The first 200 lines.
Yeşil. Aklımda en çok kalan bu.
Yeşilin o tonu.
Gördüğüm en güzel şey olabilirdi.
Yalnızca o renk.
Sadece uyumak için içeri girerdik,
bazen onun için bile girmezdik.
Bir de lastik salıncak vardı.
Her yaz
bir yerine bir şey olurdu ve her yaz büyükbabam tamir ederdi.
Bir de o elmalar.
O eski elmalar artık yok dostum.
Ne yaptılar, bilmem...
Pete, şu çeneni kapar mısın?
Hiçbir şey eskisi gibi değil.
Işıklar kapansın.
Üç yıldır buradayım.
Sanki her anını bu saçmalığı dinleyerek geçirmiş gibiyim.
"Pete'in yazları harikaymış. Büyükannesi ve büyükbabası harikaymış."
Para senet işinden gelirmiş ama seni severlermiş. Sana vakit
ayırırlarmış, annen 20 yıl önce onları kızdırana kadar.
Ayırırlardı. Hepsi doğru.
Sinirini bozuyor çünkü senin boku yemiş hayatından daha iyi.
Hayatın her nasılsa.
Hayatının benimkinden kötü olduğunu biliyorum.
En azından insanlarla aram iyi.
Dolandırıcısın sen.
Evet, güven adamıyım.
İnsanlara güven veririm, onlar da bana paralarını.
Ya sen? Silah zoruyla silah poligonu mu soyacaktın?
Ben iki güne çıkıyorum.
Senin şartlı tahliyene bile iki yıl lazım.
Bu da şu anda benim hayatım seninkinden iyi demektir.
Yani ya hayatım seninkinden iyiydi ya da anlattıklarının hiçbir önemi yok.
Her hâlükârda, bunlardan bahsetmeyi kes.
Tamam mı?
24 saat Eddie. Tanrım.
Yapacağım ilk iş Donovan's'ta çizburger katletmek olacak.
Güzel çizburgerdir.
Pekâlâ kardeşim. Yarın görüşürüz, olur mu?
Her şey yolunda mı?
Hayır Marius, değil.
-Buraya dönemezsin. -Nasıl yani?
Vince'e sandığımdan daha fazla borçluyuz.
-Çok daha fazla. -Ne kadar?
-100.000. -Ne?
Başta o kadardı. Ben ödüyordum,
sen ödüyordun, ne oldu lan?
Tefecinin üç yıldır işlettiği faizmiş.
-Bana şimdi mi söylüyorsun, tam... -Yeni öğrendim.
Ölmemi istiyor, değil mi?
Bilmiyorum.
Ama çıktığında seni bekleyen adamları olacak, yani...
Onunla konuşup...
Hayır, iş konuşmanın ötesinde Marius.
En azından senin için.
Beni seviyor, o yüzden... Bırak, ben halletmeye çalışayım.
Ama senin saklanman lazım.
Eddie.
Saklanmalısın.
Peki, tamam.
Ne oldu, artık konuşmuyor musun?
Önerin buydu.
Hayır, haklıydın, hayatım berbat.
Babamla hiç tanışmadım,
annemi anca kolunda iğne yoksa görüyordum,
bir düzine de üvey ailem oldu
ve sadece üçü beni para için almamıştı.
Seninse sevgi dolu...
Büyükbabanlar vardı.
Bu bana bir şeyler mümkünmüş gibi hissettiriyor.
Konuşmak istersen...
En çok büyükannemi severdim.
Kimseden bir şey almazdı.
-Öyle mi? -Evet.
Herkes ondan korkardı.
Çiftlik nerede?
Selam tatlım.
Bekle, affedersin.
Bir arkadaşımızı bekliyorduk.
Marius Josipovic. Bugün çıkıyordu.
Kardeşleri misiniz?
Neyi?
Hayır.
Tek durak var. Halk otobüsü değil bu.
Ama kardeşlerim buluşmaya geliyor.
Senin adına sevindim.
Babam da onlarla.
Gelmemesi gerekiyordu ama evde durmaz.
Bak, babam hapse girdiğimi bilmiyor.
Hapse girmemden hemen önce kalp krizi geçirmişti,
geçen ay bir daha geçirdi
ve anneme göre gerçeği söylemek onu öldürecek.
Üç yıldır ona çaktırmamayı başardık.
Şimdi mi batırayım yani?
Sonraki ışıkta dur ve kapıyı aç, ineyim,
yolun gerisini yürüyeyim ve babama sarılayım.
Normal bir oğul gibi.
Teşekkür ederim.
"İyi bir hokeyci diskin olduğu yerdedir.
Harika bir hokeyci ise diskin olacağı yerdedir."
Kim demiş bunu Bobby? Kim?
Hiçbir fikrim yok Nate.
Hiç tutkusu yok.
Merhaba, kayboldum da...
Aksanın var. Nerelisin?
-Ben mi? -Evet.
Kanada, Montreal'liyim.
Tanrım. Kanada'dan nefret ederim, biliyor musun?
Üzgünüm.
Bobby, duydun mu?
Adamı aşağıladım, o da özür diledi!
Kanadalılar! İnanılmaz!
Taşak geçiyorum adamım. Bayılırım Kanada'ya!
Bekâretimi orada, striptiz kulübünde kaybettim.
Babam ödemişti. Evliya gibi adamdı.
Gel, ben yardım edeyim.
Bu adam bir şey bilmez, gel.
Hadi!
Peki, ben...
Buraya gidiyorum.
Ama buradayız, değil mi?
-Albany'ye mi gitmek istiyorsun? -Evet.
Trene bineceksin sadece! Sağa doğru yürü, sola dön, düz git, göreceksin.
Harika! Teşekkürler.
Ben de gidiyordum, kar artacakmış diye duydum.
Barmen, arkadaşıma bir içki daha.
O söz de Gretzky'nindi.
Duydun mu Bobby? Gretzky.
Merhaba büyükanne. Büyükbaba.
Benim, Pete.
Düzenbaz Pete
Pete.
Limonata ister misin?
-Çok ister... -Limonatadan nefret eder.
Audrey.
Bir bardak su alabilirim, diyecektim, sorun olmazsa.
Getirdiğin için teşekkürler ama.
Tamam.
Sağ ol büyükbaba.
Şurada bir elma ağacı yok muydu?
Birkaç yıl evvel kurudu.
Ağaç evlerini şimdi nereye yapacaksın büyükbaba?
20 yıldır neredeydin?
Yani nerede yaşıyordun?
Evlendin mi? Çocuk var mı?
Soracak çok şey var.
Annen nasıl?
Üç yıldır konuşmadık.
Ne oldu?
Nasıldır, biliyorsunuz. Kolay kolay hata affetmez.
İrsî olsa gerek.
Bize yaptığı affedilemezdi.
Bütün aileyi öğle yemeğine çağırdım.
Bütün kuzenlerini.
Harika.
Büyükanneme göre annen beceriksizin teki.
Onun da büyükannesiyim ve bunu söylemedim.
Merak etme, ona göre ben de beceriksizim.
Bunu da söylemedim.
Harika.
Bluzun yeni mi?
Hayır.
Laney'nin. Geçen onlarda kaldığımda ödünç almıştım.
Güzelmiş.
Julia, hiç değişmemişsin.
Dişlerim çarpıktı, saçım örülüydü.
Güzeldin.
Ailen nerede?
Öldüler.
Carly.
"Vefat ettiler." desem herkes için daha mı iyi?
Vefat ettiler.
12 yıl evvel araba kazasında öldüler.
Sonra büyükbabam felç geçirdi.
İyiyim ben.
Bazı şeyleri unutuyorsun.
Herkes unutur.
Pek iyi yürüyemiyor, o yüzden de çalışamıyor.
Çalışabilirim.
O çalışamayınca mecbur ben çalışıyorum.
Çalışabilirim!
Çalışmak zorunda değilsin.
-On yıl önce emekli olmam gerekiyordu. -Yarın olabilirsin.
Sonra? Yerime sen mi geçeceksin?
Julia birkaç yıldır bizimle çalışıyor.
Çok yardımı oldu.
Birkaç hafta evvel ben hastayken işleri iyi yürüttün aslında.
Kızarıyor muyum?
Ama kime güvenip kime güvenmeyeceğimizi bilerek para kazanıyoruz.
Kusura bakma ama bu işte iyi olsaydın
çocuklarının göz rengi aynı olurdu.
Ciddi misin?
KUTSAL İNCİL
Evim Evim Güzel Evim
Nerede finans okumuştun?
Pardon. Aile işinde çalışıyorsun değil mi?
Senetler, yatırım fonları.
İşletme okumuşsundur diye düşündüm.
Senet işi.
Değil mi?
No comments yet. Be the first to leave one.