olduğuna inandırmalısın.
Daha tecrübeli olmalısın.
Bir de karşıya bak istersen.
Rakibimiz kapıdan giren her salağı işe alıyor.
Internet'ten ilişki başlatmak gibi.
Biri senden hoşlanırsa, ilgisini çekersen
hemen haber veriyor. Sonra ikinci buluşma oluyor.
Ama gerçekte Internet ilişkisinden çirkin.
Her şey yolunda, Oscar.
Omar. Adım Omar.
Her neyse. Yine de geldiğin için sağ ol.
Şimdi de hiçbir adayın
duymak istemediği sözler geliyor.
Seni ararız.
Asla aramıyorsunuz!
Evet, arayacağız.
Tamam, neyse.
İş buldun mu, bulmadın mı?
Büyükbaba, anlamadın!
Tekrar anlatıyorum.
Seni aramadan önce bekliyorlar.
Çaresiz gibi görünmüyorlar. Daha yüksek maaş isteyemiyorsun.
Pazarlama. Bunu hepsi yapıyor.
-Alo? -Merhaba. Nasılsın, Omar?
Nasılsın?
Ben Relo Tech'ten Chava. Müsait misin?
Evet.
-Alo? -Evet, benim.
-Alo? -Omar. Evet.
İşe alındığını söylemek için aradım.
-Ne zaman başlayabilirsin? -Ne zaman isterseniz.
-En erken sürede. -Yarın gelebilirim.
-Yarın uygun. -Orada olacağım.
-Tamam, teşekkürler. -Çok sağ olun.
Bana şans verdiğinize pişman...
Alo?
Alo?
Kapattı.
Ne yapıyorsun?
Sürpriz.
-Ne? Şişe mi? -Daha iyisi.
Ot mu?
Dikkat et!
Buldum.
Gördüm. İşte burada.
Bak. İniyorum.
İşte.
Şuna bak.
Ne?
Joker kılığında kıyafet balosuna mı gittin?
Babanın en sevdiği takımıydı!
Bok gibi kokuyor, büyükbaba!
-Naftalin. -Hayır! Bu son sözüm.
Bu takımı asla giymem.
RELO TECH BİRİNCİ HAFTA
Aman! Ha siktir!
Tamam, harika.
Görüşürüz. Tania'ya bilgi veririm.
Harika. Arabayı yıka.
Tamam. Sonra uğrarım.
Bekle bir saniye.
O araba bugün göreceğin en güzel şey.
No comments yet. Be the first to leave one.